İkbal ve Dalkavukluk Âleminde Ne Yazılır…

 

Her seçimin ardından dalkavuklar resmigeçidi gelir. Her darbenin arkasından olduğu gibi… Mideniz bulanır… Ekranlara bakamaz olursunuz. El sıkışmalardan, görev teslim törenlerinden, resepsiyonlardan, tebriklerden, soğuk esprilerden, sahte kahkahalardan, iltifatlardan, yeni kabine ilanlarından, ayakta alkışlamalardan, baş eğmelerden, gerdan kıvırmalardan geçilmez olur ortalık. Ne tarafa baksanız bunlar çarpar gözünüze ve kulağınıza. Televizyonu açmamaya çalışırsınız, gazetelere bakmamaya… Bilmemek, görmemek en iyisi dersiniz.

İşte siyasetin özeti budur. İkbal avcılarının, dalkavukların doldurduğu bu alandan kaçıp gitmek en iyisidir. Canınız bu hokkabazlıkları bile yazmak istemez.

Evet ama nereye kaçacaksınız? Nereye kaçarsanız kaçın can sıkıcı sorunlar gelip sizi bulacaktır eninde sonunda. Bir arkadaş bana özel twit atmış, sormuş, fayton tartışmasında ne diyorsun diye. Birkaç gün önce Çarşı’nın bir twiti gözüme takılmıştı. Adalar’daki faytonlara karşı bir kampanya açılmıştı. Konuyu pek iyi bilmiyordum. Kınalıada, dört ada içinde fayton olmayan tek adaydı, belki de biraz bu nedenle konudan uzak kalmıştım. Arkadaştan bu konudaki yazıları istedim. Üç kaynak yollamış. Onları okudum. Ve sonunda, sabırsız karakterime uygun olarak bu konudaki ilk düşüncelerimi yazmaya karar verdim. Sevgili atlarımızın ve sevgili fayton emekçilerimizin ortamında en azından ikbal avcılığı ve dalkavukluk yoktu. Merasim ve yalakalıktan uzak bir ortamda çileli hayatlarını sürdüren bu hayvan ve insan kardeşlerimizin sorunları konusunda ben de bir şeyler söylemek istedim.

Hayvan hakları savunucularının fayton atları konusundaki duyarlılıkları bu sorunu gündeme getirmesi açısından elbette yararlı olmuştur. Ne var ki, çok radikal bir talep olan faytonların kaldırılması talebinin somut durumda atların yararına olmadığı kanısındayım. Bu talebin gerçekleştiğini düşünürsek, halihazır at kardeşlerimizin en kısa yoldan mezbahayı boylayacağını tahmin etmek hiç de güç değildir. Bu dünyada kimse kimseyi hayrına beslemez. Üstelik adalarda “yılkı atı” için bir ortam bile yoktur. Hayvan hakları savunucuları bu kadar çok sayıda atın geçimini sağlayacaklarını ya da onları başka alanlarda istihdam edeceklerini düşünüyorlarsa tamam da, ben bunu yaptıklarına ya da yapabileceklerine hiç ihtimal vermiyorum. Dolayısıyla emekçi at kardeşlerimiz, çileli çalışmaları karşılığında hiç değilse yaşamlarını idame ettirebilmektedirler.

Bence hayvan hakları savunucularının bugün savunmaları gereken – kendimi ilk kez radikal değil, “reformcu” görünen bir önerinin safında bulmuş oluyorum böylece – fayton atlarının çalışma ve sağlık koşulları için sıkı denetim olmalıdır. Bu atların çalışma saatleri denetlenmeli, aşırı çalıştırılmalarına karşı sert önlemler uygulanmalıdır (bizzat hayvan hakları savunucuları bu denetim işini gönüllü olarak yürütebilirler). Ayrıca sağlık koşulları en ciddi biçimde denetlenmeli, atların sağlık kontrolleri günü gününe yapılmalı, çok sayıda veteriner kadrosuyla bakımları güvence altına alınmalıdır.

Bence bunlar, fayton emekçilerinin de destekleyeceği önlemlerdir. Hem de böylece bu insanlar da geçim kaynaklarından yoksun bırakılmamış olurlar. Belli hak savunucularının genellikle sorunun diğer yanını görmezden geldikleri bilinen bir gerçektir. Örneğin, bazı feministler, kadın haklarını haklı argümanlarla savunurken sık sık erkekleri tamamen göz ardı etme hatasına düşerler. Fayton konusunda da fayton atları savunulurken faytoncuları hiç göz önüne almamak olmaz. Onların da atlarıyla kendilerine göre duygusal bağlar kurdukları görmezden gelinemez. Atlarını süslerler (sırf gösteri midir bu?), onlara ad verirler, öldükleri zaman onlar da atları için gizlice gözyaşı dökerler.

Kaldı ki, bu tür kampanyaların adaları motorlu araçlara açma planlarına bilmeden destek olup olmadığı noktasına da dikkat edilmelidir.

Oh, gerçek hayata ilişkin birkaç laf etmek, ruhsuz, mekanik, törensel yaratıklar âleminden, yaşayan gerçek varlıkların âlemine geçmek iyi geldi gerçekten.

 

Gün Zileli

30 Ağustos 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI