360 Derece Farklı Olmak…

images

images (1)

Geçtiğimiz günlerde başbakan Davutoğlu, günlük gaflarından birini daha yaparak IŞID’la 360 derece farklı anlayışlara sahip olduğunu söyledi ve sosyal medyada alay konusu oldu. Evet, Davutoğlu’nun sözleri espri düzeyinde fena sayılmazdı ama bu durum, gerçekten de 360 derece farklı olup aynı yerde buluşanlar olduğu gerçeğini görmemizi engellemeli miydi?

Aşağıya, iki gün arayla, biri yandaş medya organlarından Akşam‘da, diğeri ise muhalif basın organı Cumhuriyet‘te yayınlanmış iki makale bulunuyor. İşte Başbakan Davutoğlu’nun 360 derecelik farklılık sözlerinin hayatta gerçekleşmiş beliğ bir örneği! Ulusalcı mantıkla en iflah olmaz, en yalaka iktidarcı mantık 360 derece farklılığın sonucunda buluşmuşlar. Türk devlet geleneği onları barıştırmış, buluşturmuş. Nerede mi? Ermeni tehcirinin bugün de gerekli olsa yapılabileceğini savunan Doğu Perinçek’in ceberrut devletçi çizgisinde. Gerçekten ibretlik.

Bu sitedeki şu yazıya da bu bağlamda bir göz atmanızı öneririm: http://www.gunzileli.com/2007/03/12/gercek-mahkumiyet-2/

——————-

Mustafa Balbay / Perinçek’i Kutluyoruz (Cumhuriyet, 19 Ekim 2015)

Birinci Dünya Savaşı’nın en ateşli dönemi olan 1915’te Ermenilerin yaşadığı acıların uluslararası politikaların da bir parçası olarak farklı siyasi hedeflere evrilmesi doğal olarak en çok Türkiye’yi etkiliyordu.

Yaşananların soykırım olduğunu iddia edenlerle, o dönemin savaş koşullarının tarihçilerce gerçekçi bir biçimde araştırılmasını isteyenler arasındaki tartışma 2015’te, yani 100. yılda ne tür sonuçlar yaratacak sorusu özellikle son birkaç yıldır gündemdeydi.

Sözde soykırım iddiasında bulunanların 100. yılda en az 100 ülkede bu kararı çıkarmayı hedeflediği, bunun devamında Türkiye’nin uluslararası bir yaptırımla karşı karşıya kalabileceği konuşuluyordu.

1915’in mart ayından ağustos ayına dek Çanakkale Savaşları’yla kavrulan, lise çağındaki gençlerini bile cepheye yollayan Türklerin, aynı günlerde bir soykırım planladığı iddiası ciddi tarihçilerin hemen hiçbiri tarafından kabul görmüyor. O dönem herkesin büyük acılar yaşadığı muhakkak. Eğer genel bir sıralama yapılırsa 1912- 13 Balkan Savaşı’ndan başlayarak en büyük acıyı kimin yaşadığı ortaya çıkacaktır.

***

Doğu Perinçek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) davası işte bu tartışmaların ortasına oturdu. İsviçre’deki, “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözleri nedeniyle ceza alan Perinçek, bunu AİHM’ye taşıdı. İsviçre yasalarına göre, “Ermeni soykırımı olmamıştır” demek suçtu. AİHM Büyük Daire 15 Ekim’de 7’ye karşı 10 oyla Perinçek’in, genel anlamda Türkiye’nin tezlerinin lehine karar verdi.

Kararın özünü ifade özgürlüğü oluşturuyor. Bir olayla ilgili kin ve nefret söylemi içermediği sürece herkes düşüncesini açıkça ifade edebilir. Bu çok basit anlatım Ermeni iddiaları konusunda farklı işliyordu. Soykırım iddiasında bulunanlar, tezlerini kabul ettirdikleri ülkelerde bir adım daha atıp, bunun inkâr edilmesini yasaklattılar.

AİHM, “ben 1915’in soykırım olup olmadığına bakmam, ifade özgürlüğüne bakarım” dedi, ama bununla kalmadı. Soykırım iddiasında bunanlar, 1915’i Yahudi soykırımıyla eşitliyorlardı. AİHM, “hayır” dedi, “Yahudi soykırımı bugün de muhatap toplumlar arasında gerginliğe yol açacak bir konudur. 1915 bundan farklıdır” değerlendirmesini yaptı. AİHM, daha önce “Yahudi soykırımı yoktur” demenin suç olduğuna ilişkin kararlar almıştı. 1915 için aynı kararı almaması, Türkiye’nin geleneksel tezleri açısından da çok önemli.

***

Perinçek’in düşünce özgürlüğünü genişleten, Ermenilerle Türkler arasındaki diyaloğu olumlu yönde etkileyeceğine inandığımız bu yolu açtığı için kutluyoruz. Bazen koca bir devletin yapamadığını kararlı bir mücadeleci yapar.

Bundan sonrası da çok önemli…

Türklerin tarihini çoğunlukla Türkler yazmadığı için geçmişte yaşananlarla ilgili geniş bir iddialar yelpazesi hep olmuştur. Ermeni iddiaları bütün bunların dışında yurtdışına giden gençlerimizden uluslararası ilişkilerimize kadar her alanda etkili oluyordu.

Prof. Türkkaya Ataöv’ün, Bilal Şimşir’in bu alandaki çalışmalarına şimdi ciddi bir AİHM kararı desteği de var.

Şimdi diplomasinin üzerine düşeni yapması, İsviçre’deki gibi ceza yasalarında Türkiye’nin tezlerini tartışma konusu yapmadan suç sayan ülkelerin AİHM’ye uymasını sağlaması gerekiyor.

Dileyelim ki, bu topraklarda Birinci Dünya Savaşı benzeri acılar bir daha olmasın…

Şehit diplomatlarımız ruhu şad olsun!

******************************************

Kayahan Uygur / Perinçek kararı ve Avrupa’ya demokrasi dersi (Akşam, 17 Ekim 2015)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ermeni soykırımı iddiasının reddini fikir özgürlüğü içinde kabul eden son kararı ile adalet yerini bulmuştur. Bundan böyle, bu konuda fikir beyan eden ABD ve Almanya gibi ülkelerin kurum ve kuruluşlarını yanılmaz otorite zannedip, soykırım iddiasını benimsemeyenleri ise faşistlikle suçlayan ‘kraldan çok kralcılar’ kendi hatalarını itiraf etmelidirler.

Karar birçok konuda ders niteliğindedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu ve 8’inci maddelerini adalet terazisine koyup tartmıştır. Bu maddelerden biri ifade özgürlüğünün, diğeri azınlıkların haysiyetinin korunmasıyla ilgilidir. Sonuçta, Ermenilerin haysiyetine saygının korunması adına dahi olsa Perinçek’in sarf ettiği sözler nedeniyle mahkûm edilmesine gerek olmadığı şeklinde bir hüküm verilmiştir.

Mahkeme bu sonuca varmak için özellikle ve aynen şu noktaları hesaba katmıştır: Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek kamuoyunu ilgilendiren bir konuda fikir beyan etmiştir, onun sözlerinde bir hoşgörüsüzlük ya da nefrete davet yoktur. İsviçre’yi Perinçek’in sözleri hakkında karar almaya zorlayan hiçbir uluslararası metin de bulunmamaktadır, bu ülkenin Perinçek’in ifade özgürlüğüne karışması ve onu cezaya çarptırması vahim bir insan hakkı ihlalidir.

Mahkemenin mantığını bu kadar titiz bir şekilde yansıtmaya çalışmamın nedeni, bu kararın sadece İsviçre için değil

Batı’da Ermeni soykırımı iddiasını inkâr etmeyi suç sayan diğer ülke mahkemeleri için de bağlayıcı olmasıdır. Bu liberal demokrat ülkeler kendi ulusal görüşlerini ve resmi tarih anlayışlarını yasa çıkararak, hapis cezaları getirerek topluma ve dünyaya empoze etmişlerdir. Türkiye’de yıllardır resmi tarihi eleştirme iddiasıyla başkalarına entelektüel terörizm uygulayanlar aslında küresel sermaye üniversitelerinin resmi tarihini savunuyorlar.

Kararın daha da ilginç bir yanı şudur: Mahkeme çeşitli Avrupa ülkelerinde sarf edilen ve Yahudi soykırımını inkâr eden ifadelerle Ermeni soykırımı iddiasını reddetme arasında benzerlik olmadığını kaydediyor. Burada, mahkeme Yahudilerin soykırıma tabii tutulduğu ülkelerde Shoah’yı inkâr etmenin o ülkelerde yaşayan Yahudilere yönelik bir hakaret ve kışkırtma anlamına geleceğini vurguluyor. Kararla ilgili açıklamada, bundan 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşandığı iddia edilen olayların İsviçre’de reddedilmiş olmasının kimseyi rencide etmeyeceği vurgulanıyor. Ermeni soykırımı iddialarının reddiyle ilgili davayla, Almanya, Avusturya, Fransa ve Belçika’da Yahudi soykırımını reddedenlere karşı açılan davaların hiçbir ilgisi olmadığının altı çiziliyor. Alkışlanacak bir karar.

Bu karar Avrupalılara verilen bir derstir ve özetle şudur: Kendi ülkelerinizde son savaşta bir azınlığı soykırım endüstrisine tabi tuttunuz, Yahudileri yok ettiniz; bunu örtbas etmek için başka ülkelerdeki olayları istismar etmeyin. Bu dersin verilmesini sağladığı için Doğu Perinçek kutlanmalıdır. Ermeni soykırımı iddiası hakkında Batı görüşünü benimsemeyenleri engizisyon mahkemelerinde yargılayanlar da utanmalıdır.

Ermeni soykırımı konusunda takınılacak en doğru tavır, bu konuyu tarihçilere bırakmaktır. Örneğin ben tarihçi değil hukukçuyum, kendimi tarihsel olgularla ilgili konularda uzman görüşü bildirecek bir konumda görmüyorum ancak bu konunun 60 yıl tartışılmayıp Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesinden sonra piyasaya sürülmesini de anlamlı buluyorum. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı’nda vurgulandığı gibi bu gibi konuların fazlaca ele alınıp bir polemik haline getirilmesi azınlıkları rencide edebilir. Türkiye’de bu alanda en büyük sorumsuzluk da bu konuyu ısıtıp ısıtıp gündeme getiren sözde Ermeni dostlarındadır. Tutumlarıyla ve kışkırtmalarıyla Ermeni yurttaşlarımızı huzursuz ediyorlar, zarar veriyorlar, bu karar vasıtasıyla bunu artık anlamalılar.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI