Yeni-Kadro’cu Aydınlık Kadroları Şimdi Nerede?

1930’larda çıkan Kadro dergisinin etrafında toplanmış olanlara “Kadro hareketi” dendi. Bu hareketin hedefinin, 1917 devrimiyle yükselen anti-emperyalist dalgayı, yeni Kemalist devlete eklemlemek olduğu söylenebilir. Bizzat Kemalist iktidar tarafından dağıtılan Kadro hareketinin önde gelenlerinin önemli kısmı Kemalist devlete iltihak ettiler ve onun memurlarına dönüştüler.

1960’ların sonlarında (1968) çıkmaya başlayan Aydınlık dergisini de, bugünden bakınca, “Yeni-Kadro Hareketi” olarak değerlendirmek mümkündür. Bu kadronun da esasında, Çin Kültür Devrimi’yle doruklara tırmanan anti-emperyalist hareketi, Türkiye Cumhuriyeti’ne eklemlemeyi hedeflediği söylenebilir. Nitekim, kuruluşundan 6-7 yıl sonra (1975 yılında) tamamen bu yola girdi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bu yönde hizmetler sundu.

Ne var ki, 1980’lerden itibaren egemen devlet blokunda parçalanmalar ortaya çıktı ve bu süreç AKP iktidarıyla birlikte devletin deri değiştirmesiyle sonuçlandı. Eski devlet kalıntıları uyduruk yargılamalarla içeri atıldı. AKP yeni T.C.’yi inşa etmeye girişti. Bu süreç, Yeni-Kadro’cu Aydınlık kadrolarına da yansıdı ve hizmetinde oldukları devletin parçalanmasına paralel olarak bu hareketin kadroları da parçalandı ve eski yönelim, birbiriyle kavga halindeki devlet kliklerine hizmet etme şeklinde devam etti.

Yeni-Kadro’cu kesimin lideri durumunda olan Doğu Perinçek, hareketi ulusalcı-sosyalist bir mecrada sürdürdü ve tasfiye edilen eski devlete bağlı kaldığı için yeni AKP devleti tarafından müebbet hapisle “ödül”lendirildi.

Yeni-Kadro’cu kadrolardan bir kısmı ise, kadroculuklarını yeni AKP devletinin saflarında sürdürdüler. Ne var ki, artık “anti-emperyalizm” çağı kapanmış ve yeni parlayan yıldız, emperyalizmin güdümündeki demokrasi olmuştu. Bu kadrolar da bu sefer anti-emperyalizmi bir yana bıraktılar ve AKP destekçisi bir “demokrasi”nin ideolojik parlatıcısı rolüne soyundular.

Yeni-kadro hareketinin ön planında yer almış olanlar bu yeni “demokrasi” parlatıcılığında bir haylidir. Tek tek alalım:

Şahin AlpayAydınlık Yazı Kurulu’nun belki de Doğu Perinçek’ten sonra gelen en önemli kadrosuydu. Çok erken bir aşamada hareketten koptu ve batı tipi bir “sosyal demokrat” yönelimle yazarlığını sağcı yayın organlarında sürdürdü. Daha sonra da Fetullahçı Zaman gazetesinin sürekli yazarlarından biri oldu. Meydanlara konmuş kocaman reklam panolarında onun devasa fotoğraflarını gördük. Ağzından çıkan balonda şöyle yazılıyordu: “Zaman’da yazıyorum, çünkü bu gazetede fikirlerimi özgürce ifade edebiliyorum.” Tabii “hangi fikirlerini” diye sormamak gerekir! Şahin Alpay, halen bu gazetede kadroculuk görevini sürdürmektedir.

Cengiz Çandar– O da, Şahin Alpay gibi, erken bir aşamada ayrılanlardandır. Daha sonra Turgut Özal’ın danışmanı oldu. “Anti-emperyalizm”den emperyalizm yanlılığına geçti, Turgut Özal’la ABD devleti arasında irtibatı sağladı. O zamandan bu yana da ABD yandaşlığını sürdürdü. Elbette bunu “demokrasi” adına yaptı. Cengiz Çandar, ABD’nin barometresi gibidir. ABD üst düzey dünya siyaset üreticilerinin ne düşündüğünü, eğilimin ne yönde olduğunu öğrenmek isteyenler Cengiz Çandar’ı izlemelidirler. ABD’ye bağlılığının ürünü olarak “demokrasi” adına AKP iktidarını destekledi. Fakat Gezi isyanından kısa bir süre önce, ABD’nin yavaş yavaş AKP iktidarına karşı tavır almaya başlamasıyla birlikte o da rotayı çevirmeye başladı. Gezi isyanıyla birlikte de AKP iktidarından tamamen koptu. Çünkü AKP iktidarının yıkılmakta olduğunu görecek bir siyasi analistti, zaten ABD de bu eğilimdeydi.

Oral Çalışlar– Doğrudan doğruya Aydınlık Yazı Kurulu’nda yer almamakla birlikte Yeni-Kadro hareketinin önderlerinden olan Oral Çalışlar, biraz daha dolaylı bir yoldan AKP iktidarının hizmetine girdi. Aydınlık hareketinden koptuktan sonra Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. Güçlü Kemalist refleksleri olduğundan bu gazetede yazması son derece doğaldı. Ne var ki, her zamanki mutedil ve orta yolcu yönelimi nedeniyle bu gazetenin duayeni İlhan Selçuk’la arasının pek iyi olduğu söylenemez. Bu orta yolcu tutumuna rağmen Cumhuriyet’te uzun süre diretti, ancak AKP iktidarının devlette kesin hâkimiyetini kurmasıyla birlikte, SBF’den eski arkadaşı Cengiz Çandar’la birlikte Radikal gazetesine geçti. Oral Çalışlar’ın özgünlüğü ve örneğin Cengiz Çandar ve Şahin Alpay’dan farkı, Türkiye sol hareketiyle ve Kürt sol çevreleriyle bağını muhafaza etmeye, onları her zaman kolluyormuş gibi bir izlenim vermeye özen göstermesiydi. Bu yüzden sol eğilimli insanlar, Oral Çalışlar’ın ne olduğu konusunda, Ş. Alpay ve C. Çandar kadar net fikirlere sahip olamadılar. İktidar Bloku’ndaki son bölünmede Oral Çalışlar, yine ihtiyatı elden bırakmadan ve yine Kürt hareketinin mütereddit ve hatta AKP yanlısı kesiminin (Nursel Aydoğan) beyanlarının arkasına sığınarak Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği AKP’nin destekçisi olduğunu ortaya koymuştur.

Halil Berktay– Yeni-Kadro hareketinin en bilgili ve kaliteli aydınlarındandır. Özellikle siyasi tutumunun bütün müptezelliğine rağmen, yazıları hâlâ dikkatle okunacak, teorik düzeyi yüksek bir yazardır. AKP iktidar Bloku’nun “liberal aydınlar” bileşeninin önde gelen temsilcilerinden sayılabilir ve bugün de öyledir. Ş. Alpay gibi, teorik düşünmekten vazgeçmiş; C. Çandar gibi siyaseti dış siyaset uzmanlığına indirgemiş; O. Çalışlar gibi, günlük siyaset batağında günlük uzlaşmalar peşinde koşmuş değildir, bu yönüyle takdir edilebilir ve bu yüzden de hâlâ okunabilen bir yazardır. Bununla birlikte, belki de “engin düşünce ufuklarında” yüzmeye merakı onu fazlasıyla “cesur” hamleler yapmaya sürüklemiş ve ne yazık ki, yukarıda saydığımız yazarlardan bile daha azılı bir sol düşmanı ve karşıdevrimci haline getirmiştir. Bununla birlikte, O. Çalışlar gibi açık AKP savunuculuğuna girişen yazıları son zamanlarda pek göze çarpmamaktadır. Büyük bir ihtimalle o saflardadır ama bu siyaset toz dumanına kendini fazla bulaştırmak istememiş olabilir.

Gülay Göktürk– 1960-70 ve 80’lerde yukarıda saydığımız kadrolar kadar ön planda olmasa da sebatkârlığıyla yazarlık yolunda ilerlemiş ve 1980’lerin ortalarından itibaren medya yazarlığına adım atmış, sonra da AKP İktidar Bloku’nun yazarlarından biri haline gelmiştir. Sol düşmanlığında ve karşıdevrimcilikte Halil Berktay’ı bile geride bırakan fütursuz yazılarıyla tanınmaktadır. Şu anda MHP-Fetullah karışımı Bugün gazetesinde yazdığı halde daha Tayyip Erdoğan’cı bir çizgide olduğu dikkate çekmektedir. O kadar ki, Tayyip Erdoğan’a akıllar vermeye kalkacak kadar. İleriki günlerde, Nazlı Ilıcak’ın başına gelenler onun da başına gelir mi, bilemem.

Saydığım bu isimler dışında isimler yok mu? Aydınlık yeni-kadro hareketinde yer almış ama daha sonra onun devletçi yüzünü görüp yolunu ayırmış ya da kenara çekilmiş çok sayıda insan tanıyorum. Devrimci dava için canını veren İbrahim Kaypakkaya, Bora Gözen ve diğer martirleri burada saygıyla anıyorum. Halen hayatta olanlardan şu anda aklıma gelen bazı isimleri de sayayım: Muzaffer Oruçoğlu, Necmi Demir, İlkay Demir, Ömer Madra, Ömer Faruk Ciravoğlu, Feyyaz Kurşuncu, Kamil Arslantürkoğlu, Ömer Özerturgut, Akın Evren aklıma gelen ilk isimler. Bugün dahi Aydınlık hareketi saflarında olan çok sayıda iyi niyetli insan vardır.

Ya sen?” diye soracaktınız tabii ki. İnsanın kendisi hakkında bir şeyler yazması biraz zor. Ona da insanlar karar versin ya da başkaları yazsın.

Gün Zileli
24 Aralık 2013
gunzileli@hotmail.com

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI