Yaklaşan Faşist Saldırıya Hazırlıklı mıyız?

 

Louis Bonaparte’dan hareketle üretilen bir kavram vardır: Bonapartizm. Marx, 18. Brumaire darbesini tahlil ederken Louis Bonaparte’ın, etrafında topladığı soyguncu bir güruha dayanarak burjuvaziyle proletarya arasında denge oyunu oynayıp iktidarını sürdürmeye çalıştığını belirtmişti ve o günden sonra da “Bonapartizm” bu tür iktidarlar için kullanılan bir deyim olmuştur.

Marx’ın çok özel bir durum için kullandığı anlamını bir yana bırakırsak, aslında bence bütün iktidarlar Bonapartisttir. Sonuçta hepsi bir menfaat çetesidir ve çeşitli dengelere dayanarak ayakta kalmaya çalışırlar.

Günümüzdeki AKP iktidarı da öyledir ve iktidarını çeşitli güçler arasındaki dengelerle sürdürmektedir.

Şimdi de var mı bilmiyorum, çocukluğumda çok eğlenceli bir termometre vardı, duvara asılan. Bu termometrenin iki kapısı vardı. Hava soğuk olduğunda kapılardan birinden bir erkek çıkardı dışarı; sıcak olduğunda ise erkek içeri girer, öbür kapıdan kadın (kadın sıcağı temsil eder ya, onun için herhalde!) çıkardı.

Şimdi de AKP buna benzer bir denge oyunu oynuyor. Bu sefer “barometre”nin bir kapısında ulusalcılar, öbür kapısında da Cemaatçiler var. Herhalde son beş yılda hava “soğuk” olduğundan, Cemaatçiler dışarıda, ulusalcılar içerideydi. Artık “havalar ısınıyor” ve barometrede bir hareketlenme var. Ulusalcılar dışarı çıkmak, Cemaatçiler de içeri girmek üzere.

Çıkarılan yeni yasalar ve Hükümet çevrelerinden yapılan bütün açıklamalar buna işaret ediyor. AKP, bütün iktidarlar gibi iki cephede dövüşmeyi göze alamaz, gönlü her ikisinin birden hakkından gelmeyi ister ama güçler dengesi buna izin vermez. Bu yüzden, ulusalcılarla olan kavgayı asgariye indirecekler ve bütün güçleriyle Cemaatin üzerine çullanacaklar.

Tabii ki, bu çullanma, Ergenekon ve Balyoz davalarında gördüğümüz ve aynı zamanda tarihteki bütün siyasi davalarda görüldüğü gibi, üzerine çullanılan güç hakkında sahte deliller ve suçlar üretme temelinde yürütülecek. Bana soracak olursanız, ulusalcılar buna yatarlar, çünkü ne de olsa onlar da, diğer siyasi güçler gibi reelpolitiğe oynamaktadırlar. Hatta bir kısım ulusalcı (Aydınlık hareketi) şimdiden ve alttan alta AKP’nin “Avrasyacı”, yani “anti-emperyalist” eğilimlere sahip olduğunu yayarak ve mızrağın sivri ucunu giderek “CHP-Cumhuriyet gazetesi-Cemaat ittifakı”na yönelterek bunun taşlarını döşemeye başladı bile.

AKP, 30 Mart seçimlerinden büyük bir hezimetle çıkmaz, dramatik ölçüde büyük bir oy kaybına uğramazsa Cemaate amansızca yüklenecek. Bu sefer “casusluk, vatan hainliği, hatta suikast girişimleri” temelinde uydurma bir suç örgütü yaratılacak. Cemaatle şu ya da bu şekilde bağlantılı bütün legal kuruluşlara, okullara, yayın organlarına baskınlar düzenlenecek. Açıkladıkları gibi, Cemaatin lideri Fetullah Gülen için arama kararı çıkarılacak ve ABD’den, bu “suçlu”nun iadesi istenecek. Velhasıl Cemaat, polis, savcı ve yargıçları vasıtasıyla ulusalcılara ve solculara karşı uyguladığı sahte delil üretme mekanizmalarının hepsinin bu sefer kendisine karşı kullanıldığını görecek. İnsanın, bir an için siyasi ve toplumsal mücadele dışında düşünüp, “etme bulma dünyası” diyesi geliyor.

Ne var ki, operasyonlar Cemaatle de kısıtlı kalmayacak. Geçmişte nasıl Ergenekon ve Balyoz tutuklamaları Türkiye ve Kürt soluna doğru yayılma istidadı gösterdiyse, bu sefer de aynı şey, üstelik daha fazlasıyla olacak. Çünkü diktatörlüğün belleğinde Gezi ayaklanması bütün canlılığıyla yaşıyor. Hazır Cemaate yüklenmişken, muhtemelen Cemaate ilişkin uyduruk örgütle Gezi’nin de bağlantısını kuracaklar ve ikinci hamlede devrimcilere, bir hamle sonra da Kürt soluna yönelik operasyonlara girişecekler. Bir kısım solcudaki ve anarşistteki aymazlığa, hatta “şu Cemaat de fazlaya kaçmıştı, kırsınlar bellerini” beklentisine hayret ediyorum. Cemaatin geçmişteki hinoğlu hinliklerine, Gestapovari tutuklamalarına duyulan haklı tepkinin bunda payı var elbette ama bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, siyasal ve toplumsal mücadele duyguyla değil, akılla yürütülür. Cemaate ne kadar kızarsak kızalım ona karşı girişilecek operasyonlara hayırhah bakmak, aslında bir adım sonraki kendi idam hükmümüzü de imzalamak anlamına geliyor. Görmüyor musunuz, adam, sosyal medyayı susturacağını açık açık söylüyor. Birileri boğazlanırken ilk yapılacak iş, bütün sosyal haberleşme kanallarını tıkamaktır.

Bazı arkadaşlar “yine mi Stalin” diye hop oturup hop kalkacaklar, biliyorum ama Stalin’in büyük temizlikleri öyle bir tarihi laboratuardır ki, bu laboratuvardaki deneyimlerden yararlanmamak büyük kayıp olur. Stalin, bence tarihin kaydettiği en büyük Bonapartisttir. Kendi küçük çetesiyle oynadığı denge oyunu sayesinde bütün Bolşevik hizipleri teker teker temizlemiştir. 1920’lerde Zinovyev-Kamenev’le ittifak yapıp Troçki’nin ayağını kaydırdı. Sonra Buharin’le ittifak yapıp Zinovyev-Kamenev’i iktidardan uzaklaştırdı. Ardından (1930’da) eski Troçkist ve Zinovyevcilerle işbirliğine gidip Buharin’e darbeyi indirdi. Sonra hepsini affetmiş gibi yapıp Troçki’yi tecrit etti. En tehlikeli rakibi Kirov’u ortadan kaldırmak için NKVD’yi kullandı. Kullandığı NKVD unsurlarını temizlemek için (çünkü boşboğazlık edebilirlerdi) Kirov cinayetiyle ilgili başlattığı terörü kullandı. Sonra Zinovyev/Kamenev’i içeri attı ve onların eski Troçki düşmanlığından yararlanıp Troçki aleyhinde itiraf yapmalarını sağladı. Bu itiraflarını onları idama yollamak için de kullandı ve itiraf yaparlarsa öldürülmeyecekleri sözünü bir anda unutuverdi. Zinovyev-Kamenev ve Buharin’i ortadan kaldırırken eski Troçkistlerin itiraflarından yararlandı. Keza Zinovyev-Kamenev’in itirafları vasıtasıyla Parti içindeki Kirovcuları da ölüme gönderdi. Bu böylece uzayıp gider.

Bütün bunları, Cemaatin tasfiyesinin sadece onların tasfiyesiyle kalacağını sanan safdil arkadaşları uyarmak için anlatıyorum. Yarın öbür gün, kimi Cemaatçiler, polise, “evet, Gezi’yi solcularla birlikte örgütledik, bu isyanın arkasında örgütümüz vardı” diye ifade verdiğinde hiç şaşırmayalım.

“Komplo örgütleri”nin en büyük yaratıcıları has komplocular olan iktidar sahipleridir.

Yaklaşan faşist saldırıya karşı hazırlıklı mıyız?

 

Gün Zileli

7 Mart 2014

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI