Kara Kızıl İstanbul / “13 Şubat ‘Bilimsel ve Laik Eğitim için Uyarı Boykotu’nu Destekliyoruz!”

13 Şubat “Bilimsel ve Laik Eğitim için Uyarı Boykotu”nu Destekliyoruz!
12 Şubat 2015

12 Şubat 2015
ıHer şeyden önce, eğitimde dinci gericiliğe karşı boykotu eksiksiz bir proje olduğu için değil, doğru bir yönde atılan cesur ve değerli bir adım olduğu için destekliyoruz. Sembolik eylem geleneğini aşan, bilinçlendirme faaliyetlerini içeren, öğrenci, veli ve eğitimcileri kapsayan, iktidara aktif bir uyarı niteliğindeki boykot taktiği değerlidir.

 

Elbette bir bütün olarak eğitim sisteminin nasıl olması gerektiği, hiyerarşi, nota dayalı rekabet sistemi, paralı özel okullar vb. meseleler çok daha kapsamlı bir dönüşüm stratejisinin unsurlarıdır fakat şu andaki özel gündemimiz için bunları bir kenara bırakıyoruz. Eğitim ve din problemi üzerine odaklanıyoruz.

Öncelikle talebimiz din derslerinin “çok-kültürlülükçü” tarzda kapsamının genişletilmesi olmamalıdır. Yani, Sünni İslam´ın yanında Aleviliğe veya başka dinlere daha çok yer verilmesi bir çözüm değildir. Şu anki din derslerinde gerçekleşebilecek (minimal dozlarda aslında var olan) bu tip “reformlara” itiraz etmenin bir anlamı yoktur. Tüm inanç gruplarından bireylerin rahat edebilmesinin yolu, bilimsel temelleri olmayan, birbirlerini (bazen var olma hakkını dahi kapsayacak şekilde) reddeden, bu anlamda sentezlenemez inançların bir dengesini yaratmaya çalışmaktan değil; eğitimin her türlü dini referanstan sıyrılmasından, yani tam olarak sekülerleştirilmesinden geçmektedir.

Dini düşünce, ancak felsefe ve insanlık tarihinin özel bir alt dalı olarak, eleştirel bir şekilde bu derslerin içinde sunulabilir. En doğrusu, dini düşüncenin kutsal haresinden sıyrılarak tıpkı diğer düşünce akımları gibi yine insan zihni ürünü olduğunu gösterebilmek, dinin seküler kaynaklarını tartışabilmek, bu anlamda dini/dini olmayan düşünce ayrımının kendisini zamanla sönümlendirmek olur. Ancak bulunduğumuz nokta ve önümüzdeki tehdit bu ideale çok uzaktır. Bugün biliyoruz ki durum bunun tam tersidir: ayrı ve kutsal din dersleri vardır ve bunlar her ne kadar “din kültürü” adı altında olsa da, pratikte uygulamalı Sünni İslam ideolojisi dersleridir. Sunulan içerik nötr tarifler değil, hararetle empoze edilen reçetelerdir.

“Ahlak Bilgisi” de aynı şekilde dinden ayrılmalıdır. Ahlakın ancak dini düşünce yapısı altında mümkün olduğuna dair gerici tezi işleyen bu yaklaşım tamamen rafa kaldırılmalıdır. Çünkü gerçekte din gerek Türkiye´de gerek dünyada, çokça en açık ahlaksızlıkları, katliam, hırsızlık, sömürü ve baskıları meşrulaştırma aracı olarak işlemektedir. Ahlakın kaynağı insan ilişkilerinde aranabileceği gibi, ilkeleri de dogmalarla değil tartışmalarla tespit edilebilir. Bu kaynak Plato için akıl, hümanistler için insanın içkin (yaratandan ötürü olmayan) kıymeti, Marx için proletaryanın özgün çıkarlarının evrensel ahlakın taşıyıcısı olması, Kropotkin için bencilliğin yerine dayanışmayı ön plana çıkaran türlerin evrimde daha başarılı olması olmuştur. Günümüzde, ahlakın ufukları, hayvanlara ve diğer canlılara, doğa ile olan ilişkilerin temellendirilmesine doğru genişlemektedir.

Genç zihinleri İslam yoluyla kuşatma ve kapatma girişiminin AKP´nin özel ideolojik ihtiyaçları için önemi artık aşikar hale gelmiştir. Bu konuda şehzadenin sözlerini hatırlamak yeterlidir: “Şeyin de kararını vermek lazım yani… Bu İmam Hatip okullarının bütün mevcut içindeki oranını diyelim yüzde 25´lere mi çıkarmak istiyoruz? Yoksa diğer tarafta, diğer yüzde 85 içerisinde güçlü bir yapıyı da oluşturmaya mı çalışmalıyız? Hepsini aynı anda yapamıyor muyuz?”

AKP´nin uzun iktidarı ve rakipleri üzerinde üstünlük sağlamasıyla Kemalist ideoloji iktidar meşrulaştırma aracı olarak gözden düşmüş, Türkçü ideoloji ise yedeğe atılmıştır. Bu nedenle boykotun din derslerini ilk hedefe alması doğaldır. Yine de din derslerinin ve dinileşmenin, tarih derslerinde sadece son AKP döneminde değil her zaman ballandırılarak öğretilmiş olan, hilafet güzellemesi dahil her türlü Osmanlı İmparatorluğu ve kaybedilmiş muhteşemlik özlemi ile tıka basa dolu şoven anlatının üzerine rahatlıkla serpildiğini de görmemiz gerekir. İmam Hatip okullarının sayısındaki ilk sıçramanın 1980 darbesi ürünü olduğunu da hatırlayalım. Bu bize sağ ideolojilerin müzmin devamlılığını ve birbirlerini besleyen yapılarını tekrar hatırlatsın ve ileride diğer ideolojik içerikli derslere dair mücadele perspektiflerimizde ipucu olmalıdır.

Bir başka din motifli saldırı da karma eğitimin altının oyulmasına yönelik çalışmalar ve arayışlardır. Yine şehzadeye kulak verelim: “Yeni planlanan okulları da ya kız, ya erkek olarak planlayalım. Yani şimdi yeni planlananlarda ´Hem kız hem erkek olarak gelen projeler´ oluyor. Onları ´Ortaokul ve lise diye çevirelim, bu kız mı olacak, erkek mi olacak´ diyelim. Öbürünü de aynı şekilde tam tersi değerlendirelim. Yani kız-erkek aynı kampüs içinde düşünmeyelim.”

Genç kadın ve genç erkeklerin bir arada öğrenim görmesi, cinsiyet eşitliğine dair toplumsallaşmanın kurucu deneyimlerini sunma potansiyeli açısından vazgeçilmezdir. Okul, sadece kitabi bilginin verildiği fiziksel mekanlar değil, toplumsallaşmanın öğrenildiği deneyim mekanlarıdır da. Karma olmayan eğitimde genç erkeklere maçoluk ve ayrıcalık beklentisi, genç kadınlara ise koca ve babaya itaat ve toplumda ikincil konumu benimseme fikri işlenecektir. Halihazırda karma eğitimde de bu tarz bir eğilim yaygın olsa da, aynı sınıfta iki cinsiyetten gençlerin aynı şeyleri duyabilmesi bunun önünde bir miktar engel olmaktadır ve bu korunmalıdır.

Kara Kızıl İstanbul olarak, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamı ile sınırlı bir laikliği değil toplumda ahiretten ve diğer dini meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması anlamında sekülerizmi destekliyoruz ve sadece dini kurumlara ya da devletlere değil, tüm hiyerarşik ve dayatmacı iktidar biçimlerine karşı çıkıyoruz. İnsanların manevi tatmini ve varoluşun anlamını sadece öte-dünyacı metafizik anlatılarda değil, aynı zamanda -ve özellikle- bu dünyadaki yaşamda yaptıklarına yükledikleri anlamlarda bulabileceğini; hem dindar hem de seküler bireylerin inanç hürriyetlerinin garantisinin de böyle bir ortak anlayış olduğunu düşünüyoruz.

13 Şubat´ta yapılacak olan “Bilimsel ve Laik Eğitim için Uyarı Boykotu”nu bu yönde olumlu bir tavır olarak değerlendiriyor ve destekliyoruz. Lise çağındaki gençler bu konuda kendi iradelerini kullanabilecek yaştadır. Velilerin ise, özellikle ilkokul çağında boykota katılabilecek olan çocuklar söz konusu olduğunda, genç insanlarımızın iradesini birinci planda tutmaları, boykotun amacını çocuklarına anlatarak onları düşünsel olarak eyleme ortak etmelerini, emrivaki tavırlardan kaçınmaları gerektiğini hatırlatıyoruz.

 

Kara Kızıl İstanbul

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI