Kim Kârda, Kim Zararda: “Size Nasıl Geliyorsa Öyledir”


Ortalık savaş uzmanlarından, çok bilir akademisyenlerden, MİT güdümlü “terör” uzmanlarından, hayatında savaş görmemiş emekli subaylardan geçilmiyor. Eline bir değnek alan geçiyor haritanın başına. Aslında bu kadar zahmet etmelerine gerek yok. Zaten ne diyecekleri başından belli ve hepsi sonuçta aynı şeyi söylüyor: “Türkiye Barış Pınarı harekâtıyla büyük bir zafer elde etti.” Yandaş basın ihavalarda uçuyor. Yere konmaya da hiç niyeti yok. “Muhalif basın” ise birkaçı  istisna, CHP’nin peşinden gidip harekâta verdiği desteğin mahcubiyeti ile sonuçtan pek memnun değilmiş gibi yapıp yeniden eski muhalif mevzilerine dönme çabası içinde.

Neyse, bunlar o kadar önemli değil. İktidarlar her zaman böyle çürük ürünler yaratırlar ve tarih bunları yazmaz ya da sadece birkaçını müptezellik örneği olarak anar. Benim esas üzerinde durmak istediğim, harekâtın durdurulmasından sonra herkesin olayı kendi açısından değerlendirmesinin ortaya çıkardığı garip durum. Çünkü herkes kendisinin galibiyetini ilan etmiş bulunuyor. Bir kumar masası düşünün. Masadaki herkes oyunu kazanmışsa peki kim kaybetmiştir? Kazananı bol ve kaybedeni olmayan tuhaf bir oyun!

Ben ise bu oyunda herkesin ufak tefek bir şeyler kazandığını, fakat aynı zamanda yine bütün tarafların stratejik planda kayda değer şeyler kaybettiğini ileri süreceğim. Tek tek bakalım:

Türkiye’deki iktidarın kazançları:

Suriye topraklarının bir kısmına girdi ve yerleşti.

Suriye topraklarında ve Suriye sorununda bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi.

Muhalefeti bölüp parçaladı ve etkisiz hale getirdi.

Kayıpları:

Batı’da ve Doğu’da, müttefiklerini kaybetti, İran gibi müttefiklerini ve potansiyel müttefiklerini uzaklaştırdı. Şu anda uluslararası planda güvenebileceği tek bir müttefiki yok denebilir (Katar, Pakistan gibi birkaç ülkeyi saymaya bile değmez).

Dünya kamuoyunda Türkiye saldırgan bir ülke damgasını yedi.

YPG’yi “terörist” olarak ilan etme çabaları sonuçsuz kaldı. Büyük güçler olarak geçen ABD ve Rusya da YPG’yi “terörist” olarak damgalamaktan uzak durdular.

Bizatihi “Barış Pınarı Harekâtı” Suriye rejimi ile YPG’yi yakınlaştırdı ve daha önemlisi rejimin, Suriye’nin kuzeyinde daha büyük inisiyatif kazanmasına ve Kürt bölgelerine yerleşmesine yol açtı.

ABD’nin kazançları:

Askerlerini Ortadoğu ve Suriye bataklığından çekerek Suriye rejimini, Kürtleri ve Rusya’yı Türkiye ile baş başa bıraktı, bir anlamda bataklıktan kendini çekmiş oldu. Şimdi oyunu daha uzaktan ama bir hegemonyacı dünya gücü olarak daha hâkim tepelerden izleme ve gerektiğinde yönlendirme şansına sahip oldu.

Kayıpları:

Bölgeden askerlerini çekerek esas inisiyatifi Rusya’ya bırakmış oldu.

Desteğindeki YPG’yi rejimin ve Rusya’nın politikalarına teslim etti.

Türkiye ile arasındaki mesafe daha da açıldı ve Türkiye Rusya’nın hegemonik alanına daha çok kaydı.

Rusya’nın Kazançları:

ABD askerî gücü bölgeden çekilince bir hegemonik güç olarak bölgede büyük bir inisiyatif ele geçirmiş oldu.

ABD etkisi altındaki YPG’yi kendi “koruyucu” kanatları altına aldı.

Desteklediği rejim güçlerinin bölgede alan genişletmesini sağladı.

Türkiye’nin ABD etkisinden daha da uzaklaşıp kendi etkisine girmesini sağlamış oldu.

Kayıpları:

Türkiye’nin Suriye topraklarında yerleşmesini ve “meşru” bir güç olarak faaliyet göstermesini kabul etmiş oldu. Bu, Rusya açısından bir ilktir ve gelecekte Suriye rejimiyle, hatta İran’la arasının açılmasına yol açabilir.

Suriye Rejiminin Kazançları:

Son durumda, uzun süredir denetimi dışındaki topraklara adım attı ve yerleşti.

Kürtlerle müttefik konumuna geldi ve Kürt bölgelerinin “hami”si olarak belli yerlere asker kaydırma olanağını buldu.

Dünya çapında Suriye’nin meşru rejimi olduğunu daha çok kabul ettirdi.

Kayıpları:

Kendisine düşman olan Türkiye’deki iktidarla, yakın müttefiki Rusya’nın yakınlaşmasını önleyemedi.  

Türkiye’nin silahlı güçleri kendi topraklarına yerleşti ve bu yerleşme Rusya tarafından da onaylanarak “meşruluk” kazandı.

Türkiye’nin baskısına karşı koyabilmek için ister istemez Kürtlerin özerklik isteklerine görece göz yummak zorunda kaldı.

YPG’nin Kazançları:

Türkiye tarafından “terörist” olarak tecrit edilmesi çabalarını sonuçsuz bıraktı.

Suriye rejimi ve Rusya ile ittifaka girdi ve bölgedeki varlığını şimdilik sağlama aldı.

Kayıpları: 

Elinde tuttuğu bölgeler Suriye rejiminin himayesi altına girdi.

ABD’nin somut desteği önemli ölçüde azaldı.

Sonuç olarak, herkes kendi açısından kazançlı, karşı taraf açısından ise kayıpta olduğundan Shakespeare’nin ünlü oyununun başlığını kullanacak olursak, “size nasıl geliyorsa öyledir!”

Peki ya, Araplar, Kürtler ve diğer bölge halkları?

Gün Zileli

25 Ekim 2019

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI