Sığınmacılar (1990-2000) Londra

Sığınmacılar (1990-2000) Londra

Gün Zileli, 2011, İletişim.

“Bu büyükçe parklarda, işsiz siyahlara olduğu gibi, bizim Türkiyeli sığınmacılara da rastlardınız. Sokaklarda ya da parklarda, kafasında köylü kasketi, üstüne bol gelen ceketi ve pantolonu, uzun sarkık bıyıklı, yaşlı Alevi köylülerine rastlamak insana hüzün verirdi. Kim bilir hangi rüzgâr savurmuştu onu köyünden alıp bu yabancısı olduğu diyarlara. Elleri arkasında, parmaklarına tespihini dolamış, başı havalarda, öylece, tek başına dolaşırdı. Belki de konuşacak birilerini arardı… Sığınamamış sığınmacının heykeli gibi bir taşın ya da bankın üzerine oturmuş olurdu. Çaresiz, umarsız, yalnız, ne geldiği yere ne kendi içine ne de dilsiz kaldığı bu ülkeye sığabilen acılı sığınmacının…”

Gün Zileli

Gün Zileli’nin 1946-2000 yıllarını kapsayan uzun soluklu otobiyografisi elinizdeki bu ciltle tamamlanıyor. Önceki dört ciltte, gençlik yıllarını, 1960, 1970 ve 1980′lerdeki siyasal mücadelesini anlatan Zileli, bu ciltte 1990 yılında gidip yaklaşık on beş yılını geçirdiği Londra’daki “sığınmacı” yaşamının on yılını konu ediyor. Yalnızca kişisel anılarını aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda “göçmenlik” gerçeklerine Türkiyeli bir sığınmacının gözünden tanıklık etme fırsatı sunuyor okuyucuya. ’90′lı yılların Londras”na ait bir panorama ortaya koyması da cabası…

Sığınmacılar, benzersiz bir yaşam anlatısının beşinci ve son halkası. Aynı zamanda Türkiye’nin yakın dönem sol siyasal geçmişinde aktif bir yere sahip olan Zileli’nin Londra’daki Türkiyeli göçmenlerin yaşamına içeriden tanıklığı.

Kitap Hakkında Çıkanlar:
SIĞINMACILAR (Yalçın Hafçı)



112 yorum var

Yorum yaz | RSS Yorumlar [?]
  1. 1 cok sevindim 10 Haziran 11 / 11pm

    merakla bekliyoruz

  2. 2 Dr.Can Güngen 11 Haziran 11 / 9am

    İnternet üzerinden sipariş verdim.
    Öğretici olması yanısıra keyifle okunan kitaplar yazdığı için Gün hocaya şimdiden teşekkürler…

  3. 3 Asım Öz 16 Haziran 11 / 4pm

    Ben kitabı daha yeni bitirdim. açıkçası otobiyografi dizisinin Sığınmacılar’la sonlanması bir okur olarak beni üzdü.İkibinlerden sonraki süreç de yazılmalı diye düşünüyorum..
    Bir düzelti (mi): Sayfa 172′de alttan 11. satırdaki Gülay Günay olmalı sanırım..

  4. 4 zafer 17 Haziran 11 / 1pm

    iki yıldır beklediğim sığınmacıları pazar günü büyük bir hevesle okumaya başladım kitap bittiginde içim acıdı.. oysa küçük bir manevrayla aydınlık saflarına dönebilirdi ama bütün kaleler düştügü halde gün abi hastabakıcılık yaptı bisiklet üstünde gazete dagıttı ve yalnız kaldı şermine belki bu yüzden bu kadar sarıldı sonra aklıma tv de oral çalışlar ve kerameti kendinden menkul oğlu geldi bütün bunlara değermiydi bilemiyorum gün abi mutludur inşallah

  5. 5 BaranaS 22 Haziran 11 / 10pm

    Yarılma ve devamında Zileli,geçmişine yazıklanıyordu.
    Dahası yer yer itirafta bulunuyordu.
    Bakalım bu kitabında,artık sözümona özgürleştiği dönemde huzura ermiş olarak mı karşımıza çıkacak ?

  6. 6 Gerçekçi ol Baran AS 22 Haziran 11 / 11pm

    “Yarilma ve devaminda” ifadesi saçma demek ki okumamissin bile, kulaktan dolma yaz dur , yok öyle .
    Zileli geçmisine yaziklanmiyor, bu yaklasim hiç yok, bence bilakis mutlu gibi.
    Itiraf edecek birseyi yok ki (sizinkiler gibi ergenekonla isbirligi yapmadi) , belki yer yer özelestiri var, ama bol miktarda da yargilama var, 20-25 yasindaki gençleri 60 yasindaki adamin gözüyle hesaba çekiyor, hata burada. Sen ise okumadan saçmalamaktasin
    Bir Ak Partili olarak Zileli’nin birçok görüsüne karsi olsam da bunlari söylemek zorundayim. Olayi sapta önce, yargilamayi daha sonra yap.

  7. 7 Kaan 2 Temmuz 11 / 6pm

    e-kitap olarak elde etme sansimiz var mi?

  8. 8 Gün Zileli 3 Temmuz 11 / 9pm

    isterdim ama mümkün değil ne yazık ki? Çünkü sözleşmem var.

  9. 9 Kaan 3 Temmuz 11 / 11pm

    Turkiye’de kimi yayin evlerinin e-kitap satisina basladigini duymustum. Yurt disinda yasadigim icin kitabi matbu halde elde etmem zor oluyor. Acaba iletisim yayinlarinin bu kitabi e-kitap olarak satmak konusunda bir plani olup olmadigini biliyor musunuz?

  10. 10 Gün Zileli 4 Temmuz 11 / 7am

    Hiç sanmıyorum. İletişim’in ekitap satışına girmesi kendi intiharı olur.

  11. 11 Kaan 5 Temmuz 11 / 11pm

    Orta vadede baslayacaklardir diye tahmin ediyorum..

  12. 12 Gurcan Cekic 21 Temmuz 11 / 10pm

    Kitabı bir çırpıda okudum.. Üzerine tabiki konuşulacaktır.. Ama bir arkadaş yukarıda belirtmiş ben de aynı fikre katılıyorum. Kitabı okuyunca içim acıdı..

  13. 13 Irfan Tastemur 8 Ağustos 11 / 1pm

    Gün Zileli’ye Düzeltme

    Siginmacilarin Paparazzisi Gun Zileli yalan yaziyor, iftira atiyor

    Gün Zileli’nin İletişim Yayınları’ndan çıkan “Sığınmacılar” isimli anı kitabının 275-279 sayfaları arasında yazdıklarının tamamına yakını gerçek dışı ve hayal ürünüdür. Zileli, anlaşılmaz bir neden ve ruh haliyle kitabının bu bölümlerinde İrfan Taştemur ve Hanife Taştemur hakkında yalan söylemekte, dahası iftira atmaktadır. Gun Zileli, kendisine bu iddialari soran Iletisim yayinlari editorune de yazdiklarinin uydurma ve dedikodu oldugunu da itiraf etmis ve Iletisim editorunun kitabin yapilacak ikinci baskisinda bu iddialara yer verilmemesi onerisini de kabul etmistir.

    Kendisini politik olarak yeniden kurma çabaları sürekli olarak kişisel bir bozgunla sonuçlandığı anlaşılan Gün Zileli’nin ortada hiçbir gerçek neden yokken açıkça yalan yazmasının nedenini anlamak mümkün değildir. Bu durum ancak problemli bir ruh haline sahip olmakla açıklanabilir. Çünkü, doğrudan bilgi sahibi olmadığı ve tanıklık yapmadığı gibi, başkaca hiçbir kanıta ve tanıklığa da dayanmadan, insanların onurları ve kişilikleri ile oynamak ancak sorunlu bir kafaya sahip olmakla mümkündür. Zileli’nin bu tutumu, sadece son kitabında yazdıklarına değil, daha önce yayımladığı diğer anı kitaplarına da kuşkuyla bakmamıza neden olmaktadır. Zileli’nin gerçek hayatla kurduğu ilişkiler ve yazdıkları arasında hiçbir bağlantı yoktur, sahte bir kişisel tarih oluşturmaya çalışmaktadır.

    Bu nedenle Gün Zileli’nin okurlarını uyarmak sadece kişisel düzeltme hakkını kullanmak değil, aynı zamanda entelektüel ve tarihsel bir sorumluluktur.

    Saygılarımla

    İrfan Taştemur

    irfan.tastemur@gmail.com
    0044-7916288589
    0044-2088002396

  14. 14 Gün Zileli 8 Ağustos 11 / 2pm

    İrfan Taştemur’un yazdıklarını okudum. Elbette benimle ilgili yaptığı yorumlar üzerine bir şey söyleyecek değilim, ancak somut olaylara ilişkin birkaç söz söylemek isterim.

    1. İletişim’den Nihat Tuna bundan birkaç gün önce telefonla beni arayarak, İrfan Taştemur hakkında yazdıklarımın Taştemur tarafından reddedildiğini, uydurma olarak nitelendiğini ve kitabın bundan sonraki baskılarında bu bölümlerin çıkartılmasını talep ettiğini belirtti.

    Nihat Tuna’ya cevabım aynen şöyledir: “Ben, o zaman İrfan’ın bana anlattıklarını yazmıştım. Eğer kendisi reddediyorsa kanıtlayacak durumda değilim. Bu durumda o bölümlerin çıkartılması makul olmaktadır. Çıkartabilirsiniz.”

    Bu durumda İrfan Taştemur’un, yukardaki, “İletisim yayinlari editorune de yazdiklarinin uydurma ve dedikodu oldugunu da itiraf etmis”tir sözleri gerçeği yansıtmamaktadır. Yani ben, yazdıklarımın uydurma ve dedikodu olduğunu kabul etmiş değilim. Sadece, yazdıklarımın İrfan’ın kendi beyanlarından ibaret olduğunu, fazlaca da bir tanığım olmadığından gelecek baskılarda çıkartılmasını kabul ettim. Neyse ki bu sefer tanığım var: Nihat Tuna

    2. İrfan Taştemur, yukardaki beyanında sözü geçen sayfalarda ne gibi bir iftira attığımı tekrarlamamayı tercih etmiş, olabilir. Ben de onun bu ruh haline saygı göstererek burada tekrarlamayacağım ama “İFTİRA VE DEDİKODU” suçlamaları dolayısıyla şu kadarını bir kere daha vurgulamak zorundayım.
    Orada yazılanları benim hayalimden uydurmam mümkün olmadığı gibi bunlar bana bir dedikodu sonucu da ulaşmamıştır. İrfan’ın şimdi “iftira ve dedikodu” dediği bilgileri bana anlatan İrfan Taştemur ve eşinden başkası değildir.

    Gün Zileli

  15. 15 Anonim 8 Ağustos 11 / 3pm

    Gün Zileli’nin İrfan ve Hanife hakkında yazdıklarından bazıları gerçek olsaydı da geçim sıkıntısı çekerek yaşamak zorunda kalmasaydılar iyi olurdu. Ama maalesef gerçek şu ki İrfan ve Hanife Gün Zileli’nin uydurduğu gibi bir maadi desteğe sahip olamadı. Dayanakszı iftira sayılabilecek iddialar Gün Zileli’ye de oldukça prestij kaybettirmiş.

    Keşke kendi kafasındaki hayalleri gerçekmiş gibi yazmasaydı.

    Şimdi de keşke yanlışa başka bir yanlış daha eklemek yerine yerine özür dileyip geri çekilebilecek erdemi gösterebilseydi.

  16. 16 Hanife Tastemur 8 Ağustos 11 / 7pm

    Gun Zileli’nin kitabindaki iftira uzerine, kitabi basan Iletisim yayinlarina gonderdigim mesaji asagida iletiyorum.Yayinevi yetkilileri yaptiklari bu dikkatsizlikten dolayi bizden ozur dilediler ve bir tur tekzip olarak, aciklamalarimizi, kendi web sitelerindeki kitabin tanitildigi bolumun altina koyacaklarini da ilettiler.

    Hanife Tastemur

    Irfan’in size daha once gonderdigi mesajinda yazdiklarina ekleyecek pek bir sey yok aslinda. Ben sadece bir kac duzeltme yapmak istiyorum. Her biri tek tek onurla tasinabilecek aidiyetler ama ben ne Arap kokenli, ne Alevi ne de Adana’liyim. Birakin karisik mali iliskiler icinde olmayi, emegimin karsiligi olarak aldigim para disinda hayatimin hicbir doneminde kimseyle mali bir iliskim de olmadi. Hayatimda kimsenin sekreteri olmadim. Hicbir sirkette bana legal bir temsilcilik verecek sekilde imza yetkisine sahip olmadim. Paranin karasi degil akiyla bile ancak iki yakami biraraya getirecek miktarda bir iliski kurmayi becerebildim, oyle canimla malim arasinda falan kalmayi dusundurtecek kadar parayi ruyamda bile gormedim.

    Gun Zileli’ye itibar etmem. Yukaridaki konularda da hesap verir gibi yazma geregi duymazdim, eger ki bu kitap Iletisim Yayinlari tarafindan basilmasaydi . Ilk genclik yillarima denk dusen Iletisim’in de ilk yillarinda, pek cok arkadasimla birlikte zaman zaman ugradigimiz, dusunsel dunyamizi zenginlestiren bir mekan olmasaydi.

    3 Agustos’da, yayinevinizde yaptigimiz gorusmede soz verdiginiz gibi kitabin, olursa bundan sonraki baskilarindan bu bolumun cikarilmasini (bu konusmamizda Gun Zileli’nin de, kendisiyle yaptiginiz telefon gorusmesinde, hakkimda yazdiklarinin iftira oldugunu kabul ettigini ve bundan sonraki baskilarda cikarilmasi fikrinize katildigini iletmistiniz) ve butun yasal haklarimin sakli kalmasi kaydiyla bu aciklamama yer vermenizi rica ederim.

    Saygilarimla,

    Hanife Tastemur

  17. 17 Gün Zileli 9 Ağustos 11 / 11am

    İletişim’den Nihat Tuna ile bu sabah telefonla görüştüm. Bana söyledikleri özetle şudur: “Ben ve Tuğrul Paşaoğlu İletişim adına İrfan Taştemur’la ayrı ayrı, yüz yüze görüştük. Ona söylediğimiz şundan ibarettir: Gün Zileli, bize, kitapta anlattıklarının İrfan ve Hanife Taştemur’dan duyduğu bilgiler olduğunu, başkaca bir tanığı ya da belgesi olmadığını söyledi ve kitabın yeni baskısında bu bilgilerin çıkartılmasını kabul etti.”

    Bunu duyurayım dedim. Ayrıca Hanife Taştemur’un Arap Alevi olduğu bilgisini de ortak arkadaşımız Şaban Şerif Yarar’dan duymuştum. Yanlış olabilir. Bu bilgi de, bizzat Hanife Taştemur tarafından reddedildiğine göre, tabii ki bir dahaki baskıda kitaptan çıkartılacaktır.

    Gün Zileli

  18. 18 BaranaS 9 Ağustos 11 / 11pm

    G.Zileli şu saptama üzerinde durmalı:
    “Kendisini politik olarak yeniden kurma çabaları sürekli olarak kişisel bir bozgunla sonuçlandığı anlaşılan Gün Zileli”

    Sonuç: Savaşımın kıyısında kalmak ve gericiliğe karşı verilen savaşımı karalamak.
    Şu “anonim” vb.leri işte bu çarpıtılmış durumun onaylayıcıları…

  19. 19 Anarko Sülün Osman 10 Ağustos 11 / 8pm

    Bence kitabın en çarpıcı bölümü Gün Zileli’nin Londra’da Westminster’daki Parlamento Meydanı’nda anarşistlerin gösterisine katılıp polis geldiğinde nasıl sıvıştığı ve olayı izleyen ve o zaman anarşist olarak bu eyleme katılıp kaçan G. Zileli’ye ‘Sen ne biçim anarşistsin?’ diye soran gazeteci İrfan’a, ‘Polise karşı çıkarsam beni sınır dışı ederler’ demesi. Bu da Gün’ün İrfan’a neden diş bilediğini ortaya koyuyor. O günlerde Ateş Hırsızları falan gibi bir anarşist dergide Gün’e verilen cevap aklıma geldi: ‘Bize Abi lazım değil!’. Bu yazıyı da bulursam buraya postalarım…

    Kısacası Gün’ün Sığınmacılar kitabı, karısının ve köpeğinin hatıralarından ibaret. Londra’da adam (Gün), köpek (Şermin) ve kadın (neydi bu kadının adı?) çemberinin dışında kalan; Gün’e, karısına ve köpeğine dil uzatan fena halde yanmış… Allahtan bizim Roni de bir köpek sahibi de bu yanlışa düşmemiş ve Gün’ün hayır dualarını almış…
    Köpeğinin adı Şermin, karısının adı neydi unuttum şimdi…
    İyi de İletişim bu kitabı niye bastı? Üstelik okumadan…
    Ha bir de Gün ve karısının Oral Çalışlar’ın evliya embiya babından elini sıktıkları bölüm var ki evlere şenlik…
    Neşeli kitap vesselam…

  20. 20 Anarko Sülün Osman 10 Ağustos 11 / 8pm

    Az kalsın unutuyordum. Sonradan görme ve Ottoman adabı muaşeretinden ve Aydınlık’tan yetişme Gün Zileli, kitabında İngiliz parlamentosu önündeki anarşist eylemlerinden kaçma nedenini İngiliz anarşistlerin içkici ve sarhoş olmaları, ellerinde bira şişeleri taşımaları ve çoğunluğunun evsiz olması olarak açıklıyor. Eylemi sevmiş ama eylemcileri sevmemiş! Gülmeyin klasik adabı muaşeretçi G. Zileli son kitabında bunları ciddi ciddi yazıyor. Hatta polisle kavgaya tutuşan anarşistlerin çoğunun ‘homeless’ olduğunu da biraz da gücenerek söylüyor, adeta yakıştıramıyor. (Sığınmacılar, s.276)
    İnsan bu satırları okuyunca düşünmeden edemiyor: Nerde şöyle ütülü pantolonlu, kolalı gömlekli, salon salomanje ev sahibi, bira yerine taze sıkılmış portakal suyu içen anarşistler…
    İngiliz anarşistleri daha o günlerde Gün’ü hayal kırıklığına uğratıyorlar…
    Peki ya şimdi İngiltere’yi kasıp kavuran çulsuz İngiliz gençleri? Gün Amcaları onları beğenir mi dersiniz?.. İngiltere’de olmadığına göre hariçten gaz vermeye devam edebilir… Nefes ve yemek borusu İletişim yayınlarına bağlı nasıl olsa…
    —-
    İnsan atlar mı bizim Roni’nin köpeğinin aslında Şermin’in yavrusu olduğunu…
    Sağolsun Gün, Sığınmacılar’da kedisi, köpeği ve karısı hakkında (hay allah neydi bu kadının adı?) bizi yeterince bilgilendiriyor…

  21. 21 Dikkat, dikkat ! Gün Zileli muhipleri 11 Ağustos 11 / 12am

    Bu sitede yazanlar arasinda Zileli’nin muhipleri var ise, ki herhalde var, gelecek kitabin adi “Gün Zileli Sitesi muhipleri”, her seyiniz saçilip dökülecek, akla gelmeyecek her türlü ayrintidan söz eden Zileli sizi de gagalayacak, ona göre simdiden ayaginizi denk alin, ya da bir sonraki kitabin sonundaki fihriste girmeye hazirlanin, böylece “masa”nin, gerçekte bir “masa” var ise isi iyice kolaylasir, hani ne derler “çarsambanin gelisi, persembeden bellidir”.

  22. 22 Anarko Sülün Osman 11 Ağustos 11 / 12pm

    Çocukken teyzemin getirdiği Reader’s Digest dergilerini okuyarak büyüdüm. Cebinize koyabileceğiniz bu kaliteli aylık magazin halen piyasalarda. Yeni sloganı da “Life Well Shared” olmuş. Şimdi buna benzer binlerce yayın çıktı ama benim gözümde hiçbiri Reader’s Digest’in yerini tutamaz.

    Gün’ün pehlivan tefrikalarının sonu olan Sığınmacılar kitabı bana bu magazini hatırlattı. Bu kitabı elinize alın, Hanyayı Konyayı anlayın… (America in your pocket). Gün Zileli kitaplarını aylık magazin tadında yazıyor… Bize Londra’daki kedilerini, köpeklerini anlatıyor… Dostlarını diyemiyoruz çünkü bu pespayelikleri yazarken çarpmadığı, vurmadığı, dökmediği kalmadığı için artık Londra’da da pek dostu kalmadı. (Köpeği Şermin’in yavrusunu alıp Gün ile hısım olan bizim Roni hariç!)

    Ne var ki Reader’s Digest tadında yazmak Gün’e yetmiyor. Gün, tıpkı gazeteci İrfan Taştemur’un yerinde tespit ettiği gibi bugün yarattığı sahte bir kişilikle geçmişe dönüyor ve olayların akışını tersine değiştirmeye çalışıyor. İnsanlara söylemediği lafları söyletiyor, kendisine o gün veremediği cevapları verdirtiyor. “Back to the Future” vaziyeti bir nevi. Kendisini ve karısını olayların içine yeniden sokuyor. Kendi yalanını yüzüne vuran ve “Utanmaz adam, sen bunları nasıl yazarsın?” diye soran pekçok eski dostuna da “Sen bana böyle demiştin.” yalanını atıyor. Yukarıda kendi yazısında görüleceği gibi bu uydurma hayatını kurgularken yazdığı yalanları örtmek için bulduğu bu müthiş “sen dediydin” yöntemine de yayınevi editörlerini referans göstermekte bir beis de görmüyor. Bozacının şahidi misali.

    Gün Zileli’nin artık ahlaki bir sorunu ve ilkesi kalmadığı ortada. Perinçek grubundan kopanların düştüğü genel durum bu. Yine de Gün’ün öyle Halil Berktay ve Oral Çalışlar gibi kapıp koyvermiş tiplerden birisi olamayacağı fikrini hala içimde taşımak istiyorum.

    Kitabın üslubunun pek tadı yok. Anlattığı ilişkilerde de bir denge ve tutarlılık yok. Yanlış hatırlanan, hatırlanamayan, unutulan, yanlış not edilmiş, yeniden kurgulanmış, uydurulmuş ve eklenmiş, tahrif edilmiş, yıllar içinde başkalarından duyulan bilgilerle birleşerek bambaşka hale bürünmüş pek çok bilgiyle ve iddiayla karşı karşıyayız.

    Buna bir de Gün’ün “kendisini devrim mücadelesine adayan önder karakterini” eklersek bazı komiklikler ve çelişkiler de ortaya çıkıyor.

    Mesela anarşist Gün Zileli ev davetlerinde görgü kurallarına sıkı sıkıya bağlı. Daryo’nun, “Akşam bize gelin Orhan abilerle yemek yiyeceğiz” davetini aldıktan sonra bunu karısına iletiyor. Karısı ise kendisinin anarşist feminist kimliğine uygun bir şekilde, “Benim gelmemi isteyen beni de davet eder, ben gelmem” falan diyor. Davet edildiği başka bir evde Sefa Kaplan’ın geleceğinin kendilerine haber verilmemesinin İngiliz görgü kurallarına aykırı olduğunu dahası kendilerine kurulmuş bir pusu olduğunu bile yazabiliyor.

    Öte yandan Gün Zileli, Sığınmacılar kitabında kompartmancılık yaparak ve görüştüğü insanları birbirleriyle olan ilişkilerinden kopartarak yazmayı tercih ediyor. Londra’da bulunduğu yıllarda en az 2 yıl boyunca çok yakından görüştüğü İrfan ve Hanife’yi harcamaya karar verdiği için onlarla yakınlığından hiç bahsetmiyor. Biri Kurtuluş ve diğeri Troçkist gelenekte yetişen bu insanların devrimci ve muhalif olduklarından bahsetmemeyi seçiyor. Oysa ben de yakından tanığım ki Gün, anarşist olduktan sonra Hanife’ye çeviriler yaptırmıştı. Gün, kendisine yapılan bu yardımı ve dayanışmayı hatırlamamayı, göstermemeyi dahası karartmayı tercih ediyor. Kitapta bol bol kedilerden bahsedilmesine rağmen Hanife’nin kedisine Behçet Rıza ismini kendisinin verdiğini, yılbaşı gecelerini Günler’in evinde geçirecek kadar yakın olduklarını adeta unutturmak ve gizlemek istiyor. Bütün bunların ötesinde ortaya attığı iddialara haklı ve meşru tepkilerini gösteren İrfan ve Hanife’den özür dilemekten kaçıyor. Ya da birileri bu bilgileri Gün’ün eline tutuşturup AKP gericiliğine ve faşizme karşı mücadele edenlere saldırtıyor.

    Gün’e artık yakışan bu kitapta kirletmeye çalıştığı ama başaramadığı bu insanlardan özür dilemek erdemini gösterebilmek. Bunu yapamadığı takdirde içine girdiği ve beslendiği Murat Belgelerin bataklığından kurtulamayacak ve AKP’nin yeni rejiminin ideolojik karargahının sıfatsız bir gladyatörü olarak adı bile anılmayacaktır. Oysa artık bilmeli ki bir gün kendisi de olmasa devrim ve sosyalizm ve sınıfsız toplum mücadelesi başarıya ulaşacaktır.

    Readers Digest’in okurlarına yaptığı gibi biz de Gün Zileli okurlarına Sığınmacılar’ın testini yapalım, bakalım dikkatli okumuşlar mı?

    Gün Zileli’nin Londra’da birlikte yaşam sürdüğü iki kadından hangisi daha kiloluydu? s.349

    Bunu merak eden bu kitabı mutlaka okusun. Bunu bilene de yazar bir tane imzalayıp hediye eder herhalde…

  23. 23 Gün Zileli 11 Ağustos 11 / 1pm

    Hanife’ye bazı çeviriler yaptırdığım bilgisi doğrudur.

  24. 24 Hanife Tastemur 11 Ağustos 11 / 4pm

    Birak allahaskina Gun, yaptigin haksizligi kabul et artik ve n’olur biraz saygili ol. Yok o bilgi dogruymus, yok su soyle olmus, debelenip durma yaptigin hatanin icinde. Yukarida yazilanlarin hepsi dogru, sadece sana ceviri yaptigim bolum degil. Ayrica yayinevindeki bulusmayi da yanlis anlattin, duzelteyim. Once Irfan, Nihat Bey’le telefonda gorustu, meseleyi anlatti ve bir randevu talep etti. Ayni gun randevu verildiginde de, Irfan ve ben Tugrul Bey’le Yayinevinde gorustuk. Gorusmeyi detaylariyla anlatmaya gerek yok, ozetlersem bu gousmede Tugrul Bey daha dikkatli davranmis olmalari gerektigini belirterek ozur diledi. Senle yaptiklari telefon gorusmesinde, senin bunlari duyduklarinla yazdigini soyledigini ve bundan sonraki baskilarda cikarilmasi onerilerine evet dedigini iletti. Londra gunlerinden anlayacagin dille “cut the crap” yani.
    Hanife

  25. 25 site-teknik 12 Ağustos 11 / 10pm

    bu yorum, sözlü şiddet nedeniyle silinmiştir.

  26. 26 Sülün Osman ne satiyorsun? 12 Ağustos 11 / 11pm

    Ismini aldigin kisi Anadolu’dan gelen saf köylülere Galata Kulesi’ni, Beyazit’taki Bab-i Ali’yi vs satardi. Sen de üniversite’ye yeni baslamis olan apalak çocuklara Lenin, Apo, Mahir, Deniz, Che falan satiyorsun herhalde. Ama artik eski enayilerden pek kalmadi, kimseyi kandiramazsiniz, zaten arkanizda size çaktirmadan destek çikan general de pek kalmadi, sadece ABD ve sadece Israil’in destegi de sizi kurtarmaya yetmez. Bu küfürleri de karargahta ögrendin herhalde.

  27. 27 Halis İnceel 13 Ağustos 11 / 6am

    İngiltere’ye kapılandığında şanlı devrimci geçmiş diye Aydınlıkçılık ; Türkiye’ye kapılanırken de AKP himayelerinde Bakunincilik ve anarşizm satıyordur. Bu köylü Arnavutköylü, modaya uygun her daim… Arada takıldı mı da bir özeleştiri veriyordur, oooh canıma değsin, arabanın servisi gibi… Yağ değiştir yola devam et…

  28. 28 Çağrı Tural 13 Ağustos 11 / 11pm

    Oto biyografi serisinin ilk dört kitabını çok samimi bulmuş ve üslubuda kitapların samimiyetine çok örtüştürmüştüm. Önünü arkasını düşünmeden dobra yazılan, politik hesaplar ve gereksiz nezaket arayışları taşımayan kitaplardı; Onun için son kitap olan “sığınmacılar”ıda görür görmez aldım ve az çok Londrayı da bilen biri olarak seri bir şekilde severek okudum. İlk dört kitap gibi samimi ve akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sığınmacının hissiyatını okuyucuya yaşatıyor. Gerçi kitapta bu kitap biyografi serisinin sonu demişsin ama 2000-2010 arasınıda senin kaleminden okumak ve yaşanan olayları senin gözünden görmek gerçekten güzel olur.

    Yeni kitaplarını da ilgiyle bekliyoruz.

  29. 29 BaranaS 14 Ağustos 11 / 4pm

    Bakalım son liman neresi olacak ?

    İletişim kimin yayınevi ?
    Bilumum Birikimciler neden Zileli’yi sahiplendi ?
    Devrimciliği karalarsanız,geçmiş günlerinizi bir bir aşağılarsanız,size daha çok kitap bastırırlar.
    Salt devrimcilere küfretmek için köşe verilen unsurları görüyoruz.
    Zileli kendisyle daha hesaplaşamadı.
    Kaçıyor.
    Bakalım nereye kadar kaçacak ?

  30. 30 Ele Gunekarsi 17 Ağustos 11 / 2pm

    Bu Londra havalisinde bir Feyzullah Marasli (Feyzo) yasardi. Bir ara Gun abisine de inanmisti, hatta onu devrimci sanmisti. Tarikata girdi ama kisa surede silkelenip cikmasini bilecek kadar da devrimciydi. Devrimci Yolcuydu. Bir gun kendi canina kiyacak kadar da deli ve cesurdu. Siginmacilar kitabinda Feyzo’nun adinin anilmasi bile bir takdir ve rahmet ve de vefa ifade ederdi. G. Zileli, kedilerinden kopeklerinden bolca bahsederken gercek bir siginmaci eski yoldasi Feyzo’yu unuttu mu yoksa? Gun Zileli gibi ruhunu ve ipini duzene ve AKP’ye teslim edip oralardan buralara naralananlarda bulamayacagimiz bir hasletten soz ediyoruz. Boyle Feyzo gibi “gariban ve culsuz” devrimciler Gun’un sanli tarihine yakismiyor.

  31. 31 öyle değil 18 Ağustos 11 / 8am

    Senin kendini öldürme kıyılarında hiç dolaşmamış olduğun belli! Zileli’ye sallayacaksan salla ama sakın kendini öldürmüş biri için ‘deli ve cesur’ yakıştırması yapma.!!!

  32. 32 Zişan 18 Ağustos 11 / 8am

    Baranas, kaynak yayınları böyle spekülatörlük yapman için ne kadar veriyor sana? (Bak, nasıl da kızdın değil mi?) İletişim, Bakunin çevirisini sitesine koyan bir yazarı (satışını baltalıyor olmasına karşın) yine de kitaplarını yayınlamak isteyerek karşılıyorsa, demek ki objektif bir değeri-önemi vardır yazarın. Gün Zileli, önemli bir yazar-tanık-figür-devrimci… Senin ve ingiltere ayağındaki arkadaşların yapıştırdığınız yaftalar uymuyor ona, belirtmek isterim.

  33. 33 Ogun Mahir 18 Ağustos 11 / 1pm

    Yukaridaki son iki posta kotu ve bir demagoji ve cirkin bir kurnazlik tasiyor. Bir kere Gun Zileli’nin Turkiye sosyalist hareketi icerisinde ne onemli bir yeri ne de bir onemi var. Kendisi bugun gelinen noktadan geriye donup bir illuzyon yaratarak laf kalabalikligi icerisinde cogu zaten yasayan taniklarin red etmelerine ragmen kendine gore bir tarih yaratiyor. Siginmacilar kitabiyla bu tarihe baska bir cografyayi Ingiltere’yi de ekliyor ve bu sefer de yurticindekileri bitirip yurtdisindaki gocmen ve aydinlara saldiriyor. Masalinin ilk bolumunde Marksizm ve Leninizm’den habersiz, kayin biraderi Dogu’nun sadik bir muridi ki bunu zaten kendisi de saklamiyor, el kol hareketlerine kadar Dogu abisinin her seyini taklit ediyor. Masalinin ikinci bolumunde ise ta 1960′lardan beri ogrenemedigi Marksizm-Leninizme meydan okuyup bu sefer de Bakunin’in yolundan gittigini sanarak Anarko-libosluk olarak adlandirilabilecek yeni bir cizgiye geliyor. Bu noktada Gun Zileli ve AKP 2001 yilindan itibaren birlikte yukseliyorlarlar. Ikinci Cumhuriyet adi verilen bu Ikinci el AKP Cumhuriyetinin ideolojik kalesi Birikim ve Iletisim Yayinlarina yamanmasini da su asil cumleyle savunuyor: “İletişim, Bakunin çevirisini sitesine koyan bir yazarı (satışını baltalıyor olmasına karşın) yine de kitaplarını yayınlamak isteyerek karşılıyorsa, demek ki objektif bir değeri-önemi vardır yazarın.” Bu sozler sonradan gorme anarsistimizin Iletisim yayinlari acisindan sadece piyasa ve satis degerine isaret ediyor. Devrimciler acisindan ise Gun Zileli’nin bir piyasa degeri zaten yok ve olmadi da. Onu satan ve sattiran Murat Belgeler dusunuyor bunu. Kisacasi Gun Zileli gercekten acinacak kadar sefil bir durumda ve ben artik konuyu kapatiyorum.

  34. 34 öyle değil-zişan 22 Ağustos 11 / 9am

    Bence de konuyu kapatman isabetli olur, demagog da çirkin ve kurnaz olan da ben değilim, senin çarpık bakışın..

  35. 35 Günter Avunduk 24 Ağustos 11 / 11pm

    Ben kitapların hepsini okudum ve çok memnun oldum. Çok güzel bir kitap serisi bu. Çok şey öğrendim. Özellikle Gün hocamızın poliste gözaltındayken arkadaşının karısını ve donunu hayal edip masturbasyon yaptığını anlattığı bölüm son derece samimi ve sıcak bir üslupla yazılmış. Gün hocamızın bize daha çok böyle kitaplar yazıp bu tür gerçekleri dile getirmeye devam etmesini arzu ediyoruz. Allah kendisine uzun ömürler versin.

  36. 36 Gün Zileli 25 Ağustos 11 / 8am

    Teşekkür ederim iltifatlarınız için ama sözünü ettiğiniz şekilde bir sahne ve anlatım yok kitaplarımda. Ortada sadece sizin kasıtlı olarak yalan söylediğiniz gerçeği var. Tamamen farklı konseptlerde anlatılmış iki sahneyi kafanızda güzelce birleştirip burada insanları yanıltmaya çalışmışsınız. Eğer ben yanılıyorsam sözünü ettiğiniz bölümü buraya aktarmanız gerekir. Bunu yapmadığınız sürece sadece çarpıtmacı gazetecilik mesleğini bugün de sürdürdüğünüz sonucu çıkacaktır sayın…

  37. 37 Haci Sakir Gunduz 25 Ağustos 11 / 3pm

    Muharririn ve muellifin huzurunda bir baskasina soz etmek dusmez. Libidosunun her donemde hayli yuksek oldugu anlasilan Gun Zileli, kitaplarinda arkadaslarinin karilarini hayal edip fanteziler kurarak yaptigi masturbasyonlarini anlattigi bolumlerini kendisi buraya koysun da bu kitaplari okumayanlar da bu tur utanmazliklarin ve rezilliklerin sozde devrimci bir yazarin ani kitabina nasil yazilabildigini kendi gozleriyle burada da gorsunler.. Devrimciligi ve sosyalizmi yeni kusaklara bu tur ahlaksizlik ve soysuzluk olarak gosterecek, devrimcileri birbirlerinin karilarina ve kizlarina goz koyan ahlaksiz ve soysuzlar olarak takdim edecek ve bazilari hayatta olmayan, bazilari ise hala yasayan bu degerli dostlarimizin ve yoldaslarimizin isimlerini buraya zikredecek ve onlari geriye kalan mutevazi ve onurlu hayatlarinda ve yitirdiklerimizi de hatiralarinda rahatsiz edecek kadar alcalmadik. O seref yine Gun Zileli’ye mahsustur. Kendi kitabina yazdiklarindan utanmiyorsa kendi sitesine de koysun bakalim…

  38. 38 Gün Zileli 25 Ağustos 11 / 6pm

    Okuduğunu ve okuduğu bölümün konseptini aciz yukardaki satırların yazarının isteği üzerine söz konusu paragrafı buraya alıyorum. Bu satırlar, aşağıda görüleceği gibi, bürokratlaşmış bir yöneticinin içinde cereyan eden mücadeleyi anlatmak için yazılmıştır. Aklı belinden aşağı çalışanların anlayışına (ya da anlayışsızlığına) hitap etmek için değil:

    Evli ve ciddi bir yönetici görünümüne bürünmek zorunda kaldığımdan, kadınlara karşı içimdeki “güdü”yü, 1970′li yıllar boyunca bastırmıştım. Partiden ve karımdan gizlice yaşadığım birkaç “kaçamak” saıýlmazsa eğer. Ama o günlerde, belki de Feyza’yla ilişkimiz giderek rutinleştiğinden, bu “güdü”nün, dış yüzeyimdeki bürokratın maskesini bir hayli zorladığının farkındaydım. Anlayacağınız, Kızılay’da, kızların peşinden koşan o eski şen şakrak Gün’le, Bürokrat Gün’ün arasında çetin bir mücadele cereyan etmekteydi. Örneğin, İzmir’de, evlerinde kaldığım Levent Gedizlioğlu’nun eşi Şahika’nın (Tekand) o muhteşem güzelliği karşısında âdeta başım döndüğü ve geceleri yattığımda, yan odada uyuyan Şahika’yı düşlediğim halde, sabah kalkar kalkmaz, suratıma derhal bürokrat maskemi geçiriyor ve Şahika’ya, güzelliği karşısında nasıl eridiğimi belli etmemek için, soğuk bürokrat kimliğime sıkı sıkı sarılıyordum. Havariler, s. 418-419

    Başka bir arzunuz var mıydı? onları da alıntıyayım.

  39. 39 Gün Zileli 25 Ağustos 11 / 7pm

    Ha bir de şu “mastürbasyon” meselesi var. Onu da alayım da “Hacı Şakir” beyin içi rahat etsin:

    Karşı ve yan hücrelerde başkalarının da olduğu anlaşılıyordu. Havalandırma ve gözetleme görevini yapan mazgaldan birkaç kere onlarla bağlantı kurmaya çalışmama rağmen bunu beceremedim. Benim gibi onlara da, “diğer tutuklularla konuşmanın” kesinlikle yasak olduğu söylenmiş olmalıydı. İşkenceye çekilenlerin feryatları korkunç sinir bozucuydu. Bu, birazdan size yapılacak işkenceyi hatırlatmasından çok, bir devrimcinin, bir insanın, yanıbaşınızda acıdan kıvrandığını ve hiçbir þey yapamadığınızı hissettiğiniz için korkunçtu. Bu öyle büyük bir acıydı ki, bu sesleri dinlemek yerine bizzat işkencede olmayı tercih edebilirdiniz. Belki okuyanlar şaşıracaklar ama, bu sinir bozukluğu, olmayacak bir “eyleme”, mastürbasyon yapmama bile yol açtı. Böyle bir anda gösterdiğim bu tuhaf davranışın izahını, ruhbilimcilere bıraksam daha iyi olacak!

    Havariler, s. 29

  40. 40 Aferin sana Gun! 26 Ağustos 11 / 3pm

    Hem de koca bir aferin sana!
    Ve de aynen dedigin gibi:
    “Böyle bir anda gösterdiğin bu tuhaf davranışın” ve de bu tuhaf kitaplari neden yazmis oldugunun “izahını, artik ruhbilimcilere bıraksan daha iyi olacak!”

  41. 41 Anarko Sülün Osman 18 Eylül 11 / 6am

    LONDRA’DA SON TANGO

    İnsanın kendi tarihini yazmasının güçlüğü ortada. Gün gün notlar almış olsan bile geçmişteki kendini o günkü kendinin gözüyle değerlendireceksin. Bunu yaparken de, tarihindeki farklı benlik ve kişiliklerle yüzleşirken de elinde adaletin kılıcını tartar gibi bütün kişiliklerine karşı adil ve tarafsız davranacaksın. Hatıralarını yazanların herhalde sık sık önlerine gelen soru da bu.
    Sosyalistlerin de kendi geçmişleriyle yüzleşir olmaları, farklı kimlik, benlik ve kişiliklerini ortaya koymaları, o günkü kendileri ile bugünkü kendileri arasındaki farklılıkları sorgulamaları iyi bir şey. Yine de insan benliği ve hafızası öylesine etkili olabilir ki kendi tarihiyle yüzleşirken kendine tuzak bile kurabilir. Hele bir de içinizde geçmişinizde yaşanan hesaplaşmaları bitiremeyip şimdiki zamana taşıyorsanız kendi farklı kişiliklerinize karşı adil ve tarafsız olmanız güçleşir. Öncelikle algı ve motivasyonlarınız değişmiştir.
    Mehmet Ali Aybar’ın anılarını yazarken nasıl da titizlendiğini hatırlıyorum. Rahmetli kılı kırk yarmıştı. “Yanlış hatırlayabilirim mutlaka kendisine bir soralım” diye anılarında adları geçenleri tek tek aramış-arattırmış, kendilerine mektuplar göndermiş, anılarında yazılanlara bir itirazları olup olmadığını sormuştu. Mehmet Ali Aybar, anılarında yazılan her satırı adilce ve tarafsızca tartmasına rağmen, “Kimseyi üzmüyoruz di mi? Ardımızdan kimse bize kızmaz değil mi?” diye sorup durmuş ve kendisini tanımak isteyen kuşaklara sosyalist hareketimizin bu uzun koşucusu hakkında tertemiz ve soylu bir mazi bırakmıştı. Keza Tarık Ziya Ekinci’nin, Musa Anter’in, Mihri Belli’nin bize bıraktıkları da bu kategoridedir. Dr Hikmet Kıvılcımlı’nın anıları ise çok geç bir dönemine tekabül ettiği için Doktorcu arkadaşların kimseyi üzmemek amacıyla artık aramızda olmayan yüzlerce komünist hakkında anlatılanları titizlikle ayıklamaları ve sağlam redaksiyonuyla Türkiye sosyalistlerinin her zaman yararlandıkları kitaplar arasında yerini almıştır.
    Sosyalistlerin bu anıları yazarken asıl amaçlarının kendi geçtikleri yolda deneylerini özümlemek, kendi mücadelelerinin özgünlüklerini gelecek kuşaklara taşımak olduğu açıktır. Kırıcı dedikodular, bitmeyen kırgınlıklar, geleceğe taşınan kişilik kavgaları bu tür anılarda her zaman bir sorun olmuştur.

    Burada bir süredir değindiğimiz Gün Zileli’nin anıları hakkında özetle şunu söyleyebiliriz: Sosyalist hareket içerisinde başka türlü var olamayan Gün Zileli illa kendisini bir şey sanarak bu anılarla var olmaya çalışmış. Bu nedenle Gün Zileli’nin hatıralarında kendisini anarşist olarak var saymasını da saygıyla karşılıyoruz. Bu kendi seçimi ve kendi bileceği iştir. Bu seçimi devrimcilerin bir soysuzlaşma gerekçesi olarak kullanıp farklı bir tarih yazması ve bu tarihi anlatırken geçmişe dönüp değişen algı ve motivasyonlarıyla değer yargılarını günümüzde kullanması ise gerçekten problemli bir kafa ve ruh halini gerektirir.

    Bir roman karakteri olan kurt adamın insandan hayvana mutasyonu da zaman almıştır. Gün Zileli de geceden sabaha kurt adam olmamıştır. Son kitabında bu dönüşüm sürecini yer yer büyük bir samimiyetle anlatır. Sivas Madımak Olayları’nın ardından bir gece şarap içip sarhoş olduktan sonra Doğu Perinçek’i telefonla arar ve harekete yeniden katılmak istediğini söyler. Doğu Perinçek de kendisinden zaten bunu beklediğini belirtir. Kitaba göre Gün Zileli ertesi sabah şarabın etkisi geçip ayıktığında İşçi Partisi’ne dönme fikrini çocukça hatta salakça bulur ve bundan vazgeçer. Bu olaydan sonra İşçi Partisi Avrupa sorumlusu Ömer Özerturgut, Doğu Perinçek’in talimatıyla Gün Zileli’nin harekete dönüşünü sağlayacak görevli olarak Londra’ya gelir ve Gün ile görüşür. Anı kitabına göre Gün Zileli ve Ömer Özerturgut arasındaki bu görüşme “birkaç Maraşlının önünde” yapılır. Gün Zileli bu görüşmede Ömer Özerturgut’a partiye katılma fikrinden vazgeçtiğini söyler. Gün Zileli, İşçi Partisi ile uzatmaları oynamaktadır…

    Hikayenin bu bölümünü bir de İşçi Partisi’nin İngiltere sorumlusu Murat Metin’den mealen aktararak dinleyelim:

    “Bir gün Avrupa sorumlumuz Ömer Özerturgut beni aradı, ‘Gün Zileli, Doğu’ya bir mektup yazmış, partiye katılmak istiyormuş, Gidin Gün ile görüşün ne gerekiyorsa yapın’ dedi ve bir süre sonra da Londra’ya geldi. Gün Zileli’yi evinde Ömer ağabeyle beraber ziyaret ettik. Görüşmede ‘birkaç Maraşlı değil’, sadece ben vardım. Gün Zileli, Doğu Perinçek’i arayıp partiye ve ülkeye dönmek istediğini anlattı ve Türkiye’ye döndüğünde yapılacak miting ve gösterilerin güvenliğini almak istediğini söyledi. Bazı partililerin kendisi hakkında yaptığı konuşmaların kendisini rahatsız ettiğini de şikayet etti. Ömer Özerturgut, Gün’ü dinledikten sonra şunları söyledi: ‘Bak Gün, sen bizim dostumuz ve yoldaşımızsın. Biz senin Türkiye’ye dönüşünü sağlayalım. Orada yerleşmeni sağlayacak bir altyapı kurmana yardımcı olalım. Sen dön ve bir bak. Altı ay bak, bir yıl bak, havayı kokla. Kendini partiye mecbur hissetme. İster bize geri dön ister dönme. Ülkeye dön, yaşa ve ne yapacağına orada karar ver… Benim hakkımda da neler söyleniyor, aldırma söylenenlere, işimize bakalım. ‘ Bu görüşme kesinlikle Gün Zileli’nin Türkiye’ye ve partiye dönüşüyle ilgili bir görüşmeydi. Gün’ün Türkiye’ye dönüşünün detayları daha sonra konuşulmak üzere evden ayrıldık. Bir süre sonra da Gün Zileli’nin bu fikrinden vazgeçtiğini öğrendik ve bu kararını da saygıyla karşıladık. Ömer Özerturgut ile yaptığı görüşme sırasında Gün Zileli, ‘Ben o gece sarhoştum, sonradan caydım’ dememiştir, tam tersine bazı kırgınlıkları aksettirmekle beraber partiye dönüşü konusunda istekli ve kararlıydı.”

    Görüldüğü gibi Gün Zileli’nin mutasyonundaki kilit görüşmelerden birinde şimdilik iki versiyon var. Gün Zileli bu kitabını yazarken en azından Ömer Özerturgut’a ve Murat Metin’e, “Ben böyle hatırlıyorum siz ne diyorsunuz?” diye sorma nezaketini gösterebilseydi bu konunun tartışılmasına, kendisinin başka bir açıklama yapmasına gerek de kalmayacaktı. Ama Gün, kitabında Türkiye devriminin yılmaz bir mücadele adamını, Ömer Özerturgut’u, yıllar sonra “alkolik” olarak anmayı tercih etmiş.

    Ne diyelim, demek ki ün sahibi olmak da insanı önce yozlaştırıyor, sonra Birikim gericiliğine yakınlaştırıyor, ardından da “çakallaştırıyor.”

    Bu da hayırlı olsun!

  42. 42 Gün Zileli 18 Eylül 11 / 9am

    İşte “mektup” yalanı bundan ibaret. Yani ben “Murat Metin”in yalancısıyım diyorsun. Murat Metin’i evet şimdi ben de hatırladım. O görüşmede o vardı. ama eğer Murat Metin, yukardaki gibi söylemişse yalan söylemiş. Ben kitapta yazdığım gibi, Doğu Perinçek’e mektup falan yazmadım. Sadece telefon ettim. ömer Özerturgut’la görüşmemiz aynen kitapta yazdığım gibi olmuştur. elbette o gece sarhoştum demedim ama partiye katılma fikrini artık saçma bulduğumu söyledim. olay bundan ibarettir. Eğer Murat Metin senin iddia ettiğin sözleri söylemişse bir yalancıdır. Senin gibi alçak olduğunu ise şimdilik söylemiyorum.

  43. 43 "Birkaç Marasli" 18 Eylül 11 / 11am

    “Kadinin adi yok” tabii,ve senin kafada olanlar için halkin da adi yok ve emekçiler sadece “birkaç Marasli”. Iste o birkaç Marasli seni toplumdan atiyor, senden nefret ediyor ve sana su bile vermiyor. Vermez de. Ugursuz ve anlamli provokasyonlar yili 1993′de Madimak’da provokasyon olunca müslüman halka olan sonsuz, sinirsiz, iflah olmaz kin ve nefretin yine ateslenmis, yeniden Dogu agabeyinin yanina dönüp, onun yaninda kafandaki hayali düsmanin müslümanlara karsi daha iyi mücadele edebilecegini hesap etmissin, daha sonra Ingiltere’deki asalak yasamin rahatligi nedeniyle buna bile cesaret edememissin. O zat belki de sana kizkardesinin hatiri için kibarlik yapmis ama sen nankörlükten vazgeçmemissin. Zaten kendi halkindan (kendi halkindan mi?) bahsederken “birkaç Marasli” diyen bir zihniyetten ne köy olur ne de kasaba ve de onu bir hâlâ anarsist, devrimci vb. sananlarin da aklina sasarim.

  44. 44 Limon Patisserie 18 Eylül 11 / 1pm

    sen Gün’e sallayıp duracağına şu kitaptaki olaylara, cebine cukkaladığın paralara ne yaptın onu söyle, pastanecilik mi oynadın? Londra gibi bir yerde patron olmuşsun, hayırdır?
    Bu kadar hop oturup hop kalmana sebep olan nedir? Burayı çirkef zihninin bödöfleriyle bulaman, kendisi iplemiyor diye adamın yazdıklarını çarpıtman neyin işareti? ibreyi kendine çevir, Gün Zileli ile yarışma. Sallama.

  45. 45 site-teknik 19 Eylül 11 / 4pm

    bu yorum, sözlü şiddet içermesi nedeniyle silinmiştir.

  46. 46 Gün Zileli 19 Eylül 11 / 5pm

    İrfan Taştemur, buradaki özgürlük ortamını istismar ederek kendi iğrenç, cinsiyetçi ve sapıkça bilinç altınızı buraya döküyor ve bu siteyi izleyenleri ahlak altı laflarınızla taciz ediyorsunuz, yazık. Sizinle bu düzeyde bir polemiğe asla girmeyeceğim. Ancak bu tür taciz edici, düzeyi düşüren ve sözlü şiddet içeren yorumlarınızın en kısa sürede kaldırılacağını bildirmek isterim.

  47. 47 sansür 19 Eylül 11 / 7pm

    hani “düz küfür” haricinde yorumlar silinmezdi?

  48. 48 Look who is talking now? 19 Eylül 11 / 8pm

    Gün and Gün, I now pronounce you husband and husband. Get it while it’s hot or DIY!

  49. 49 "siyonist ADK'den ödul alan" 19 Eylül 11 / 9pm

    Sol düsüncenin korku ve sefaleti bu sitede çok iyi saptanmakta

  50. 50 Gün Zileli 19 Eylül 11 / 10pm

    Yukarda çıkarılan yorum “düz küfür”den de berbat ve iğrençti. Yukardaki ingilizce iğrençlik de en kısa zamanda kaldırılacaktır. irfan Taştemur, kendisi hakkında yazılanlardan sonra (ki, o yazılanları kendisi ve karısı Hanife bizzat anlatmışlardır bana) iyice çıldırmış durumda, ne yapacağını şaşırmış durumda, işi en sonunda böyle adice küfürlere dökmüş bulunuyor. Kendisine cevap vermeye tenezzül edilmeyecektir.

  51. 51 Hanife Tastemur 20 Eylül 11 / 2am

    Hakkimda tamamiyla uydurma seyleri yazmakla kalmiyor, bir de yazilanlari benim sana anlattigim yalanini atiyorsun ve bunun adi adilik ve igrenclik olmuyor, yazarlik oluyor oyle mi?
    Bak buraya yazilanlar canini sikti, sildin gitti. Igrenc, berbat buldun, bir klavye darbesiyle kurtuldun, okuyamadik bile. Senin buyuk bir duyarsizlikla kitabina yazdigin adi yalanlar orada oyle duruyor. Nasil silinecekler bir formulun var mi?
    Yazdigin yalanlari savunmaktan vazgec ve adimi ne burada, ne baska bir yerde bir kez daha gecirme. Yasal haklarimin sakli oldugunu da bir kez daha hatirlatayim.

  52. 52 Gün Zileli 20 Eylül 11 / 9am

    İrfan Taştemur’a cevap vermem ama sana kısaca bir şeyler söylemek istiyorum Hanife (Taştemur). Çünkü yazdıklarından görüyorum ki, hâlâ bir insan yönün var, İrfan Taştemur gibi birisiyle hâlâ bir arada olmana rağmen.

    istediğin gibi dava açabilirsin. Ölmüş eşek kurttan korkmazmış. Bu bir.

    İkincisi, yaptığınız açıklamalar yukarda durmaktadır. Küfür edilmediği sürece yazdıkların (ız) özgürlüğün güvencesi altındadır, hiç endişen olmasın.

    Yukarda da belirttiğim ve iletişim yayınlarına da ifade ettiğim gibi, hakkınızda yazılanların sizden başka tanığı olmadığından (çünkü anlatan sizdiniz) kitapta kalmasında ısrar edecek değilim. Yani kitabın yeni baskısı yapıldığında kısa bir açıklamayla birlikte ilgili paragraf ve satırlar çıkartılacaktır.

    Tekrar belirtiyorum. orada yazılanları sizden duymuştum, yani bana doğrudan siz anlatmıştınız. Böyle bir şeyi kafamdan uydurmamın imkânsız olduğunu takdir edersiniz.

    Söyleyeceklerim bundan ibarettir.

    Küfür etmediğiniz sürece buraya istediğinizi yazmakta serbestsiniz. Bu sitede sadece sözlü şiddet anlamına gelen küfür ve hakaretler kaldırılır.

  53. 53 Hanife Tastemur 20 Eylül 11 / 10am

    Cok duzeyli ani kitabinda hakkimda yazdiklarini kafandan degil, kicindan uyduruyorsun zaten!

    Ne yani bir gun ben sana hadi gel abim bak sana ne herzeler yedigimi anlatayim deyip nasil para akladigimi mi anlattim?

    Nasil ki benim nereli, ne kokenli oldugum konusunda yanlis bilgiler kalmissa aklinda, ne yaptigim ya da yapmadigim konusundaki anilarini da aklinda ( ya da kicinda mi demeliyim) yanlis kalan bilgilerle yazmissin.

    Dogruluk, durustluk hayatta sahip oldugum tek sey. Ve bunlari senin hafizana kurban etmek istemiyorum. Allahtan yakinlarim, arkadaslarim, esim dostum beni o kadar iyi taniyorlar ki, senin sapik “kafa”nin yaratici zirvalari onlarda en ufak bir suphe dahi yaratmiyor. Ama yine de, ilerde, senin kitabini okuma dangalakligi yapan birinin cikip ogluma “senin annen neler neler yapmis oyle” deme ihtimali bile kabus gibi geldigi icin, yazdiklarini duzeltmen ve benden ozur dilemen gerekiyor.

    O zaman dusunurum sende biraz da olsa insani bir taraf kalmis mi kalmamis mi.

  54. 54 Gün Zileli 20 Eylül 11 / 11am

    Ben sadece senden ve İrfan Taştemur’dan duyduklarımı yazmıştım. Doğruluğunu ya da yanlışlığını iddia edecek konumda değilim. Sen yanlış diyorsan yanlış olduğunu kabul etmek durumundayız Hanife Taştemur. Ama benden bunları uydurarak yazdığımı söylememi beklemeyin. Çünkü hiçbir şeyi uydurmam. Yukardaki saygısız satırlarını sadece kitapta yazılanlardan dolayı yaralı olmana yoruyor ve silmiyorum.

  55. 55 Anonim 20 Eylül 11 / 2pm

    bu durumda kitapta adı geçen ve anlatılanları yalanlayan insan varsa, bir dahaki baskıda veya şimdi bu durumu açıklamalı ya o kısımları kitaptan çıkarmalı.

  56. 56 Gün Zileli 20 Eylül 11 / 2pm

    Yukarda bunu belirtmiştim zaten. anlatılanların başka tanığı olmadığından ve anlatanlar da bunu reddettiklerinden çıkartılacak demiştim.

  57. 57 Kirro Potkin 20 Eylül 11 / 3pm

    Hala anlamadin mi Shiraz kafali alcak; sana kendi hayatlariyla ilgili bir sey anlatmis olan falan yok… Yalana battikca cirpiniyorsun… “Hafizam beni yaniltmis” de, hatani kabul et, ozur dile ve bu mevzuyu kapat gitsin… Kitabina baktim, pek de bir sey biliyormus havasinda yazmissin, hicbir yerde de “Bana anlatan onlardi” dememissin. Sana, “Yalanci alcak mufteri” denince mi aklina geldi bu sefer de mesnetsiz atislarina hakaret ettigin insanlari dayanak gosterip sapkadan tavsan cikartmak? Yoksa avukatin mi tavsiye etti de yalanina boyle devam ediyorsun.
    O zaman herseyi acikca yaz, bu arkadaslar sana ne anlattilar da sen ne anladin, ne hatirladin ve kitabinda neler yazdin? Eveleyip geveleyip durma… Hayatta bir kez erdemli davran ve “Tamam arkadas ben yanlis yaptim” de. Bu yanlisi da iftira attigin insanlarin uzerinden dolayli kabulleniyormus gibi gorunmeye kalkisma… Mert ve soylu ol… Unuttugun bu kavramlari hatirla. Bir zamanlar bir kader paylastigin devrimcilerin onurlu insanlar olduklarini dusun.
    Ayrica sana her anlatilani, seninle her paylasilani kitabina mi yaziyorsun dedikoducu ufurukcu?
    Her halukarda senin kitabini fcuk.

  58. 58 Gün Zileli 20 Eylül 11 / 5pm

    Hafızama çok güvenirim, kusura bakmayın…

  59. 59 Anonim 20 Eylül 11 / 8pm

    Gün, bu rezil üslupla bir şey tartışmana gerek yok. İrfan Taştemur’un Türkiye’deki gazeteciliği de pek itibarlı bir gazetecilik değildi zaten. Biraz araştıran nasıl bir gazeteci olduğunu görür. MİT’in, emniyetin kullanıp kullanıp bir kenara attığı bir adam. 1. MİT raporu kelleleri götürmeye başlayınca bu uşak da çareyi sonunda İngiltere’ye kaçmakta bulmuş. O yüzden böyle karanlık ve ahlakdışı ilişkilere girmiş kişinin seninle arasında geçen bu kavgada, çok iyi tanıdığım senin, doğruyu söylediğin kanaatindeyim.

    Ayrıca şu da var ki, Nasrullah Ayan hala sağ ve bulunabilir. Hatta Nasrullah Ayan ile uzun dönem çok yakın ilişkileri olmuş başkaca insanlar hala İstanbul’da. Bu konuyu onlardan kolaylıkla araştırıp öğrenmek mümkün.

    O zaman sesi soluğu kesilir ortadan kaybolur bu MİT uşağı.

  60. 60 Limon Patisserie 20 Eylül 11 / 8pm

    nasrullah ayan (ekşisözlükten alıntılanmıştır)

    nasrullah ayan 1987 yılında türkinvest aog’yi kuran adamdır. o sırada isviçre’de yatırımları bulunuyordu.1992′de tam sigorta’yı hürriyet grubu’ndan satın aldı. 1993′te borsadan topladığı hisselerle çelik halat’ın yönetimini ele geçirdi. aynı yıl makro borsa, erciyes, izibelli ve sağlam menkul kıymetleri satın aldı. tüm şirketlerini trend holding çatısı altında birleştirdi. 1994 krizinde turkinvest kapatıldı ve yıllarca süren bir dava süreci başladı.şimdilerde nasrullah ayan isviçre’de fındık işiyle uğraşıyor.
    (aaybar, 24.02.2005 23:24 ~ 15.10.2006 16:44)

  61. 61 togliatti 20 Eylül 11 / 9pm

    Sevgili Gün abi,
    İlk kez bir kitabını okudum. Samimiyetine, özeleştiri gücüne, özgürlük aşkına, kendin dahil kimseye yalakaya yeltenmediğin; böyle insanların da bu ükede yetiştiğini bana hatırlattığın için teşekkür ederim.

    Bu forumda bu denli sivri hakaretlere tahammül edip de bırakabilmendeki sabrın da aslında o özgürlük aşkıyla sıkısıkıya bağlı olduğunu duyumsuyorum. Elbet dersler de çıkardım kendime. Eline, bileğine, cesaretine sağlık…

    Senden küçüğüm, ama yaşadıkların, inan, çok tanıdık geldi. Eyvallah!

  62. 62 Hep ayni taktik 20 Eylül 11 / 9pm

    Zileli sikisinca birileri ortaya çikip destek verir. Bu birileri gerçekte var mi, Hayir, hep senaryo, yalan, dolan, sözde mertlik, dürüstlük, özgürlük …aslinda sorumluluktan, gerçeklerden kaçma taktikleri. Özgürlükçülük adi altinda kendini sorumluluktan kurtarma ve her terbiyesizligi yapma.

  63. 63 herkes sizin gibi değil casus 20 Eylül 11 / 10pm

    zileli o kadar tahammülsüz olsaydı hakaret dolu binlerce yoruma izin vermezdi. zileli tabii ki eleştirilecek, eleştirilmeli de. buna da izin veriyor gördüğün gibi. daha ne istiyorsunuz?

  64. 64 Hep ayni taktik 21 Eylül 11 / 12am

    iyi de her seferinde birden birilerinin ortaya çıkması maocu kültür devrimi özeleştirilerine benzemekte

  65. 65 i.t.nin sicili 21 Eylül 11 / 12am

    irfan taştemurun adı ne zaman ve neden MİT’çi gazeteciye çıkmış? onu da mı gün yazmış?

  66. 66 Limon Patisserie 21 Eylül 11 / 8am

    Ben öyle bir şey yazmadım.

  67. 67 Gün Zileli 21 Eylül 11 / 8am

    Benim yazdıklarım ortadadır. Merak edenler alıp okuyabilir. Benim öyle bir iddiam hiçbir zaman olmadı. İrfan Taştemur’un, MİT raporunu 2000′e Doğru’da yayınlatmasından sonra MİT’ten tehdit aldığını ve bu yüzden ülkeden çıkmak zorunda kaldığını yazdım. Benim bu konuda bildiğim ve yazdığım bundan ibarettir.

  68. 68 Limon Patisserie 21 Eylül 11 / 10am

    Gün, bilgisayarından benim mahlasımı silmeyi unutma lütfen… Taştemur’lar, siz de yola düşmelisiniz belki de. Kapıyı arkanızdan kapatın lütfen…

  69. 69 Kirro Potkin 21 Eylül 11 / 1pm

    Gün yeter artık! Oyunu bırak!
    Bu yaşına geldin hala adam olamadın. Kitabında bu insanların, şimdi devrimci faaliyetlerinden dolayı müebbet hapis cezasını yatan devrimci lider Sarp Kuray’ın paralarını akladığını, dahası bu paraları kendi canlarını kurtarmak için MİT’e bağışlayıp Londra’ya kaçtıklarını yazıyorsun ve sıkışınca da “Bana bunları onlar anlattı” diye insanlar hakkında en adi yollardan polise ve savcılıklara ihbarlarda bulunuyorsun. Sende akıl, izan, devrimci sorumluluk, hakkaniyet kalmadığını iyi biliyorum ama çevrende hala bunlara sahip olanlar olduğunu iyi bildiğim ve senin okurlarının devrimci hassasiyetlerine güvendiğim için sana buradan sesleniyorum. Muhbirlik yapıyorsun Gün, adi ve alçak bir yalancı ve müfteri olduğun gibi sen adi ve alçak bir muhbirsin aynı zamanda. Hem hayatını Türkiye devrimci mücadelesi içinde geçirmiş Sarp Kuray’a, hem suçladığın bu tertemiz insanlara, hem de seni devrimci sanıp gerek kitaplarından gerekse bu siteden izleyen değerli okurlarına geri dönemeyeceğin büyük bir haksızlık ve saygısızlık yapıyorsun.
    İddialarını Sığınmacılar kitabında ortaya atan sensin Gün; “İspatlayamam, bana onlar dediydi” ayaklarına yatma ve İrfan ve Hanife’nin Sarp Kuray’ın hangi parasını, kim, ne zaman ve nerde aklamış onu söyle? Madem sen yazdın o zaman sen ispatlayacaksın?
    Yazarlar ispat edemeyecekleri iddialara kitaplarında yer vermezler, verseler bile isim zikretmezler ve senin gibi ahlaksız olmayan yayıneevleri ve editörler de bu rezillikleri basmayı daha okurken reddederler.
    Bunu ispatlayamayacağını sen de iyi biliyorsun Gün. O zaman yanlış yaptığını kabul et, Sarp’tan, Taştemurlar’dan ve değerli okurlarından özür dile.
    Bunu yapmadığın takdirde eğer bir gün karşılaşırsak ve eğer yüzünde temiz bir yer kalmışsa işte tam oraya tüküreceğim, yok eğer karşılaşmazsak bu işlemi eğer senin ardından bir diken olursa mezar taşına yapacağım.
    Ayrıca devrimci bir örgütün parasının nasıl aklandığından sana ne Gün Zileli? Devrimcilerin paralarıyla ne alıp veremediğin var senin? Sen örgüt içindeyken banka soygunları dahil kazançlarınızın vergilerini ödemek gibi bir hassasiyetiniz mi vardı yoksa?
    Kitaplarından sonra burayı da etrafında müşterek bahisçilerin ve köpek ajanlarının cirit attığı köpek stadyumuna çevirdin ya helal olsun, başka ne diyim sana.
    Seni tanıma utancım ise bana yetiyor.

  70. 70 big boss! 21 Eylül 11 / 2pm

    Omurgasızlıkta sınır tanımamak bu olsa gerek…
    senin gibi ‘ak’ paralarla restoran patronu olan biri neden hala buraya yazıyor anlamıyorum. İşin gücün yok mu senin? Çeklerin ödemelerin, mal alım-satımın yok mu? Sigortasız, insanlıkdışı çalıştırdığın kimselere emir yağdırman gerekmiyor mu? ha, boss?

  71. 71 big boss! 21 Eylül 11 / 2pm

    devrimcilik ayağı yapan adama bak. takkenizi de alınız giderken, keliniz göz kamaştırıyor

  72. 72 Gün Zileli 21 Eylül 11 / 2pm

    Hanife, sen Türkiye’deyken Nasrullah Ayan’ın sekreterliğini yapmamış mıydın? Bunu senin söylediğini gayet iyi hatırlıyorum.

  73. 73 ertan 21 Eylül 11 / 2pm

    Ne pis bir muhabbet, ne kadar kötü kokular geliyor.

  74. 74 Kirro Potkin 21 Eylül 11 / 3pm

    Sana bir yazarlik nasihati daha Gun Zileli! Kimsenin hayatini boyle her tipin cirit attigi ortalik yerde sorgulama. e-mailini ver ve seninle ozel yazismalarini iste. Canin ne istiyorsa, neyi merak kendilerine sor, ardindan da anlatilanlara sadik kalarak ister kitabina koy, ister buraya yaz, istersen tursusunu kur.
    Hem senin bu soruyu insanlara kitabini yazmadan once sormus olman gerekmiyor muydu kuzum? Yine de bu adimi atman takdire sayan. Benden bir aferin daha aldin.

  75. 75 Kirro Potkin 21 Eylül 11 / 3pm

    … Canin ne istiyorsa, neyi merak ediyorsan kendilerine sor… olacakti.

  76. 76 Gün Zileli 21 Eylül 11 / 4pm

    Burada tartışmayı açan sizsiniz. Eğer bu sorunu özelden tartışmak isteseydiniz benim adresim malum, yazardınız. Ben şahsen özelden yazışmak ihtiyacını duymuyorum ama eğer özelden yazarsanız size özelden cevap veririm.

    Ne var, ne oldu? Nasrullah Ayan’ın sekreteri olmak bir suçlama değil ki. Herkes bir iş işte çalışabilir. Benim bunu sormamın sebebi, acaba bunu da yanlış mı hatırlıyorum diyeydi…

    Ertan’ın sözünü ettiği “pis kokular” için bütün arkadaşlardan özür dilerim ama bu tartışmayı benim açmadığımı yukardan beri yazılmış 75 mesajı okuyan herkes anlayacaktır.

  77. 77 Hanife Tastemur 21 Eylül 11 / 4pm

    Hey cekin su isiklari ustumden! Simdi de sorguya mi basladin? Ne ispat etmeye calisiyorsun sen? Bu ne komplo kafaliliktir boyle? Ucretim karsiligi, butun vergi ve sigortalarim odenerek, yasal olarak calistigim isyeri icin sana hesap mi verecegim? Ergenekon savcilarini bile solladin. Git Facebook hesabima bak Nasrullah Ayan ve Turkinvest’de birlikte calistigimiz pekcok insani goreceksin. Gizli sakli bir durum yok yani, oyle dusen takke gorunen kel vs. ne tur bir kafadir bu? Ondan once de Gunes gazetesinde calismistim. Sahipleri once Kozanoglu/Cavusogluydu, sonradan Mehmet Ali Yilmaz’a satildi. Ondan da once SETUR’da calismistim, biliyorsun en buyuk sermayesiydi Koc Holding Turkiye’nin, hangi bankasinda hangi islemler yapiliyordu kim bilir? Sonra buraya geldim bir tekstilcinin yaninda calistim, vergi kaciriyordu valla ne yalan soyleyeyim. En son da en buyukleri Sabanci Londra’da calistim. Zekasi ve renkli kisiligiyle, etrafina topladigi pek cok degerli calisaniyla, Nasrullah Ayan’in Turkinvest’i pek de eglenceliydi.

    Bu isyerlerinin hicbirinde sekreterlik yapmadim ama, senin hafizana guvenelim, oyle diyorsan oyledir! Simdi, nereye varacaksin burdan?

    Neredeyse cocuklugumdan beri tanidigim, 27 yildir evli oldugum Irfan da Birinci MIT raporu diye bilinen raporu 2000′e Dogru’da yayinlayan gazetecidir. Ortagi oldugumuz Cafe den de o senin bilmem ne ucretle calistigini soyledigin garson kadar bile bazen para kazanamamakta olup, halen bizim sorumlulugumuzda olan cocugumuzu buyutmeye calismaktayiz. Senin gibi distorted mind’iyla kendisine anlatilanlari, yillar icinde duydugu bilgilerle karistirip, ne idugu belirsiz baglantilar kurup, insanlara camur atarak doldurdugun sayfalardan olusan, kitap dedigin zirvalari satmaktan cok daha onurlu yasamaktayiz yani.

    Ne egon varmis ha! Baskalarinin hayati hakkinda yanlis bilgi vermeyi nasil boyle hak goruyorsun kendinde. Bu ne israr! Kirli kafanla iyice kirletiyorsun ortaligi.

    Burada bir sey tartisilmiyor ayrica. Senin kitabina bastigin yalan yanlis bilgiyi duzeltmen ve bu konuda benden ozur dilemen beklentisiyle yazmistim ben yazdikklarimi ama durum umutsuz.

    Adimi ne burada, ne baska yerde kullanmamani istemistim daha once, hatirlatayim. Kim kimle ne tartismak istiyorsa tartissin, beni cikarin isin icinden lutfen, iyice can sIkIcIlasmaya basladi.

  78. 78 Gün Zileli 21 Eylül 11 / 5pm

    ÖZÜR

    Tartışma konusu paragrafı aşağıya yeniden alıyorum:

    “Bundan sonra bir süre karışık mali ilişkiler içinde yaşamışlardı. Türkiye’de bir takım karanlık işlerden büyük paralar kazanmış ve o sırada Paris’te yaşayan Sarp Kuray’ın örgütüyle bağlantılı olduğu söylenen biri, Hanife’yi sekreteri olarak işe almış ve yüklü miktarda parayı Hanife’nin legal alandaki temsilciliği ve imzası aracılığıyla piyasaya sürmüştü. ‘O yıl milyarlarla oynamıştık,’ diye anlatıyorlardı.” (Sığınmacılar, s.275)

    Hanife Taştemur, bana Nasrullah Ayan’dan söz edinceye kadar ne ismini bilirdim ne de ne yaptığını. Nitekim şimdi kendisi de onun sekreterliğini yaptığını kabul ediyor. Demek ki, yazdıklarımı hayalimden uydurmamışım.

    Ne var ki, yazdıklarımda kasıtlı bir çarpıtma olduğunu şimdi ben de daha net olarak görüyorum. Çünkü Hanife bana olayı anlatırken, “karışık mali ilişkiler içinde olduklarından” söz etmemiştir. Bu benim kötü niyetli bir yorumum.

    Öte yandan Hanife, hatırladığım kadarıyla “kara para”dan falan da söz etmemiştir. Yalnızca, şirketin bütün parasının (yatırma ve çekme vb) sorumluluğunun sekreter olarak kendi üzerinde olduğunu, elinden her gün milyonlar geçtiğini söylemiştir. Benim yukarda alıntıladığım cümlelerimden ise, Hanife’nin bu “kara para” işlerine bulaştığı gibi bir izlenim doğmaktadır. Oysa ne Hanife bana böyle bir şey söylemiştir, ne de benim başkaca bu ya da buna benzer bir bilgim vardır. Tek bilgim, Nasrullah Ayan’ın Sarp Kuray’la bağlantılı olduğu ve para işlerini onun adına yürüttüğüdür.

    Bu nedenle Hanife Taştemur’dan özür dilerim.

    Olayı bu şekilde yansıtmamın nedeni, sanırım bana eskiden beri düşman olduğunu bildiğim İrfan Taştemur’a olan kızgınlığımdır. Ne var ki, insan birisine ne kadar kızgın olursa olsun duyduğu ya da bildiği olayları aktarırken kendisinden yorumlar katmamaya özen göstermelidir. Böyle bir hata yaptığım açıktır.

    Zaten, kitabın yeni baskısında bu pasaj kısa bir açıklamayla kaldırılacaktır.

    Siteyi izleyen arkadaşlardan da kendilerini bu mevzuyla meşgul ettiğim için ayrıca özür dilerim

    Gün Zileli

  79. 79 Hanife Tastemur 21 Eylül 11 / 6pm

    Ya sen ne hasta adammissin. Ben ne Nasrullah Ayan’in sekreteri oldum, ne o sirkette imza yetkisine sahiptim, ne de elimden yatirma, cekme vs paralar falan geciyordu. Hayatinda bir kere bile duzgun emekci olmadigin icin bankalara paralari kimler yatirir falan da bilmezsin ki sen zaten. Ben oradaki onlarca musteri temsilcisinden biriydim o kadar. Birak artik adiligi.

    Adimi bir kez daha anma demistim, ne burada ne baska yerde!! Andikca kirletiyorsun.

  80. 80 kerem 22 Eylül 11 / 1am

    adam özgür diliyor kadın hala hakaret etme derdinde.insanlık da yaramaz ya bazılarına,ne dersen de o yine de sana kalayı basıcak.ayıp ayıp

  81. 81 Gün Zileli 22 Eylül 11 / 10am

    Hadi peki sekreteri olmamış ol. Ama Nasrullah Ayan’ın yanında çalışırken bütün para işlemlerinin senin elinin altından geçtiğini söylediğini çok net bir şekilde hatırlıyorum. Sen kendin bunu uydurmuşsan onu bilemem tabii ki.

  82. 82 big boss! 22 Eylül 11 / 11am

    Bence konu kapanmıştır, Gün… Özürden, dürüstlükten anlayacak ikili değil bu arkadaşlar. Boşvermelisin bence. Yorumlarının burada durması da asıl büyük ayıpları-utançları olsun.

  83. 83 big boss! 22 Eylül 11 / 11am

    Hanife, kel kafa-takke düşmesi benim benzetmelerim. Gün’e bulaşma. O hala ısrarla edepli, özür bile diliyor ama size işlemiyor bu insani dil… Bildiğiniz gibi olun.

  84. 84 Anonim 22 Eylül 11 / 11am

    Yaw Gun Sen bu isleri birak allahaskina, anlamiyorsun. Bizim okulda ekonomi 101 diye bir ders vardi, hala vardir, sen git ona yazil, ogrenmenin yasi yok! Ben sana hafif bir baslangic yapayim. Araci kurumlar (Turkinvest Menkul Degerler de bir araci kurumdu) musterileri adina hisse senedi, tahvil, hazine bonosu vs. alir satar. Bunu da musteri temsilcileri ve borsa islemcileri araciligiyla yapar. Musteri onune gelince, kasaya gidip parasini yatirmasini istersin, yatirir getirir sana makbuzunu, borsadaki islemci arkadasina “al” dersin alir, “sat” dersin satar vs. Turkinvest’in cok parali, “buyuk musteri” tabir edilen musterileri coktu. Zenginin parasi zugurdun cenesini yorarmis, sen hala zugurt musun bu kadar ani sattiktan sonra bilmiyorum ama ben bu paralari musterilerin elinden baska yerde goremedim.
    Turkinvest tasfiye oldu yillar once, sen onu da bilmezsin. Bu tasfiye sirasinda bir allahin mali polisi, “yaw Hanife butun paralar senin elinden gecmis” deyip kapimi calmadi. Hafiyesi Gun, yillar sonra bu polisligi sen yapiyorsun.
    Sadece seninle degil, butun arkadaslarimla Turkinvest hakkinda konusmusumdur herhalde. Bir zamanlar borsanin en buyuk araci kurumunda ne buyuk islem hacimleri yapildigini vs anlatmisimdir. Hicbiri senin kurdugun baglantilari kurmaya kalkmadi.
    Iyi bir adim atmaya kalkistin, ozur diledin, tesekkur ederim. Ama ozrun kabahatinden buyuk oldu. Bunu da duzeltirsen ve kendi kafandan da bu tur bilgileri silersen memnun olurum. Senden bunu bekleyecek kadar bir hukukumuz olduguna inaniyorum.

  85. 85 Hanife Tastemur 22 Eylül 11 / 11am

    Isim yazmayi unutmusum

  86. 86 Gün Zileli 22 Eylül 11 / 11am

    Kişisel huhuka uygun olarak özürümü diledim Hanife. Küfürleriniz için de sizden özür beklemiyorum. Mesele anlaşılmıştır. Daha fazla uzatacak bir şey yok.

  87. 87 daniel day zileli 22 Eylül 11 / 12pm

    turkınvestin kara para romper tefecilik yaptıgını ve sarp kurayı bu işler için kullandıgını hatta sarp kurayın vuruldugunu bilmeyenmi var siz böyle bir şirkette çalışacaksınız insanların ocagına incir ağacı dikeceksiniz bu ayıp olmayacak bunu birisi yazdığı zaman ayıp edecek …hadi canım sende

  88. 88 Daniel Day'e 22 Eylül 11 / 1pm

    Türkinvest mi? AYDINLIK grubu mu? Tercihiniz?

  89. 89 i.t.nin sicili 23 Eylül 11 / 1pm

    Hürriyet gazetesinde çalışırken ki müdürü Çetin Yetkin, Vatan Sağolsun kitabında yazmış.

  90. 90 site-teknik 23 Eylül 11 / 2pm

    bu yorum sataşma ve tahrik niteliği nedeniyle silinmiştir.

  91. 91 Hurşit Abi 23 Eylül 11 / 3pm

    Haydaaaaaa. Buradaki tartışmaları izliyorum dae bir süredir, insanların akıllarını kaçırdığına neredeyse hükmetmek üzereyim. Yahu adam kişisel hukuktan söz ediyor, bu sefer de biri çıkıp vay efendim kişisel hukuk oluşturacak kadar yakınlarmış deyiveriyor. Yahu bey kardeşim, kişisel hukuk için yakınlık oluşmasına gerek yoktur. Bakın ben sizi hiç tanımıyorum, siz de beni. ama yine de aramızda kişisel bir hukuk vardır. Yani siz şimdi kalkıp bana hakaret ederseniz ya da beni dolandırırsanız aramızdaki doğaldan var olan kişisel hukuku çiğnemiş olursunuz. Kişisel hukuk için sırdaş olmaya falan gerek yoktur. Canlı olmak yeterlidir, bakın insan olmaya bile demiyorum. Benimle bir kedi arasında da kişisel hukuk vardır. Ben kalkıp kediye tekme atarsam onunla aramdaki kişisel hukuku ihlal etmiş olurum. canım kardeşim.

  92. 92 site-teknik 23 Eylül 11 / 3pm

    bu yorum, sözlü şiddet içermesi nedeniyle silinmiştir.

  93. 93 Evet Sayin Kirro Potin 23 Eylül 11 / 8pm

    Özür dilerim bu saate kadar bu küfür silinmedigine göre itiraf etmeliyim. Ben bir orospu çocuguyum, annem Mardinli tefeci kör Nasrullah’in yaninda çalismaktaydi, karimi da oraya çalismaya gönderdim, tamam mi?

  94. 94 Gün Zileli 23 Eylül 11 / 8pm

    90 nolu yorum kışkırtıcı niteliği nedeniyle, 92 nolu yorum da sözlü şiddet içerdiği için en kısa sürede kaldırılacaktır.

  95. 95 Evet Sayin Kirro Potin 23 Eylül 11 / 8pm

    Geç gelen adalet adalet degildir, ama 93′ü de sil, bu arada netekim kiskirtici yorum yapmayalim sakın ola ki.

  96. 96 Kirro Potkin 24 Eylül 11 / 12pm

    Doğru ve haklı bir soruyu kötü bir üsluba ve önyargılarına heba ettin. Yine de bir anlık öfkemle yaratmış olduğum kırgınlık için beni bağışla. Artık senin ne dediğinin ve ne diyeceğinin bir önemi de kalmadı.

  97. 97 Nasrullah Ayan 24 Eylül 11 / 3pm

    Adam hocaya sormuş ; “Hocam hani Hz.İsa’nın elinde bir sopa varmış onunla dokununca nehirde yol açılmış” Hoca ” oğlum demiş nereni düzelteyim ; o İsa değil Musaydı, sopa değil asaydı nehir değil Kızıldenizdi” demiş.. Gün Zilelinin beni kastederek yazdığı satırlar arasında bir tek şey doğru… Beni tanımadığı… Ben de zatını tanımam tanımak da çok istemem..

    Hanife ile İrfan’a gelince benim dostlarımdır.. İrfan ilk röportajımı yaptığım gazetecidir . Sahibi olduğum Türkiyenin ilk ekonomi dergisi olan “TREND” dergisinin çıkarılmasında yoldaşım olmuştur. Bilahare TREND dergisi satıldığında İrfan Türkinvest’te Genel Müdür yardımcılığı yapmıştır.. Hanife ondan önce aynı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalışmıştır.. Bu olayların tarihleri 1985-1994 yılları arasındadır.

    Sarp Kuray’ın ülkeye dönüş tarihi 1993 sonudur.. Ve her halükarda İrfan ve Hanife onunla daha önceleri tanışmamaktadırlar ve tanışmış olmaları hayal ürünüdür.

    Sarp Kuray’ın ülkeye para getirdiğini ve akladığını bilmiyorum ve sanmıyorum.. Çünkü 1994 sonrasında yaşadığımız sıkıntılarda hiç değilse ortaya çıkardı diye düşünüyorum.. Bir şeyi çok iyi biliyorum ne ben, ne İrfan ne de Hanife böyle birşeyin içinde değiliz.

    Türkinvest hakkında 100 lerce dava açıldı hileli iflastan dolandırılıcığa kadar..(Hepsi beraatle sonuçlandı). Ama Kara/ak para aklaması hakkında hiçbir dava açılmadı.. Çünkü Türkinvest 1992 den kapandığı güne kadar Sermaye Piyasası Kurulunun denetimi altındaydı..

    Yıllar sonra kendimi Gaziantep’e atmış, emekliliğimi merde ve namerde muhtaç olmadan geçirirken bu tür tartışmalarda yer almamı bir tür “şaka” olarak algılıyorum.

    Bu yazıyı polemik olarak yazmadığımı ve yazılacaklara cevap vermeyeceğimi bilmenizi isterim.

  98. 98 Gün Zileli 24 Eylül 11 / 4pm

    Açıklaman için teşekkürler Nasrullah ama benden tanışma yönünde bir talep mi geldi ki tanışmak istemediğini söylüyorsun. Doğrusu pek kibarca bulmadım. İrfan Taştemur şu senin yaptığın açıklamayı baştan yapsaydı, yani Türkinvest’te Genel Müdür yardımcılığı yaptığını söyleseydi bunların hiçbirine gerek kalmayacaktı. Ben de bu satırları yeni bir şeyler yazman için yazmadım, aman

  99. 99 Gün Zileli 24 Eylül 11 / 6pm

    90 ve 92. nolu yorumlar kaldırılacaktır ancak bunu ben doğrudan yapamıyorum. ilgigli arkadaş durumdan haberdar, işleri dolayısıyla gecikme söz konusudur.

  100. 100 özgürlükçü 24 Eylül 11 / 8pm

    sayın zileli komünistler makalenizdeki 15. yorum tam burda yapılan tartışmanın niteliğini önceden yazıya dökülmüş gerçeğin itirafı gibi duruyor lütfen bir kez bakıp bu konudaki özgürlükçünün yorum ve pratik önerisi hakkındaki düşüncenizi belirtirseniz tartışmanın verimi ve seyri değişebilir.

  101. 101 İrfan Taştemur 24 Eylül 11 / 11pm

    Açıklaması için Nasrullah Ayan’a teşekkür ederim.

    Bu açıklamaya küçük bir ekleme yapmak isterim. Nasrullah Ayan, 1992 yılında kurucusu ve yayıncısı olduğum Haftalık Borsa Dergisi Trend’i sattıktan sonra, dergiyi yayınlayan beni ve diğer yönetici arkadaşım Cüneyt Akman’ı işlerimizden atmak yerine Türkinvest’e aldı. Ben Türkinvest’te Basın ve Halkla İlişkiler’den sorumlu Genel Müdür yardımcısı oldum. Bu görevim yalnızca iki hafta sürdü. Çünkü gazeteciliği PİAR’cı olarak değil muhabir olarak sürdürmek istediğimi anladım ve o dönemde yayın hayatına başlayan Aktüel dergisine katıldım.

    Beni tanıyan herkesin bildiği gibi zaten çok ortada olan ve yayınlanan Trend dergisinin künyesinde de yer alan, Nasrullah Ayan ile beraber çalıştığım bilgisini benim bu işin başında Gün Zileli’ye söylemiş veya hatırlatmış olmam kitabına yazdığı aşağıdaki şu satırları ne şekilde değiştirecekti:

    “Bundan sonra bir süre karışık mali ilişkiler içinde yaşamışlardı. Türkiye’de bir takım karanlık işlerden büyük paralar kazanmış ve o sırada Paris’te yaşayan Sarp Kuray’ın örgütüyle bağlantılı olduğu söylenen biri, Hanife’yi sekreteri olarak işe almış ve yüklü miktarda parayı Hanife’nin legal alandaki temsilciliği ve imzası aracılığıyla piyasaya sürmüştü. ‘O yıl milyarlarla oynamıştık,’ diye anlatıyorlardı.” (Sığınmacılar, s.275)

    Umarız okuyucuyu da bunaltan bütün bu açıklamaların ardından Gün Zileli yaptığı yanlışı gerçekten anlamıştır. Bir daha da başkalarının hayatları hakkında yanlış bilgi vermeyeceğini ve bunu düzeltmemekte ısrar etmeyeceğini umuyoruz.

  102. 102 Gün Zileli 25 Eylül 11 / 10am

    Komünistler makalesindeki Özgürlükçü imzalı 15. yorumu buraya alıyorum:

    “78 devrimci gençlik geleneğinden olmama rağmen yukardaki seviyesiz bilinenleri tekrardan öteye geçemeyip yenilmekle kalmayıp kendini yeniden üretemediğinden ve yaşanan hayatın dışına düştüğünden giderek tükenen kuşakların hazin sonunu görmek üzüntü veriyor.bir taraftanda bu tükeniş olmadan yeninin filizlenemeyeceği düşüncesi ile seviniyorum.yaşanan hayatın pratiğinin dışına düştüğünden sokaktaki sıradan insanında gerisine düşüp düşünsel seviyede kabızlığın sancılarından en yakınındakine saldırmaktan başka elinden bir şey gelmeyenler asıl sistemin hegemonyasının içinden ses verdiğini bile anlamayanlar olduğunu gelecekte üzülerek fark ettiklerinde çok geç kaldıklarını anlayacaklardır.yaşanan hayatta kendine yer bulamayanların bu sitede de bulduğu yerden ne bizlere nede kendisine bir katkısı olacağını sanmıyorum

  103. 103 Tekzip yemeyen haber 25 Eylül 11 / 3pm

    İngiltere’de CHP rüzgarı esiyormuş! Peki Kılıçdaroğlu’na “gaz veren” o isim kim? MİT raporuyla ne ilgisi var?
    17.06.2010 MEDYAGÜNDEM
    - İkisi de 80’lerin sonuna damga vuran işlerin mimarı “derin” gazeteci. İkisi de adres olarak İngiltere’yi seçti. Yıllardır İngiltere’de yaşıyorlar. Bu isimlerden biri, 80’lere damgasını vuran 1. MİT raporu vakasının kahramanı gazeteci İrfan Taştemur.

    Diğer isimse PKK’yı çok iyi bilen ve adı terör örgütü, Talabani ve Türkiye arasındaki pazarlıklarda da geçen İsmet İmset. PKK adıyla bir kitabı da var.

    Ama bizim bu haberdeki konumuz İrfan Taştemur.

    İrfan Taştemur ve İsmet İmset’le aynı kuşaktan olan Soner Yalçın’ın sitesi bugün MEDYAGÜNDEM’in radarına düşen ilginç bir habere yer verdi. Haber CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaydı. Haberin başlığıysa, “Kılıçdaroğlu rüzgarı Londra’yı da harekete geçirdi” şeklindeydi.

    Peki Londra’da kimi harekete geçirmişti bu rüzgar? Haberin ayrıntıları karşımıza MEDYAGÜNDEM farkını ortaya koyacak kritik bir bilgi veriyordu.

    İngiltere’nin başkenti Londra’da, CHP Londra Dayanışma Derneği adlı bir dernek kurulmuştu. Derneğin kurucularından İrfan Taştemur da, Londra merkezli Avrupa Gazetesi’ne bir röportaj vermişti. Soner Yalçın da bu röportajı yayınlayarak, hem Kılıçdaroğlu’na “gaz verdi”, hem de eski bir dostuna kıyak yaptı.

    Peki kimdir İrfan Taştemur?

    Tarih 1988’dir. İrfan Taştemur da Hürriyet muhabiridir. Adının bugün bile anılmasına neden olan olaysa o tarihte Mehmet Eymür’ün hazırladığı 1. MİT raporunu kamuoyuna sızdırılmasıdır.

    Mehmet Eymür imzasını taşıyan ’1. MİT Raporu’nda bazı istihbaratçılar ve emniyet görevlilerinin, belirli periyotlarla Hürriyet gazetesinde toplandıkları ayrıntısı da yazar. “Hürriyet muhabiri” sanılan birinin, aslında, teşkilat adına çalıştığını, bütün Türkiye o rapordan öğrenmişti.

    İşte o gazeteci İrfan Taştemur’du. Taha Kıvanç yıllar evvel İrfan Taştemur’la ilgili iddiaları gündeme getirmiş, Taştemur “MİT ajanı” olduğu iddialarını kabul etmemişti. Ama adı hep MİT’le ilişkili gazeteci olarak anıldı.

    İrfan Taştemur Hürriyet’te haber yapamayınca, o MİT raporunu Doğu Perinçek grubunun yayın organı 2000’e Doğru Dergisi’ne götürdü. Rapor 7 Şubat 1988 tarihinde 2000’e Doğru dergisinde yayınlandı.

    8 Kasım 2005 tarihli Tempo Dergisi’ne verdiği röportajda Doğu Perinçek, İrfan Taştemur’la ilgili şu itirafta bulunmuştu:

    “1987’de gelen, Özal tarafından, siyasal rakiplerine karşı kullanılmak üzere hazırlatıldığı iddia edilen birinci rapor, önce başka yayın organlarına gitti. O zaman bir gazetede muhabir olan İrfan Taştemur bu raporun varlığını açıkladı. Ancak, çalıştığı gazeteden ayrıldığı için yayımlayamadı. Sonra bizim çıkardığımız ‘2000′e Doğru’ dergisine çalışmaya geldi. Bizde çalışmaya başladığında zaten elinde o bilgiler mevcuttu. Ama rapor elinde değildi. Raporun içeriğini Ankara’daki bir görüşmede anlatmışlar. Aklında kalanları da, dergideki yazılarıyla açıkladı. Zaten bu rapor da Mehmet Eymür ve ekibinin başını yedi. Oysa raporun içeriğini dışarıya sızdıran da bu ekipti. O zaman Hiram Abbas, benim MİT’i felce uğrattığımı söylemişti.”

    İrfan Taştemur’un MİT ile ilişkisine iddiaları gündeme getiren isimlerden biri de Prof. Dr. Çetin Yetkin’di. Eski savcı olan Prof. Dr. Çetin Yetkin, Vatan Sağolsun adlı kitabında, İrfan Taştemur’dan kuşku duyduğunu anlattı. 11 Mayıs 2000 tarihli, ajan gazeteciler konusunu gündeme getirdiği yazısında Taha Kıvanç, Yetkin’in kitabındaki o ayrıntıları köşesine taşımıştı. Taştemur da Prof. Dr. Çetin Yetkin’i MİT ajanı olmakla itham etmişti.

    İşte adı MİT’le ilişkilendirilen İrfan Taştemur yıllardır Londra’da yaşıyor.

    Şimdi de karşımıza Kemal Kılıçdaroğlu’na İngiltere’de “rüzgar yaratan adam” olarak çıktı.

    İşin ilginç tarafı bir dönem 2000’e Doğru dergisinde mesai arkadaşı olan Soner Yalçın, İrfan Taştemur’u yeniden vitrine koydu.

    CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden siyasetteki “yeni dizayn” operasyonu bu isimlerle daha bir manidar oldu.

    Kılıçdaroğlu bu isimlerin farkında mı bilmeyiz ama Türkiye kimlerin o dalgayı yarattığının farkına bir an önce varsa iyi olacak.

    medyagundem.com

  104. 104 Gün Zileli 25 Eylül 11 / 4pm

    Ben hiçbir zaman İrfan Taştemur’la ilgili “MİT ajanı” türü bir iddia ileri sürmüş değilim. Tenzih ederim.

  105. 105 İrfan Taştemur’dan bir makale 25 Eylül 11 / 6pm

    İŞTE RUS AJANLARININ GİZLİ OPERASYONLARINI ANLAMA KILAVUZU

    ODA TV

    01.07.2010 13:23

    ABD ile Rusya arasında Soğuk Savaş’tan bu yana yaşanan en büyük casusluk krizi tartışılmaya devam ediyor. Bilindiği gibi; Rusya adına ajanlık yaptığı iddiasıyla 11 kişi FBI tarafından yakalanmıştı.

    Odatv, Amerikan polisinin yakaladığı iddia edilen Rus ajanlarının gizli operasyonlarını anlama kılavuzunu yayınlıyor.

    İşte o ajan sözlüğü:

    İllegaller:

    Rus gizli servisi SVR, Amerika’da yaşayan ajanlarına İllegaller adını vermişti.

    Efsaneler:

    İllegallere Rusya’dan ayrılmadan önce kendilerini Amerika içinde barındıracak ve bir hayat kurmalarını sağlayan sahte kimlikler ve kişilikler.

    Derin nüfuz:

    Yıllarca hatta onyıllarca hazırlanarak görevlendirildikleri ülkedeki toplumun bir ferdi gibi davranabilmeleri.

    Stenografi:

    Yazılı mesajları gizleme teknikleri. Bunun modern versiyonu kamuya açık internet sitelerindeki dijital imaj kodlarını çözmeyi de içeriyor.

    Geçici ağ:

    Laptop komputerleri geçici kablosuz ağ bağlantısı ile birbirine bağlama ve dosya alışverişleri.

    Flaş geçiş:

    İki kişinin kalabalık bir ortamda birbirlerinin yanından geçerken kimseye farkettirmeden gizlice döküman ve malzeme değiştirmeleri.

    Radyogram:

    Ajanın Moskovada bağlı olduğu birime şifreli radyo bilgileri aktarımı.

    Teslimat noktası:

    Bir ajan tarafından diğer ajanın daha sonra alması için üzerine küçük paketler bıraktığı yer.

    İrfan Taştemur
    Odatv.com

  106. 106 özgürlükçü 25 Eylül 11 / 9pm

    türk filmlerinin bildik senaryoları nal toplar sizin senaryo muhabbetinizde.kaybedenlerin belleğini ben yeni okudum galiba siz okuyalı epey olmuş stalinin çekasının ispanya iç savaşında anarşistlere yaptığından öğrenerek birbirinize bunları yapmayasınız?iyisimi siz benim gibi önünüze yapılacak iş koyabilirseniz bu rezaletten sıyrılırsınız.mesela bulunduğunuz yerelin kongre hareketi girişimi toplantısına katılıp kendinizi gerçekleştirebilirsiniz.aspirin kadar olmasada ilaç gibi gelebilir size.lütfen orayıda zehirlemeyin

  107. 107 Anonim 26 Eylül 11 / 1am

    istihbarat hikayelerine meraklı bir gazeteciymiş..

  108. 108 öteki anonim 26 Eylül 11 / 2pm

    Yaa öyle, tabii efendim, tabii, tabii…hiç sizinkilerden …

  109. 109 Anonim 27 Eylül 11 / 2am

    bir de galiba hayat boyu hep CHPli olmuş. odatv’de kendisiyle yapılan söyleşide ısrarlı sorular üzerine buna benzer laflar ediyor.

  110. 110 Anonim 28 Aralık 11 / 1am

    bu adamin kitabinda ben de varmiyim acaba, simdi merak ettim.

  111. 111 Anonim 28 Aralık 11 / 1am

    kizinin kitabi daha ilginc ona para verdim, okuyorum. Gün gibi ne dedigini bilmeyen birisinin kitabina para vermek istemiyorum

  112. 112 "Bu kitap bugünler için yazılmıştır." 28 Aralık 11 / 2am

    “Gün Zileli’nin kitabını yıllar sonra gündeme getirdiniz. Aslında şaşırtıcı değil. Bu tür ‘anı’ kitapları nedense yazıldığı dönemde gündeme gelmez. Yalnız, benim merak ettiğim tam da Doğu Perinçek’in asılsız suçlamalarla ve 12 Mart dönemini andırır yöntemlerle tutuklandığı günlerde, yazarlarımızın 10 yıl öncesine ait bir kitabı nereden bulup çıkardığı. Ama doğru, o kitaplar bugünler için yazılmıştır en çok.

    Gün Zileli’nin kızıyım doğru. Ancak bu benim hayata nesnel bakışımı zedelemedi neyse ki. Anıların öznelliğinin bilincinde bir insanım. Üstelik o anılarda geçen isimlerin hemen hepsini tek tek tanıyorum. Gün Zileli’nin geçmişine ‘Bugün durduğu yerden dönüp baktığını” değerlendirebilecek yeteneklere de sahibim. Anı kitaplarına hiç güvenmem o yüzden.

    Bana dedikoduyu çağrıştırır. Ve en masum değerlendirmeyle o kişinin gözüyle, o kişinin beyin süzgecinden geçerek aktarılır okura. Burada çifte bir durum var. Gün Zileli anılarını çok büyük ideolojik değişimlerin ardından yazmıştır. Yani anılar sadece zamanın değil, hayata ve dünyaya bakış açısının yaşadığı değişimin de tahribatına uğramıştır.

    Vicdanı olan herhangi bir insan, hayatı boyunca kontrgerillaya, gladio’ya, ergenekon’a (adı her neyse) karşı mücadele etmiş, gazetesinde bu örgütlerin kirli işlerini herkesten önce cesaretle açıklamış bir isme yönelik iftiraların yapıldığı bu sıcak günlerde, bir insanın öznel, kişisel anılarına dayanarak okurun kafasında soru işareti yaratmayı, kafa karıştırmayı içine nasıl sindirebilir?”

    Read more: http://www.gunzileli.com/2008/03/27/irmak-zilelinin-mektubu-derya-sazak/#ixzz1hmaeMK3f

Yorumunuz

isim ve e-posta girmek zorunlu degildir.
tüm istediğimiz yorum yazılmasıdır. bu yüzden bu tür zorunlulukları doğru bulmuyoruz..




Safari hates me


Gün Zileli

Dış Yazılar

TÜM KİTAPÇILARDA
Halk Silahlanınca -Durruti ve İspanya Anarsist Devrimi- (Armed People)

Halk Silahlanınca
Durruti ve İspanya Anarsist Devrimi

Yazan: Apel Paz - Çev: Gün Zileli,
(2. Baskı) Kaos & Yayınkolektifi, 2011

KİTAP TANITIM
Sığınmacılar (1990-2000) Londra

Sığınmacılar (1990-2000) Londra
Gün Zileli, İletişim Yayınları, 2011

KİTAP TANITIM
Rejimler, Partiler, Kişiler ve 'Ulus'lar, Gün Zileli 2010, Kibele Yayınları

Rejimler, Partiler, Kişiler ve "Ulus"lar
Gün Zileli, Kibele Yayınları, 2010

KİTAP TANITIM
Orda Bir Köy Var Uzakta - Arnavutköy (1954-1964), Gün Zileli 2010, Heyamola Yayınları

Orda Bir Köy Var Uzakta - Arnavutköy (1954-1964)
Gün Zileli, Heyamola Yayınları, 2010

KİTAP TANITIM
Devrimi Yeniden Düşünmek -I-

Devrimi Yeniden Düşünmek -I-
Gün Zileli - Fikret Başkaya, Özgür Üniversitesi Yayınları, 2010

KİTAP TANITIM
Stalin Yargılanıyor

Stalin Yargılanıyor (oyun)

Yazan: Gün Zileli, Kibele Yayınları, 2010

KİTAP TANITIM

Kitap Rafı

tanıtımlar için, kitap kapaklarına tıklayınız.
> Yazdığım Kitapların Tanıtımları
Stalin Yargılanıyor
Stalin Yargılanıyor
İstanbulum - Arnavutköy, Gün Zileli, Heyamola Yayınları, 2010
Rejimler, Partiler, Kişiler ve 'Ulus'lar, Gün Zileli, 2010, Kibele Yayınları
> Çevirisini Yaptığım Kitapların Tanıtımları
İşçiler Çalışmaya Karşı


> Beni en çok etkileyen yazar, şair ve kitaplar > Anarşist Kitaplık > Linkler

Son Yazılar

Yorumlar

Son Yorumlar
En Çok Yorum Yazılmış Yazılar
Sitede toplam, 657 yazı  ve 7394 yorum bulunmaktadır.
Forum Sayfası



Yeniden Güncel Bir Yazı

Şimdi Sıra Kadetlerin Devrilmesinde!

Gün Zileli
11 Şubat 2011

Konuk Görseller

Konuk Yazılar

Tüm Konuk Yazılar



Seçme Yazılar

Bugün En Çok Okunan Yazılar

Alice

Yazan: Köşe Yazarı Ali Tereli
TÜM DUYURULAR


Yayınkolektifi Kitapları

  • Halk Silahlanınca (YENİ)
  • Komün Bilgeliği (YENİ)
  • Yitik (YENİ)
  • Efendisiz Demokrasi
  • İmlasız Bahçe Şiirleri
  • Peşime Verdi
  • Türler ve Cinsler


  • Kategoriler


    Portreler

  • Cengiz Çandar (3)
  • Murat Belge (6)
  • Oral Çalışlar (3)
  • Halil Berktay (6)
  • Baskın Oran (2)
  • Şahin Alpay (1)
  • Münir Ramazan Aktolga (3)
  • Özdemir İnce (1)
  • Doğu Perinçek (4)
  • Behice Boran (4)
  • Tarık Ziya Ekinci (1)
  • Hıncal Uluç (1)
  • Emre Aköz (1)
  • Mihri Belli (2)
  • Deniz Gezmiş (1)
  • Engin Ardıç (2)
  • Alev Alatlı (3)


  • Özgür Üniversite

    Sonbahar 2010 - Kış 2011
    Sunanlar: Gün Zileli-Arif Aslan


    POLİTİK FİLMLER (Gösterim ve Tartışma)

    2010 Bahar Seminerleri
    Gün Zileli, Mart/Haziran 2010


    SSCB, KOMİNTERN, TKP, KEMALİST REJİM

    2009 Güz Seminerleri
    Gün Zileli, Ekim 2009 - Ocak 2010


    DEVRİMİ YENİDEN DÜŞÜNMEK

    Sesli Arşiv



    Posta Listesi

    Yeni yazılardan e-posta yoluyla haberdar olmak için e-posta adresinizi gönderin.



    ...