DSİP’li Arkadaştan Derhal Özür Dilenmelidir

DSİP’li Arkadaştan Derhal Özür Dilenmelidir

 

Bir insan neden anarşist olur? Haksızlığa, eşitsizliğe, sömürüye, zulme, şiddete karşı olduğu için.

Bir anarşist, mazlumdan zalime döndüğü an, eğer hemen sonrasında bunun yanlışlığını görmüyorsa, hele hele yanlışta ısrar ediyor, bu yanlış tavrını üstelik bir de anarşizm adına savunmaya devam ediyorsa, anarşistliği artık lafta kalmıştır ve yaptığı, anarşizme de, devrime de, bu dünyada olumlu ne varsa hepsine zarar vermektedir.

Bir anarşist, özsavunma dışında asla şiddete başvurmaz. Devrim ya da anarşizm adına bir insanı bir kenarda kıstırıp dövmek, dövülen kişinin ideolojisi ne olursa olsun asla kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu kişi bir faşist olsa bile. Hele hele DSİP gibi devrimci bir partinin (Açıklama aşağıdadır) mensubunu dövmek, bırakın anarşistliği, açıktan karşıdevrimci, ancak polise yakışacak bir eylemdir.

İzmir’de anarşist olduğunu söyleyen birkaç genç, bir gösteride “1, 2, 3 daha fazla Kronstadt” diye slogan atan DSİP’li bir genci gözlerine kestirip onu bir kenarda yakalamış ve dövmüşler. Eylemi yapanların bildirilerinden anladığım kadarıyla, bu DSİP’li genç şaka yapmış bu sloganı atarken. Doğrusu, şakanın ne olduğunu ve anarşist gençlerin ona neden kızdıklarını anlayabilmiş değilim, bunu benim anlayış kıtlığıma verin. Atılan slogan ne olursa olsun, neyi ima ederse etsin, yapılan karşıdevrimci eylemi hiçbir şekilde haklı kılamaz. Bir kere bunu net bir şekilde saptayalım.

Üstelik bu eylemi yapanlar, dövdükleri liseli gençten çok kendilerine zarar vermişlerdir. Bir devrimciye, bir insana şu ya da bu bahaneyle el kaldırarak kendi vicdanlarını ve anarşist inançlarını yıkmışlardır.

İdeolojiler suya veya herhangi bir sıvıya benzerler genellikle. İçine döküldükleri kabı değiştirmekten çok, o kabın kalıbına girerler. Kap, bizleri yüzyıllardır şekillendiren kültürdür. Dolayısıyla kültür, ideolojiyi kendi şekline sokar. Ülkemizde bu Marksizmin de başına gelmiştir. Son elli yılda Marksist kılığında dolaşan çok sayıda Marksist ve Marksist örgüt çıkmıştır ortalığa. Marksizm adına insanlar dövülmüş, örgüt disiplini adına öldürülmüştür. Ortaya “Marksist” kabadayılar, serkeşler, zorbalar çıkmıştır. Aynı şey anarşizmin de başına geldi. 1990’lardaki AGF deneyini biliyoruz. AGF gitti ama kabadayılık, zorbalık baki kaldı. Bu eylem böylesi bir kabadayılığın, zorbalığın, serkeşliğin ürünüdür. Kültürel değişim toplumsal alanda sağlanmadan bu tür olaylarla karşılaşmak ne yazık ki zaman zaman kaçınılmaz olabilecektir.

Yapılan eylemin insanı isyan ettirecek ölçüdeki kötülüğü ve yanlışlığı bir yana, kendine “İzmir Anarşist İnisiyatifi” adını veren bir grup, “Sosyal Savaş” adlı bir sitede bu eylemi yazılı olarak da savunmaktadır. Burada ileri sürdükleri saçma argümanlarla tartışmayı bile gereksiz buluyorum. Ancak, yazının sonlarına doğru benim de adım geçtiğinden bir iki laf söylemek zorunda hissediyorum kendimi. “İnternet üzerinden umarsızca yürütülen, manipülasyon, konuyla hiç alakası olmayan başta Gün Zileli olmak üzere bir çok yoldaşımızı hedef göstermektedir.” Beni kimlerin hedef gösterdiğini bilmiyorum. Ama hedef göstermişlerse de buna yol açanın, yapılan bu insafsızca eylem olduğunu bilmek gerekir. Ve buradan açıkça ilan ediyorum: Benim yoldaşım bu zırva yazıyı yazanlar değil, dayak atılan DSİP’li gençtir. Onunla aynı saflarda mücadele edebilirim ama zorbalarla ve zorbalığı savunanlarla asla.

Eylemi yapan gençlerin önünde tek bir yol var: Sitelerinde derhal bir özeleştiri yazısı yayımlamak ve dövdükleri gence gidip açıkça özür dilemek.

Bunu yaparlar mı? Bilmiyorum. Ama yaparlarsa çok iyi ederler. Hem böylece devrimci saflarda, ideolojik tartışmaların boyutlarını aşan şiddet eğilimlerinin önünü kısa yoldan kesmiş hem de kendi vicdanlarını temizlemiş olurlar.

 

Şunu bilsinler ki, adına böylesi berbat bir eylemi yaptıkları, haksızlığa ve zulme karşı çıkan mangal yürekli Kronstadtlı devrimci bahriyelilerin adını yaşatmak da ancak böyle mümkün olabilir.

images

 

 

Açıklama: DSİP’in “devrimci bir parti” olduğu yönündeki açıklamam, birçok arkadaşın itirazına neden oldu. Elbette bir kavram karışıklığı söz konusu. “Devrimci bir parti” yerine “Devrim saflarında bir parti” demem daha doğru olurdu. Evet, DSİP devrim saflarında bir partidir. Bugünkü bütün AKP yanlısı politikalarına ve sağ-liberal yönelimlerine rağmen bu böyledir. Devrim, Gezi ayaklanmasında da somut örneğini yaşadığımız gibi, büyük bir toplumsal olaydır. İstesek de onun sınırlarını daraltamayız. O, açık karşı devrimcilerin dışında bütün toplumsal öğeleri içine alır. Geçmişte Bolşeviklerin ya da Lenin’in yaptığı en büyük hata, sadece Bolşevik Partisi’ni devrimin temsilcisi olarak ilan etmek ve bunun dışında kalan devrimden yana toplumsal güçleri şu ya da bu çizgileri nedeniyle devrim dışı ilan etmekti. Aslında bu, Bolşevik Partisi’ninsırtına çok ağır bir yük yüklenmesine ve bu ağır yükün altında çökmesine neden olmuştur. Geçmişten çıkarılacak derslerden en önemlilerinden biri de budur. Sonuç olarak, siyasi ve ideolojik bakımdan tartıştığımız, haklı-haksız eleştirdiğimiz siyasal güçleri devrimin karşısında ilan etmekten vazgeçelim. Bu, bir paradigma değişimidir. (Bkz: Fikret Başkaya-Gün Zileli, Devrimi Yeniden Düşünmek-I, Özgür Üniversite, 2010)

Gün Zileli

3 Aralık 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

Not: Şu linklerden, DSİP’in olaydan önce yayımladığı özür açıklamasını, dövme eylemi yapan zorbaların bildirisini ve saldırıyı kınayan İzmir DSİP il örgütünün açıklamasını okuyabilirsiniz.

http://www.karakedizmir.org/ozur.html

http://sosyalsavas.org/2013/12/magduriyet-kampanyasi-baslatan-dsiplilere-hak-ettikleri-cevap/

DSİP’in yayınladığı bildiri için TIKLA

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI