Selahattin Demirtaş Çizgisi Desteklenmelidir…

 

 

Bir grup çağrıcı olarak, AKP diktatörlüğüne karşı HDP-CHP-BHH ittifakı çağrısı yaptık. Gerek seçim dönemine gerekse sonrasına ilişkin en doğru tutumun bu olduğuna ve halen geçerliğini koruduğuna inanıyorum. Çağrının pratikte geçerli olmaması ya da bileşenlerinin gerekli adımları atmayacak olmaları, onun yanlışlığını değil, bileşenlerin yanlışlığını gösterir.

CHP, çağrıyı duymadı bile ya da duymazlıktan geldi. Fazla “yükseklerde” olduğundan yerlerde sürünen biz fanilerin sesini duymaması bir anlamda normaldi.

HDP, o kadar “yükseklerde” olmadığından çağrıyı bir ölçüde duydu ve en azından BHH’ye ittifak çağrısında bulunduysa da bu, “bizi destekleyin” demenin ötesine gitmedi.

Bu arada, Dolmabahçe’de hükümet yetkilileriyle üç HDP milletvekili, Öcalan’ın 10 maddelik bildirgesini duyuran bir “basın toplantısı” düzenlediler. Bu “basın toplantısı” ister istemez akıllara, AKP ile Kürt hareketi arasında bir “işbirliği” olduğunu ve bu “işbirliğinin” seçimlere, hatta sonrasına da uzanacağı gibi, özgürlük mücadelesi açısından son derece vahim bir olasılığı getirdi. Bu olasılıktan hareket ederek, HDP’ye yönelik çok sert twitler attım.

Fakat Dolmabahçe olayından hemen sonra HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, AKP diktatörlüğüne karşı tutarlı ve bugüne kadar devam eden açıklamaları, özgürlük mücadelesi saflarında yer alan insanların yüreğine su serpti.

Zaten Demirtaş’ın açıklamaları, özgürlük düşmanlarının tepkisini çekmekte gecikmedi. Önce Cumhurbaşkanı, ardından Başbakan ve onun ardından da Bülent Arınç, Selahattin Demirtaş’ı topa tutan beyanlarda bulundular. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet erbabı, Selahattin Demirtaş’ı, son uygulaması “iç güvenlik paketi” olan özgürlükleri son zerresine kadar ortadan kaldırma girişimlerinin önünde önemli bir engel olarak görüyor.

BHH’nin ortaya koyduğu hedeflere genelde katılmama ve desteklememe rağmen, bir anarşist olarak, hiçbir siyasi örgüte dâhil değilim ve hiçbir siyasal angajmanım yok. Bireysel olarak alacağım tutumu belirleyen tek bir ilkem var: AKP diktatörlüğüne karşı özgürlüklerin savunulması için, özgürlük cephesinde yer alan herkesle, her türlü siyasal ve toplumsal oluşumla ortak hareket etmek.

Bu ilke, bugün bana, eğer Selahattin Demirtaş HDP’yi temsil ediyorsa, bu partinin seçimlerde desteklenmesinin gerekli olduğunu söylüyor. Eğer Selahattin Demirtaş, bugünkü tutarlı özgürlükçü çizgisini sürdürür ve HDP de aynı yönde hareket ederse, diktatörlüğe karşı HDP’nin desteklenmesi ve barajı geçerek parlamentoda yer alması, AKP’nin milletvekili sayısını düşürmesi için çaba göstermek bana en doğru tutum gibi görünüyor. Elbette bu destek, eleştiriden muaf değildir. Keza bu destek, saflarında önemli bir anti-faşist potansiyeli barındıran CHP’ye karşı sekter ve düşmanca bir tutum takınmayı gerektirmemekte, özgürlükleri sokakta BHH ile omuz omuza savunmayı engellememektedir.

Elbette birileri, “senin ne gücün var ki, cürmün kadar bile yer yakamazsın” diyebilir. Doğrudur. Tek başına bir bireyim. Vatandaş olmadığımdan şahsen oy bile kullanamıyorum. Buna rağmen unutulmamalıdır ki, özgürlük ilkesi, koca kayaları bile yerinden oynatabilir.

Bitirirken, Selahattin Demirtaş’la ilgili birkaç söz daha söyleyeyim. Bundan önceki,  “Devrimci, Sorumlu Olandır” yazısında Selahattin Demirtaş’a yönelttiğim, CHP’ye ittifak çağrısı yapılmasının HDP açısından gerekli ve bunu yapmamasının hata olduğu eleştirisinin halen geçerli olduğunu düşünüyorum. Eğer Demirtaş ve HDP bu çağrıyı yapsaydı, bu en azından BHH’yi olumlu etkileyecek ve belki de BHH, bugün aldığı “bağımsız kalma tutumu” yerine, HDP’yi destekleme kararı alacaktı. Bu da az şey değildi. Aslında bugün bile zaman geçmiş değildir.

Selahattin Demirtaş’a ilişkin söyleyeceğim son nokta ise, bu konuda kendime yönelik bir özeleştiridir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, HDP’nin Selahattin Demirtaş’ı aday göstermesinin yanlış olduğunu, Demirtaş’ın özgürlükçü tüm güçleri temsil eden bir aday olmadığını belirtmiş, buna rağmen, isteyenlerin ona oy vermelerinin yerinde olacağını söylemiştim. Zayıf bir destekti bu. Hatta destek mi, yoksa köstek mi olduğu bile tartışılır. Şimdi bu tutumumun yanlış olduğunu düşünüyorum. Selahattin Demirtaş, bugüne kadarki çizgisiyle, özgürlükçü güçlerin desteklemesi gereken iyi bir aday olduğunu kanıtladı.

 

Gün Zileli

3 Mart 2015

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI