ÖDEMİYORUZ: SORU VE SORUNLARLA DOLU BİR KAMPANYA

images (2)

Gezi’de de bulunmuş olan üç beş akıllı bir araya geldi ve bir kampanya yapmaya karar verdi. 31 Mayıs itibariyle vergi, fatura, kredi kartı ödemeyerek bir sivil itaatsizlik eylemi yapmak istiyorlar. Ama bu öyle bir kampanya ki hemen insanın aklına pratik zorluklar, ceza ihtimalleri, boşa kürek çekme ihtimalleri filan geliyor. Oysa bir durup düşünmek gerek, bu soygun ve şiddet mekanizmasına çomak sokacak, yönetenleri dize getirecek, halkın efendisi değil hizmetkarı olduklarını hatırlatacak bir kampanyanın hemen sonuç alacak, açık ve net, etkililiği en baştan belli olması mümkün mü?
Halbuki önümüzdeki sorun çok acil ve çok yakıcı. Hükümet yolsuzluk ve talan çarkını rahat rahat döndürmek için ülkeyi istihbarat devletine çevirdi, halkın bir kısmını diğer kısmına karşı düşmanlaştırmak için elinden geleni yapıyor. Bir şeyler yapmazsak hem bizi hem de çocuklarımızı çok karanlık günler bekliyor. Bilinen yöntemleri denedik ve deniyoruz, hatta Gezi’yle birlikte pek çok yeni direniş ve mücadele yolu da öğrendik. Yolsuzlukları ayyuka çıkan hükümet bizi sandığa çağırdı, sonra hem sandık öncesinde hem sandıkta bin türlü dolap çevirdi. Sandık demokrasisinin çıkış olmadığını pek çoğumuz anladık. O halde belki de evrensel demokratik çerçeve içinde etkili sivil itaatsizlik yolları bulmalıyız.
Bir kampanya nasıl örgütlenir? Hadi diyelim facebook (odemiyoruz) ve twitter (@odemiyoruz) gibi sosyal paylaşım ağlarında birer adres gösterdiler. Gerekçeleri dilleri döndüğünce açıkladılar. Bu yeterli mi? Birden herkesin ilgisini çekecek, milyonları harekete geçirecek, iktidarın aklını başına getirecek bir kampanyaya dönüşmesi kolay mı? Her şeyden önce, kampanyanın gerekçeleri ve hedefleri buna uygun mu? Acaba nasıl hareket etmek gerekir? Önce kampanyanın bütün girdisini çıktısını, hukuksal ve siyasal dayanaklarını hesaplayıp, olası sonuçları gözeterek mi başlamalı? Yoksa kendini bir olanak, iyi bir fikir, bütün ülkeyi sarsma şansı gibi gösteren bir “toplumsal grev” çağrısı yapıp, kervanı yolda düzmek mi daha uygun bir seçenek?
Kampanyanın çok fazla eksiği ve çok fazla yardım ihtiyacı var. Bazı şeyleri biliyoruz ya da başka örneklere bakarak kestirebiliyoruz. Örneğin pek çok özelleştirmede kuruluşları yandaşlarına peşkeş çeken iktidarın elektrik, iletişim gibi alanlarda da aynı şeyi yapmış olduğuna dair birtakım haberler var, genellemeye gidip çoğunluğunun böyle olduğunu varsayıyoruz. Ama kesin bilgilere ihtiyaç var elbette. Keza faturalarımızda %50’nin üzerinde haksız, adaletsiz vergi olduğunu da biliyoruz. Bunu da detaylandırmaya, hukuksal dayanaklarını öğrenmeye ihtiyacımız var. Ayrıca hangi faturayı ne kadar süreyle çok zarar görmeden ödeyebiliriz? Hangi aşamada toplu eylem, pasif ya da aktif direniş gerekli olacak? Evet, gerçekten çok soru var. Kampanyada bir olanak görenlerin yetenekleri ölçüsünde cevaplaması beklenen sorular bunlar.
Kampanyayı hazırlayanlar vergi de ödememeyi öngörüyor. Fakat epeyce bir kısmımız maaşlıyız ve vergi zaten otomatik kesiliyor. Bu durum kampanyayı zayıflatır mı? Vergi mükellefi olan ne kadar insan “ödemiyoruz” diyebilecek? Onları nasıl destekleyeceğiz? Bunun cezası, tazminatı nasıl olur? Keza vergi adaletsizliğinden bahsetmek kampanyayı sulandırır mı? Yoksa ödediğimiz vergilerin yanlış ve hileli kullanımına mı odaklanmalıyız? Belki de ikisine birden vurgu yapılmalı… Hükümetin yandaşlara getirdiği vergi afları ve bizim vergilerimizle onlara yaptığı hibelerle, karşılığında alınan rüşvetlerle ilgili net bilgilere nasıl ulaşabiliriz?
İşin kritik yönlerinden biri de kredi kartları elbette. Pek çok kişi kredi kartı kapanına kısılmış durumda. Aynı anda yüz binlerce, milyonlarca kişi, “ödemiyoruz” derse bunun nasıl bir etkisi olur? Kredi kartları ne kadar süreyle ödenmeyebilir, ödemediğimiz zaman nasıl kendimizi idare ederiz? Beslenme ve giyim alanında ortaklıklar geliştirilebilir mi? Gezi’de yaptığımıza benzer mutfaklar, takas pazarları açabilir miyiz? Konforumuzdan, daha da önemlisi çocuklarımızın ya da bakıma muhtaçların konforundan ne ölçüde vazgeçebileceğiz? Bu tür sorumlulukları olanların moral desteği kampanyayı yürütmemize yeter mi? Peki bankalar özelinde taleplerimiz olacak mı?
Bu da bizi talepler sorununa getiriyor. Kampanya hangi talepler çerçevesinde yürüyecek? Genel olarak demokratik bir ülke talebinde mi bulunacağız, biber gazı yasaklansın, sansüre son verilsin mi diyeceğiz? Toptan hükümet gitsin mi diyeceğiz? Ne diyeceğiz? Somut talepler neler olabilir?
Peki bu kampanya sadece muhalifleri mi ilgilendiriyor? Sayıca az değiliz elbette, ülkenin yarıdan fazlası muhalif ve hükümet tarafından her fırsatta hain, ateist, dış güçlerin maşası vs. diye itham ediliyor. Evet, bundan bıktık, her itiraz edene karşı şiddet kullanılmasından, medyanın sansürlenmesinden, ülkenin kaynaklarının baştaki çete tarafından cebe atılmasından ve yandaşlara dağıtılmasından usandık artık. Peki bunların hepsi sadece bizim sorunumuz mu? Ülkenin kutuplaştırılması ve hem ekonomik hem siyasal açıdan uçuruma sürüklenmesi iktidardaki partiye oy verenlerin de sorunu değil mi? Bu kampanya onlara da hitap etmeyi kendine dert edinmeli mi? Bu kampanya aynı zamanda mevcut kutuplaşmayı aşmanın da bir aracı olabilir mi?
Evet, ödemiyoruz kampanyası hakikaten sorularla, sorunlarla, eksiklerle dolu bir kampanya. Üstelik gidişattan memnun olmayanların önündeki tek seçenek değil. Son sorumuz da şu: Şayet bu kampanyayı sahiplenir, tartışır, üzerine kafa yorarsak, bir şeyler başarabilir miyiz?

Ödemiyoruz Kampanyası

Facebook’tan ve twitter’den hesaplarımıza bakabilirsiniz.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI