AKADER-Kaldıraç’ın 8 Mart Yürüyüşü ile ilgili açıklaması

Kaldıraç ve Aka-Der’in, 8 Mart 2014, Cumartesi akşamı, Taksim/İstiklal Caddesi’ndeki Dünya Emekçi Kadınlar Günü eylemi ile ilgili açıklamasıdır…

 

 

8 Mart, emekçi kadınların mücadele ve dayanışma günüdür!

Erkek egemen kapitalist sistem, insana ait tüm değerleri kirlettiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü de kadınlara hediyelerin alındığı, tüketimin pompalandığı bir güne indirgemek istemektedir. Bir taraftan kar elde etmek, diğer taraftan kadınları kendi mücadele tarihlerinden koparmak derdindeler.

8 Mart, 1857 yılında, New York’ta daha iyi çalışma koşulları talepleriyle 40 bin dokuma işçisi kadının greve çıktığı, grevin polis tarafından kanla bastırılması sonucu 129 kadın işçinin hayatını kaybettiği gündür. Öldürülen 129 kadın işçi anısına, Clara Zetkin’in önerisiyle 2. Enternasyonal 1910 yılında 8 Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan etmiştir.

8 Mart; Sömürüye, Zulme Boyun Eğmeyen Kadınların Günüdür!

Bizler, zulme, çifte sömürüye, baskıya, taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerine karşı yüreğimizi avucumuzun içine alarak, yumruklarımızı gökyüzüne doğru uzatıyoruz.

Bugün elde ettiğimiz tüm kazanımların bizden önceki kadınların mücadeleleri sonucu kazanıldığını bilerek, onlarla aynı yoldan yürüyoruz.

Bizler, Clara Zetkin’in, Rosa Luxemburg’un, Ulrike Meinhoff’un, Rachel Corrie’nin, Alexandr Kollontai’ın, Nadya Krupskaya’nın, Gerilla Tanya’nın, Mirabel Kardeşlerin, Sabahat Karataş’ın, Sakine Cansız’ın açtığı yolda yürürken, direnişin, mücadelenin ve eylemin birleştiriciliğiyle çıkıyoruz meydanlara.

Zulme Sapanla Taş Atıyor, Kalkanlarını Kırıyor, Kollarımızı Korkusuzca Açarak Meydan Okuyoruz Tomalara!

8 Mart akşamı saat 19.30’da Kaldıraç ve AKA-DER olarak İstiklal Caddesi’nden başlayarak gerçekleştirdiğimiz eylemimiz Taksim Meydanı girişinde kurulan polis barikatının önünde devam etti. Aynı akşam saat 19.00’da EKA’nın (Emekçi Kadınların) başlattığı eylem ile yürüyüşümüz polis barikatı önünde birleşti. Galatasaray Lisesi önünden başlayan İstanbul Feminist Kolektif’in gece yürüyüşü ile de eylemlerimiz çakıştı.

Kaldıraç, AKA-DER ve EKA’dan kadınlar polis barikatının önünde eylemlerini sürdürürken İstanbul Feminist Kolektif’in temsilcisi olduğunu söyleyen bir arkadaş, Taksim’de kendi eylemlerini örgütleme tasarrufu olan kurumlarımızı, önce “gece yürüyüşünü sabote etmekle” suçlamış, ardından üç eylemin kitlesi birleşip polis barikatına müdahale başlatılmış, aynı kadın arkadaş devrimci kurumların flamalarını indirtmeye yönelmiştir. Üç eylem fiili olarak birleştiği andan itibaren Kaldıraç, AKA-DER ve EKA’dan kadınlar ön safta polise müdahale etmiştir.

Eylemin bitimine yakın ise İstanbul Feminist Kolektif’in gece yürüyüşünün eylem komitesi tarafından eylemin katılımcılarına “Kaldıraç’ın eylemi provoke ve sabote ettiği” açıklanmıştır. Polis barikatının önünde “polis dışarı” sloganı atmak yerine “Kaldıraç dışarı” sloganı attıranlar, eylemde kadına yönelik şiddet uyguladığımız yalanlarıyla açıklama yapanlar, bizce ne mücadele arkadaşlığından, ne de asıl hedefe konulması ve mücadele edilmesi gereken güçten haberdardırlar.

Birleşen eylemlerin bitiminde “başka kadınlar dışarı, provokatörler” söylemleriyle yoldaşlarımıza saldırmaya kalkanlar şunu bilmelidirler;

Evet, biz başka kadınlarız! Yıllardır yok sayılan, aşağılanan halklar kendi dillerini konuşsunlar diye mücadele veren, anadil yüreğin kapısıdır diye bas bas bağıran Kürt, Alevi, Ermeni, Hemşin, Laz, Pomak, Çerkes, Gürcü, Zaza, Roman, Manav, Pontos, Boşnak, Arap, Süryani, Ezidi, Kızılbaş, Rum, Arnavut kadınlarız.

Evet, biz başka kadınlarız! Adana’da çocuklarını ısıtamadığı için kendi canına kıyan kız kardeşimizin katillerinden hesap soracağımızı her eylemimizde haykıran Kaldıraççı kadınlarız.

Evet, biz provokatörleriz! Sopalarla döverek öldürdükleri Ali İsmail’in annesinin gözlerindeki acıyı eylemlerimize taşıyanlar, Fadime Ayvalıtaş’ı yüreğinden çıkartmayanlarız.

Evet, biz başka kadınlarız! Suriye’de emperyalistlerin işbirlikçi katliam ve tecavüz şebekelerinden kaçıp yaşadığımız topraklara bebeleriyle sığınan, aç kalmamak için dilenen kadınların öfkesiyiz.

Evet, biz provokatörüz! Irak’ta, Bosna’da, Afganistan’da, Suriye’de işgal güçlerinin tecavüzüne uğrayan, tecavüzcülerin çocuklarını doğurmamak için ölmeyi seçen kız kardeşlerimizin ahını taşıyoruz.

Evet, biz provokatörler nerde önümüze bir polis barikatı çıksa, katlettikleri kadınlar, erkekler, LGBTİ’ler, çocuklar geliyor aklımıza. Ve nerde bir devlet görsek “Katil Devlet!” diye bağırmadan edemiyoruz.

Burjuvazinin ve onun devletinin ve onun polisinin, askerinin eli kanlıdır. Bu kan denizinin ufkundan kızıl bir güneş doğacak!

Her Gün 8 Mart, Her Gün Kavga!

KALDIRAÇ, AKA-DER

8 Mart 2014

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI