İktidar ve Muhalefet Bloklarının Rekompozisyonu…

images (3)

İktidar mıknatıs gibidir. Zıt kutuplar birbirini çeker. Aynı kutuplar birbirini iter. Bugün yaşadıklarımız bu mıknatıs metaforuna neredeyse tıpatıp uymaktadır.

AKP’nin RTE kutbu ile F.Gülen kutbu aynı olduğu için birbirini itti ve dolayısıyla iktidar bloğunun bu iki kutbu birbirinden uzaklaştı. Öte yandan, muhalefet bloğu içindeki ulusalcı kutupla Kürt ulusal hareketi kutbu, iktidar bloğuyla zıt oldukları için iktidar bloğuna doğru çekilmektedir. İktidar güçtür. Güç, hem çeker, hem de iter.

Bu kutupları ve buradan hareketle oluşan yeni bloklaşmaları tahlil etmeye çalışalım.
Başını D.Perinçek ve İP’in çektiği ulusalcı kutbun muhalefet bloğundan ayrılarak iktidar bloğunun çekim gücüne girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu konuda ilk adımı, Başbakan’ın “inlerine gireceğiz” söylemini yankılayan D. Perinçek ve İP verdi. Bu girişimin ardından CHP içindeki ulusalcı kesim harekete geçti. “CHP bizim” diye bir hareket başlattılar ve Kılıçdaroğlu’nun şahsında temsil edilen bugünkü CHP yönetimine ağır bir saldırıya giriştiler. Söyledikleri özetle şuydu: Kılıçdaroğlu ekibi, seçimlerde F. Gülen’le ve Cemaatle işbirliğine girmişti, CHP’nin son seçimdeki başarısızlığının ardında bu yatmaktaydı. CHP içindeki ulusalcılar, D. Perinçek kadar ileri gidip AKP ile aynı mevzilere girmeye çalışacaklar mı, bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz ama şu kadarını net bir şekilde söyleyebiliriz ki, CHP yönetimini Cemaatle işbirliği ile suçlamak, otomatikman bugünkü AKP yönetimine yaklaşmak anlamına gelmektedir. Çünkü şu aktüel durumda en sıcak savaş AKP ile eski iktidar bloğu arasında değil, eski iktidar bloğunun iki ana unsuru olan AKP ile Cemaat arasında cereyan etmektedir. Bu savaşta Cemaati esas hedef alan, ister istemez AKP’nin merkezini oluşturduğu iktidar bloğunun saflarına doğru hareketlenmiş demektir.

Tuhaftır ki, bir başka uçtan iktidar bloğuna doğru hareketlenmiş ve ona epeyce yaklaşmış olan bir diğer hareket de Kürt ulusal hareketidir ve bu hareket, iktidar bloğunun diğer ucuna yaklaşmakta olan ulusalcılara en uzak konumdadır. Kısacası, Türk ulusalcılarıyla Kürt ulusalcıları neredeyse birbirini bir kaşık suda boğacak ölçüde zıt konumdadırlar, ancak biri mıknatısın (iktidarın) bir ucuna yapışırken diğeri de diğer ucuna yapışmış bulunmaktadır.

Sorun, AKP iktidarının bu iki zıt unsuru kendi iktidar bloğuna nasıl eklemleyeceği ya da eklemleyip eklemleyemeyeceğidir. Elbette bu, iktidar bloğunun sorunudur. Bizi esas ilgilendiren, muhalefet bloğunun durumu ve bloğun alacağı tutumdur. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimlerine az kalmıştır.

Bugün muhalefet bloğunun ana unsurları şunlardır: 1. CHP (şu somut koşullarda muhalefet bloğunun merkezi konumundadır); 2. MHP (muhalefet bloğunun en sağ kanadını oluşturmaktadır); 3. F. Gülen ya da Cemaat (muhalefet bloğunun yeni sağcı bileşenidir); 4. Sol (muhalefet bloğunun içinde ayrıksı ve çok parçalı bir görüntüsü vardır ama son tahlilde bir bütün olarak muhalefet bloğunun içinde görülmelidir; hatta Gezi hareketiyle ve anarşist hareketle birlikte bu bloğun esas canlı dokusunu oluşturmaktadır).

Muhalefet bloğunun esas sorunu, tutarlı bir muhalefet platformundan yoksun olmasıdır, çünkü içinde çok sayıda birbiriyle uyumsuz öğe barındırmaktadır ve daha da kötüsü, bu bloğun merkezini oluşturan CHP yönetimi, tutarlı politikalar izlemek yerine “tutarlı” bir dengeciliği kendine esas almış görünmektedir. Yani “merkez”in, bırakın tutarlı politikaları, iktidarı şu ya da bu yoldan yıpratmak dışında genelde politikaları yoktur ve dolayısıyla tamamen muhalefet bloğunun ya da CHP’nin içindeki güçlerin dayatmalarına ve dengelerine göre bir yol izlemektedir. Öyle olunca da, iktidar bloğunun kendi içinde tutarlı politik saldırılarına karşı tamamen o andaki dengelerin ürünü olan tutarsızlıklarla ya da bazen iktidardan bile sağa kayan politikalarla cevap vermektedir ki, bu, muhalefet bloğunun en büyük zaafını oluşturmaktadır.

Bunun tipik örneği, muhalefet bloğunun Kürt sorununda takındığı tutumdur. MHP’nin bu konudaki reaksiyoner tutumu bilinmektedir. Muhalefet bloğunun yeni bileşeni Cemaatin uzak ve yakın geçmişte bu konuda çok olumsuz tutumlar takındığı ve üç yıl önceki KCK tutuklamalarında başı çektiği de bilinmektedir. CHP ise, bugüne kadar ulusalcı kanadının ağırlığı ve ısrarlarıyla Kürt sorununda neredeyse hiçbir olumlu adım atmamış, sonuçta Kürt ulusal hareketini iktidar bloğunun bu konuda rahatça manevra yapacağı bir alana neredeyse kendi elleriyle teslim etmiştir. Muhalefet bloğunun bu konudaki en olumlu unsuru soldur, ancak solun bir kısmı, Kürt ulusal hareketine olumlu yanıt vereceğim derken bazı kısımlarını HDP’ye kaptırmış, dolayısıyla solun bir bölümü, örneğin YSGP, DSİP, EMEP gibi partiler, HDP ile birlikte iktidar bloğuna doğru kaymaya başlamıştır. Kürt meselesinde görece olumlu bir noktada olan solun geri kalan kısmı ise, ne yazık ki, salt politik arenayı dikkate alırsak, bu konuda muhalefet bloğunun yönelimini belirleyecek güçte ve etkide değildir.

Bu manzara bize neyi gösteriyor? Belki yazdıklarım karamsar bulunacak ama bu manzara, iktidar bloğunun güçlendiğini, muhalefet bloğunun hem güç kaybettiğini, hem de muhalefet bloğu teknesinin Kürt sorununda iyice sağa doğru yattığını ve kısa vadede bu durumu değiştirecek ağırlıklardan yoksun olduğunu gösteriyor.

Kısaca yeniden belirteyim: İktidar bloğu, henüz bloğun bileşeni haline getiremese de Türk ve Kürt ulusalcılığını kendine çekmektedir. Elbette bu iki zıt unsuru kendine doğru çekiyor olmak iktidar bloğunun merkezini (yani AKP’yi) bileşenleri bir arada tutmakta epey zorlayacaktır ama şu anda böyle bir çekim merkezinin varlığını soğukkanlılıkla saptamamız gerekir.

Muhalefet bloğu, henüz tamamen olmasa da ulusalcı bileşenini karşı tarafa kaptırmak üzeredir. Daha da vahimi, Kürt ulusal hareketi her geçen gün iktidar bloğuna daha çok yaklaşmakta ve angaje hale gelmektedir. Dahası, Kürt ulusal hareketi iktidar bloğuna kayarken peşinden, geleneksel olarak muhalif olan bir kısım sol örgütü de sürüklemektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine böyle bir rekompozisyon ortamında gidilmektedir. Eğer muhalefet bloğu Kürt sorunundaki saplantılarından kurtulan büyük bir atak yapamazsa Recep Tayyip Erdoğan, Kürt ulusal hareketinin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçilecektir.
Hadi bu yazıda bunun Kürt ulusal hareketine getireceği büyük utancın ve prestij kaybının üzerinde durmayayım.

Gün Zileli
14 Nisan 2014
www.gunzileli.com
gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI