Devrimci, Sorumlu Olandır

 

İnsanlar ne kadar yükseğe çıkarlarsa aşağıdaki gerçek hayatın ve insanların sesini o kadar duymaz olurlar.

Bu yüzden, özgürlüklerden yana olduğunu söyleyen iki partinin, CHP ve HDP’nin en tepelerdeki yöneticilerinin bugün özgürlük mücadelesi için zorunlu olanı yapıp ittifaka gitmeleri, AKP diktatörlüğüne karşı blok oluşturmaları çağrısına kulakları sağırdır. Doğal olarak, oy oranı çok daha yüksek olan CHP yönetimi, yüksekliğiyle orantılı olarak tamamen sağırdır. Böyle bir çağrıya yanıt bile vermemektedir. HDP yönetimi ise, CHP kadar “büyük” bir parti olmadığından, çağrıları biraz olsun duymakta ve cevap vermektedir ama o da duyabildiği kadarıyla çağrıyı yanlış duymakta (ya da yanlış duymuş gibi yapmakta), dolayısıyla çağrıya verdiği cevap da yanlış olmaktadır.

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş T24’te Hakan Aksay’ın kendisiyle yaptığı röportajda, Aksay’ın,bu arada seçim ittifakları arasında CHP’yi saymadınızsorusuna, “saymadım, çünkü şu anda böyle bir seçenek gündemde değil” cevabını vermiş ve gerekçelerini şöyle özetlemiştir:

Son yerel seçim sürecinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP’yle ortak aday çıkarmayı denedik. Ama o dönem CHP bize ‘vebalı’ gibi davrandı…

Cumhurbaşkanlığı için ortak aday göstererek 2015 genel seçimlerine birlikte girebilmenin ortak zeminini yaratalım. Bu illaki bizim adayımız olmak zorunda değil, sizin göstereceğiniz ve asgari ilkelere sadık kalacak bir aday olması durumunda, biz açıkça sizin adayınız için çalışacağız…

Çok yüksek bir oy oranı çıkarmalıyız ki, kazanamasak bile 2015 seçimleri için CHP ve HDP olarak iktidara karşı güçlü bir ortak alternatif çıkarmış olabilelim. Ve biz birlikte 2015’te AKP’yi devirebiliriz, özgürlükçü bir iktidar kurabiliriz…” dedik, CHP, bu öneriyi de reddetti.

Böyle bir partiyle beraber yürüyemeyiz. 2015 seçimlerine yönelik olarak da bir ittifak çıkmaz. Bu arada oyalanarak ve seçmenin de kafasını karıştırarak zaman kaybetmek istemedik.

Demirtaş, CHP yönetiminin, yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde, HDP’nin ittifak çağrısını reddetmesini eleştirirken son derece haklıdır. Ne var ki, geçmişte CHP’nin ittifak çağrısını iki kere reddetmiş olmasından hareketle genel seçimler için ittifak çağrısı yapmayı “seçmenin kafasını karıştırarak zaman kaybetmek” olarak değerlendirmesi kesinlikle mantık dışıdır.

Eğer bu iki partinin AKP diktatörlüğüne karşı ittifak yapması objektif olarak mantıkiyse, üçüncü kez aynı çağrıyı yapmak neden yanlış olsun ve neden seçmenin kafasını karıştırsın? Tam tersine. Seçmenin kafasını karıştıracak olan şey, geçmişte iki kez ittifak çağrısı yapılmışken bu kez yapmamış olmaktır. Objektif olarak doğru olan durum ortadan kalkmadığına göre, devrimci sorumluluğa sahip olan bir parti ısrarla aynı çağrıyı yapmalıdır, yapmak zorundadır. Bu çağrıyı yapmadığı zaman bu, CHP yönetiminin yanlış çizgisini onaylamak, neredeyse ona hak vermek anlamına gelmemekte midir? Sen çağrını yaparsın, eğer karşı taraf reddederse o zaman insanlara, hatta CHP seçmenine de döner şunu dersin: “Bakın bu parti, özgürlük mücadelesi için gereken adımı atmıyor, biz geçmişte iki kez reddedilmemize rağmen, bütün iyi niyetimizle yapılması gereken ittifak için çağrıda bulunduğumuz halde, CHP bir kez daha sorumsuz davranarak çağrımızı reddetti. Bu durumda bize seçimlere bağımsız girmekten başka bir seçenek kalmıyor.” HDP seçmeninin de, halihazırda HDP seçmeni olmayıp böyle bir ittifakı özleyen insanların da netleşmesini ve HDP’yi tüm güçleriyle desteklemelerini sağlayacak tutum budur. HDP yönetimi, bu tutumu takınmayarak, haydi kendi seçmenini demeyelim ama HDP’ye karşı hiç de olumsuz bir tavrı olmayan kendisi dışındaki çok önemli bir potansiyeli, bir seçmen kitlesini, HDP’ye oy vermek konusunda kararsızlığa sürüklemekte, kafasını karıştırmaktadır.

Hele hele şu “zaman kaybetme” argümanı iyice saçmadır. CHP’ye ittifak çağrısı yapmak zamanla değil, niyetle ilgili bir konudur. Çağrıyı bir günde yaparsınız ve belki cevabınızı aynı gün içinde ya da en geç ertesi gün alırsınız. Bu nasıl bir “zaman kaybı” oluyor ki? Veya CHP sizi de duymazlıktan gelir, hiç cevap vermez. İyi ya, her iki halde de, yani CHP’nin (ilk iki deneyden yola çıkarak söyleyecek olursak) muhtemel red cevabı halinde de, hiç cevap vermemesi halinde de siz sorumlu davranmış ve görevini yapmış bir partinin vicdan huzuruyla çalışmalarınızı sürdürürsünüz. Böylece, böyle bir ittifaka umutla bakan insanları kazanmış, hatta onların CHP’den umut bekleyip “zaman kaybetmemesini” sağlamış olursunuz.

Aynı noktayı, HDP’yi tüm gücüyle destekleyen ama eleştirelliği elden bırakmayan Demir Küçükaydın da belirtmişti. Özetle söyleyecek olursak, “sen çağrını yap, karşı taraf reddetsin. Bu çağrıyı yapmadan neden baştan bağımsız gireceğini ilan ediyor, böylece CHP’yi teşhir etme şansını elinden kaçırıyorsun ki” anlamına gelecek bir eleştiri yapmıştı. Kısaca belirtecek olursak, HDP’nin yaptığı, seçimlere ittifaksız ve kendi adına girecek bir partinin taktikleri açısından bile yanlıştır.

Kaldı ki, benim önemle üzerinde durmak istediğim nokta, kendini devrimcilerin partisi olarak ilan eden ve soldan destek bekleyen HDP’nin hiç de devrimci sorumlulukla davranmadığıdır. Eğer sen özgürlüklerin değerini biliyorsan ve politikalarını belirleyen şey gerçekten diktatörlüğe karşı bütün güçleri seferber etmekse, en umutsuz durumdaki güçlere bile çağrı yapmak, onları özgürlük mücadelesi saflarında ortak mücadeleye seferber etmeye çalışmak zorundasın. Böyle bir görevi, “seçmenin kafasını karıştırmak” veya “zaman kaybetmek” gibi sudan bahanelerle geçiştirmeye çalışmak, sorumlu davranan devrimcinin değil, kısa vadeli hesaplar peşinde koşan fırsatçı politikacının tutumudur.

Bırakın bunları yapmayı, Selahattin Demirtaş, şu sözlerle CHP’yi MHP’yle işbirliğine teşvik etmektedir: “CHP’nin de tıpkı yerel seçimlerde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, belki yine MHP ile ittifakı denemesi mümkündür.”

Kısacası Demirtaş, CHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi bu seçimde de MHP ile ittifak yapsa neredeyse zil takıp oynayacaktır. Neden? Çünkü o zaman, sol seçmen kitlesi, hatta CHP’nin tabanından önemli bir kitle CHP’den kopup HDP’ye oy verecektir. CHP’nin MHP ile işbirliğini yapmasını AKP de ister. Çünkü o zaman MHP tabanından da önemli bir kesim AKP’ye kayacaktır.

Bunu arzu etmek midir devrimci sorumluluk?

 

Gün Zileli

26 Şubat 2015

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI