CHP ve/veya HDP’nin Yerinde Olsam…

Tabii ki, futbol maçını trübünden seyreden bir maç seyircisinin ya da boks maçını ringin dışından izleyen bir boks meraklısının konumunda olduğumun farkındayım.

Futbol seyircisi de, sanki top kendi ayağındaymış gibi, “o topu ayağında ne dolandırıyorsun be oğlum, sağ taraftaki Hamit’e paslasana, oradan kaleye kayıversin” diye kendi kendine tavsiyelerde bulunur. Bıraksalar sahaya girecek ve tavsiyelerini bizzat gerçekleştirecektir de, ah o ona fırsatı vermiyorlardır ki. Boks seyircisi de aynıdır. “Aslanım ne diye kapanıp duruyorsun, baksana herif yoruldu, darbeleri etkisiz, tamamen raundun sonunu getirmeye oynuyor. Sol tarafı açık, oradan çaksana bir kroşe” der durur oturduğu yerden, hatta elinde olmadan yumruklarını hafiften sağa sola sallamıştır bile. Ah şu sıra ringte o olacaktır ki.

Bu yazıda benim söyleyeceklerim de buna benzemektedir. Hayatımın hiçbir döneminde parlamenter politika alanında yer almadığım halde, kendi kendime muhalefete akıllar verip duruyorum. Oturduğum yerden “Şöyle yapsalar AKP’nin işi bitiktir. CHP böyle yaparsa hapı yutar, bir daha %25’i bile tutturamaz, HDP soldan topu bir ortalasa…” deyip duruyorum. Aşağıda söyleyeceklerimi de siz, bir politika seyircisinin hezeyanları olarak okuyun. Tabii bütün bu söylediklerime rağmen hâlâ içinizden okumak geliyorsa.

Ben CHP ve/veya HDP’nin yerinde olsam, AKP’yi tek başına bir AKP azınlık hükümeti olmaya mahkûm ederdim. Aslında bu taktiğin adı, AKP’yi kendi iktidar ipiyle boğmaktır (IŞID’çıları ya da Hizbullahçıları hatırlatan bu korkunç metaforumu mazur görün lütfen). Nasıl mı? Şöyle:

AKP’ye, “azınlık hükümeti kur, seni dışarıdan destekleyeceğim, güven oyu vereceğim” derdim. Eğer AKP bunu kabul etmezse, cumhurbaşkanı nasıl olacaktır da, ülkeyi yeni bir erken seçime götürecektir? Erken seçim, bütün hükümet olanakları fiilen uygulanamaz olursa cumhurbaşkanının yetkisindedir.

AKP azınlık hükümeti kurduğu zaman ise yapılacak şey basittir. İktidarın ipi muhalefetin elinde olacaktır. Geçmiş dönemdekine benzer uygulamalara kalktığı an gensoru yoluyla iktidardan düşürülebilir.

Diyelim ki AKP, her an düşeceği korkusuyla bu tür uygulamalara girmek konusunda çekingen davrandı ve yuları muhalefete kaptırmış bu “at” uysallaşarak tırısta gitmeye başladı. Bundan sonraki adım yasamada çoğunluk olan muhalefetin istediği yasaları çıkartmasına gelir. Önce hırsız bakanlar yüce divana gönderilir (üç partinin de isteği bu değil miydi?); ardından güvenlik yasası geri çekilir (üç parti de bu konuda ortak bir mücadele vermemiş miydi?); ondan sonra cumhurbaşkanı kaçak saraydan çıkarılır (gerçek iktidar yasamanın elinde değil mi?); ardından yolsuzluklar gerçek anlamda soruşturulur; en önemli adımlardan biri olarak, meclis kararıyla hükümetin dış politikası denetlenir ve Suriye ile bir barış anlaşması yapılması sağlanır; Gezi’deki siyasi cinayetler de dâhil olmak üzere bütün siyasi cinayetleri soruşturan ciddi bir meclis araştırmasına girişilir; yargının iktidarın denetiminde olmasını önleyen sıkı bir yasal düzenlemeye gidilir; basın özgürlüğünü güvence altına alan yasalar çıkarılır vb. vb.

“Hadi be aslanım, top ayağına gelmiş işte, çaksana bir vole…”

Gün Zileli
26 Haziran 2015
www.gunzileli.com
gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI