Şimdi AKP Ne Yapacak? Yardımına Kimler Koşacak?

 

 

Sıkışan diktatörlüklerin önünde iki yol vardır: Ya geri çekilmek ve yükselen muhalefet dalgasıyla uzlaşmaya çalışmak ya da tek sesli bir diktatörlüğe gitmek ve muhaliflerini operasyon ve davalarla bastırmak ve sindirmek. Aslında her ikisi de çıkmazdır. Geri çekilirse muhalefet dalgası cesaret kazanacak, üstüne gelecek ve sonuçta yıkılacaktır; sertleşirse, bu sertliğin bedeli olarak yıkılacaktır.

Şu andaki tutumuna bakarak AKP diktatörlüğünün sertlik yolunu izleyeceğini söyleyebiliriz. Kanımca, “devlet içinde devlet”e, “devlet içinde yuvalanmış illegal gruba” karşı Ergenekon türü yeni bir operasyon başlatacaklar ve Ergenekon davasında olduğu gibi, uydurma senaryolarla birbiriyle hiç ilgisi olmayan unsurları bir gizli örgütün üye ve yöneticileri gibi göstermeye gayret edecekler. Tabii kamuoyunun bunu yutmayacağı kesin ama zaten diktatörlük bir noktadan sonra kamuoyuna karşı kulaklarını tıkamak, hatta onu da bastırmak zorundadır. Geçmiş bütün diktatörlük deneyleri bunu gösteriyor. Muhtemelen, yürütülecek yeni operasyonun potansiyel sanıkları, cemaatçiler (“örgüt”ün devlet içindeki kolu) ve Geziciler (“örgüt”ün sokaktaki kolu) olacaktır. Pek iyi bir senaryo değil ama diktatörlerin kötü senaristler olduğu ve iyi senaryolar yazmalarının yeteneklerinin dışında olduğu bilinir (Stalin’in show triallerinin kötü senaryolarını hatırlatmak zorundayım, bazı arkadaşlara bıkkınlık verme pahasına da olsa).

Kısacası, önümüzdeki dönem yeni bir operasyonlar ve uyduruk davalar dönemi olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

AKP, halk ve toplum nezdinde çok kötü bir duruma düştü. Bu kesinlikle oya da yansıyacaktır ve eğer iş oya kalacak olursa AKP bu yoldan da belli bir süreç içinde devrilip gidecektir. AKP’nin batan gemisinin batmaktan kurtulması mümkün değil ama batışı geciktirecek bazı yardımcılar devreye girebilir. Şimdiden bu tür yardımcıların usul usul bazı açıklamalar yaptıklarını görmekteyiz. Bunlar bir kısım ulusalcılar ve BDP’nin bir kesimidir.

Yurt Gazetesinden Fatih Yaşlı’nın ve Odatv’den Soner Yalçın’ın yazıları, “anti-emperyalizm” açısından bir yardım işareti gibi görülebilir. Onların arkasından İP’in devreye girmesi de muhtemeldir. Nitekim, İP ve TGB çevrelerinin sabahtan beri Kılıçdaroğlu’nun Amerikan Büyükelçisiyle görüşme yaptığı konusunda tweetler atmaları bunun belirtisi gibi geliyor bana. Yani Kılıçdaroğlu “Amerikan emperyalizmiyle işbirliği yapıyor”a dolaylı bir dikkat çekmedir bu. CHP’nin cemaatle gerçekten de bir ittifaka girdiği ve Amerika seyahatindeki görüşmeleri dikkate alınırsa bir gerçeğe temas ettikleri muhakkak ama buradan hareketle bir mevzi kaymasına girişir de “anti-emperyalizm” adına AKP iktidarına zımni bir destek verirlerse işte o zaman iyice sapıtmış olurlar. Bu öngörümde inşallah yanılıyorumdur ama bu tür belirtileri görmezden gelemeyiz.

Öte yandan Kürt siyasi hareketinden bir kesimin (Kürt burjuvazisinin temsilcileri) AKP iktidarı ile işbirliğini oldukça ileri boyutlara götürdüğü bilinmektedir. BDP milletvekili Nursel Aydoğan’ın yaptığı açıklama “barış süreci” adına tam bir hükümet işbirlikçisi açıklamadır. Neyse ki Selahattin Demirtaş tam ters yönde, AKP’ye yüklenen açıklamalar yaptı da yüreğimize su serpti. Böyle giderse Kürt siyasi hareketinde bir bölünmenin ortaya çıkması kaçınılmaz.

Gezi hareketi, AKP’nin karşısında sıkı duruyor doğal olarak. Çünkü o, reelpolitikanın dışında gerçek bir halk hareketidir.

 

Gün Zileli

19 Aralık 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

Fatih Yaşlı’nın cevabı: (twitlonger’dan alınmıştır)

g.zileli’nin “şimdi akp ne yapacak” yazısı üzerine bir not
“şapkadan tavşan çıkartmak” illüzyonistlerin en bilinen ama her zaman işe yarayan numaralarından biridir. gün zileli de bugün yazdığı “şimdi akp ne yapacak” isimli yazısında bir tür tavşan çıkarma işine soyunmuş gibi görünüyor.
gün zileli’ye göre “ulusalcılar anti-emperyalizm adına akp ile işbirliği yapacak”mış. kanıt mı? kanıt ise soner yalçın’ın sözcü’deki “cemaatin arkasında kim var” ve benim yurt’taki “mesele yolsuzluk değil” isimli yazılarımızmış.
soner yalçın adına herhangi bir cümle kurmaya hakkım yok ama kendi adıma söyleyeceklerim var.
birincisi, ben ulusalcı değilim, ulusalcı örgüt ya da partilerle organik bir bağım bulunmuyor, yazılarım ulusalcıları temsil etmiyor, ulusalcılar benim yazılarıma bakarak siyasal strateji belirlemiyor. işte bu nedenle benim yazılarımdan hareketle “ulusalcılar şöyle yapacak” demek şapkadan tavşan çıkarmak anlamına geliyor.
ikincisi ve zileli açısından daha vahim olanı, benim yazımdan erdoğan’a destek, akp’yle anti-emperyalist dayanışma vs. gibi bir sonuca varmak,illüzyonistliğe değil,okuduğunu anlamamaya işaret ediyor. benden akp’li ya da “tayyipçi” çıkarmayı, değil zileli zati sungur gelse başaramaz. bugüne kadar yazdıklarım, söylediklerim, yaptıklarım ortadadır.
operasyon bağlamında işaret ettiğim şey bir “emperyalist müdahale”nin varlığı, cemaat’in tek başına hareket etmediğidir. emperyalizm cemaatle kesişen ortak çıkarları üzerinden akp’ye yönelik bir operasyona girişmiştir ve yazan çizen biri olarak benim görevim bu müdahaleyi tespit etmektir. bundan “tayyipçilik” çıkarmaya çalışmak ise nafile bir çabadır.
son olarak zileli, ulusalcıların bu meselede nerede durduklarını anlamak istiyorsa aydınlık’ın haberlerine bakabilir. o haberlerde ip’in ve ulusalcıların nasıl bir pozisyon aldıkları kolaylıkla görülebiliyor. belki okur ve okuduğunu anlamayı başarırsa şapkadan tavşan çıkarmakla siyasi analiz yapmak arasındaki farkı da görebilir.

 

Kısa bir açıklama: Yukarıdaki yazıda niyetim Fatih Yaşlı arkadaşı ulusalcı olarak nitelemek değildi. Amacım, yazısının, ulusalcıların muhtemel bir tutumunun belirtisi olduğunu izah etmekti. Ancak Fatih Yaşlı olsun, twitterden gelen mesajlar olsun ve buradaki mesajların bir kısmı olsun, bunu benim Fatih Yaşlı’yı ulusalcı olarak nitelediğim şeklinde anlamış olduklarına göre benim özür dilemem gerekiyor. Fatih Yaşlı’yı ulusalcı olarak görmüyorum.

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI