Toplumsal Mücadele Saflaşmasında Bugünkü Üç Kategori

 

 

Her kategorileştirme bir soyutlamadır. Dolayısıyla burada yapacağımız kategorileştirmenin de bir soyutlama olduğunu belirterek başlayalım.

Toplumsal mücadeleyi bir savaş alanı olarak tasavvur edecek olursak, aşağı yukarı her savaşta olduğu gibi, üç kategori ortaya çıkar: İktidar Gücü; Toplumsal Muhalefet Gücü; Ara Güçler. Bunların hepsi elbette farklı bileşenlerden oluşur.

Toplumsal mücadeledeki saflaşmaları belirleyen birçok öğe söz konusudur ama bunların içinden üçü daha da belirleyicidir: 1. Sınıfsal öğe; 2. Kültürel öğe; 3. Siyasal (konjönktürel de denebilir) öğe. Saflaşmada bu öğeler her zaman üst üste oturmazlar. Hatta bunlarda önemli kaymalar gözlenebilir. Örneğin, kültürel öğe bir toplumsal gücü belli bir tarafa doğru çekerken, sınıfsal öğe başka bir tarafa, siyasal öğe bir diğer tarafa çekebilir. Aşağıda yapacağımız kategorileştirmede bu farklı tarafa çekme durumlarını da belirtmeye çalışacağım.

 

İktidar Gücü

 

Bugün İktidar Gücünü şöyle tanımlayabiliriz: 1. RTE’nin şahsında yoğunlaşmış AKP iktidarı; 2. Bu iktidar gücüne eklemlenmiş bazı Liberal Aydınlar; 3. Bu iktidar gücünün tabanını oluşturan, esas olarak orta Anadolu’da ve şehirlerin çevresinde yoğunlaşmış Sünni-Muhafazakâr Kitleler; 4. Kürt siyasal hareketinden Barzani aracılığıyla AKP yanlılığına geçmiş (Leyla Zana, Sırrı Sakık, Muhsin Kızılkaya vb.)  Kürtler.

Bu iktidar gücünü tahlil ettiğimiz zaman, AKP ile Sünni-Muhafazakâr Kitlenin kültürel bakımdan üst üste oturduğunu görürüz. Liberal Aydınlar ise, aslında Sünni-Muhafazakâr kitleyle kültürel bir uyum içinde değildir, hatta onlar, birazdan sözünü edeceğimiz modernist kültüre daha yakındır, ancak sınıfsal güdüleri onları iktidara ve her zaman yeni zenginler yaratmış iktidar mekanizmalarının olanaklarına daha yakın bir konuma getirmektedir. Kültürel öğe, AKP işbirlikçisi Kürtlerin AKP bloğuna daha kolay eklemlenmesini sağlamaktadır.

 

Toplumsal Muhalefet Gücü

 

İktidarın tam karşısında yer alan Toplumsal Muhalefet Gücü şunlardan oluşmaktadır: 1. Şehirlerde yoğunlaşmış Gezi hareketi, Sol ve anarşist Hareket; 2. Şehirlerde ağırlıklı olarak işçi-işsiz ve entelektüellerden, Kürdistan’da ağırlıklı olarak yoksul köylü gençlerden oluşan ve en radikal-devrimci çıkışların destekçisi olan Plebyen Kürtler (Kürt hareketi, birazdan değineceğimiz gibi, ara güçler içinde yer almasına rağmen, Kürtlerin bu kesimi, sınıfsal güdüleri nedeniyle Toplumsal Muhalefetin çok sağlam temellerinden biridir); 3. Ulusalcı kanadı dışında, Alevi kitlelere dayanan CHP muhalefeti. CHP muhalefeti ile 1. ve 2. unsurun entelektüel kesimi arasında, modernist kent kültürü anlamında bazı ortaklıklar olmakla birlikte, 2. unsurun plebyen kesimleri genel olarak Toplumsal Muhalefetin kültürel öğeleriyle uyumsuzdur ve bu yönüyle, kimi durumlarda Sünni-muhafazakâr kesimle bile yan yana düşebilmektedir. Ama bu plebyen kesimin çok güçlü sınıfsal güdüleri onu muhalif radikalizme daha yakın kılmaktadır.

 

Ara Güçler

 

Ara güçler, yukarda değindiğimiz iki bloktan daha renkli ve çeşitlidir: 1. Cemaat; 2. MHP; 3. CHP içindekiler de dâhil olmak üzere ulusalcılar ve İP; 5. Tüsiad etrafında toplanmış İstanbul burjuvazisi; 4. Kürt Siyasal Hareketi (HDP) ve bu harekete eklemlenmiş bir kısım sol (EMEP vb.)

Cemaat: Bugün AKP iktidarıyla çok çetin bir savaşa girdiğinden en sert muhalif gibi görünebilir ama bu aldatıcı olmamalıdır. Daha düne kadar iktidar bloğu içinde yer alıyordu. Aktüel iktidar mücadelesinin konjonktürü değiştiği an yeniden iktidarın emrindeki polis gücüne dönüşmemesi için hiçbir neden yoktur. Bir kere sınıfsal olarak plebyenlerin düşmanıdır. İkincisi, bugün taktik olarak bu konuda biraz geri durmaktaysa da temelde Kürt düşmanıdır. Üçüncüsü, koyu muhafazakâr ve sağcıdır ve gerek AKP kadrolarıyla, gerekse de muhafazakâr tabanıyla yakın kan bağı vardır, kültürel yapısıyla AKP’ye, Toplumsal Muhalefet Gücü’nden çok daha yakındır. Şu anda sadece siyasal konjönktür nedeniyle Toplumsal Muhalefete yakın durmaktadır.

MHP: Cemaat için geçerli olanlar MHP için de geçerlidir. Tabanının ve yöneticilerinin kültürel ve sınıfsal yapısı iktidar bloğu ile çok daha uyumludur. İdeolojik ve siyasi bakış açıları da öyle. Bugün salt siyasi muhalefetleri nedeniyle AKP ile çelişmektedirler ve bu nedenle bir ara güç görünümü vermektedirler.

Ulusalcılar ve İP: Yakın zamana kadar AKP ile çetin bir mücadele içindeydiler. Ancak Cemaatin iktidar bloğundan kopup muhalefet saflarına geçmesi nedeniyle bunların muhalif konumlarında bir değişiklik meydana gelmiştir. CHP içindeki ulusalcılar, CHP yönetimini Cemaatle işbirliği ile suçlamakta, dolayısıyla AKP ile uzlaşan bir ara güç konumuna sürüklenmektedirler. İP daha da ileri giderek, Cemaate karşı AKP ile ittifak arayışına girmiştir. Bunların kültürel yapılarına baktığımız zaman ise şunu görüyoruz: CHP içindeki ulusalcılar modernist kent kültürüne daha yakındır. Ancak İP için aynı şeyi söyleyemeyiz. İP, epey zamandan beri kültürel olarak muhafazakâr kesime daha yakın bir konuma sürüklenmiştir. Bu da AKP ile ittifak yapmasını kolaylaştıran bir unsur olabilir. İP’in keskin Kürt düşmanlığı ise, onu MHP ile daha yakın bir konuma getirmektedir.

Tusiad etrafında toplanmış İstanbul Burjuvazisi: AKP iktidarı ile kapışma içindedir. Kültürel yapısıyla toplumsal muhalefet gücüne, sınıfsal yapısıyla AKP’nin temsil ettiği yeni burjuvaziye yakındır. Ancak bu yeni burjuvaziyle sömürünün paylaşılması konusunda derin çelişmeleri vardır ve bu nedenle bugün toplumsal muhalefete daha yakın bir konumda bulunmaktadır. Arkasında ABD’nin, AKP’nin yönelimlerine olumsuz bakan tutumunun desteği olduğu da söylenebilir.

Kürt Siyasal Hareketi: Şu anda “barış süreci” nedeniyle ara güçler içinde AKP iktidar bloğuna en yakın hareket durumundadır. Kültürel yapısı da kısmen böyle bir yakınlaşmaya cevaz vermektedir. Aslında şu anda Kürt siyasal hareketi yerini belirlemekte bir şaşkınlık içindedir. Çünkü içindeki bileşenlerin ve tabanının farklılığı yüzünden farklı yönlere doğru çekilmektedir. Bu hareket içindeki bir kısım sol unsurlar, Kürt siyasal hareketine, plebyen tabandan kopmamak için muhalif tavrından vazgeçmemesini telkin etmektedir. Öte yandan, bu hareket içindeki orta sınıf Kürt unsurlar ve bazı liberal sol unsurlar, onu AKP ile anlaşmaya teşvik etmektedir. Öte yandan, AKP iktidar bloğuna iltihak etmiş Kürt unsurların etkisi de bu yöndedir. Muhalefet içindeki Kürt düşmanı eğilimler (ulusalcıların Sözcü gazetesi ve İP), CHP’nin Kürt meselesi konusundaki halen devam etmekte olan olumsuz tavrı da Kürt siyasal hareketini AKP iktidar bloğuna itmektedir. Bütün bu itip çekmeler Kürt siyasal hareketinin yöneliminde etkili olmaktadır. Hangi çekimin daha güçlü olacağını yakın bir gelecekte göreceğiz.

Kürtlerin plebyen ve entelektüel kesimlerinin toplumsal muhalefette; orta kesimlerinin ara güçler içinde; üst kesimlerinin ise AKP saflarında yer alması, çok ilginç bir tarihsel durumdur. Her üç kesimde birden yer alan hiçbir toplumsal kesim yoktur.

Bu saflaşmalar içinde işçi sınıfının nerede olduğu sorulabilir. Bugün işçi sınıfı sınıf olarak kendini derli toplu ifade edemediği için her üç kategoride de dağınık bir şekilde yer aldığı söylenebilir.

 

Gün Zileli

3 Mayıs 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI