AKP İktidarı, Gülen Cemaatinin Tüm Suçlarına Ortaktır

 

 

Reelpolitikerler, özgürlüğü, vicdanı ve etik değerleri ön plana çıkaran anarşizmi tutarsızlıkla suçlarlar. Oysa dünya siyasi ve dünya tarihinin son iki yüz yılına baktığımız zaman en tutarlı düşünce akımının anarşizm olduğunu görürüz. Anarşistlerin tutarsız olduğu anlar, ilkelerinden ayrılıp reelpolitikanın izinden gittikleri anlardır. Örneğin İspanya İç Savaşı sırasında ilkelerini bir yana bırakıp hükümete katılmak gibi.

Türkiye tarihinin son on yıllık döneminde Türkiye’deki anarşistlerin genelde pek de iyi bir sınav verdiğini düşünmüyorum. Örneğin devletin ve polisin hiçbir operasyonun hiçbir koşulda desteklenemeyeceği ilkesini bir yana bırakan çok sayıda anarşist, Ergenekon, Balyoz, Odatv vb. operasyonları sırasında ya sessiz kalmış ya da liberallerin peşine takılarak polis operasyonlarına mahcup bir onay vermişlerdir.

Anarşizm, devlet ve polis operasyonlarının her türlüsüne karşı çıkarken neden tutarlıdır? Çünkü terör başta olmak üzere temel suçların kaynağı esasen devlettir. Halk ve özgürlük düşmanı eylemlerin devlet savcılarıyla ve terörle mücadele polislerince kovuşturulabileceğini düşünmek ya saflıktır ya da reelpolitik alçaklıktır. Reelpolitikerler “iti ite kırdırma” politikasında usta olduklarını düşünürler ve böyle anlarda hinoğlu hin sırıtışlarla ellerini oğuştururlar ama sonunda devletten darbeyi yiyen yine kendileri olur. Bunun en iyi örneği İP adlı partidir. Geçmişte orduya oynadılar. Ordu AKP’den darbeyi yiyince ordu mensuplarıyla birlikte içeriyi boyladılar. Şimdi AKP’ye oynuyorlar. Uyarmak zorundayım ki, bu sefer de AKP mensuplarıyla birlikte içeriyi boylayacaklardır. O zaman onları savunmak da bize düşecek.

Bugünkü AKP-Fetullah Gülen Cemaati çatışmasında da reelpolitik bakışla mutlak özgürlükçükçü bakış birbirinin tam zıddıdır. Reelpolitizm, AKP polisinin operasyonlarına açık ya da gizli bir memnuniyetle destek vermektedir. Özgürlükçüler ise, özgürlük düşmanı polis ve savcı güçlerine hiçbir zaman destek vermezler. Tüm özgürlük düşmanlarının komplolarını toptan teşhir etmeleriyle devlete destek vermeyen bu tutum birbirini tutarlı bir şekilde tamamlar.

Son yıllarda yaşananlarla, polis teşkilatının (elbette savcı ve hâkimlerle işbirliği halinde) sahte delil üreticisi olduğu ve bu sahte delillerle insanları yıllarca hapis yatırdığı net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bir başka gerçek ise, ağır bir suç olan belge ve delil sahtekârlığının ötesinde, bu teşkilatın cinayet ve şiddet eylemlerine de karıştığıdır.

Sahte delil üreticisi bu suç teşkilatının arkasında, yaklaşık bir buçuk yıl öncesine kadar kader ve işbirliği içinde olan, Anadolu sağcılığının iki temel bileşeni AKP iktidarı ve Fetullah Gülen Cemaati’nin olduğu açıktır. Bugüne kadar işlenen bütün suçlarda ortaktırlar.

Ergenekon ve Balyoz davaları sahte delillerle üretilmiştir.

Odatv ve Devrimci Karargâh davaları sahte delillerle üretilmiştir.

Ahmet Şık ve Nedim Şener, daha kitapları yayınlanmadan sahte delil ve suçlamalarla içeri alınmıştır. Keza Soner Yalçın, Hanefi Avcı ve diğerleri de öyle.

KCK davası sahte delil ve suçlamalarla yürürlüğe konmuştur.

Bugünlerde öğrendiğimiz Tahşiyeciler davası sahte delillerle yürütülmüştür.

Bunlara benzer bütün davalar sahte delillerle tezgâhlanmıştır.

Hrant Dink cinayeti, AKP-Cemaat işbirliğiyle, polis ve MİT tarafından gerçekleştirilmiş ve yine polis ve MİT tarafından deliller karartılarak gerçek failler gözlerden saklanmıştır.

Davaların örgütlenmesinde, sahte delil üreticiliğinde bir hayli cüretkâr olan Fetullah Gülen Cemaatinden polis ve savcılar başı çekmiştir. Ancak Gülen Cemaati’ne mensup polis ve savcıların ürettikleri sahte delil ve suçlardan bugünkü AKP iktidarının sorumluları tamamen haberdardılar. “Ah biz ne safmışız” söylemi sadece bizleri saf yerine koymaya çalışmanın bir ürünüdür.

Bu durumda, bugün AKP iktidarının, bir buçuk yıl önce anlaşmazlığa düştüğü ve 17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonundan sonra kanlı bıçaklı olduğu Gülen Cemaati’ne karşı yürüttüğü ve yürüteceği polis ve savcı operasyonları, geçmişte işlenen sahtecilik suçlarını kısmen ortaya çıkarsa bile, aslında suçun faillerinden birini, hatta suçun bütününü veya esasını gözlerden saklamaya hizmet eder. Bu yüzden, bugün AKP iktidarının yürüttüğü ve yürüteceği hiçbir operasyona destek verilmemeli, geçmiş on yılda yürütülen davalardaki bütün polisiye sahtekârlıkların toptan açığa çıkarılması ve Gülen Cemaatiyle birlikte, onun suç ortağı AKP iktidarının ve sorumlularının da (başta Cumhurbaşkanı olmak üzere) halkın önünde teşhir edilmesi ve yargılanması savunulmalıdır.

 

Gün Zileli

18 Aralık 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI