C.Başkanlığı Seçimleri Yaklaşırken…

 

Bekleneceği gibi, sistem kendi adaylarını belirledi ve bu durumda bize de “boş oy” vermekten başka bir yol bırakmadı.

CHP-MHP- Fetullah ortaklığı, ne yazık ki, AKP’nin karşısına ikinci bir İslami aday çıkardı. Böylece CHP net bir şekilde sırtını toplumsal muhalefete dönmüş oldu. Adaylarının Gezi’yi ve Hacı Bektaşi Veli’yi ziyaret etmesi vb. ne toplumsal muhalefeti ne de bu muhalefetin temel bileşenlerinden olan Alevileri kandırabilecektir. Öte yandan, CHP, Kürt sorununda da bulunduğu noktadan bile daha olumsuz yerlere savrulmaktadır ki, bu da sonuçta AKP’nin işine yarayacak bir diğer gelişmedir. Sonuç olarak, CHP cephesinden hiçbir umut ışığı gelmemektedir.

HDP, ayağına gelmiş son derece büyük bir fırsatı göz göre göre kaçırmıştır. Eğer HDP, AKP ile iş pişirme mantığını bir yana bırakıp tüm toplumsal muhalefeti temsil eden bir aday (Kürt olsun veya olmasın) gösterseydi, (Kürtlerin yanı sıra) tüm toplumsal muhalefetin, Gezi hareketinin, Alevilerin, CHP tabanından birçok insanın, solun, entelektüellerin desteğini kazanabilecek, hatta belki 2. tura bile kalabilecek, ayrıca bir Türkiye partisi olarak “Barış süreci”nde çok daha etkili bir güç olarak ortaya çıkabilecekti. Ne var ki kısa vadeli hesaplar ve hatta korkular (“ya AKP zayıflayıp görüşmeler suya düşerse” korkusu), keza her siyasi partinin değişmez alameti farikası olan, “küçük olsun benim olsun” ya da “eğer hâkim olamazsam beni aşar” anlayışları HDP’yi taktikçi davranmaya sevk etmiş ve akılcı davranmaktan uzaklaştırmıştır. Sanıldığının tersine, taktikçilikle akılcılık birbiriyle çok az bağdaşan şeylerdir.

İşte CHP’nin ve HDP’nin, sonuç olarak birbirinden çok da farklı olmayan bu düzen içi yaklaşımları, toplumsal muhalefeti iki ucu da pislik olan alternatiflerle karşı karşıya bırakmıştır.

Toplumsal muhalefetle hiçbir şekilde buluşmayan adaylar karşısında “boş oy” vermek, evet sonuçta bir protestodur ama (eğer boş oylar dikkat çeken bir yekûn tutmayacaksa) çok da pratik bir karşılığı yoktur.

Boş oydan sonraki en akılcı oy kullanımı HDP’nin adayına oy vermektir. HDP adayının, aslında HDP içinden gösterilebilecek en iyi adaylardan biri olduğunu belirtmiştim. Bununla birlikte, Selahattin Demirtaş, bütün olumlu özelliklerine rağmen, toplumsal muhalefetin tümünün desteğini sağlayacak bir aday değildir, sadece toplumsal muhalefetin Kürt ayağını temsil etmektedir. Bununla birlikte, boş oy vermeyecek olanların Selahattin Demirtaş’a oy vermesini önerebilirim.

CHP-MHP-Fetullah adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na gelince… Ekmeleddin beye kişisel olarak bir antipatimiz yok. Bugüne kadar ılımlı bir profil vermiş bulunuyor. Toplumsal muhalefetin kıyılarında yer alan ılımlı orta sınıf kesimlerinin Ekmeleddin beye oy vermesi beklenebilir. Hatta toplumsal muhalefet içinde yer alan kimi kesimlerin de “eli mahkûm” bu yönde oy vermeleri şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu noktada ÖDP’nin, kimseye destek olmayacağız ama AKP’ye karşı mücadeleyi esas alacağız açıklaması mantıkidir. Dolayısıyla, toplumsal muhalefet, birinci olarak boş oy, ikinci olarak Selahattin Demirtaş, üçüncü olarak Ekmeleddin İhsanoğlu alternatifleri arasında bölünen, “gevşek” bir oy verme skalasında dağınık bir tutum sergileyecektir.

Bu dağınıklığa rağmen, eğer AKP’nin adayı 1. turda %51’i bulamazsa 2. turda Tayyip Erdoğan’la Ekmeleddin İhsanoğlu karşı karşıya kalacaktır.

Böyle bir durum olursa toplumsal muhalefetin tutumu ne olmalıdır? Bence, diktatöre yardımcı olmamak için, kerhen Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermek gerekir. Fakat bu noktada tayin edici olan, Kürt ulusal hareketinin tavrı olacaktır. 2. turda boykot ya da boş oy tutumu, açıktan Tayyip Erdoğan’a destek anlamına gelecektir. Kürt ulusal hareketi böyle bir tutum takınarak, diktatöre yolu açmanın sorumluluğunu yüklenebilecek midir?

 

Gün Zileli

13 Temmuz 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI