AKP’ye Bir Seçim Yenilgisi Yaşatmak…

 

 

Genelden özele giderek önce şunları netleştireyim:

 

Parlamentoya, genel seçimlere ve oy mekanizmalarına inanmam. Bunları demokrasi ve özgürlükçülükle özdeşleştirmeye güler geçerim. Tam tersine, özellikle bugün, oy denilen şey gerçek özgürlüğün karşısında yer alır. İnsanların kendilerini ezecek ve sömürecek azınlığa ve azınlık diktatörlüğüne onay vermesi ve onları meşrulaştırması anlamına gelir.

Bununla birlikte, eğer insanların çoğunluğu seçimlere ve oya olmadık anlamlar yükleyerek her dört ya da beş yılda bir sandığa koşuyorlarsa, sadece yukarıdaki gerçeği tekrarlamakla yetinemezsiniz, bu olayla en azından ilgilenmek zorundasınız. Egemenler, seçim mekanizmasını demokrasi olarak parlattıklarına göre, bu seçim denen şeyin ne menem bir şey olduğunu anlatırken, halihazır seçim sisteminin, normal temsili sistemin kurallarına bile uymadığını açıklamanız gerekir. Örneğin, bugünkü somut durumu ele alacak olursak, yüzde 10 barajının “temsili demokrasi”nin kurallarını da çiğnemek anlamına geldiğini anlatmak önemli bir görevdir. Hem seçimlere karşı olup hem de yüzde on barajına karşı çıkmanın “akıl sağlığı” gerektirdiğini ileri sürenler, sadece ve sadece yüzde 10’luk baraj sisteminin getirdiği iktidarlara yalakalık ve payandalık yapmak isteyenlerdir. Bu, madem ücretli sömürü sistemine karşısınız o zaman düşük ücretleri eleştirmeye hakkınız yoktur demek kadar saçma bir şeydir. Bu konuda diğer bir yanlışlık da, CHP’nin, seçim barajını yüzde ondan yüzde beş ya da üçe indirme önerisidir. Oysa bu, yüzde on barajından bile daha adaletsiz bir öneridir, çünkü en küçükleri ezmeyi hedeflemektedir. Eğer baraj kalkmayıp da baraj üzerinde bir oynama yapılacaksa benim önerim barajın yüzde yetmişe çıkarılmasıdır. Böylece hiçbir parti seçilmemiş, biz de bu parlamenter diktatörlükten kurtulmuş oluruz!

Buradan, yerel seçimler mevzuuna geçebiliriz. Ben genel oya ve parlamentoya inanmadığım gibi, belediye seçimlerine de inanmam. Yani burada verilen oylar da ne “milli irade”yi ne de “yerel irade”yi temsil etmektedir. Sadece yerel egemenlere onay vermeye yaramaktadır. Yerel seçimlerin gerçekten oradaki insanların iradesini yansıtabilmesi için partilere dayanan bir seçim sistemi değil, doğrudan kişilere ve onların halkla bağlarına dayanan bir seçim sistemi olması gerekir.

O zaman, önümüzdeki yılın mart ayında yapılacak seçimlerden, gerçek anlamda yerel ve özerk yönetimler için herhangi bir umut beslemek saçma olur. Bununla birlikte, eğer akıllı davranılırsa AKP’ye bu yerel seçimlerde esaslı bir seçim yenilgisi yaşatmak mümkündür.

Siyasi ve toplumsal mücadelede hiç de yanıltıcı olmayan çok esaslı bir ölçücü vardır.  Karşınızdaki düşmanınız veya rakibiniz ne yapmanızı istemiyorsa onu yapın. Veya tersi. Ne yapmanızı istiyorsa onu yapmayın.

AKP ne ister? Muhaliflerim bölünsün de, benim adaylarım kazansın ister. Bu durumda oyları bölmeden aynı noktaya yığmak AKP’nin aleyhinedir. Düşüncem ve önerim kısaca şudur: Önümüzdeki yerel seçimlerde, yerel yöneticilerin niteliğine bakmadan (baksanız ne olacak ki, banka reklamındaki gibi, “aslında yoktur birbirlerinden farkları”. Farklı olsalar bile, yerel idare yasaları ve piyasa mekanizmaları dolayısıyla aşağı yukarı aynı şeyleri yapacaklardır) o yerel birimde AKP adayı ile en fazla yarışma şansı olan adaya yığılmalıdır bütün muhalif oylar. Biliyorum, bu öneriden en kârlı çıkacak olan, CHP’dir ama olsun, ne fark eder. Sonuç olarak, CHP adayının şansı olan mahalli birimde CHP adayı, BDP ya da HDP adayının şansı olan birimde onların adayı, ÖDP adayının ya da bağımsız herhangi bir adayın şansı olan yerel birimde ÖDP adayı ya da bağımsız aday, hatta (şimdi sıkı durun), AKP adayının karşısında en güçlü aday MHP adayı ya da (olur a) İP adayı kazanma şansına sahipse onlara oy verilmelidir. Eğer seçmen böyle bir bilinç gösterirse ve partiler de dar parti çıkarları yerine böylesi bir toplumsal mücadele bilinci ortaya koyarlarsa AKP’ye çok esaslı bir seçim yenilgisi kazandırmak işten bile değildir.

O zaman AKP’nin süngüsü düşecek ve AKP diktatörlüğüne karşı toplumsal mücadele muazzam bir ivme kazanacaktır.

Var mısınız?

 

Gün Zileli

3 Kasım 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI