YPG Doğru Olanı Yaptı!

 

 

ÖSO güruhunu bir hayalet şehir karşıladı. YPG güçlerinin ve şehir halkının güneye, muhtemelen rejim güçlerinin hâkim olduğu tarafa doğru geri çekildiği anlaşılıyor. Elbette televizyonlardaki savaş azmanlarının yaptığı gibi elime bir cetvel alıp haritanın başında ukalalık yapmak istemem, zaten savaş taktiklerinden de pek anlamam ama YPG’nin geri çekilişini anlamak için savaş azmanı olmaya da gerek yok zaten. Üstün bir ordu gücüyle karşı karşıyaysanız şehrin içinde kıstırılıp, kazdığınız hendeklerde ağır kayıplar vermek yerine geri çekilmek en doğrusu gibi görünüyor.

Bugün iki tweet attım. Birincisi şuydu: “İşgalciler tam bir hayalet kentle karşılaştılar. kendilerini karşılayacak göstermelik işbirlikçiler bile görünmüyor ortalıkta. Onlar açısından korkutucu bir pirüs zaferi.”

Ben balkondan konfeti atan ihitiyar bir adamın dışında işgalcileri alkışlayan başka kimse görmedim. ÖSO güruhu bu “kolay zafer” karşısında biraz da şaşkın, boş sokaklarda dolaşıp, kendilerine bol keseden verilen mermileri havaya sıkıp duruyordu.  Demirci Kawa’nın heykeline kurşun sıkıyorlardı ama bir teki bile onun kim olduğunu bilmez. Kendilerini karşılayan, alkışlayan hiç kimse yoktu. Bu kadarı bile Afrin halkı açısından anlamlı bir yanıttır, elbette anlayana. “Korkutucu bir pirüs zaferi” diyorum, evet. Ben olsam bu ıssız karşılama üzerinde biraz düşünür, hatta endişelenirdim. Demek ki, işgalciye, ABD’nin Bağdat’ı işgal ettiği zamanki kadar bile bir “destek” yok. Orada en azından bazı güruhlar sokağa dökülüp şakşakçılık yapmışlardı. ÖSO o kadarını bile bulamamış.

İkinci Tweet ise şöyleydi: “İnsan, YPG’nin üstün bir ordu karşısında umutsuz bir şehir savaşına girmemesindeki haklılığı görünce, PKK’nin Sur’da ve başka kentlerde yüzlerce Kürt gencini umutsuz hendek savaşlarında ölüme sürerek yaptığı insafsızlığı daha iyi anlayabiliyor.”

Gerçekten de bu iki savaş “taktiği” arasındaki büyük anlayış farkı karşısında, acaba YPG ile PKK aynı akıl tarafından mı yönetiliyor diye düşünmemek mümkün değil. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra AKP aldığı büyük yenilgiyi yengiye dönüştürebilmek için savaşa ihtiyaç duydu. Bu amaçla Suruç’ta, Kobane’deki çocuklara oyuncak götürmek üzere toplanmış gençleri bir İşidci canla bomba aracılığıyla havaya uçurarak “start” işaretini verdi. Ceylanpınar’da ve başka yerlerde MİT tertibi olduğu çok belli polis cinayetlerine girişti ve oldukça tuhaftır ki, PKK önderliği bu cinayetleri üstlendi. Ardından daha tuhaf biçimde “yerel özerklik” adı altında hendeklere dayanan sokak savaşları ilan edildi ve AKP iktidarının savaş tertibine, göz göre göre “kabul” cevabı verildi. Yüzlerce genç bile bile ölüme sürüldü ve bu savaş sayesinde AKP 1 Kasım’da yapılan seçimlerle Meclis’te yeniden çoğunluğu kazandı. Her şey bir plan çerçevesinde yürüdü. AKP, böylesine mantıksız şehir savaşlarının Kürdistan’da HDP’ye kaymış muhafazakâr seçmeni, iç Anadolu’da MHP’ye kaymış sağ seçmeni yeniden kendi tarafına çekeceğini çok iyi biliyordu ve planını başarıyla uyguladı. Sur’da ve başka yerlerde, Kürt gençleri, henüz Afrin’de olduğu gibi daha kuşatılmadan devlet güçlerinin önüne sürüldüler ve doğal olarak ağır kayıplar verdiler. PKK bu mantıksız savaş taktiğini neden uyguladı? Benim düşünceme göre işin içinde başka işler var ama hadi şimdi burada buna girmeyeyim.

YPG doğru olanı yapmış, üstün bir silahlı gücün karşısında, güçlerinin şehrin içinde, sokaklarda, hendeklerde imha edilmesine ve bu arada şehrin tahrip edilip şehir halkının da zarar görnmesine izin vermemiştir. Savaşta geri çekilmek, hele üstün güçler karşısında sokak savaşlarını kabul etmemek gayet doğaldır.

Dolayısıyla moral bozacak bir şey yok. Moralimiz, PKK’nın üç yıl önce yaptığı gibi, pek kahramanca gibi görünen tavırlarla imha savaşını kabul ettiği zaman bozulur ancak. Düşmanın önümüzde değil, arkamızda, hatta yanı başımızda olduğunu hissetmenin verdiği bir moral bozukluğudur bu.

 

Gün Zileli

18 Mart 2018

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI