Deniz Orada

Gün Zileli, 1995, Sel.
Az ya da çok, şöyle ya da böyle toplumu bütün hücreleriyle etkileyen değişim ruhu, Ege’de kum işçilerinin yorgun kürek seslerinde, bir filozofa dönüşen köylü Hüseyin’in düşüncelerinde, Cemile’nin küçük yüreğinde esen kasırgalarda duyulur. Bütün olaylar, abartısız, usul usul yaklaşan bir akşam alacasının melodisiyle anlatılır. Derken şehirlerin uzak gümbürtüsü kırkayağın-12 Mart işkencecilerinin çizmelerinde susar. Deniz’ler arkalarında sapsarı bir gece ve zincir şakırtıları bırakarak yürür giderler. Şarkıdaki gibi, hapishanelere güneş doğmuyordur artık ama acaba bu bir anlık güneş tutulması mıdır? 80′li yıllarda artık umutlar yıldızlara asılı değildir. Artık sevdalar başka başkadır. İllüzyon bitmiştir. Küçüktür, zayıftır umut, ama hep oradadır. Suat’ın yem attığı güvercinlerin kanat çırpışında olsa bile. Artık sigara dumanlı öğrenci anfilerinin canlı atmosferi, yerini ışıklı salonlara bırakmıştır. Bu ışıklı salonlarda artık köylü Hüseyin’leri, işçi İsmet’leri, Hasan’ları göremezsiniz. Gün Zileli’nin romanı, Amerikalı kadın yazar Marge Piercy’nin 68 kuşağından gençlerin oluşturduğu sol bir örgütün serüvenini içerden bir tanıklıkla anlatan otobiyografik romanı Vida’yı anımsatmaktadır. Bir farkla, bozgunu Amerikan sol’u 70′li yıllarda yaşar. Yoksa dünyayı saran duvarlar aynı mıdır?
Emine Özkaya
Cumhuriyet Kitap, 14 aralık 1995
İlgili Linkler:























Yükleniyor...
3 yorum var
Yorum yaz | RSS Yorumlar [?] | Geri-takip Linki [?]