Şu Mehmet Eymür Meselesi…

 

 

MİT’çi Mehmet Eymür, bir kanalda Aydınlık hareketiyle ilgili bir şeyler söylemiş, “biz, solu bölmek için Aydınlık’ı kurduk” demiş (başlık bu). Cumhuriyet gazetesi de tutmuş bu söylediklerini bir matahmış gibi, üstelik “ağır iddia” manşeti ile vermiş. “Ağır iddia” yerine hafif iddia deseydi daha doğru olurdu. Hayır, bunu haber yapmasına bir şey demiyorum da, komplocu bir kafadan yayılan bu tür saçmalıkları ciddiye alması Cumhuriyet gibi ciddi ve önemsediğim bir gazete için biraz tuhaf. Arkadaşlar bu konuyu çok sorduğu için ben de bu kısa yazıda toptan cevaplamak gereğini duydum.

 

Bir kere, hiçbir sosyal oluşum, MİT şu ya da bu amaçla istedi diye kurulmaz. Sosyal oluşumlar ve akımlar, çocukların keyfi bir şekilde takıp bozdukları logo ya da küp oyunlarından oldukça farklıdır. MİT, günün birinde “solu bölmeyi” akıl etmiş, bunun üzerine Aydınlık hareketini kuruvermiş. Oldukça başarılı da olmuş ki, sol bölünmüş de bölünmüş. Aferim MİT’e! Ne de akıllı şeymiş! Eğer, “biz solun bölünmesini teşvik ettik” türü bir şey söyleseydi, biraz daha ciddiye alınabilirdi. Ama öyle demiyor. Cumhuriyet’in manşeti doğruysa, “biz Aydınlık’ı bu amaçla kurduk”, diyor. Elbette Aydınlık’ın bugün geldiği vahim ırkçı noktayı, solun Aydınlık’a antipatisini ve soldaki insanların böylesine paranoyakça iddialara pek teşne olduğunu  bilen bir MİT’çi olarak yapıyor bunu. Buna benzer iddialar bir zamanlar Abdullah Öcalan ya da PKK’yla ilgili olarak da yayılmıştı bizzat MİT tarafından.

 

Peki, istihbarat örgütleri böyle şeylere tevessül etmez mi? Ederler elbette. Rusya’daki Papaz Gapon olayı ortadadır ama Papaz Gapon bile, Okhrana tarafından durup dururken ortaya sürülmemiştir. Ortada kaynaşan bir sosyal hareket, bir işçi hareketi vardır. Polis teşkilatının sendikalar bürosu şefi, bu hareketi kontrol altına almak için Papaz Gapon’u görevlendirmiştir. Ne var ki, Papaz Gapon işçi hareketini yönlendirememiş, tersine işçi hareketi Papaz Gapon’u kendi fırtınasına katıp önünde sürüklemiştir. Sosyal hareketler fırtınaysa istihbarat örgütleri onların önünde savrulan hazan yaprakları olabilir ancak.

 

Şimdi gelelim Aydınlık hareketinin oluşumuna. Aydınlık hareketi, Türkiye’de yükselen toplumsal mücadele içinde güçlenen sol hareketin bir parçası olarak doğmuştur. Dünya çapında 1960’lı yıllarda Çin Kültür Devrimi rüzgârıyla yükselen Maocu hareketin temsilciliğini üstlenmiştir. O yıllarda Aydınlık olmasaydı, bir başka sol grup çıkıp bu akımın temsilciliğini üstlenecekti. Çünkü bu, bir toplumsal oluşum, küçük de olsa bir toplumsal kesim açısından bir ihtiyaçtı.

 

Bölünme mi? Bunun için MİT’in dehşetengiz planlar yapmasına gerek yoktu, çünkü dünya çapında soldaki Çin-Sovyetler Birliği bölünmesi Türkiye’deki solda da kaçınılmaz olarak karşılığını bulacak ve sol bölünecekti. Kaldı ki, o dönemde sol sadece bu eksende bölünmüş değildir. Elbette bütün bunlar daha geniş bir yazının konusudur.

 

Mehmet Eymür’ün tam bir MİT’çi ağzıyla söylediği “Bunların 1972 senesinde ev ev arandığı zamanda bunları biz bir İngiliz’in evinde yakaladık.” lafı da neye işaret ediyor belli değildir. Yoksa Aydınlık hareketinin “İngiliz” ya da “batı ajanı” olduğunu mu ima etmek istiyor? Batı istihbarat örgütleriyle yıllardır içli dışlı, al takke ver külah çalışmış bu şahsın böyle imalarda bulunmasına gülsem mi, öfkelensem mi, bilemedim. İşin aslı şudur: O dönem Cahit Düzel adlı arkadaşımız Hilary Summer Boyd adlı, o sırada Robert Kolej’de öğretim üyesi olan bir Amerikalının evinde yakalanmış ve bu Amerikalı arkadaşın ismi bu vesileyle TİİKP iddianamesine girmiştir. Mehmet Eymür’de bir istihbaratçı dikkati bile olmadığından, Amerikalıyı İngiliz diye yazmış, bu bir. İkincisi, Amerikalı olsa ne olur, İngiliz ya da Japon olsa ne olur. Body adlı akademisyen, belki solculara sempati duyduğu, belki de sırf Robert Kolej’den arkadaş olduğu için bazı gençleri evinde barındırmış. Kötü mü etmiş! Bu tür bayatlamış malzemeleri ancak Mehmet Eymür gibi bayatlamış istihbaratçı eskileri yeniden gündeme getirir!

 

Hayır, “bayatlamış istihbaratçı eskileri” derken onun devletine yaptığı hizmetleri küçümsemek değil niyetim. Kendisi Kızıldere katliamcılarındandır. Sırf bu, istihbaratçılığı eskise bile, elindeki kanın hiçbir zaman kurumayacağını göstermeye yeter!

 

 

Gün Zileli

13 Ağustos 2016

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

Yazıya Zorunlu bir ek: Bazı arkadaşların yukarıdaki yazıyı bir Aydınlık hareketi değerlendirmesi olarak anlamak istediği anlaşılıyor. Oysa bu yazı bir Aydınlık değerlendirmesi değil, Mehmet Eymür’ün Aydınlık hareketinin başlangıcıyla ilgili yaptığı değerlendirmenin eleştirisidir. Eğer Aydınlık hareketinin değerlendirmesine girecek olursak kısaca söyleyeceklerim şunlardır: 1. Aydınlık hareketi, 1970 yılının başında, dünya çapındaki Maocu akımdan esinlenerek doğmuş devrimci bir akımdı; 2. 1970-74 yılları arasında bu niteliğine  uygun olarak, bütün sağ ve sol hatalarına rağmen, esasen devlete ve egemen sınıflara karşı devrimci bir çizgide olmuştur; 3. 1975 yılından itibaren, iki süper devlet siyasetini benimseyerek hakim sınıflarla uzlaşma siyasetini izlemiş ve bundan sonra sürekli sağa kaymış, 1970’lerin ikinci yarısından itibaren solu ihbar siyasetini benimsemiştir; 4. 1980 yılında darbeye karşı teslimiyetçi bir tutum almış ve sağ siyasetlerini sürdürmüştür; 5. 1990’lı yıllarda ordu ve devlet destekçisi tutumuyla daha da sağa kaymıştır; 6. 2000’li yıllarda Kürt halkına karşı ırkçı ve nasyonal-sosyalist bir çizgi tutturmuştur; 7. 17 Aralık 2013’ten sonra ise akp iktidarına yaklaşmış ve Kürtlerin imhası, solun bastırılması siyasetlerinde bugüne kadar iktidarın sadık izleyicisi olmuştur; 8. Darbe girişiminden bu yana “vatan savaşı” dedikleri faşist politika adına sokaklardaki faşist-islamcı gösterilerin destekçiliğini yapmaktadır.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI