Matematik Dersleri: Her Boş Oy, Yarım AKP Oyudur

Öğrenciliğimde matematikten sürekli çakardım. Fakat bugünlerde kafam matematiğe felaket çalışmaya başladı.

Geçen gün CNNTürk’te gençlerle Kılıçoğlu’nun bir sohbeti vardı. Büyük ilgiyle izledim. Gençler her zamanki dinamizmleriyle Kılıçdaroğlu’nu zaman zaman sıkıştırdılar da. Kılıçdaroğlu, örneğin “uygarlıkla Batı’yı” özdeşleştirmek gibi bazı potlar kırsa da gençlerle iletişim kurmakta ve soruları cevaplandırmakta başarılıydı. Artık “söyleşilere” kendi seçtiği kuklalarla çıkabilen Başbakanın gençlerle böyle bir söyleşiye cesaret edebileceği hayal bile edilemez. İktidar böyle bir şeydir işte. Aşırı iktidar insanı her bakımdan iktidarsız kılar.

O söyleşide, Anti-kapitalist Müslümanlar adına bulunan genç arkadaş özellikle devrimci çıkışlar yaptı. Gerçeklere adım adım ulaşan her genç insanda göreceğimiz türde bir sertliği ve çatık kaşlılığı olsa da dürüstlüğü, inancı ve ayrıca söylediklerinin içeriği hayranlık vericiydi.

Ne var ki, bazen ufuklarda parlayan gerçekler hemen önümüzdeki adımı görmemizi önleyebilir ve yanlış adım atmamıza neden olabilir.

Konjönktürden bağımsız bakacak olursak aslında oy verme mekanizmalarıyla ilgili söyledikleri çok doğruydu. Bunlara bütün yüreğimle katılırım. Ben de bir anarşist olarak temsili oy verme sisteminde bireylerin verdiği her oyun kendi irade ve iktidarlarını başkalarına devretmek anlamına geldiğini, dolayısıyla milyonların iktidarsızlaşmasının azınlıkların korkunç iktidar temerküzüne yol açtığını düşünürüm. Bu gencimiz de bu gerçeğe vurgu yaptı. Ve bu gerçekten yola çıkarak, seçimlerde en doğru tutumun boykot ya da boş oy vermek olduğunu söyledi.

İşte gerçeğin yanlışa gelip tosladığı yer burasıydı. Çünkü, artık ülke çapında bir referandum niteliği kazanmış olan 30 Mart seçimlerine katılmamak, boykot etmek ve boş oy vermek şu somut durumda yarı yarıya AKP’ye oy vermekle aynı anlama gelmektedir. Neden?

Şöyle düşünüyorum. Nasıl ben bu referandum halini almış seçimde herkese “AKP’ye verme” diyorsam, AKP, kendisine oy vermeleri zaten imkânsız olanların rakiplerine oy vermesindense, hiç oy vermemesini tercih eder. Şöyle düşünelim: 1 milyon kişi boş oy verdi. Bu, AKP’ye karşı oy kullanacak seçmen kitlesinden 1 milyonunun koparılıp tarafsızlaştırılması anlamına gelir ki, bu durumda muhalif partilerin 1 milyon oy kaybetmesi AKP açısından kazanılmış 500 bin oya denk gelir.

Üstelik de bu 1 milyon oy aslında muhalefet partilerine oy verenlerden bile daha kararlı AKP karşıtlarının oylarıdır. Oy sayımında bunun bir önemi yoktur ama yine matematik olarak bakacak olursanız, yapılan boykot politikası AKP seçmenini yüzde bir oranında etkileyecekse AKP karşıtı seçmeni yüzde doksan dokuz oranında etkileyecektir. Kısacası, bu taktik, şu somut durumda AKP’ye bir sinek ısırığı kadar zarar vermeyeceği halde, AKP muhalefetinin baldırından kocaman bir et parçası koparmış olacaktır. Durum buysa neden düşmanın işine yarayacak böyle bir taktiğe başvurayım.

Bütün düzen partilerini ve temsili demokrasiyi toptan mezarına gömecek bir devrim durumu olsa (zaten öyle olsa bu referandum da anlamını kaybederdi) o zaman verilen her boş oy devrimin hanesine yazılırdı. Ama bugünkü somut durumda ne yazık ki, AKP’nin hanesine yazılacaktır.

Boş oy at propagandasını tek bir durumda kabul edebilirim. Bir AKP’li ile tartışıyorsunuz. Partisine sıkı sıkı sarılmış, diğer muhalefet partilerinin hiçbirine en ufak bir yakınlık duymuyor. Eğer onu AKP’ye oy vermekten vazgeçirip oy kullanmamaya ikna edebilirseniz iyi olur. Bir oy bir oydur. Tabii bundan çıkan sonuç, “boykot taktiğini” genel propaganda düzleminde değil, çok özel koşullarda kullanmak gerektiğidir.

Seçimin yaklaştığı şu günlerde matematik hesaplarımla ilgili birkaç yazı daha yazarım belki.

 

Gün Zileli

18 Mart 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI