MEHMET ALİ GÜLLER/ Aydınlık okurlarına yanıtlarım

Aydınlık’tan alınmıştır.

Pazartesi, 28 Nisan 2014 02:11

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ı hedef alan konuşması nedeniyle önceki gün yazdığım makaleye bazı tepkiler geldi. Bu tepkileri üç grupta topluyorum:

1) “Son dönemde Doğu Perinçek’e ve Aydınlık’ın genel çizgisine aykırı şeyler yazıyorsun. Büyük bir mücadelenin sürdüğü şartlarda bu aykırılık bir özgürlük değildir!”

2) “Erdoğan yıkıldı, ABD yerine F tipi yapı üzerinden yeni bir iktidar oluşturmaya çalışıyor. Sen F tipi yapı yerine daha çok Erdoğan’ı hedef alarak ABD’ye ‘yardımcı’ oluyorsun!”

3) “İBDA-C kimlikli Haşim Kılıç, Cumhuriyet’in adım adım yıkılması sürecine kararlarıyla destek vermiş biridir. Onun Erdoğan’ı eleştirmesi Türkiye adına değil, ABD adınadır. O Aydınlık’ın da belirttiği gibi Cemaat’in kılıcıdır.”

Her fikir, karşıtıyla güçlenir

Bugün bu üç gruptaki eleştirileri yanıtlamaya çalışacağım:

1) Evet, zaman zaman Doğu Perinçek’in ve Aydınlık’ın genel çizgisine aykırı şeyler yazıyorum. Ancak bu yeni bir durum değil. Aydınlık’ta yer alan 957 makalem incelendiğinde görülecektir ki, bazı konularda üç yıldır farklı şeyler zaten yazıyorum.

Bu durum hem gazetecilik açısından özgürlüktür hem de Aydınlık için zenginliktir. Her fikir, karşıtıyla kendisini sınar, yeniler ve güçlenir.

Bu gerçeği en iyi bilen isim de Doğu Perinçek’tir. Nitekim geçen hafta bir grup Aydınlık yazarının da bulunduğu bir yemekte, onlardan kendilerini kıyasıya eleştirmelerini istedi. Fikirlerine güvenen Perinçek, İşçi Partisi içinde karşıt fikirlere en açık olan kişidir.

Kimi çevrelerin “Perinçek, Güller’i de yakında kapının önüne koyar” şeklindeki sözleri, bir saptama değil fakat devrimci saflarda “sorun arama” gayretidir!

ABD, Erdoğan’ı çizmedi!

2) Tartışılan o makalede belirtmiştik, özetleyelim: Birincisi halk ile sistem arasında, ikincisi de sistem içinde iki ayrı çelişme vardır ve bunlardan halk ile sistem arasında olan esastır, birincildir, belirleyicidir. Halkın ilerici örgütleri, sistem içi çelişme olan AKP ile Cemaat arasındaki kavgada taraf tutmaz, fakat kavgadan yararlanır. Burada da ölçüt, iktidar olanı esas almaktır. Çünkü iktidar olan zayıfladıkça, karşıtı olan zaten zayıflayacaktır.

“Erdoğan yıkıldı, ABD F Tipi ile yeni iktidar arıyor” tezi doğru değildir. 17 Aralık’tan beri ısrarla belirttim: Beyaz Saray, 30 Mart seçim sonuçlarını görmeden, Erdoğan’ı çizmez, çizemez! Neden?

ABD güç erozyonu içinde olduğu için, eskisi gibi seçenek üretemiyor. Bırakın Türkiye’yi, Irak’ta bile “Büyük Kürdistan” projesinin tam karşısında yer alan Maliki’ye mecbur kalıyor. Sırf Maliki köprüleri atmasın diye, Barzani’yi dizginliyor, Kürdistan projesini askıya alıyor.

Bu şartlarda, yani Erdoğan’ın oy oranını belli bir büyüklükte tuttuğu koşullarda, ABD Erdoğan’dan vazgeçemez; ondan yararlanmaya çalışır, daha fazla kullanabilmek için uğraşır. F Tipi yapı, ABD’nin Erdoğan’ı hizaya sokma aracı olmuştur en fazla.

Nitekim Erdoğan hizaya girmiş; Kürt, Kıbrıs, Ermeni ve İsrail açılımları başlatmıştır!

Tamam, Erdoğan’ın iktidarı sallandı, Erdoğan bir süre yönetemedi ama sonuçta henüz yıkılmadı! “Erdoğan yıkıldı” üzerinden siyaset yapmak, gerçekçi değildir ve son tahlilde Erdoğan’a yarar. Şundan: Siz Erdoğan nasıl olsa yıkıldı diye, Erdoğan’ı bırakıp, onu hedef alan kuvvetlerle boğuşmaya başlarsınız. Hem enerjinizi boşa harcarsınız hem de dolaylı olarak Erdoğan’ın yanına düşersiniz!

Kılıç’ın Edoğan’a biat etmesi kime yarar?

3) Elbette söylediğiniz gibi Haşim Kılıç İBDA-C bağlantılıdır. Bizim de o makalede belirttiğimiz gibi Haşim Kılıç, bırakın tüm icraatını, sadece AKP’yi kapanmaktan kurtardığı için bile büyük suçludur.

Ama neticede siyaset somut işlerdir, pratiktir. O nedenle şu iki sorunun yanıtı önemlidir:

Önce bütün kimlikleri, geçmişi ve niyetleri bir kenara bırakarak şu soruya yanıt verin: Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ı hedef alan sözleri, onun kimliğini ve niyetini bir kenara bıraktığınızda, bir doğruya işaret etmiyor mu? O sözler yanlış mı?

İkinci olarak da şunu soralım: Diyelim ki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç o sözleri hiç söylemedi, Erdoğan’ı hedef almadı, hatta pek çok kurumun başı gibi o da tam biat etti. Bundan halkın çıkarı ne olacak, halkın ilerici örgütleri bu tablodan ne fayda görecek?

Neyse, Ufuk Ötesi’ne ayrılan yer bitti, ama bu konuya yine döneceğiz.

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI