Cephelerden Cephe Beğenmek!

solcephekurulus567456745

 

TKP’nin başı çektiği Sol Cephe Ankara’da kurulmuş. Sol cephenin ilk açıklamalarına bakarak şunları söyleyebiliriz: Haziran-Gezi isyanına sahip çıkmasıyla ve ulusalcı söylemden görece uzak durmasıyla bu cephe şimdilik olumlu bir rol oynayacak gibi gözükmektedir. Öte yandan, Sol Cephe’nin önümüzdeki 2014 Yerel Seçimlerinde bir samimiyet sınavına tabi tutulacağı da kesindir. Sol Cephe, önümüzdeki yerel seçimde, örneğin İstanbul’da AKP’nin karşısında Sırrı Süreyya Önder gibi bir adayı desteklerse samimi olduğunu; hiçbir şansı olmayan TKP’li bir adayı ya da Sol Cephe’nin herhangi bir adayını destekleyip AKP’nin değirmenine su taşırsa, bütün söylemlerine rağmen bencil bir reelpolitikanın aleti olduğunu kanıtlayacaktır. Bunu, çok uzak bir zamanda değil, Mart ayında göreceğiz.

Sol Cephe, cephe faaliyetleri içinde en göze görüneni. Öyle gözüküyor ki, başka cephe ya da ittifak çabaları da var. Bunlardan daha önce söz etmiştim: http://www.gunzileli.com/2013/11/29/sol-ve-mart-2014-yerel-secimleri/

Cephe faaliyetlerinin en başta gelen muhatabı, doğal olarak büyük (o ölçüde de amorf) bir parlamenter parti olan CHP. CHP’nin şu andaki manzarası, akbabalar tarafından şurasından burasından gagalanan ölü bir hayvandan farksız. Herkes ondan bir parça kopartma peşinde. Ve CHP yönetimi, bu gagalamaları neredeyse iradesi felç olmuş bir şekilde seyretmekte ya da tuhaf refleksler vermektedir. Örneğin Sarıgül’ün adaylığı hâlâ net değildir ve CHP yönetimi de bu konuda net bir tavır almamakta ısrarlı. Sanırım yönetim bunun yüksek politika olduğu gibi bir yanılsama içinde. Diğer yandan, Ankara’da Melih Gökçek’e karşı doğru dürüst bir aday çıkartmak varken, sırf oy hesaplarıyla eski bir MHP’linin aday gösterilmesi CHP’nin, Doğu Perinçek’in belirttiği anlamda değil, gerçekten sağa kaydığının, İP’in desteklediği CHP-MHP-İP cephesine kaydığının tehlikeli bir işareti gibi. Öyle anlaşılıyor ki (bugün için görünen o) CHP’nin ulusalcı reflekslerini bir yana bırakarak ÖDP ve HDP ile bir seçim ittifakına girmeye pek niyeti yok. Diğer sağcı seçim ittifakına ise şimdilik daha yatkın görünüyor. İnşallah direksiyonu toparlarlar. Toparlamadıkları durumda devrimciler tabii ki, CHP’ye karşı net bir tutum alacaktır. Devrimciler net tutum alsa ne olacak ki, ne kadar oyları var, diye sorulabilir. Ama her şey oy hesaplarıyla olmuyor. Gezi bunu göstermedi mi?

Yerel seçimlere yaklaşık üç ay kala cephe durumları böyle. Öyle anlaşılıyor ki, burjuva oy sisteminin kaygan ortamında devrimci bir siyaset tutturmak bir hayli zor. Böyle bir durumda bu kaygan alandan önemli ölçüde çekilmekten başka çare yok gibi görünüyor şimdilik. Yani anarşizmin klasik tezleri, oy verme, parlamenter oyunlara katılma tezleri yeniden parlaklık kazanıyor.

Bununla birlikte, devrimci sorumluluklarımızı da unutmamaya dikkat etmeliyiz. AKP’nin oy oranının düşürülmesi hâlâ önemini koruyor. Bu durumda, bugünün en doğru seçim sloganı, “AKP’ye oy verme” olabilir. Bu, biraz AKP’ye oy verme de kime verirsen ver gibi de algılanabilir gerçi ama yine de seçimin esas hedefini göstermesi bakımından önemlidir. Galiba bizler bunu bireysel düzlemde sandık başına gitmeyerek uygulayacağız genellikle. Ama bu sadece bireysel tutumu gösterir. En önemli görev ise, AKP’ye oy veren milyonlarca insanı, emekçiyi AKP’ye oy vermekten mümkün olduğu kadar vazgeçirebilmektir. Bunun yolu da, kendi siperlerimizde kendimizden memnun bir şekilde birbirimizin gözünü oymak yerine, karşı tarafın siperlerine sızıp oradaki insanlara derdimizi anlatmaktan geçiyor.

Bizim taraftakiler ya oy vermeyecek ya da oylarını şu ya da bu adaya verecek. Ama karşı tarafta, hâlâ AKP’ye oy veren kitleler var. Esas mesele onların arasına girebilmek ve onları ikna edebilmektir. Körler sağırlar, birbirini ağırlar durumuna düşmek istemiyorsak.

 

Gün Zileli

16 Aralık 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI