Dışarı Çıkarken Belli ki Söz Vermiş…

 

1960’larda içimizde Erdal Gökyüzü adlı bir polis ajanı vardı. Müthiş bir komünist marşlar repertuvarına sahipti. Örneğin “Anamız amele sınıfıdır” diye başlayan Avusturya İşçi Marşını ondan öğrendiğimizi hatırlıyorum. Bazen durduk yere, “eve gideyim de anti-Duhring’imi okuyayım” derdi. Bu davranışlarında bir yapaylık vardı ama başlangıçta hiçbirimiz kuşkulanmamıştık ondan. 1968 yazındaki Amerikan binalarına bizim “Tet” saldırılarımızda en gizli gruplarımıza katmamız, ondan kuşkulanmadığımızın en açık delili. Nitekim bu yüzden Kavaklıdere’deki Amerikan Yardım Teşkilatı binasını taşlamaya gittiğimizde az kalsın yakayı ele veriyorduk. Gizlice örgütlenmiş gruplardan birinin başı Erdal Gökyüzü’ydü.

Fakat çok uzun olmayan bir süreç içinde açığa çıktı. Şimdi nasıl, hangi olayla açığa çıktığını hatırlamıyorum ama Erdal’ın polisliği gözümüzde kesinleşmiş gibi bir şeydi. Buna rağmen aramızdan bir arkadaş onun polisliğine bir türlü inanmak istemiyordu. Erdal, polisliğinin ortaya çıktığını anlayınca devrimci gençlik çevrelerinde görünmez olmuştu. Erdal’ın polis olduğuna inanmayan arkadaş bir gün yolda ona rastlamış. “Yahu Erdal, senin için polis diye bir söylenti çıkmış, hiç olacak şey mi demiş” Erdal’a, biraz da teselli etmek isteyen bir havada. Erdal gülmüş, elini arka cebine atıp bir polis kimliği çıkartmış ve “ne sandın ya” demiş, “tabii ki polisim.” Daha sonra zamanın başbakanı Süleyman Demirel’in korumalığına tayin edildiğini duymuştum. Pek isabetli bir tayin değil. Siyasi masada danışman olarak görevlendirselerdi epeyce yararlı olurdu.

Bu olayı şimdi neden hatırladım durup dururken… Geçen gün Doğu Perinçek’in HSYK seçimlerinde, kazanan hükümet yanlısı grupla ilgili yorumunu okudum da. AKP’li grubu “pırıl pırıl cumhuriyet yargıçları” diye övüyor, HSYK seçimlerini “paraleller”e karşı “kazandıklarından” söz ediyordu. Evet evet, kazanan grubu o kadar benimsemişti ki, yer yer bu tür ifadeler bile kullanıyordu.

Şimdi, Doğu Perinçek dışarı çıkmadan önce AKP önde gelenleriyle anlaştı, onlara bundan sonra her kritik konuda kendilerini destekleyecekleri sözü verdi desem, onun bazı taraftarları, hatta taraftarı olmayan bazı dürüst insanlar da, bana “iftira atıyorsun”, “ispatla”, “belge göster” diyeceklerdir. Fakat ne yazık ki, bu işlerin belgesi olmuyor pek. İster istemez belirtilerden yola çıkmak zorundayız. Erdal Gökyüzü’nün yaptığı gibi “ne sandındı ya” diyerek kendileri durumlarını açığa vururlarsa ne ala tabii. Erdal Gökyüzü’nü sadece örnek olsun diye verdim. Yoksa Doğu Perinçek’e polis demek aklımın köşesinden bile geçmez. Bugüne kadar bana sorulan “Doğu Perinçek MİT hesabına mı çalışıyordu?” sorusuna da hep bunun bir paranoya olduğu yanıtını vermiş, “Doğu Perinçek sadece kendi hesabına çalışır” demişimdir. Evet ama bu “kendi hesabına çalışma” aynı zamanda, gerektiği zaman karşıt güçlerle işbirliğini de kapsamaz mı? Sonuç olarak, üzülerek Doğu Perinçek’in AKP’nin işbirlikçisi olduğunu ileri sürmek zorundayım. Ama burada hassas bir nokta var. Doğu Perinçek siyasi bakımdan AKP ile bir ittifaka karar verdi de bunu uyguluyor değil. Bu var elbette ama bence daha ileri bir durum söz konusu: Doğu Perinçek, dışarı çıkmadan önce, Fetullahçı kesim tarafından fena halde köşeye sıkıştırılmış olan AKP iktidarının yetkilileriyle temas kurdu ve onlara bundan sonra onları destekleyeceği sözü verdi. Eğer Doğu Perinçek’i biraz olsun tanımışsam bunu rahatlıkla yapabilecek bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, son HSYK olayı da dâhil bütün belirtiler bunu neredeyse kesine yakın bir netlikle ortaya koyuyor. Hiçbir siyasi güç, açık bir anlaşma olmadan tam zıddında yer alıyormuş gibi görünen, en azından taraftarlarının öyle olduğunu sandığı bir siyasi gücü bu kadar fütursuzca aklayamaz.

Doğu Perinçek’in “siyasi manevra” adına yapmayacağı şey yoktur, söz vermek de dâhil. Buna geçmişten bir örnek vermek istiyorum. 12 Eylül yargılamaları sırasında, libero-faşist Aydın Yalçın’la temasa geçmiş ve ona ne sözler vermişlerdi. Havariler’den aktarıyorum:

“İçeridekilerin teslimiyetçi çizgisi, cuntaya yaltaklanmakla da kalmıyordu. Avukatlar aracılığıyla, Forum dergisinin yönetmeni Aydın Yalçın’la yapılan mesaj teatisi, onların nerelere vardıklarını net bir şekilde gösteriyordu. Dava avukatlarından Nusret Senem’in aktardığına göre, içeridekiler, liberal kapitalizmin şampiyonu, cunta destekçisi Aydın Yalçın’a, ‘o bildiği Marksistlerden’ olmadıklarını kanıtlama sevdasına düşmüşlerdi. Kendine, sınıf davasını benimseyen Marksistleri ideolojik planda teslim alma misyonunu biçmiş Aydın Yalçın’a yollanan mesaj, aşağı yukarı şu mealdeydi: Biz, diğer Marksistlerden farklıyız. Sınıf mücadelesinden değil, ülkedeki bütün sınıfların işbirliğinden yanayız. Amacımız, ‘proletarya diktatörlüğü’ kurmak değil, liberal demokrasinin kurulmasına yardımcı olmaktır… Nusret Senem’in, kendisine aktardığı bu mesaj, Aydın Yalçın’ı fazlasıyla memnun etmiş olmalı ki, cevaben, bunları duymaktan sevindiğini belirtiyor, ancak teslimiyeti daha ileri boyutlara götürmek için, muhataplarını, ‘beyaz bayraklarını’ daha yukarı kaldırmaya ve ‘Marksizm’ gibi ‘anakronik’ bir ideolojiden açıkça vazgeçtiklerini ilân etmeye davet ediyordu. Aydın Yalçın, bu ileri hamleye girişmekte haklıydı, çünkü içeridekilerin, Aydın Yalçın’a gönderdikleri mesajlar, ‘dönemsel bir taktik’in bile ötesine geçerek, Marksist doktrinin temellerini reddiyeyi, dahası egemenlerin önünde diz çökmeyi  ifade ediyordu. ‘Dışarıdaki önderliği’, ‘sosyalizmin sorunlarını’ tartışmaya açtıkları için ‘liberallik’le suçlayanların, ‘otoriter-liberal’ bir burjuva yazarının önündeki bu utanç verici diz çöküşü, onların ‘liberalizme’ karşıtlıklarının su katılmamış bir yalan olduğunu ortaya koymaktaydı. Nusret Senem’in aktardıklarını dinlediğim zaman, bu iğrenç pazarlık ve utanç verici boyun eğiş karşısında büyük bir öfkeye kapıldığımı ve bunu Nusret Senem’e ifade ettiğimi çok iyi hatırlıyorum.” (Havariler, İletişim, s. 504)

Bir iğrenç pazarlığın da 17 Aralık’tan sonra yaşandığı kanısındayım. AKP iktidarı zor duruma düşmüştü ve Fetullahçılara karşı ulusalcı kesimle el altından ittifak arayışına girmişti. Bu arayışa net bir cevap Aydınlık hareketinden geldi. Aydınlık ve İP, “ortak düşman”a karşı ittifak önerisini kabul etti. Bu tarihten itibaren Aydınlık gazetesinin dış politika servisinin yazarları alttan alta Tayyip Erdoğan’ın “Avrasyacı” olduğu, Çin ve Rusya ile ittifaktan yana hareket ettiği, Çin’den füze almaya çalışmasının batıya kafa tuttuğunun göstergesi olduğu fikrini işlediler.

Doğu Perinçek, daha dışarı çıkmadan, Tayyip Erdoğan’ın “inlerine gireceğiz” söylemini yankıladı ve eğer Fetullahçıların inine girilecekse bunu destekleyeceklerini yazdı. Dışarı çıktıktan sonra, Aydınlık yazarlarıyla yaptığı bir toplantıda AKP ile işbirliği yapacaklarını açık açık belirtti.

Daha tipik olanı ise, Aydınlık gazetesinin, Cumhuriyet gazetesini ve CHP yönetimini “Fetullahçı” olduğu gerekçesiyle hedef alması ve bu konuda şiddetli bir kampanya yürütmesiydi.

Belediye seçimlerindeki “sekter” tutumun ardında da AKP’ye destek vermek vardı. Gerçi CHP’yi bölen İP oylarının AKP’yi ihya ettiğini sanmıyorum ama örneğin Ankara ve İstanbul gibi yerlerde çok az oy farkı olsaydı bu tutum AKP’ye bir hayat öpücüğü anlamına gelebilirdi.

Kobani ile ilgili son tezkere olayında TSK’nın “şerhlerinin” kabul edildiği gerekçesiyle, “anti-emperyalizm”lerinden bile vazgeçtiler. Türkiye topraklarını yabancı askeri birliklere açan ve Suriye hükümetini devirme amacı olan tezkereyi desteklediler. Davutoğlu’nun, Esat’ı düşürme hedefini de kapsayan “kara harekâtı” demecini hiçbir eleştiri yapmadan aktardılar. Yani anlayacağınız, AKP ile ittifak uğruna Esat’ı bile satmaya hazırlardı.

HSYK seçimlerinde AKP’nin desteklenmesi ise bütün bunların üzerine tüy dikti.

AKP diktatörlüğü döneminde baskıya uğradığı için bu hareketi destekleyen çok sayıda taraftarının şimdi bu hareketten ve liderinden büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı kesindir.

Bence Doğu Perinçek, arka cebinden “AKP ile anlaşma sözleşmesini” çıkarıp “ne sandıydınız ya” diye gözlerine dayamadan onu AKP’nin yanında bırakıp ayrılsalar en iyisini yapmış olurlar.

 

Gün Zileli

17 Ekim 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI