ogürsel / “Nebu”, bir “Neo” Osmanlı projesi daha mı? Çok’lu yönetim; Federasyon-Eyaletler sistemi…

 

 

                Modern hayat çok boyutlu; Klasik Üniter yapı, tek boyutlu. Elinde yalnızca “çekiç” var; son 35 yıl; hep “çekicine”, şiddet’e sığınıyor. Tek hayali, tek yeteneği, tek vaadi var. İtiraf ediyor; “Kıyamete kadar savaş!”  

               

“Dünle beraber gitti, cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
(Mevlana)

 

1923. Anadolu, Trakya. Toplam nüfus 11-12 milyon. 1. Dünya, Kurtuluş ve iç savaşlarından henüz çıkmış. Ülke enkaz. Yorgun, yılgın, yoksul. Nüfusun yüzde 80’i köylü. Tek boyutlu bir kültür, homojen bir kırsal-sosyal hayat. Ekonomi, yalnızca tarım-hayvancılık ve bunların ticaretinden ibaret. Bu koşullarda Merkezî, Üniter sistem zorunlu. Ülkenin tüm güçleri birleşmeli. Başka yolu yok! Bu, o günün doğrusu!

Aradan 100 yıl geçer. 80 milyona ulaşmış nüfusun bu kez yüzde 80’i kentlere; bilinci olmasa da, gövdesi “Modern Zamanlara”  taşınmış.

Eski alışkanlıklar hemen ölmüyor. Anıları çok canlı. Bu sırada seküler aklın ürettiği ekonomik süreç, endüstri, turizm, teknoloji dünyası ve uluslararası ilişkiler yeni seküler insanı da yaratıyor. Feodal ve Modern insan yanyana; bu iki “düşman” kültür çatışıyor; uzlaşıyor; birbirini inkâr ediyor; karmaşık ve farklı kültürel dünyaları doğuruyor. Sonra… İnsan haklarının önemsendiği, etnik uyanışın sindirilemeyeceği zamanlara geliniyor.

“Dünyayı ölüler yönetir.” Yönetiyor. Tarımsal kültürün insanları,  merkezî iktidarı eline geçirmiş, seküler-kent kültürüne kaybedeceği, umutsuz, son savaşını açıyor.

Olan şu; 100 yıl önce “yararlı-zorunlu” olan “tek’çi”, Üniter Siyasal Sistem, yüz yıl sonra “zararlı-yetersiz” hale gelmiş; artık yalnızca kriz üretiyor.

Biyolojik, fizik veya sosyal bir sistem eğer istikrar durumundan fazlaca saparsa ve bu sıklıkla tekrarlanıyorsa, artık başlangıçtaki denge durumuna dönemez, bir çatlama durumu ortaya çıkar, rotanın dışına çıkar, durum kaotik bir hal alır ve o zamana kadar onu yöneten güçler tarafından kontrol edilemez hale gelir.” (Ilya Prigogine  1917-2003; Fizikçi, kimya dalında Nobel Ödülü sahibi) .

Yaşadığımız kaosu bu yasa açıklar.

1990’larda “eski TC’nin” bittiği yazıldı. Bitmişti! Federasyon, Eyalet sistemi tartışması başladı. Kimse umursamadı. Umursamayanlar da umursanmayacak yakında. Gülünçtür. Bugün, egemen siyasal mücadele, 100 ya da 1000 yıl önceye dönelim diyenler arasında gerçekleşiyor. Toplumun geleceğe ait bir “hedef duygusu” yok. Umutsuz! 100 ya da 1000 yıl öncenin hikâyelerinde yaşayan “vatan’a”  sığınılabileceğini söyleyen sığ politikacıların eline düşmüş. “Ricat” hali bu! Oysa dönülecek o “vatan” çoktan yağmalanmış, tüketilmiş, çoraklaşmış.

NASIL YAPMALI?

“Nebu!” Bir “Neo” Osmanlı projesi daha mı?

 

      “Zihniyetler buyrukla değiştirilemez; çünkü yok edilmesi hemen, hemen imkânsız olan bir şeye, anılara dayanırlar. Buna karşılık kişilerin ufkunu genişleterek , anılarının genişlemesini sağlamak mümkündür. Bu genişleme gerçekleştiğinde, aynı nakaratı tekrarlayarak ve aynı hataları yineleyerek yaşayıp gitme ihtimali azalacaktır.” (T. Zeldin)

Topluma 70-80 yılda “yedirilmiş” bir “Milliyetçi, tekçi” önyargı kısa zamanda yıkılamaz. Bu “eski, küçük hayaller” yerine, daha büyük “hayaller” kurmak gerekiyor. Böylece “ufku genişleterek”, önyargının kapladığı alan küçültülebilir. Örneğin Musul, Kerkük’ü, Kuzey Suriye’yi bile içine alabilecek bir “eyaletler” projesi, “Demokratik Neo-Osmanlı” sistemi ile  “anılarımızın genişlemesi” sağlanabilir mi?

Ünlü İngiliz tarihçi Toynbee (d.1889-ö.1975)  Amerikan anayasası ve Osmanlı Millet Sisteminin birleştirilmesi ile toplumsal örgütlenme için ideal bir modelin geliştirilebileceğini savunuyor.”

Diğer seçeneği biliyoruz; “kıyamete kadar savaş-mış!”

Ama bir “savaşçı memur”, artık ikinci nefret objesi ve eski bir Cumhurbaşkanı(*) bile “kıyamete kadar savaşı” değil, huzuru öneriyor.

Cumhurbaşkanı iken Bavyera’yı ziyarete gitmiştim. Baktım üç bayrak çekmişler. Bir Türk, öteki Alman bayrağıydı. Bu üçüncüsü ne bayrağı diye sordum. ‘Burası Bavyera Eyaleti, onun bayrağı’ dediler. Birçok ülkede bu var. Amerika da böyle yönetiliyor. Pakistan da. Yönetim zorlaşınca ülkeler eyaletlere bölünüyor… Belki 10 yıl, belki 30, belki 50 yıl. Ben 90 yaşındayım. Belki ben görmeyeceğim. Ama Türkiye bir gün mutlaka bu adımları atacak. Yoksa huzur bulmamız mümkün değil.”  (devamı haftaya…)

———————————————————-

(*) K. Evren. 2007

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI