OTORİTER PARTİ-DEVLET REJİMİNİN KURULUŞ EVRELERİ

Bir parti, parti-devlet olmaya karar vermişse devleti yönetmekten öteye gidip tekeline almak zorundadır.

AKP Merkez kliği (bu kliğin elemanları –birkaç kişi ve reisi hariç- sık sık değişir ve yenilenir) 2002 ile 2007 arası dönemde gücünü iyice sınadıktan sonra devleti ve temel kurumlarını adım adım ele geçirerek parti-devlet rejimi kurmaya karar verdi.

Bunun ilk adımı, kendi iktidarı için tehdit olarak gördüğü orduyu zapturapt altına almaktı. Ergenekon davası bu amaçla imal edildi ve bu süreçte AKP, “vesayet rejimiyle mücadele” sloganıyla solcuların önemli bir kısmından bile destek aldı. Sonuçta, ordu kademelerindeki AKP aleyhtarı unsurlar büyük ölçüde tasfiye edildi ve daha önemlisi ordudaki AKP karşıtı hissiyat oldukça geriletildi.

İkinci adım, devletin en önemli kurumlarından olan yargıyı ele geçirmekti. Bunun için gereken yasal düzenlemelerin yolunu açan, 12 Eylül 2010 Anayasa referandumu oldu. Yine bir kısım solcu ve “liberal” olduğunu söyleyen aydın, AKP’nin “12 Eylül hukukunun tasfiye edildiği” söylemlerine kanıp “yetmez ama evet” diyerek AKP iktidarının parti-devlet rejimi kurma yolundaki bir adımına daha destek vermiş oldular.

Parti-devlet rejimi yolunda işler tıkırında gidiyor gibi görünürken, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, Kürt hareketinin paradigmasında devrim niteliğinde bir değişiklik yaparak “seni başkan yaptırmayacağız” sloganıyla AKP’nin planlarının karşısına dikilmesi parti-devlet rejimi heveslileri açısından bir yol kazası anlamına geldi (aslında bu çıkış, AKP kadar, kendilerini Kürtlere karşıtlık üzerinden tanımlayan ulusalcıları da kontrpiyede bırakmıştı) 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP ilk kez meclisteki çoğunluğunu kaybetti. Bunun üzerine, AKP merkez kliği seçimleri yenilemek üzere yeni ve meşum bir plan koydu ortaya. Bu planın esası, terör yoluyla Türk ve Kürt muhafazakâr seçmenini korkutmak, MHP’ye ve HDP’ye kaymış bu oyları yeniden AKP’ye akıtmaktı. AKP Merkez kliği, terör için MİT’i, IŞID’ı ve PKK kurmayı ile bağlantılarını devreye soktu. Sonuçta, 1 Kasım 2015 seçimleriyle Meclis, bir daha geri verilmemek üzere ele geçirilmiş oldu. Bunu, parti-devlet yolundaki üçüncü adım olarak görebiliriz.

Sıra gelmişti, en önemli dördüncü adıma. Bu, devletin temeli olan ordunun, zapturapt altına alınmasının ötesinde, doğrudan doğruya ele geçirilmesiydi. Merkez kliği bunun için 15 Temmuz 2016’da sahte bir darbe örgütledi. Daha doğrusu, darbe örgütlediklerini bildiği ordudaki darbeci subayları erken ve örgütsüz bir şekilde darbeye teşvik etti. Darbeye ilişkin bütün mizansenler önceden hazırlanmıştı. Saray’ın ve Meclis’in bombalanıyormuş gibi yapılması da dahil. Böylece, ordunun tüm boyun eğmeyen unsurları tutuklandı ve Genel Kurmay’dan başlayarak ordunun kumandasına parti-devlet rejimine sadık oldukları düşünülen unsurlar getirildi. Fakat ordunun bütünüyle ele geçirilmesi operasyonu Merkez kliğinin en zor işlerinden biriydi. Bugün bile ordu içindeki temizlik operasyonları gün be gün sessiz sedasız sürdürülmektedir. Televizyonların altyazı haberlerine her gün bakmak bu operasyonların süregenliğini ve tam bir kazıma işlemine dönüştüğünü görmek için yeterlidir.

AKP Merkez kliği, 24 Haziran 2018 yılında “Başkanlık sistemi”nin yasal çerçevesini oylatarak, iktidarların seçimle değiştiği parlamenter sistemin tabutuna son çiviyi de çaktı ve böylece otoriter parti-devlet rejimi bu beşinci adımla resmen yürürlüğe girmiş oldu. 2002’de AKP’ye “demokrasi” umuduyla bakanlar, 1950’den bu yana kör topal da olsa yürüyen parlamenter rejimin bizzat “demokrasi şampiyonu” bu parti tarafından sona erdirileceğini hiç akıllarına getirirler miydi?

Şu hatırdan çıkarılmamalıdır: parti-devlet rejimi bir kere kurulduktan sonra artık rejimin sahibi partinin kaybetmesi, devlet sisteminin ya da rejimin değişmesi anlamına geleceğinden seçimler göstermelik ya da sahte olmak veya sürekli yenilenmek zorundadır. Elbette bununla, seçim alanındaki mücadele terk edilsin demek istemiyorum, seçim mücadelesine katılmak parti-devlet rejiminin teşhiri bakımından yararlıdır ama rejimin seçimlerle değişebileceği ham hayallerini terk etmekte fayda var.

Gün Zileli
13 Mayıs 2019
www.gunzileli.com
gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI