Yeni Bir İvme…

Toplumların ya da kitlelerin ruh halinin aniden zıddına dönüşmesini, bugüne kadar ne bir sosyolog, ne bir politik lider, ne de bir müneccim tam ve doğru bir şekilde saptayabilmiştir. Bu anlamda toplumlar ya da kitleler, onları harekete geçiren saiklerin ne olduğunun tam anlaşılamadığı gizemli varlıklardır. Hatta diyebiliriz ki, toplumlar ve kitleler, doğadan bile daha gizemli ve anlaşılmaz fenomenlerdir.

Büyük devrimler, genellikle toplumların ve kitlelerin korkunç bir sessizliğe büründüğü dönemlerde patlak vermişlerdir. Lenin, Şubat 1917 Devrimi’nden daha bir ay önce, İsviçre’de, yakın çevresine, “bizim kuşak devrimi görecek kadar yaşamayacak” demişti. Tarih, karanlık ve durgun bataklıkların, bir anda muazzam patlamalarla hareketlendiğinin çok sayıda örneğine tanıktır.

Bugün de Türkiye’de böylesi bir sessizlik ve karanlık söz konusu. Toplumsal muhalefet, Gezi patlamasının ardından gerileye gerileye en dip noktasına varmış, neredeyse varlığıyla yokluğu ayırt edilemez hale gelmiş bulunuyor. Karamsarlık, duyarlı yürekleri kor gibi yakıyor. Her yanda bir çaresizlik, bir içine kapanma söz konusu. Yasal muhalefet, bir buçuk yıl önceki büyük Adalet yürüyüşünden sonra tamamen duraklamış ve içine kapanmış durumda. Kürt muhalefeti de öyle. İktidar partisi, tek kale maç yapan bir futbol takımının rehaveti içinde. Bu koşullarda yerel seçimler yaklaşıyor.

Ne var ki, hiç beklenmedik bir olay belki de bir anda olaylara bir ivme kazandırabilir ve bu ivme toplumsal hareketi yeniden canlandırabilir, hatta bugünkü durumun tersi bir ruh halini harekete geçirebilir. Çünkü toplumun temeldeki yapısı ölmüş değil, hatta belki de görünmeyen bir hareketlilik içinde.

Yaklaşan yerel seçimler neden böyle yeni bir ivme için fırsat oluşturmasın? Ne var ki, ne yasal muhalefetin siyasi partisi olan CHP’nin yönetimi ne de Kürt muhalefetinin yasal parti olarak görülebilecek HDP yönetimi böyle bir umut vaat ediyor.

Oysa ortada ne büyük fırsatlar var. Örneğin İstanbul Büyük Şehir Belediyesi seçimlerinde AKP-MHP’nin yenilgiye uğratılarak toplumsal hareketin büyük bir ivme kazanması şansı hiç de azımsanacak bir şey değil. İktidar partisinin “metal yorgunluğu” dediği olay aslında iktidar yorgunluğudur. İktidar, partilere kanat takıp onları havalandırdığı gibi, o kanatların yorulmasıyla yere çakılmak da mümkün. Yeter ki, bu yorgunluk görülebilsin ve onun karşısında toplumsal muhalefet, yukarıya doğru hamle yapacak gücü kendisinde bulabilsin.

Bu ise ancak şu anda olanaklar elinde olan yasal muhalefetin alışılmış muhalefet şekillerinden ve alışılmış aday gösterme tarzından sıyrılmasıyla mümkün. Örneğin ben olsam, İstanbul adayını, geniş kitle toplantıları düzenleyerek ve bu toplantılarda açıktan el kaldırma yoluyla saptardım İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin adayını. Bu, insanlarda yeni bir canlanma yaratırdı ve hiç kuşku olmasın, ortaya en uygun adaylar çıkardı. Yine eminim ki, İstanbul’a aday gösterilseler, hem CHP’lilerin, hem solun, hem Gezicilerin, hem Kürtlerin, hem Kemalistlerin, hatta bir kısım sağcının bile oylarını alarak % 60’a varan bir oy oranıyla seçimleri kazanacak olan bir Eşber Yağmurdereli ya da Canan Kaftancıoğlu seçilirdi bu toplantılarda. Bazı insanlar, durdukları yer itibariyle, aslında geniş tabanlı bir toplumsal muhalefet koalisyonunun simgesi gibidirler. Örneğin Eşber Yağmurdereli, gerçek özgürlük yolunda ilerlemenin tek yolu olan geniş bir toplumsal koalisyonu, Türk ve Kürt özgürlükçü toplumsal koalisyonunu temsil eder bulunduğu yerle. Ne var ki, toplumsal muhalefetin, yasal muhalefetin de boyunu aşacağını çok iyi bilen parti yöneticileri böyle bir şeye yanaşmayacaklardır. Evet ama onları buna zorlamak neden mümkün olmasın?
Yeni bir toplumsal ivme, tabandaki doğal toplumsal olayların bir kanal bulup kendini dışa vurmasıyla mümkündür ancak. O zaman, bugünden, her yerde “adaylar genel toplantılarda seçilsin” talebini yükseltmek çok mu hayalci bir davranış olur?

Diyelim ki “hayalci” olsun. Denemek, hayallerin geçersizliğinin de, gerçekliğinin de denek taşıdır.

Gün Zileli
6 Kasım 2018
www.gunzileli.com
gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI