I. Razin ve R. Leon / UKRAYNA’YA DAİR

Red Dergisi Facebook sayfasından alınmıştır.

 

28 Ocakta Ukrayna parlementosu (Rada) acil bir oturum gerçekleştirdi. Bu oturumda sokaklara çıkanları dağıtmaya ve engellemeye yönelik baskıcı yasalar kabul edildi. Bu yasaları öneren devlet başkanı Viktor Yanukoviç idi. Yasanın kabul edilmesi için kendi partisi olan sağcı Bölgeler Partisi ve Komunist Partinin parlementer kanadının desteğini aldı. Gösterileri sınırlandırmaya yönelik bu yasa, gösterilerin tekrar başlamasından sadece iki hafta önce onaylandı. Aynı zamanda başbakan Mykola Azarov istifa ettiğini açıkladı ve bu istifa tüm kabinenin devrilmesini tetikledi.

Yüz binlerce kişinin – 23 derece soğukta Kiev’in ana caddesini işgal ederek ve kentin ana meydanında 10 binlerce çadır kurarak eyleme geçmesi ile oluşan politik istikrarsızlık iki aydan fazla bir süredir devam ediyor. Yanukoviç hükümetine karşı gösteriler bu meydandan yayılıyor. Bu baskı yasalarının kabul edilmesi kitleleri daha da radikalleştirdi ve çatışmalarda yeni bir dönem başlamış oldu.

İlk başta en az 5 insanın hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin yaralanması ve tutuklanması acımasız polis saldırısının bilançosuydu. Eylemciler ana yolları işgal ettiler ve dalga dalga 25 ilin 14’ünde bakanlıklar ve kamu binalarının işgaline giriştiler. Gösteriler ülkenin doğusuna yayıldı. Doğu Ukrayna’nın önemli kentlerinden Zaporozhye ve Dnepropetrovsk’te çatışmalar yaşandı. Bu doğu kentlerinden bahsetmemiz önemli çünkü Ukraynanın doğusu ve batısı arasında önemli kültürel tarihsel ve politik farklar var.

Doğuda Rusça konuşulan bölge daha sanayileşmiş ve bu bölgede Yanukovich, Ukraynaca konuşulan ve Avrupa’ya kültürel olarak daha yakın ülkenin batısına kıyasla daha güçlü bir sosyal tabana sahip.

Gösterilerin bu denli yayılması iktidardaki yerli burjuvaziyi ve ülkedeki yabancı yatırımcıları endişelendirdi.

Oligarşik aşağılık ve baskıcı hükümetinin elinin bağlanması ile baskı yasalarının geri çekilmesi ve Ukrayna kabinesinin devrilmesi bize göre halk hareketinin en büyük zaferidir. Fakat iktidar hala Yanukoviç’in ve nefret edilen Ukrayna oligarşisinin ellerinde kaldı.

Bu yüzden bu zafer sömürülen kitlelerin hükümeti devirmesine, oligarkların iktidarına son vermesine ve ekonominin işçi sınıfının eline geçmesine ve ülkenin somut ve kesin bağımsızlığına kadar sürdürülmesi gereken mücadelenin başlangıç noktası olmalıdır.

Yanukoviç iktidarını bırakmadı. Meydan’da ki göstericileri dağıtmak ve iktidarını onarmak için bir çaba içerisinde. Rusyadan sonra Avrupa’nın ikinci büyük ordusunun genelkurmay başkanı ile görüşerek ordudan acil olarak müdahale etmesini istedi. Devlet kurumlarının ele geçirilmesi ile açığa çıkan ve ilk kez ülkedeki politik krizi kabul eden Yanukoviç bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Bu durumda enternasyonalist solun emperyalist yanlısı ve burjuva liderliğe diğer yanda süreci kontrol altında tutmaya çalışan aşırı sağcı ve neo Nazilere karşı savaşarak tutum almaya çalışan gösterilere süpheye yer bırakmadan göstereceği
( sunacağı) destek acil önemdedir.

Rus şovenizmi ve emperyalizm arasında

Eski bir soyvet cumhuriyeti olan Ukraynada 45 milyon insan Rusya’nın ulusal baskısını her zaman yaşadı.Birinci Dünya savaşından önce Ukrayna, Avusturya-Macaristan ve Rus imparatorluklarının egemenliği altındaydı. Be nedenle çarist otokrasi bölgenin büyük bir bölümünü kontrol ediyordu. 1917 Ekim devriminden sonra, ülke bağımsızlığını kazandı ve 1922 yılında SSCB’nin kurucu devletlerinden biri oldu.

1920lerin ilk zamanlarında stalinist bürokrasinin gücü ele geçirmesinden önce, Ukrayna halkının sanat kültür ve yerel dil olarak Ukrayna dilini kullanmasına ve ulusal haklarına saygı duymak Bolşeviklerin politikası oldu. Ayrıca sscb erken döneminde sağlık, barınma ve kadın haklarında ileri kazanımlar elde ettiler.
Ancak 1920li yıların sonuyla beraber sscb’de politik karşı devrimin bir parçası olarak Stalin zorbalığı ile yönetilen bürokrasi tüm bu kazanımlara saldırdı. Kremlin ekim devrimiyle garanti altına alınan ulusların kendi kaderini tayin hakkını inkar ederek yerine büyüyen bir ulusal baskıyı yerleştirdi(dayattı). Gücün Stalin tarafından tek elde toplanmasıyla, zulüm Ukrayna köylülerine kadar ulaştı. Kızıl ordu tarafından arazilere ve buğday stoklarına el konuldu. Köylülere gerçek dışı üretim kotaları dayatıldı.belirlenen kotalara ulaşamayan köylülerin şikayet etme hakkı yoktu. Bu politika kitlesel kıtlıklara neden oldu. sadece ukraynada 5 milyon kişi öldü.
Aynı zaman diliminde moskova duruşmalarıda (1929-1934 ve 1936-1938) Ukrayna halkını özelliklede siyasi muhalefeti, aydınları ve sanatçıları önemli ölçüde sarstı. Duruşmalar sonucunda yaklaşık 1000 ukraynalı muhalif katledildi, nufusun neredeyse yüzde 20’e denk beş milyondan fazala mahküm sibiryayaya (gulag) toplama kamplarına gönderildi. Bahsettiğimiz bu örnekler çarlık imparatorluğundan stalinist terör rejimine kadar rusyanın Ukrayna üzerineki ulusal baskısını göstermektedir. Bu mevcut durumun sebeplerini anlamak için önemlidir.
İçinden geçtiğimiz bu kriz yukarıda sözünü ettiğimiz tarihsel köklere sahiptir. Ayrıca bu durum 90 yıllarda yaşanan kapitalist resterasyonla beraber ukraynanın yıkıcı bir sömürgeleştirme sürecinden geçmesiyle açıklanabilir.

Geçtiğimiz 20 yılda ukraynaya yönelik sanyisizleştirme ve aşırı orandaki dış yatırımlarla ekonominin denasyonalisazyonunu içeren muazzam bir süreç uygulamaya kondu. Bununla bağlantılı olarak emperyalizmden alınan dış borçlar(çoğunlukla Avrupa ülkelerinden)ve Rusya tarafından dayatılan doğalgaz fiyatına bağımlı olma ülke ekonomisini felç etti.
Kapitalist resterasyon zamanında eski bürokratlar dolar milyarderlerine dönüştüler ekonominin tüm sektörlerindeki vahşi özelleştirmelerden faydalandılar. Aç gözlü ve yozlaşmış oligarşi varlığını demir yumrukla sıkıca sağlamlaştırdı. Oligarglar endüstri ve finansal pazarın önemli bir kısmını elinde tutuyordu. Bunun yanında Ukrayna elitinin sahip olduğu başka bir özellikse “yaltakçılık”tır. Burjuvazinin belirli bir kesimi Rusya ile ilişkiler kurmaya odaklanırken diğer kesimleri ab ile bağlar kurmaya çalıştılar, özellikle Almanya ile. Bu mevcut bloklar kendilerini en iyi müşteriler olarak pazarladılar.
Bu nedenle burjuvazinin hangi kesiminin iktidarda olamasına göre, Rusyanın ülke politikasında ve ekonomisindeki etkisi değişiyor. Yapılan üretimin %25.6 sı ihraç ediliyor, çoğunluğu doğalgaz olmak üzere tüketimin %32.4 ü ithal ediliyor. Batıdan özellikle ab ve abdden alınan kredilerin büyük bir kısmı doğalgaz parasını ödemek için kullanılıyor. Bu aktarımda Ukrayna oligarşisi önemli varlıklar elde ediyor. İşte bu nedenle Ukrayna emperyalist ab-abd ve putin rusyasının ekonomik ve politik etki altına almak için çalıştığı ve tüm zenginliklerine göz konulan bir yarısömürgedir.
Kısaca gaz doğudan krediler batıdan bunların ortasında rahatına bakan Ukrayna burjuvazisi.
Ukraynada ulusal baskının ve sömürünün kaynağı iki zemin var. Ab ve abd bir yanda bölgede bir alt-metropol Rusya. Rusya bri taraftan emperyalist şirkesinin sömürüsüne uğramasına rağmen, hala eski sscb ülkelerini kendi etkisi altında tutmaya çalışıyor ve bu nedenle Ukrayna krizine müdahaleye çalışıyor.

Mevcut dünya ekonomik krizi ve “başarılı” hükümetlerin işbirlikçi ve neoliberal politikalarının tahribatıyla kitlelerin yaşam standartları soluk alınamayacak seviyeye kadar geriledi. 1991 yılında SSCB dağılmasından günümüze kadar sağlık hizmetlerinde yaşanan aksamalardan dolayı doğum oranları düştü, ölüm oranları arttı. Nufüs 51.4 milyondan 45 milyona geriledi. Ülkeden göç eden 7 milyon kişi tarafından her yıl ülkeye 3 milyar dolar gönderiliyor.
Yoksulluk hükümetin resmi rakamlarına göre toplumun %25ini etkiliyor. Açlık sınırında yaşayanlar%16. Bu oran kırsal bölgelerde daha yüksek.kamu çalışanları maaşlarını alamama tehlikesi yaşıyorlar. Ülke rusyadan alınan gazın fiyatını karşılıyamıyor. Resmi işsizlik rakamı %8 ve aylık ortalama gelir 332 dolar.rusya ve belarustan üç kat daha az, AB ile kıyaslanamaz bile.
Bu veriler ab-rusya çekişmesinden bağımsız olarak mevcut hareketliliğin derin sosyal ve ekonomik arak planıdır.

AB ile anlaşma ve mevcut kriz
Dünya ekonomik krizi sebebiyle Rusyanın Ukraynaya satılan gazın fiyatını artırması, Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkinin gerilmesine de neden oldu. Rusyanın AB’ye sattığı fiyattan daha fazla fiyatla Ukraynaya gazın satılması Ukrayna burjuvazisinin ve devletin finansal yapısında tahribat oluşturdu.

Bu durumu gidermek için hükümet umutsuzca eurobonddan kredi ve IMF’den borç aldı. Ukraynanın dış borçları son beş yılda 5 kat arttı.2014 sonu için Ukrayna’nın dış borçları 10 milyar dolar olarak açıklandı. Bu borç durumu oligarşik burjuvaziyi ve tüm Ukrayna politikasını artan bir şekilde emperyalizmin kollarına itti. Bu kısır döngü ile ukraynanın emperyalist fonlardan aldığı borçlarla Rusya gaz tekeli Gazproma olan borçlarını ödemesi olağan değildi.(3)

Fakat hem Rusya hem de emperyalist kredatörlerden toplanan paralarla yapılan ödeme devletin iflasına yol açtı ve Ukrayna burjuvazisi, finansal yardım adına ülkeyi AB tahakkümüne açmasına, ülkenin AB’ye satılmasına karar verdi. Buna biraz değinirsek Standard & Poors’ a göre Ukraynanaın iflastan kurtulma şansı yüzde 50 olarak görülüyor.

Bu yüzden Avrupadan para akmasını umarak Yanukoviç, AB ile yapılan serbest gümrük anlaşması lehinde kitlesel propagandaya girişti. Ama AB tarafından önerilen anlaşma ne hükümetin borçların ödenmesine yönelik ne de Ukrayna ile tam entegre bir blok oluşturulması için ukraynaya bir garanti vermiyordu.

Karadenizdeki kritik askeri varlığı ve Krım Sivastopaldaki askeri üsleri ile birlikte düşünüldüğünde Ukrayna üzerinde sahip olduğu etkiyi yitirmekten korkan Rusya, Ukrayna hükümetine gittikçe artan bir baskıya başladı. Rusya, Ukraynıyı kendi etki alanında tutmak için Ukrayna satılan gazın fiyatının yüzde 30 oranında düşürülmesini ve 15 milyar dolarlık kredi önerdi. Benzer bir durum için Putin Rusya Kazakistan ve Beyaz Rusyanın oluşturduğu gümrük birliği ile Ukraynanın işbirliği için harcadığı çabayı ikiye katladı.

Anlaşmanın reddeilmesine yönelik propagandalar ve Putinin aşırı baskısıyla Yanukoviç 21 Kasım 2013de anlaşmayı imzalamayı red etti. Bu tarihte batı yanlısı muhalefet gösterilere başladı ve şimdi yaşadığımız kriz başlamış oldu.

Sürecin karekteri

Uluslararası basın ısrarla gösterilerin Avrupa Birliği ile tam uyum için yapıldığını dile getiriyor. Rusya ve Castro-chavizt solun destekçileri ise gösterilerin AB ve ABDden fonlanan faşistler tarafından organize edildiğini ve bunun Yanukoviçe yönelik bir orkestra darbesi olduğunu ve SSCB halklarının kardeşçe bütünleşmesinin engellenmesi olarak adlandırıyor. (4)

Evet doğrudur kitlelerin genelinde bazı yanılgılar var özellikle batı Ukraynada. AB ile varılan bir uzlaşmanın bozulan ekonomik duruma bir çözüm olacağını ve şimdi iktidarda olan oligargların bonapartizmine kıyasla AB daha bir demokratik alternatif olacağını umuyorlar.

Ama kitlelerin kimi sektörlerindeki AB’ye yönelik bu algının nedenini iyi anlamamız gerek. Daha öncede belirtiğimiz gibi, Rusyanın Ukrayna üzerinde ulusal tarihsel bir baskısı var ve bu Putine yönelik bir öfke birikmesine neden oluyor. ukrayna halkına karşı yüzlerce yıl süren sömürünün aşağılamanın ve horgörmenin vucud bulmuş şekli olarak Putin algılanıyor.

Rusyanın ezenlerine duyulan nefret ilericidir ama burada yapılan hata AB ile yapılan “serbest” ticaret anlaşmasının yıllara yayılan sömürüye bir çözüm olacağını düşünmektir. (batı yanlısı muhalefet ve emperyalizm tarafından desteklenen bu iddia)

Kendisini eski boksör Vitali Klitschko liderliğindeki UDAR (Reform için Demokratik İttifak)ifade eden burjuva emperyalizm yanlısı muhalefet, önceki başbakanlardan Yulia Timeşonko liderliğinde AB yanlısı Anavatan partisi (Azarov istifa ettiğinde Yanukovich bu partinin şimdiki lideri Arseniy Yatseniuk’a başbakanlığı önerdi), Parlemento seçimlerinde yüzde 10 oranında bir oya sahip Oleg Tyagnybok liderliğinde tamamen faşist sektörlere açık Swaboda(özgürlük) tüm bu partiler meydanda ki gösterilere katıldığı ve gösterileri kontrol altında tutmayı denedikleri doğrudur. Bunların arklarında AB ve ABD’li diplomatların olduğunuda söylüyoruz. Yine meydanda ve ele geçirilen binalarda yabancı düşmanı va aşırı sağcı militanların kümelendiği aşırı sağ bir kesim( pravy sektor) mevcuttur. Bu grup diğer aşırı sağ organizasyonlar ve Afganistan savaşında savaşan(1979-1989) gazilerle meydanı korumak iddasıyla yan yana geliyor.
İkinci dünya savaşında ve hatta 1950 yılların başına kadar soyvet yönetimine karşı savaşan milliyetçi paramilitier Ukrayna isyancı ordusundan (UPA) etkilenen Sağcı lider Andrei Tarasenko ve örgütüde meydanda. Taresenkoya göre sağcı kesimler “ukraynanın geleneksel hiristiyanlığı ve Ukrayna milliyetçiliği ilkelerine” dayanmalıdır. Kendisini anti-rus ve anti-komunist olarak ifade ediyor. (çünkü ona göre Ruslar Avrupalı değil)

Yanukoviç hükümetine muhalefet edişleri ve AB’ye katılışlarına rağmen Tarasenko yüksek erdemli, tanrının yasalarının geçerli olduğu Ukraynanın günlük yaşam alışkanlıklarına uygun, yabancı düşmanı bir toplum stratejisi savunuyor. Bu gruplar aynı zamanda ötenazi ve eşcinsel evliliklerinide karşılar çünkü hiristiyanlığa göre günah ve mutlaka cezalandırılmalıdır.(5)

AB’ye yönelik yanlış tutumları ve meydandaki kitlelerin liderliğinin karakterlerin aşırı gerici olmalarına rağmen süreçteki liderliğin ve sürecin doğasının birbirinden farklı olduğunu iddia ediyoruz ve bu yanlış mantığı dağıtabileceğimizi düşünüyoruz. Hala ukraynayı sallamakta olan seferberlik sürecini, içinde barındırdığı çelişkilerden ve liderliğinden bağımsız olarak ilerici olarak görüyoruz.

İlerici dersler barındırıyor çünkü aşırı gerici-bonapartist baskıcı Yanukovich hükümetiyle çarpışıyor. AB yanlısı propagandanın çarpıtmalarına ve kitlelerin zihninde yarattığı bulanıklağa rağmen Rusyanın ukraynaya yönelik tarihsel ulusal baskınlığına karşı çarpışıyor.

Sürecin başlarında gösterilerin amacı AB ile yapılan anlaşmanın iptal edilmesinin karşısına bir tepkiydi. Ama gösterilerin sahip olduğu potansiyel ve alınan baskıcı önlemler ve meydanın dağıtılmasına yönelik Yanukoviçin vahşi önlemlerine karşı takınılan net tutum önemlidir.

Yanukoviçin Putin’in Rusya’da sahip olduğu ayrıcalıklı konumuna benzeyen ve parlementoda onaylanan baskı yasalarıyla alınan diktatöryel uygulamalar aslında hükümetin kendisine sıktığı bir kurşundu. Bu kitlelere bir hakaretti ve kitleler bu yeni duruma gecikmeden yanıt verdi ve süreçte yeni bir döneme gelindi.

İlk göstericiler ağırlıklı olarak öğrenciler ve orta sınıflardan oluşuyordu. Sonrasında işçi sınıfının katılımı dâhil oldu ve böylece Kiewden diğer şehirlere ve Doğu Ukraynayada yayıldı.

Kitle gösterilerine verilen sert yanıta, Ukraynalılar gösterilerin şiddetini ve radikalizasyonunu artırarak yanıtladılar ve bir yanda kamu binaları işgal edilirken diğer yanda polis ile sert çatışmalar yaşandı. (6)

Şimdi euro ile bütünleşme talebinin yanıltıcılığı “sahne arkasında” geri planda kaldı ve kitle gösterilerinin ana talebi Yanukoviçin devrilmesi oldu.(7)
Yaşanan güncel gelişmeler daha önce Ukrayna halkının kafasında oluşan şüpheleri ve karışıklığı giderdi. Ülkeyi iflasa sürekleyen ve halkı hor gören hükümete karşı tepkiyi belirledi.

Diğer yanda hükümet resmen etkisiz kaldı ve halkın öfkesini gidermede yetersiz kaldı ve günden güne ülkenin kontrolunu kaybediyor.

Gerçekten bu sürecin ilerici olması için, bu süreçte tüm dünyada kendisini solcu olarak gören işçi ve sosyal hareketlerin Ukrayna halkının direngen mücadelesine destek ve dayanışma göstermesi gereklidir.

Meydanda yer alan gerici liderlere karşı savaşmak ve bunların bu gerici karakterini teşhir etmek durumundayız fakat bunu sürecin bir parçası olarak yapmalıyız. Solun desteği gereklidir çünkü eğer Yanukoviç, halk hareketinin sonucunda devrilirse bu rejimin krizini daha da derinleştirecek ve işçi sınıfının ve halkın iktidarı alma stratejisi için değerli bir adım olacaktır.

Kastro-chavizm, Putin-Yakonoviçi destekliyor

Maalesef öncede belirtiğimiz gibi solun soğunluğu isteksiz. Yanukoviç’in resmi propagandası ve özellikle Rusya, aşırı sağın eylemlerini göstererek kendi pozisyonlarını faşistlere ve emperyalist müdahaleye karşı somutluyor. Rusya gazeteleri gösterilere refaransla faşistler, suç örgütlerinin üyeleri, eşkiyalar, katliam örgütleyicileri, aşırı sağ, aşırı milliyeyçi gruplar ve dolandırıcılar gibi ifadelerle dolu. Gösteriler AB ve ABD gizli bir darbesinin sonucu olarak sunuyorlar ve uluslararası solun çoğu bu aktarımdan etkileniyor.

Aynı konuşmalar yapılıyor. Suriye iç savaşına yönelik Esad ve Putin ne diyorsa Kastro Chavistlerde benzer ifadeleri kullanıyor. Suriyede diktatörlük El kaide bağlantılı (İŞİD- El Nusra) grupların varlığınıda bir avantaj olarak kullanarak rejimin devrilmesi için savaşan tüm isyancıları terörist ve cihadist olarak sunuyor.
Ukraynada ise Yanukoviç ve Putin emperyalist yanlısı ve aşırı sağ kesimlerin varlığını kullanarak gösterileri yasadışı kılmak ve zayıflatmak amacındalar.
Solun çoğunun aksine Swaboda ve sağcı kesimlere karşı savaşmanın en iyi yolu gösterilere doğrudan katılma ve içerde bağımsız sınıf alternatifini hem Rus yanlısı ve uşak Yanukoviçe hem de burjuva ve sağ kanat muhalefete karşı mücadele ederek inşa edilir. Bu sağcı kesimler ülkeyi doğrudan AB emperyalizme bağlamak istiyor. Eğer gösteriler kapitalist egemenliği tehdit eder hale gelirse bu sağcı kesimler utanmadan Yanukoviç ile müzakere ile bir anlaşmaya varacaklardır.
Meydanda burjuva muhalefet ve faşistler var ve liderlik ediyor diye Görev inkar edilemez

Milliyetçi, yabancı düşmanı gösterileri dayatmak isteyen aşırı sağa karşı mücadeleyi örgütlü işçi sınıfının, geleceksiz ve umutsuz gençliğin, kadınlar ve solun işbirliği ile net politik tutumlar savunarak karşı koymalıyız. Sağcı kesimlerle mücadele ederek, baskıya karşı özsavunma komitilerini oluşturmalıyız. Faşistler kendilerine bu görev verilmeden “meydanı ve eylemcileri” savunma adına bu işi doğrudan üzerlerine aldılar.

Solun görmemezlikten gelme tutumu ya da gösterilere doğrudan karşı olma politikası Yanukoviç hükümetinin kollarında hareket etme olacaktır. Rusyanın ulusal baskısına ses etmemektir. Kahraman halk hareketini kesin bir yenilgiye taşıyacak Emperyalist yanlıları ve aşırı sağa boş alan bırakmaktır.
Gelişen aşırı sağın tek panzehiri örgütleri ve metodları ile işçi sınıfının meydana girip sert mücadele etmesi ve savaşmasıdır. Meydanda üçüncü bir seçenek sınıfın sahip olduğu, işçi sınıfının programı doğrultusunda oluşturulmuş programıyla inşa edilir.
Bizim tutumumuz:

1.Meydandaki gösterilere etkili bir katılımı savunuyoruz. Uşak ve katil Yanukoviç hükümetine ve Rusların tarihsel baskısına karşı Ukrayna halkının mücadelesi ile dayanışma içindeyiz.
2. Sürece net taleplerle müdahale etmeliyiz. Yanukoviç hükümeti defolsun! Ne AB nede Putin’e teslimiyet. Yanukoviç ile müzakere edilerek varılacak bir çözüme hayır!
Çözüm ne AB’ye (AB’ye üye Yunanistan, İspanya Portekiz ve İrlandanın yaşadığı sosyal travmaları biliyoruz) katılımdır ne de ülkeyi sömüren ister muhalefette ister iktidar yanında olan oligarglar değildir. Rusya ile anlaşmaya hayır!
Aynı zamanda şimdi iktidarda olan ve aşırı sağın üyeleri ile görüşmeler ile mümkün olacak geçişi hükümet oluşturma çabalarının karşısındayız. Çıkış yolu hükümetin sokaklarda “zorla” yenilmesidir
3. Kitleler üzereindeki baskılara derhal son verilsin! Askeri müdahaleye hayır! Halk hareketine saldıranlar ve emirleri verenler cezalandırılsın! Tutsak düşen tüm eylemciler serbest bırakılsın!
4. Meydanda var olan gruplar Halk komitelerini geliştirmeli ve sonrasında merkezileşmesi için çabalamalıdır. Bu demokratik komiteler mücadelenin ihtiyaçlarına karar vermek için kitlesel toplantılar örgütlemelidir. Politikalar ve özsavunma için teklifler ve faşist grupların sınırlandırılması bu toplantılarda kararlaştırılmalıdır. Meydandaki Halk komiteleri ve meclisleri işyerlerinde, okullarda mahallelerde vb. yerlerde oluşacak benzer komiteler için iyi bir başlangıç noktası olacaktır. Bu komiteler tamamen her türlü burjuva örgütten bağımsız olmalıdır.
5. Meydandaki eylemciler hükümetle savaşmak için yanlarına işçi sınıfını kazanmak için işçi sınıfının taleplerini dikkate alan bir politikaya sahip olmalıdır. Maaşlarda artış, iş saatlerinin azaltılması ve güvenceli iş, herkes için eşit işe eşit ücret.
6. AB ile Rusya ile olan ilişkilere karar verecek bağımsız ve egemen bir ukraynanın parçası olarak Demokratik özgür ve egemen bir kurucu meclis için acil bir çağrı. Kurucu meclis mutlaka emperyalizm (AB ve IMF) ve Rus egemenliğinden bağları koparmalıdır. AB ve Rusya ile yapılan anlaşmalar çöpe! Rusya ya da AB/IMF olan dış borçların ödenmesine hayır.
7. Tamamen demokratik ve egemen kurucu meclis şimdiki oligargların Yanukoviç hükümeti ne de aşırı sağ ve emperyalist yanlısı muhalefet ile oluşturulabilir. İşçi sınıfının ve yoksul halkın demokratik örgütlerinin desteklediği işçi ve halk hükümeti özgür ve egemen meclisi garanti eder. Bu hükümet ülkenin bağımsızlığını kazanır ve tüm zenginliği fabrikalar, tarlalar bankalar ulaşımı ve doğal kaynakları millileştirir ve işçi sınıfının ihtiyaçlarına sunar.
8. Sadece işçi ve halk hükümeti ukraynanın ulusal bağımsızlığını garanti altına alır. Ekonominin millileştirilmesi, demokratik özgürlüklerin kullanımı, tarım devrimi, tam istihdam ve oligarşik burjuvazi emperyalizm ve rus oligarkların sömürdüğü halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi, tüm ekonominin ülkenin hizmetine sunmak için işçi ve halk hükümeti!
Ülke zenginliği Ukrayna halkına! Rusya’ya ve ABye değil
9. Sosyalist ve işçi hükümeti talebi için savaş, mevcut sıcak mücadelenin içinde uluslararası devrimci Marksist partinin yaratılması ve uluslararası sosyalist devrim için mücadele için politik liderliği ele almalıdır.

(http://www.litci.org/en/index.php?option=com_content&view=article&id=2420%3Aout-with-yanukovych-neither-eu-nor-submission-to-putin&catid=749%3Aukraine&Itemid=124)1926873_536562093125502_1937349098_n

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI