Erdem Yörük / Çıkış Yolu, Savaş=Kriz=Erdoğan diyen CHP-HDP’dir

T24’ten alınmıştır.
20 Ağustos 2015 13:05

Türkiye büyük bir kaos yaşıyor. Bir yandan her gün gencecik insanlar ölüyor, bir yandan ekonomi dibi görüyor. 1990’lar savaş ve ekonomik kriz demekti, 1990’lara geri dönülüyor.

Onlarca kişinin yazdığını bir kez daha yazmayacağım, bu olanlar R.T. Erdoğan’ın iktidar ve başkanlık hırsından kaynaklanıyor. Erdoğan’ın erken seçim ile kazanabileceği şey çok, ama kaybedeceği şey az. Bu alınabilecek bir risk ve bunu alıyor. Bir ülke kaybediyor, bu da onun çok umurunda değil.

Dört tane parti var: AKP, CHP ile hükümeti kurmamak için bir aylık bir müsamere oynadı. Müsamerenin ardından Erdoğan, akıllara durgunluk veren bir eda ile “görevi Kılıçdaroğlu’na vermeyeceğim” dedi. Bu keyfiyet, açıkça darbedir. MHP, AKP’ye sözde hakaretler edip stepne olma pozisyonunu sürdürdü. Bir CHP-MHP-HDP hükümeti 17-25 Aralık’ı soruşturup, Erdoğan’ı Çankaya Köşkü’ne geri yollayıp, gelir dağılımı için gerekli önlemleri alıp, yani seçimlerdeki ortak vaatlerini gerçekleştirebilecekken, MHP’nin ırkçılık ve gizli Erdoğan’cılık hastalığı bu fırsattan ülkeyi mahrum bıraktı. CHP tek başına azınlık hükümeti kurup HDP ve MHP dışarıdan destekleyebilirdi. Ama Bahçeli bunu bile engelledi.

Savaş tekrar başladı. Bu tür savaş durumunda “ama kim başlattı” sorusunu sormak çok anlamsız. Ortada her biri birbirini tetikleyen çatışma durumları var. Burada sorulması gereken soru “bunu kim başlattı” değil, “buna ne sebep oluyor” sorusu. Yani, ilk olan değil, bütün bu genişleyen çatışma ortamının altında yatan ve sürekli daha fazla çatışmaya sebep olan faktör nedir? 2 yıldır süren çatışmasızlık sürecinde de, bilenler bilir, bir çok çatışma yaşanmış, ama bunlar lokal kalmış, taraflar büyümesini önlemişti. Ama bu sefer, ilk kim neyi yapmışsa, bu, bir şey yüzünden büyüdü büyüdü ve bu hale geldi. O şey de Erdoğan’ın siyasi kriz yaratıp erken seçimde AKP’yi tek başına hükümet yapma, HDP’yi barajın altına itebilirlerse de başkanlık sistemini getirme planı. Olan olay, bu planın devreye girmesidir, başlangıç noktası olarak herhangi bir olay seçilebilirdi. Bu durum ortadan kalkarsa, çatışmalar da bence derhal bitecektir.

Yıl sonunda 3’ü görmesinden endişe edilen dolar, bugün itibariyle 2.94 seviyesine çıkmış durumda. Özel sektörde çalışan kime sorarsanız söyler, yatırımlar durmuş durumda, geleceği belirsiz bir ülkede hiç bir kapitalist yatırım yapmaz. Ekonomi muhtemelen daha da kötüye gidecek. Brezilya’da benzer bir iktidar krizi yaşanıyor, ve 1 Dolar 3.47 Brezilya Real’i oldu. Real ve Lira’nın on yıldır genelde paralel seyrettiğini bilmek insanı ürkütüyor.

Türkiye’nin en büyük sorunu Erdoğan’dır.

Hem çatışmalar hem de ekonomik krizin sorumlusu, “sürekli tetikleyicisi” Erdoğan’dır. Türkiye’nin en büyük sorunu Erdoğan’dır. Savaşın ve krizin bitmesi için Erdoğan’ın sivil darbesinin bitmesi gerekiyor. Peki ne yapmak gerekiyor.

Devlet Bahçeli’den Erdoğan karşı “hakaret ve retorik”ten başka bir şey çıkmayacağını herkes anladı. Kendisi en nihayetinde Erdoğan’ın işine Davutoğlu’ndan fazla yarıyor.

Erdoğan ve ona biat etmiş adamları erken seçimi yaptıracaklar, o artık belli. Bu kaostan bir “büyük kurtuluş” yaratma ise elimizde. Kısaca söyleyeyim. Türkiye’nin bu kaostan çıkış bileti, seçimden sonra kurulacak bir HDP-CHP koalisyonudur.

HDP’nin oyu yüzde 13. CHP’nin yüzde 25. Bu Şimdi biraz uçuk gelebilecek bir şeyden bahsedeceğim, ama siyaset farklı yapılırsa aslında hiç de uçuk değil. Şu seçim simülasyonuna bakalım: http://secimharitasi.com/milletvekili-dagilimi-hesapla. AKP yüzde 36, MHP yüzde 13, CHP yüzde 34, HDP yüzde 17 aldığı takdirde, CHP ve HDP’nin milletvekili sayısı 275 oluyor ve hükümet kurabiliyor.

Bu haklı olarak kulağa neden uçuk geliyor, çünkü Türkiye’de siyaset 4 kimlik üzerinden 4 partiye betonlandığı için oy oranları radikal şekilde değişmez diye düşünülüyor. Ama Bekir Ağırdır’ın hep dediği gibi, AKP bu güne kadar oyları konsolide etmesini sağlayan güvenlik ve ekonomi iddialarını artık kaybetmiş durumda. Halkın evlatları ölüyor, ve parası eriyor. Tam radikal dönüşümlerin zamanı, sadece vurucu bir siyasi irade gerekiyor.

Mesele, savaşın ve krizin sorumlusunu amasız fakatsız halka anlatmak, güvenliği ve ekonomiyi yeniden stabilize edeceğini, yani barışı ve refahı yeniden sağlayacağını halka anlatmak. Erdoğan giderse, barış ve refah gelir, demek.

Dolayısı ile, şu fiili durumda HDP ve CHP arasındaki oy geçişlerinin hiç bir önemi yok. Ha yüzde bir “emanet oy” CHP’den HDP’ye geçmiş, ha yüzde 1 Alevi oyu HDP’den CHP’ye. Bunlar tabi ki normalde siyaseten çok önemli şeyler, ama şu an bir felaket yaşıyoruz, ve bunlar önemini yitiriyor. Bu seçimde artık CHP ve HDP arasında, son süreçte zaten azalan, gerilime son verilmelidir.

CHP, barış sürecini, kaldığı yerden değil, daha da ileriye, olması gerektiği gibi, yasal, anayasal düzenlemelerle devam ettireceğini tüm Türkiye’ye söylemelidir. CHP’nin yüzde 25’i CHP ne derse desin hiç bir yere gitmez, onlardaki Erdoğan öfkesi, CHP’nin bu tarz açılımlarını tolare etmelerini sağlayacaktır. Barış dersek oyumuz MHP’ye gider demek, seçmenini tanımamak, olduğundan daha küçük görmek olacaktır. CHP asla AKP ile “terörle daha etkili mücadele” söylemi rekabetine girmemelidir, bu ona hiç bir şey kazandırmaz. CHP ve HDP, her türlü imkanını tüm enerjisini çatışmaları durdurmak, barışı tesis etmek ve Erdoğan’ı teşhir etmek için kullanmalıdır. “Savaşa karşı Barış”, “Erdoğan’a karşı Barış”, “krize karşı refah” demelidir. Bu iki parti, seçimleri kazandıkları takdirde, herkesi şaşırtacak şekilde radikal kararlarla Türkiye’yi birlikte yeniden kuracaklarını söylemelidir. Her şeyin en başında da bütün bu krizin sorumlusunun Erdoğan olduğunu amasız fakatsız halka beraber anlatmalılardır.

Tarihsel bir kırılma anından geçiyoruz, böyle zamanlarda büyük tahayyüller sunan, büyük çözümler bulan, büyük umutlar nakşeden, kalıpların dışında bir şeyler söyleyen siyasetler karizmatik öncüler olurlar, halk onları takip eder. Hem de hiç kimsenin tahmin etmediği kadar takip eder. Ben adım gibi eminim, CHP ve HDP bu ülkeyi birlikte tekrar kuracağız, refahı ve barışı inşa edeceğiz, ayrımcılığı kaldıracağız, derse, bu halkın yarısı onları destekleyecektir.

HDP ve CHP’nin seçimlere birlikte girmesi gerektiğini söylemiyorum. Bence ayrı ayrı girmeliler, ki ayrı ayrı alabilecekleri oyları azaltmasınlar. Yapılması gereken CHP-HDP bloğuna, AKP’den yüzde 8, MHP’den yüzde 3, diğer partilerden yüzde 2 oy almak. Bu zor, ama bugünkü kaos durumunda yapılabilir bir şey.

HDP, 7 Haziran seçimlerinde AKP’den yüzde 3 oy zaten aldı, AKP’li Kürtlerden. Yani AKP’den oy almak mümkün. Özar Sencer’in Metropoll’ü, 7 Haziran’dan bu yana HDP ile MHP’nin oylarının eşitlendiğini söylüyor, muhtemelen ikisinin oyları şu anda ortada bir yerde eşitlendi, yani HDP, AKP’de kalan Kürt oylarını da alıyor, ve şu anda zaten yüzde 15 civarında. Sencer, HDP’nin bir erken seçimde 3. parti olabileceğini de söylüyor. Yani şu an olması gereken, HDP’nin AKP’den 4 puan alması, yüzde 17’ye ulaşması (ki şu anda bunun yarısını muhtemelen aldı), CHP’nin AKP’den yüzde 4, MHP’den de yüzde 3, ve meclis dışı partilerden yüzde 2 oy alması (HDP’nin MHP, BBP ve Saadet’ten alacağı oyun şu anda limitli olduğunu düşündüğüm için bun yazıyorum).

Burada bence CHP’nin ve HDP’nin birlikte büyük bir dünya tahayyülü çizmesi gerekiyor, ayrımcılığın, savaşın ve krizin olmayacağı bir ülke. CHP, HDP ile birlikte biz bunu yapacağız demeli. Bu işte insanları şaşırtacak olan. Ama’lı fakat’lı değil. HDP de bunu demeli. Sizi bu kaostan çıkaracağız demeli iki parti de.

Bütün savaşın ve krizin sorumlusunun Erdoğan olduğunun açıkça, somutça anlatılması, Bahçeli’nin de buna destek olduğunun vurgulanması durumunda ben başarılı olunacağını düşünüyorum. Sadece odak meselesi. Savaş=Kriz=Erdoğan. Etkili bir kampanya ile bu başarılabilir.

Ben yürekten inanıyorum. Eğer bu yapılırsa, seçim ne zaman yapılırsa yapılsın, Erdoğan ve AKP rejiminin sonu gelecektir.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI