O. Gürsel/Sosyalist hayallerimiz, bir ‘orta sınıf ev köpeği’ beklentilerini aşmak zorundadır!

 

 

(“Grover Furr tartışması” Üzerine Notlar)

“Sovyet hükümeti 1935 de cezai sorumluluk yaşını … 12 ye indirmişti (Aynı yıl çıkarılan 2. bir kararnameyle devlet aleyhine suçlardan dolayı hapishanede bulunan bir kimsenin akrabalarını tutuklama ve hapsetme yolu açıldı). Yapılan iş bir rehine sisteminin fiilen ilanıydı. … Örneğin Kamenev oğlunun kurşuna dizileceği söylenerek tehdit edildi… İvan Smirnov sorgulamasında kızına kaba davranıldığı… Stanislov Kosiyor… on altı yaşındaki kızı … tecavüze uğrayınca…Kamenev’in oğlu 1939 da kurşuna dizildi… Zinovyev’in oğlu, kız kardeşi Vorkuta kampları.. kurşuna dizildi…  Zinovyev’in kardeşlerinden üçü ve bir erkek yeğeni de kurşuna dizildi. Troçki sülalesinin bütün mensupları 1936-38 arasında NKVD tarafından öldürüldü…” (Orlando Figes, Karanlıkta Fısıldaşanlar, çev: Nurettin Elhüseyni, YKY, 2011, s. 287) Anılar, belgelerle çok sağlam yazılmış bir tarih kitabı… Furr denilen, anlaşılan ancak babasının-partisinin beyin yıkadığı 12 yaş çocuklarını ikna edebilecek bu kitapla karşılaştırıldığında “kanıt’ın” neler olduğunu görürsünüz. Yüzlerce belge… “çapraz karşılaştırmalı” anılar…
İtirafların kendisi dikkat çekmiyor mu? Aksine fiziksel işkence olmadan bu kendini aşağılama histerisi daha da tuhaf değil mi? Öleceğini bilse bile!
35 sene önce 18 yaşındayken bile bu itiraflarda bir tuhaflık sezmiştim. İnsan siyasi bir davada kendine yöneltilen iddiaları “suç” olarak görmez; istenilen anlamda bir suçu kabul etse bile kendini böyle “anlaşılması güç” bir şekilde aşağılamaz. Bu yalnızca evlatlarının, sevdiklerinin işkence ve öldürülme tehdidi ile mümkündür! -O zamanlar çocuğum yoktu ama evladı olanlar bilir-anlar bunu.-
Stalinizm Devletçi bir “sosyalizm” olarak da görülebilir. Ama totalitarizmi ve yaptıkları birer insanlık suçudur. O günlerin dünyasında (belki!) anlaşılabilir, savunulabilir cinayetler en azından gelecek sosyalizm adına mahkûm edilmek zorundadır. Olan olmuş! Ama olanlar ne sosyalizm, ne insanlık idealleri adına savunulabilir. Bir “mafya çetesi” devleti ele geçirmiş sanki…
Kısır tartışmaların dışına çıkmalıyız. Görebildiğim kadarıyla Stalin meselesindeki tartışmayı şimdilik bir “yöntem” sorunu olarak ele alabiliriz.
1920-1950’lerin üretici güçlerinin yetersizliği ve 20’ler Rusya’sının % 80′inin kır nüfusu olduğu gerçeği devrimin biçimini ve kaderini çizdi. Lenin ya da Troçki de olsaydı, bu nesnel koşullarda 2. emperyal savaş öncesi Stalin’in “mafya temizliği” biçiminde olmasa da yine trajik olayların yaşanabileceği kabul de edilebilir. (Lenin NEP’i çok daha uzun süre sürdürürdü ama mesele bu değil…)
SSCB deneyiminden ne öğrenebiliriz? Sorun-tartışma içeriği bu olmalı. Stalinist yöntemler üretici güçleri geliştirmez. İnsana-insanlığa daha iyi maddi ve tinsel koşullar sağlamaz. İnsani karakteri geliştirmez; birey-toplum gelişme dengesini sağlamaz. Aksine insan “ruhunu” mahveder; bir orta-sınıf ev köpeğinin hayatı sosyalizm olamaz; kaldı ki, bu “orta sınıf” da sonunda ekonomik olarak çökecektir ve çökmüştür.
İnsanlar neden hala Stalinist? Karışık bir mevzu… Birincisi bu “pisliğin” ortaya somut olarak saçılmasının üzerinden henüz 20 yıl geçti. Bu kısa bir zaman sayılır. İkincisi, emekçilerin-halkın devrim yapmasının özgün koşulları yok; darbeci-baskıncı, salt şiddet ve terör yöntemi ile devrim hayali bu zihniyet ile örtüşür. İnsanlar hayatı kendi ömür sürelerine göre biçimlendirmek istiyor. Sabırları yok. Üçüncüsü parti-örgüt yapıları içindeki kişisel pozisyonlar ve daha baştan Stalinist karakterlerin hegemonyası bu yapıları dogmatik, değişime dirençli hale getiriyor. (150-200 milyonluk ülke 30 yılda Stalin’den daha “iyisini” yetiştiremiyor…Peygamberlik gibi!) Dördüncüsü, kaba, şabloncu, imana dayalı kurgulanmış düşünceler her zaman “belirli bir kesim” ve insan zihnine de uygundur. (Stalin ve SSCB üzerine söylenilen yalanlar, erdemli, iyi yürekli, fedakâr ama bu işlere kafa yormayan, zaman veya yöntem bulamayan insanların sistematik aldatılması hâlâ işe yarıyor.) Okuyan, yazan, yabancı dil bilen, bu partilerde görevli, teorisyen adamların-kadınların ise Stalinist olması veya Stalin’i hâlâ “kahraman, iyi adam, sosyalist vs” görmeleri bence egosal-psikolojik bir sorun olarak değerlendirilebilir. Belki daha kötüsü, bu konuda yazılmış iyi kaynaklara bir türlü ellerinin varmamış olmasıdır. Kendilerini ve yoldaşlarını bilerek veya bilmeyerek kandırmaktadırlar. Yinelemeli, Sosyalizm hayali Stalinizmin cehennemi olamaz… Bu cehennemi arzulayarak Stalin’i savunanlar en azından “dürüst” ve tutarlıdırlar…

7 Aralık 2013

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI