Hegemonya Bunalımı ve Yeni Hegemonik Bloklaşmalar…

 

 

Gramsci’nin, iktidar teorilerine en büyük katkısı, iktidar denen olguya hegemonya kavramını sokmuş olmasıdır. İktidar sadece devlet aygıtı ve zor araçları değildir. Her iktidar aynı zamanda ideolojik hegemonyaya dayanır. Bu ideolojik hegemonya, iktidarın, yönetilenlerin rızasını almasını sağlar.

İktidarların ideolojik hegemonyası çöktüğü zaman geriye sadece zor aygıtları kalır ki, bu, iktidarın çöküşünün de başlangıcıdır. İdeolojik hegemonyayı, yani halkın rızasını kaybeden bir iktidarın çok fazla ayakta kalması mümkün değildir.

İdeolojik hegemonyası bir süredir epeyce yıpranmış olan AKP’nin iktidar bloku, son yolsuzluk operasyonuyla hem çöktü, hem de ideolojik hegemonyayı esasen kaybetti. Artık AKP’li medyanın kalem erbabı bile yazdıklarına inanmıyor. Bu çok açık. Bugün bir anket yapılsa AKP’ye oy verenlerin oranının yüzde otuzlara düştüğü görülecektir.

Bu durumda, konuya bir de ideolojik hegemonya açısından bakıp iktidar adayı yeni bloklaşmaları ve saflaşmaları ele almakta yarar var.

AKP iktidarı safından meseleye bakacak olursak, AKP’nin müttefiklerini kaybettiğini (Kürt siyasal hareketinin AKP ile ittifakı sürdürmeye istekli kesimi hariç. Bkz: BDP milletvekili Nursel Aydoğan’ın hükümet yanlısı açıklaması), dolayısıyla, AKP’nin merkezini oluşturduğu iktidar blokunun çöktüğünü söyleyebiliriz. AKP yeni müttefikler bulup iktidar blokunu onarabilir mi? Bu pek mümkün görünmüyor. AKP’nin yapabileceği tek şey, iktidarın zor aygıtlarına dayanarak eski müttefiki Cemaatçilerin ve genel olarak muhalefetin üzerine yürümektir. Bunun yeni “Ergenekon” davalarıyla yapılmaya çalışılacağını daha önceki iki yazımda belirtmiştim.

İktidar Bloku’nun çöküşüne paralel olarak alternatif bir iktidar adayı blok oluştuğu ise çok açık. Nedir bu? Şudur: Merkez CHP (Kılıçdaroğlu), MHP (MHP merkezinin tutumu henüz netleşmemiş olmakla birlikte) ve Fetullah Cemaati. Bu yeni “iktidar bloku”nun pek bir ideolojik tutarlılığı yoksa da yeni bir ideolojik hegemonya için önemsenecek dayanakları olduğu düşünülebilir: AKP’nin yozlaşmış iktidarına karşı “temiz” bir iktidar alternatifi; ılımlı laiklikle ılımlı İslamı birleştiren (bu noktada harç MHP olabilir) bir yönelim; Kürt meselesinde T.C.’ci bir “ulusal birlik” yönelimi tutturmak ve dolayısıyla Kürtlere karşı eski milliyetçi yönelime kapıları yeniden açmak. Bu blokun ABD’den de destek aldığı rahatlıkla söylenebilir.

Ulusalcılar ise bugünlerde hep bir ağızdan “aslanlı yol” alternatifini ortaya atmaktadırlar. Bununla kastedilen Atatürk yoludur. Bu blokun bileşenleri nelerdir ya da neler olması planlanmaktadır? Ulusalcıların kimleri hedef aldığından yola çıkalım önce. Ulusalcılar, AKP-Cemaat-Abdullah Gül ve Kılıçdaroğlu’nu hep bir arada hedef tahtasına koymuş bulunuyorlar. Bunun anlamı, ulusalcıların AKP iktidarından olduğu kadar, yukarda sözünü ettiğim merkez CHP-Cemaat-MHP ittifakından da rahatsız olduğudur. Bunun yerine onlar, CHP’nin ulusalcı kesimi (CHP’nin bütününden ya da merkezinden umutlu değiller), MHP (Bahçeli böyle bir ittifaka girer mi? Girmezse MHP’nin tabanı arzulanmaktadır), İP ve şimdilik geri planda duran Demirel-Cindoruk’un Milli Merkez’inin oluşturacağı bir ittifakın peşindedirler ve ciddi ciddi bunun bir iktidar alternatifi olduğunu düşünmektedirler. İdeolojik yönelimleri ise açıktır: Yeniden eski tür devletçi diktatörlük; yeniden Kürt düşmanı bir ulus devletçilik. Bu arada, dünkü yazımda belirttiğim gibi, bu ulusalcı blokun “anti-emperyalizm” adına AKP iktidarına, hatta T.C.’nin hegemonyacılığı adına T.C. yanlısı bir Abdullah Öcalan’a gizli ittifaklar önermesi olasılığı da dikkate alınmalıdır. Aydınlık gazetesinde sürmekte olan “İmralı’daki Öcalan Diyor ki” yazı dizisinde, Öcalan’ın, T.C.’ye, Ortadoğu’da hegemonik bir yayılma için Kürtleri koç başı olarak öneren cümlelerinin yorumsuz veriliyor olması ilginçtir.

İktidara adaylığını koyan bu iki blokun dışında kalan güçler nelerdir?

Bunlar, toplumsal devrim ya da Gezi hareketi olarak da adlandırabileceğimiz devrimci-sol güçler ve Kürt ulusal hareketidir.

Bu güçleri şöyle sayabiliriz:

ÖDP ve çevresindeki bileşenleri (buna kimi yerlerdeki sol veya gerçekten sosyal demokratik CHP kesimlerini de ekleyebilir miyiz?); BDP-HDP (AKP’ye angaje olanların dışındaki Kürt hareketi);TKP ve sol cephe; dağınık ML sol örgütler; dağınık Anarşist ve Troçkist parti, grup ve çevreler; anti-kapitalist Müslümanlar. Bu güç, BDP-HDP’nin yüzde beş oyunu saymazsak, oya tahvil edilebilecek bir kitleye sahip olmasa da, Gezi hareketinin rüzgârını arkasına almış önemli bir ideolojik hegemonya gücüdür ve bugünkü mücadelede özellikle bu gücüyle dikkate ve ciddiye alınmalıdır. Bu kesim kendi arasında bir bloklaşma yaratabilir mi? Solun “ideolojik saflık” refleks ve gelenekleri dikkate alındığında bu biraz zor görünüyor ama hayat böyle bir bloklaşmayı zorlayacakmış gibi de görünüyor. Şahsen ben böyle bir “halk cephesi”nin ya da Gezi hareketi temsiliyetinin devrimin bugünkü aşamasında yararlı olacağını düşünüyorum. Toplumsal devrim mücadelesi ancak olabildiğince büyük güç birikimleriyle yürütülebilir.

Yazıyı bitirirken 2014 yerel seçimlerine ilişkin taktikler konusunda da bir iki şey söyleyeyim: Yeni oluşumlar ve bloklaşmalar çerçevesinde bakarsak, AKP’ye karşı en güçlü adayları destekleme politikasının geçerliliğini kaybettiğini görebiliriz. Çünkü AKP zaten kaybetmiştir. Bugün, sol eğilimli CHP adaylarının dışında CHP’ye oy vermenin yukarda sözünü ettiğim yeni iktidar bloku’na oy vermek anlamına geleceği açık. Bu durumda, ya anarşistlerin ve bir kısım “hard-corn” Troçkistin (mesela DİP) önerdiği türden bir boykot tutumunu benimsemek ya da güçlü bir sol blok oluşursa, bu blokun adaylarına (bu kimi yerlerde CHP adaylarına oy vermeyi de kapsayabilir) oy vermek şeklinde bir tutum olabilir. Önümüzdeki üç ay içinde, yukarıda sözünü ettiğim sol ve devrimci bileşenlerin bir blok oluşturması için çaba göstermek en iyi yol gibi görünüyor.

 

Not: Arkadaşlardan, çok yazı yazdığım yönünde uyarılar alıyorum. Onlara hak veriyorum ama acil gelişmelerin beni sık yazmaya zorladığı da bir gerçek. Umarım bu yazım, uzunca bir süre yazmayıp beklememi sağlayacak bu yılın son yazısı olur.

 

Gün Zileli

20 Aralık 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI