Enginar-dıç

indirhincalulucindir (1)indir (2)indir (3)

 

 

(Lütfen, aşağıdaki bir arkadaşın uyarı ve düzelti notu ve benim cevabımla birlikte okuyunuz)

Mahalle kültürüyle yetiştim. Bu kültürde dayanışma da vardı, maçoluk da. Olumlu ve olumsuz birçok şey iç içeydi. İnsan temelden bazı kültürel özellikleri kapınca belki de bütün hayatı boyunca taşıyor bunları. Örneğin espri ve şakayı severim ama, bizim o zamanlar “züppe” dediğimiz burjuva veletlerinin sarkastik espri anlayışıyla bir türlü uyuşamam. Bu olumlu bir özellik midir değil midir, karar verebilmiş değilim ama böyle işte.

Bu yüzden de medyadaki burjuva veletlerinin sarkastik esprilerle ve sinik yargılarla bezenmiş yazılarını da okumam, hatta bunlara iyiden iyiye gıcık olduğumu belirteyim. Bunların başında, sırasına göre, Engin Ardıç, Hıncal Uluç, Emre Aköz, Hadi Uluengin gibi burjuva veletleri gelir. Bu veletler, kendilerini dünyanın en iyi, en esaslı espritüelleri zannederler, iflah olmaz bir devrim  düşmanlıkları vardır, insanın burnunun direğine sızlatan anti-komünizmleri mide bulandıracak ölçülerdedir. Gerçi buna rağmen, onların “gıdıkla da gülelim” cinsinden esprilerine bayılan, müdavimleri olan sıkı Maocuları da bilirim. Şimdi isim vermeyeyim. Bu satırları okursa kendini tanıyacaktır. Bu sitedeki portreler kısmında Engin Ardıç’la ilgili iki, Hıncal Uluç’la ilgili bir (fazla bile), Emre Aköz’le ilgili bir, Hadi Uluengin’le ilgili iki makalem bulunuyor. Bu, Engin Ardıç’la ilgili üçüncü makalem olacak.

Engin Ardıç, Dersim’in küçük bir ilçesinde TKP adayının belediye seçimini kazanmasına tahammül edememiş, tutmuş bu konuda her zamanki gibi alaycı olmaya çalışan bir yazı yazmış. Onun soğuk esprilerini burada tekrarlayacak değilim. Hatta, bir cümlesi dışında yazısını, üzerinde durmaya değer de bulmuyorum. Ama bir cümlesi var ki, bu cümle züppe veledimizin artık faşist bir yasakçılığın sınırlarına gelip dayandığının, hatta bu sınırı bile geçtiğinin en açık göstergesi. Cümleyi buraya alıyorum:

“O zamanlar Türkiye’de demokrasi olduğu için TKP yasa dışıydı.”

Yani, o zamanlar, faşist Mussolini İtalya’sından alınan 141-142. Maddeler sayesinde Türkiye’de demokrasi varmış.

Şimdi öfkemi bastırıp Engin Ardıç adlı yazarı anlamaya çalışıyorum. Böyle bir katl cümlesini kullanmasına yol açan ne olabilir? Sarhoş muydu? Dil sürçmesi miydi bu? Aklını mı kaybetmişti? Yoksa, “benim özgürlüğümü kaldıracak komünizmi bugünden yasaklamak özgürlüğümün gereğidir” diyen, libero-faşist Karl Popper’i yeni mi okumuştu?

İnsan böyle bir cümleyi nasıl kurabilir? Komünizm yasağı nedeniyle nice ocağın söndüğünü, nice yiğit insanın işkencelerde öldürüldüğünü, Sansaryan Hanı’nın tabutluklarında çıldırdığını, yıllarca ve yıllarca hapis yattığını, acılar çektiğini bilmez mi? Bırakın özgür bir toplumu, burjuva demokrasilerinde bile komünizm yasağı diye bir şey olmadığından, olamayacağından haberdar değil midir?

O zaman Türkiye’de demokrasi olduğu için TKP yasa dışıymış. TKP yasa içi olunca Türkiye’de demokrasi de sona ermiş. Eh o zaman Türkiye’ye yeniden demokrasi getirmek için fazla uğraşmaya gerek yok. Hep birlikte TKP’nin ve komünizmin yasaklanması için mücadele edelim, bunlar yasaklanırsa biz de demokrasiye kavuşmuş oluruz!

 

Bu konformist burjuva bebeleri insanın öfke kotasının bile çabucak dolmasına yol açarlar. Neyse biz yine de gülmeye çalışalım. Bizim peder, tuhaf durumlarla karşılaştığı zaman nedense gülerek şöyle derdi:

“Aman efendim, nerede o eski enginarlar nerede…”

 

Gün Zileli

13 Eylül 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

Not: Aşağıda okuyacağınız, dikkatli ve özenli bir arkadaşın uyarı notu haklı. Ben gerçekten de dikkatli okumamış ve Engin Ardıç’ın kinaye yaptığını anlamamışım. Buna rağmen sözlerimi geri almıyorum. Çünkü bugünkü yazısında da görüleceği gibi, sarkastik tavrını sürdürüyor. Yazdığı Sabah gazetesinin tutumuna bağlı olarak Tayyip diktatörlüğü için kalem sallıyor. Bu nedenle sadece yanlış anlamamı düzeltiyor, fakat Engin Ardıç ve diğerleri ile ilgili yargımda ısrar ediyorum. G.Z.

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI