Mustafa Yılmaz / Felsefeciler Vapuru

Oberbürgermeister Haken vapuru.

16 Mayıs 2018
Mustafa Kemal Yılmaz
Şarap Dumanları sitesinden alınmıştır.

Rusya’nın nasıl Rusya olduğunu anlamak için anahtar niteliğindeki olaylardan biri de tarihe Felsefeciler Vapuru olarak geçen sürgün vakası.

Bolşevik yönetimle fikir ayrılığına düşmüş iki yüzün üstüne felsefeci, doktor, ekonomist, yazar, gazeteci ve tarım uzmanının 1922 sonbaharında Lenin’in inisiyatifiyle apar topar iki vapura doldurulup Almanya’ya sürülmesi bugün bu isimle anılıyor.

Anahtar niteliğinde, çünkü Lenin ve yoldaşlarının bu olay özelinde geliştirdikleri yöntem silsilesi sonraki yıllarda da muhalefeti tasfiye etmek amacıyla sık sık başvurulan bir şema. En azından bazı ortak çizgilerin olduğu açık.

Bizde yayıncıların pek ilgisini çekmez, ama ben şahsen Lenin’in telgraf ve mektuplarının teorik yapıtlarından daha ilginç olduğunu düşünürüm. Yalın, net ve somut. 19 Mayıs 1922’de GPU başkanı Feliks Cerjinski’ye yazılan ve “karşıdevrime yardım eden yazar ve profesörlerin ülke dışına sürülmesi meselesine dair” başlığını taşıyan mektup bunun tipik bir örneği.

Lenin mektupta profesörlerin sürülmesinden evvel titiz bir hazırlık yapılmasını ister:

Her politbüro üyesi haftada 2-3 saatini ayırarak komünist olmayan her türlü yayını okuyacak, yazarlarının politik geçmişini inceleyecek ve sürgün adaylarını belirleyecek. Ama gizlice. Tüm bilgiler GPU’da toplanacak.

Kim bu profesörler ve yazarlar? Çarlık yanlıları mı, Beyaz Ordu taraftarları mı, eski asilzadeler mi? Hayır. Şu ya da bu devrimci fraksiyona mensup, Marksist, anarşist, liberal, Tolstoycu, kimileri din felsefesiyle ilgilenen bir grup entelektüel. Çoğu çarlık zamanı baskı görmüş, kovuşturmaya uğramış kimseler. Şubat Devrimi’nin de aktif destekçi ve katılımcıları. Hatta bazıları Ekim Devrimi’nin de. Felsefeciler arasında en bilinenleri Nikolay Berdyayev. Yazarlar arasında Yevgeni Zamyatin ve Mihail Osorgin.

Lenin’in bu insanlarla derdi ne peki?

Bunu anlamak için 1921 Ağustosuna dönmek gerek. İşte Stalin’e ve diğer politbüro üyelerine hitaben yazılmış bir başka mektubun en parlak kısımları:

…Prokopoviç insanları toplayıp hükümet karşıtı konuşmalar yapıyormuş. Açlık Çekenlere Yardım Komitesi’ni kendine kalkan yapıyor. Daha ne bekliyoruz? Apaçık bir hazırlık içindeler, sabredebilir miyiz buna? Kesinlikle edemeyiz. Önerim: Komite dağıtılsın. Gerekçe: çalışmak istememeleri… Prokopoviç hükümet karşıtı konuşmalar yapmak suçlamasıyla derhal bugün tutuklansın. Biz toplantıyı titizlikle incelerken üç ay içeride tutulsun. Diğer üyeler derhal bugün Moskova’dan sürülsün. Her biri mümkün mertebe demiryolu olmayan bir taşra şehrine. Ve gözetim altında tutulsunlar…

Yarın beş satırlık kısa ve kuru bir açıklama yayınlayalım: çalışmak istemedikleri için komite dağıtılmıştır. Gazetelere de direktif verelim. Türlü türlü yollardan bunlarla alay etsinler… İki ay boyunca haftada bir kereden az olmamak kaydıyla var gücümüzle alaya alıp hayatı zehir edelim.

İnanması güç ama kullanılan ifadeler aynen bu şekilde.

Burada merkezinde 1921-1922 kıtlığı, Volga kıyısındaki bölgelerde yaşanan açlık ve sonrasında mektupta da adı geçen dönemin ünlü ekonomistlerinden Sergey Prokopoviç‘in önerisiyle kurulan Açlık Çekenlere Yardım Komitesi’nin (Pomgol) ve dış yardımların merkezinde yer aldığı karmaşık bir bağlam söz konusu. Felsefeciler Vapuru açısından önemli olan kısım şu: Sovyet iktidarının henüz kökleşmediği 1921-1922 Rusyasında pek çok meselede Bolşeviklerden farklı düşünen kimseler var, ama Bolşeviklerin bu kimselere tahammülü yok.

Felsefeciler Vapuru’yla birlikte sürülenlerden, meşhur Siftsev Vrajek romanının yazarı Mihail Osorgin yıllar sonra anılarında Troçki’nin o dönem yabancı bir gazeteye verdiği röportajda sarfettiği şu cümleyi hatırlayacaktır ki bu cümle iktidarın tavrının özeti niteliğinde:

Bu insanları sürdük çünkü kurşuna dizmek için bir gerekçe yoktu, katlanmaksa imkansızdı.

Osorgin sürgün kararını öğrendikten sonra GPU’ya, yani Çeka’nın ardılı, NKVD ve KGB’nin öncülü olan iç güvenlik örgütüne kendi ayağıyla gittiğini yazar. Ne var ki kendine burada herhangi bir suçlama yöneltilmez. Bir sorgulama da yapılmaz. Ama yapılmayan sorgunun tutanağına sürülme sebebi olarak “Sovyet iktidarı ile çalışmak istememesi” yazılır.

Osorgin sürülenler arasında kimsenin hükümete karşı bir komplo hazırlığında olmadığını aktarır. Açlıkla geçen 1921-1922 yıllarında üniversite hocalarının genellikle en büyük derdinin “akademik tayındaki ringaların sayısı” olduğunu yazar. Bununla birlikte Bolşeviklere karşı olduklarını da saklamaz. Ama Osorgin’e göre bu ülkesinden sürülmek için yeterli bir sebep değildir. Zira “Bolşeviklere aynı fikirleri paylaşmamak bir suç olsaydı, sürülmesi gereken insan sayısı milyonlarla ifade edilmeliydi” der. Sovyet iktidarı ile çalışmak istememe suçlamasına yanıtı ise düşündürücüdür:

Benim için şahsen Açlık Çekenlere Yardım Komitesi tecrübesi yeterli olmuştu. İktidarın birlikte çalışmak için acilen çağrıda bulunduğu insanları daha sonra kurşuna dizmemiş olması ancak şansla açıklanabilir.

Mihail Osorgin Felsefeciler Vapuru ile birlikte Almanya’ya sürülür. Yevgeni Zamyatin ise daha şanslıdır. “Biz” romanının yazarı, adı listede yer almasına rağmen bazı Bolşeviklerin kefil olmasıyla zorla sürgün edilmekten kurtulur.

Zamyatin 1920’lerin sonunda bir diğer yazar Boris Pilnyak’la birlikte iktidarın radarına yeniden girecektir. Baskılara dayanamayan Zamyatin 1931’de kendi isteğiyle Paris’e göçer. Pilnyak ise kalır. 1938 onu Rusya’da yakalayacaktır.

Felsefeciler Vapuru Rusya’da Ekim 1917’den itibaren başlayan, Lenin’in deyimiyle “somunları sıkma” politikasının ikinci aşamasını pek güzel işaretler. Çarlıktan kalanları iç savaşta temizleyen Bolşevikler, Şubat Devrimi’nden kalanların defterini de 1920’lerin ilk yarısında dürer. Ama bu da yetmez, çember sonraki on yıllarda da daralmaya devam eder.

Lenin’in 16 Temmuz 1922’de Stalin’e yazdığı bir başka mektupla bitirebiliriz.

Bu beyefendilerden birkaç yüzünü acımadan sürmek şart. Rusya’yı uzun süreliğine temizleyeceğiz… Komünist selamlarımla, Lenin.

Hakkını vermek lazım. Rusya hala tertemiz.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI