Azgın Boğa Nereye Saldıracak!…

 

 

Bu toz duman içinde gün be gün değişen güç mevzilenmelerini ve potansiyel ittifakları tahlil etmeye çalışalım.

Dün gece CNN’de DBT programını izledim. Oradan bazı ipuçları çıkarmak mümkün. Öncelikle AKP cephesini tahlil etmeye çalışayım.

Nagehan Alçı’nın ve Yalçın Akdoğan’ın konuşma ve yazılarından şu sonuç çıkıyor: Çaresiz kalan AKP kurmayları, geçmişteki “yargı mağduriyetleri”ni işaret ederek orduya, yargılanan ordu mensuplarına, hatta Ergenekon mağdurlarına ve hatta genel olarak ulusalcılara, savaş halinde bulundukları Cemaate karşı ittifak öneriyorlar. Dünkü MGK toplantısında da bu yönde bir şeyler konuşulmuş olabilir. Şu var ki, bu ittifak önerisi karşılıksız değil. Doğu Perinçek’in bugünkü yazısında bu üstü örtülü ittifak çağrısına cevap veriliyor ve mealen, “hükümetin elini tutmayın, bırakın cemaatin inlerine girsinler” deniyor. Buna ek olarak, operasyonların ardında ABD’nin bulunduğu da söylenerek ittifak çağrısına ulusalcı yanıt netleştirilmiş oluyor. Hatta hızını alamayan Doğu Perinçek, yakında iktidar olacaklarına o kadar inanmış olmalı ki, bu yazısında, “Atatürk Cumhuriyetini yıkma davasından vazgeç… O zaman iyi ilişkilerimiz olur” diyerek ABD’ye bile mesaj yolluyor. Belirtilere bakacak olursak, AKP ile ulusalcılar arasında bir ittifakın örülmekte olduğu anlaşılıyor. Örneğin sosyal medyayı izlediğimizde, TGB’den gelen “hükümet istifa” çağrılarının kesildiği dikkat çekiyor. Aynı şekilde, bu akşam Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla Taksim’de yapılacak gösteri konusunda da İP-TGB cephesinden hiçbir çağrı yok. Çok çok ilginç bir gelişme.

Nazlı Ilıcak, Cemaatin sözcüsü olarak görülebilir mi bilmiyorum ama o da dün geceki konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan’a tuhaf bir ittifak önerisinde bulundu. Satır arasından söyledikleri kısaca şuydu: Devletin içinde gerçekten bazı gizli güçler, örgütlenmeler olabilir, hatta bu örgütlenmeler, eski Ergenekon örgütlenmesinin de devamı olabilir. Belki de bunlar MİT içinde yuvalanmışlardır. Bunlar, Ergenekon vb. yargılanmalarını itibardan düşürmek için bazı planlar içinde olabilirler. Belki de bunlar Recep Tayyip Erdoğan’ı tuzağa düşürdüler ve yanlış yönlendiriyorlar. Tayyip Erdoğan bu tür planlara karşı uyanık olmalı ve oyunu bozmalıdır. Yani yeniden ulusalcıların ve gizli Ergenekoncuların üzerine yürümeli ve bizimle (yani Cemaatle) bozulan ittifakını onarmalı, AKP gemisini batmaktan kurtarmalıdır (hep birlikte boğulmadan).

Görüldüğü kadarıyla sağa sola saldırma istidadında azgın bir boğa vardır (Başbakanın kendisi) ve bütün taraflar bu azgın boğayı birbirinin üzerine saldırtmaya çalışıyor.

Diğer yandan, CHP-MHP-Cemaat cephesinin kurulduğu da bir gerçektir ve şu anda bu cephenin en önde gelen silahşörü, CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dur. Seçim ittifaklarını kurmanın memnuniyetiyle Mart 2014 seçimlerine hazırlanmaktadır. Görebildiğim kadarıyla, şimdilik hükümeti istifa ettirmek gibi bir niyetleri yok. Ona esas darbeyi Mart 2014 seçimlerinde indirmeye hazırlandıkları açık.

Hükümetin düşmesinden ve hatta Mart 2014 seçimlerinde esaslı bir darbe yemesinden en fazla telaşa kapılan ise, tuhaftır ki (bilmem tuhaf mı!) Kürt ulusal hareketi. Yoksa Ertuğrul Kürkçü’nün, “bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” kabilinden kalkıp, erken seçim önermesinin başka ne gibi bir anlamı olabilir. Kürt hareketi, öyle anlaşılıyor ki, AKP’nin istenmedik ölçüde kötü duruma düşeceğinden ve bunun AKP’nin oylarında dramatik bir düşüşe yol açacağından, dolayısıyla “çözüm süreci”nin bu durumdan bir hayli zarar göreceğinden endişeli. Yaptıkları çağrı şu anlama geliyor: “Oyların düşecek. İyice düşmeden erken seçime git de durumu uzunca bir süre kurtar.” Yani anlaşılan, Kürt hareketi, azgın boğayı, sağa sola saldırmaktansa, gücünü toplamaya çağırmaktadır. Eh, bu da bir taktik sayılabilir.

Gezi hareketiyle temsil edilen toplumsal devrimci muhalefet ne yapıyor? Şu anda Gezi’de olduğu gibi topyekûn sokağa çıkıp çıkmamak konusunda bir tereddüt ve iç tartışma yaşandığı açık (sosyal medyadan izleyebildiğim kadarıyla). Benim bu konudaki görüşüm şöyle: Şu anda sahnede azgın boğalar, çift hörgüçlü develer, yırtıcı kuşlar vb. kozlarını paylaşmaktadırlar. Bence sahneye çıkmanın zamanı değildir. Bu koz paylaşımının ilk sonuçlarını bekleyelim ve uygun bir an geldiğinde (o an bizi çağıracaktır zaten) figüran olarak değil, baş oyuncu olarak sahneye çıkalım ve bütün toplum düşmanlarına bir kez daha Gezi’nin gücünü gösterelim. Ama şimdi değil, şimdi değil…

 

Not: TGB ve İP’in Taksim’deki gösteriye katılmak istemediği tahminim doğru çıkmamıştır. Bu örgütler gösteriye katılmışlardır. G.Z.

 

Gün Zileli

27 Aralık 2013

www.Gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI