Düşmanını Sevindiriyorsan Yanlış Yoldasın!

 

Solda, pek de sorgulanmadan benimsenmiş bir önkabul vardır: “Düşman sana saldırıyorsa doğru yoldasın demektir.”

Oysa bu yanlış bir önkabuldür ve bir siyasi hareketi kısa yoldan iflasa sürüklemek için bire birdir. Üstelik insanda kof bir şişinmeciliğe yol açtığı için de zararlıdır.

Çünkü düşman sana, doğru yolda olduğun için değil, çoğunlukla seni zaaf içinde gördüğü anda saldırır. “Bana doğru yolda olduğum için saldırıyorlar” şişinmeciliği ise zaafların en büyüğüdür.

Bana soracak olursanız, bir insanın ya da örgütün veya siyasi hareketin doğru yolda olduğunun öncel bir göstergesi olamaz. Bu ancak sonuca varıldıktan sonra belli olur.

Bununla birlikte, yanlış yolda olup olmadığımızı önceden ortaya koyan yanılmaz bir mihenk taşı vardır: Eylemin, düşmanını sevindirmişse, anla ki yanlış yoldasın ya da yaptığın eylem yanlış.

ODTÜ’de cemaatçi oldukları söylenen bazı başörtülülerin dışarı çıkarılması eylemi işte böyle bir eylemdir. İktidar mensuplarına ve AKP çevrelerine bakın, onların ellerini nasıl oğuşturduklarını görün, ne demek istediğimi anlarsınız.

Bazı arkadaşlar, bu eylemin başörtülü öğrencilere değil, cemaatçi yurtlar için propaganda yapan cemaat mensuplarına yapıldığı savunmasına sığınıyorlar. Hiç fark etmez; kime karşı yapılırsa yapılsın, bu eylem iktidar mensuplarını sevindirdiğine göre kökten yanlıştır.

Diyelim ki, orada cemaat mensupları kendi yurtları için öğrenci toplamak üzere propaganda yapıyor olsunlar, yaptığınız, ifade ve eylem özgürlüğüne karşı bir kısıtlama mı, değil mi? Bu, küçük çaplı bir diktatörlük mü, değil mi?

Ne yapalım, bırakalım da serbestçe cemaat propagandası mı yapsınlar, diye bir savunmaya sığınılabilir. Cevabım şudur: Evet, bırakın yapsınlar. Eee peki biz ne yapacağız? Ne yapacaksınız, siz de karşısına geçip karşı propaganda yapacaksınız. Hatta bu iyi bir fırsattır da. Cemaatçi propaganda yapanların karşısına geçersiniz ve cemaatçiliğin ne olduğunu anlatırsınız. Eğer propagandanız gerçeğe dayanıyorsa, ki dayanıyor, siz üstün gelirsiniz. Üstelik bu, sizin güçlü olduğunuz bir alanda bile, karşıtlarınızın propaganda ve eylem özgürlüğüne dokunmadığınızı, hatta onu güvence altına aldığınızı göstermesi bakımından propagandanın en güçlüsüdür de.

Bence solun, hâlâ batı burjuva demokrasisinden öğrenmesi gereken çok şey var. Batı burjuvazisi, karşıtlarının eylem ve söz özgürlüğünü güvence altına alır. İngiliz polisinin, gösteri yapan İngiliz anarşistlerine ve komünistlerine saldırı yapmak isteyen İngiliz aşırı sağcılarına karşı göstericilerin güvenliğini koruduğuna bizzat tanığım. Burjuvazi bunu, solcuları ya da anarşistleri çok sevdiği için mi yapıyordu? Hiç de değil. Kendi düzenini sevdiği için yapıyordu. Çünkü biliyordu ki, karşıtlarının söz ve eylem özgürlüğünü korumak kendi rejiminin güvencesiydi. Karşıtlarının söz ve eylem özgürlüğünü baskı altına alırsa ya da korumazsa, bunun, kendi özgürlüğünü de tehlikeye atacağını çok iyi biliyordu.

Bolşevikler, karşıtlarının söz ve eylem özgürlüğünü “proletarya diktatörlüğü” adına ortadan kaldırarak aslında kendi özgürlüklerini de kaldırmış oldular. Stalinist diktatörlük, Bolşeviklerin “proletarya diktatörlüğü” teorisine dayanarak Bolşeviklerin özgürlüğünü ortadan kaldırmakla kalmadı, yaşama haklarını bile ellerinden aldı. Öyle ki, Stalinist diktatörlük on binlerce Stalinistin bile mezarı oldu.

ODTÜ’deki bu münasebetsiz eylemi yapanlar Gezi hareketinden hiçbir şey öğrenmemişler. Bu, yeni dönemde kötü bir başlangıç oldu. Umarım, bu eylemi yapanlar kısa sürede bunun farkına varırlar ve bütün hareketi şaibe altında bırakan böylesi bir saçma eylemin yanlışlığını ilan ederek hatadan dönerler.

Gezi hareketinin başlangıcından beri elde ettiğimiz kazançları bir mirasyedi gibi harcamaya kimsenin hakkı yok. Hem de dar örgütsel çıkarlar uğruna.

 

Gün Zileli

7 Eylül 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI