Kavramlar da öldürücü Olabilir (1) “Uluslararası Topluluk”

 

 

Geçtiğimiz günlerde Habertürk adlı TV kanalında yapılan bir programı izleyemedim ama bir arkadaşım bu tartışmanın yarım saatlik bir bölümünü gönderdi. Ufuk Uras, Yavuz Önen, Bülent Uluer, Alper Taş ve Melih Altınok’un katıldığı bu programın yarım saatlik bu bölümünü izlemem yeterli oldu. Ufuk Uras ve Melih altınok’un “sol” adına söyledikleri gerçekten korkunçtu.

Kavramların, mermiler, füzeler ve zehirli gaz kadar öldürücü olabileceğini gördüm.

Ufuk Uras ve Melih Altınok, “uluslarası topluluğun” “demokrasi” adına Suriye’ye müdahalesini savunuyorlardı. Hem de sol adına.

“Demokrasi adına bir ülkeye müdahaleye edecek” bu “uluslararası topluluk”un ne olduğunu merak eden herhangi biri var mıdır? Sanmıyorum. Bu topluluğun ne olduğunu herkes bilir: ABD, İngiltere, Fransa, Türkiye vb. devletlerinin halihazır hükümetleri; bu devlet ve hükümetlerin emrindeki silahlı kuvvetler; bu devletlerin dâhil olduğu NATO adlı emperyalist pakt.

Peki, bu devletler “uluslararası topluluk”sa, Rusya, Çin, İran, Suriye devletlerinin oluşturduğu blok ne oluyor; işine gelen emperyalist bloku “uluslararası topluluk” ilan edip, işine gelmeyeni diktatörlükler olarak tanıtmak hangi objektiflikle izah edilebilir? Eğer diktatörlük tartışmasına girecek olursak, örneğin Rusya ile Türkiye arasında otoriterlik ve dolayısıyla diktatörlük açısından ne gibi bir fark olduğunu iddia edebilirsiniz? Ya da eğer mesele diktatörlükse, sizin “uluslararası topluluk”unuz içinde yer alan Suudi Arabistan’daki rejimle Suriye’deki rejim arasında niteliksel farklar ortaya koymanız gerekmez mi?

Pek “liberal” ve pek “demokrat” olan bu şahıslar, nasıl oluyor da, bu emperyalist ve yerel hegemonyacı devletlerin başındaki yönetici klikleri otomatikman bu ülkelerde yaşayan ulusların temsilcileri, hatta bırakın temsilciyi, doğrudan doğruya kendisi olarak ilan edebiliyorlar?

Ne zamandan beri emperyalist ve hegemonyacı paktların adı “uluslararası topluluk” oluverdi. Ve bu şahıslar, ne zamandan beri bu tür paktları, hem de sol adına “uluslararası topluluk” olarak ilan eder oldular?

Aynı şahıslar, nasıl oluyor da, bu yönetici kliklerin emperyalist ve hegemonyacı çıkarları için ilan edecekleri bir savaşı ve on binlerce insanın ölümüne yol açacak silahlı bir saldırıyı “uluslararası topluluğun” “demokratik” müdahalesi olarak ilan edebiliyorlar?

Birinci Dünya Savaşı’nı çıkartan bu “uluslararası topluluk”lar değil miydi? Karl Liebknecht, Alman Reichstag’ında savaşı onaylayan savaş harcamalarının aleyhinde oy kullanır, yani “uluslararası topluluk”un emperyalist savaş planlarına karşı çıkarken hata mı yapmıştı; biz bunları yanlış mı öğrenmiştik?

İspanya İç Savaşında “uluslararası topluluk”un bir bölümü (Mussolini ve Hitler) Franko’yu desteklemedi mi; diğer bölümü (İngiltere ve Fransa), Hitler’i Sovyetler Birliği’nin üzerine saldırtmak için her türlü komployu yapmadı mı; Sovyetler Birliği’ni Almanya ile savunma paktı yapmaya sürükleyerek milyonlarca insanın ölümüne yol açan İkinci Dünya Savaşının çıkmasını yakınlaştırmadı mı?

Savaşın bitmesinden sonra Soğuk Savaş’ı başlatan aynı “uluslararası topluluk” değil miydi? Uzak Asya’da, Vietnam’da, Afrika’da, Cezayir’de sömürge savaşları veren, yüz binlerce insanı acımasızca öldüren; Vietnam’da napalm bombasını kullanıp çoluk çocuğu yakan aynı “uluslararası topluluk” değil miydi; ya Latin Amerika’da oligarşik diktatörlüklere destek olan, Şili’de Allende’yi bir askeri darbe ile deviren; Arjantin’deki askeri cuntanın cinayetlerine ortak olan; Yunanistan’daki Albaylar Cuntası darbesini tezgâhlayan; Türkiye’de 12 Eylül darbesine can veren?

Yugoslavya’da iç savaşı körükleyen; bölünüp parçalanan ülkelerde bir tarafın diğer tarafa saldırısını sırf emperyalist amaçları için destekleyen; işine geldiği yerde “demokrasi” deyip, işine gelen yerde en acımasız diktatörlere omuz veren; son olarak Suriye’de, “diktatörlüğe karşı mücadele” adına, en azılı cinayetleri işleyen radikal dinci çeteleri sözde “özgürlük muhalefeti” diye silahlandıran da aynı “uluslararası topluluk” değil midir?

Gerçekten hayret ettim. Ufuk Uras’la tanışmışlığım var. Lahey’deki bir ortak söyleşi de bir arada olmuştuk (bkz: http://www.gunzileli.com/2009/05/20/denhaag-%E2%80%9Ckorfezi%E2%80%9Dnde-bakissiz-bir-kedi-kara/). O zaman milletvekiliydi ama normal bir insan gibi görünüyordu. En azından konuşulabilir bir durumda görmüştüm onu. Kafası politik parti meseleleriyle fazlasıyla meşguldü ve sanırım bugünkü Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin oluşumu için yemekte bile aralıksız kulis atmaktaydı. İnsanlarla ilişki kurma tarzı bana çok politik gelmişti. Kendisi bir politik makine gibiydi, insanlara da birer politik araç gibi baktığı izlenimini edinmiştim. Bununla birlikte, bütün fikir ayrılıklarımıza rağmen konuşulabilecek bir insan olduğu izlenimini edinmiştim. Ya şimdi?

Melih Altınok’u ise hiç tanımıyorum. Epey genç bir arkadaş. Geçmişini bilmiyorum. Pek önemli bir geçmişi olduğunu da sanmıyorum. Birdenbire Taraf’ta ortaya çıkıverdi. Sonra Fetullahçı tasfiyeler sırasında oradan da gitmiş. Şimdi nerededir, ne yapar bilmem ama bu görüşleriyle pek hayırlı bir şey yapacağını sanmıyorum.

Görüldüğü üzere, insanları mermilerden önce kavramlarla öldürmek mümkündür. Örneğin “uluslararası topluluk” türü bir kavram, daha savaş başlamadan çevreye zehirli bir gaz gibi yayılmaktadır. Üstelik bu tür kavramlar sadece hedef aldığı kitleyi öldürmekle kalmaz, öncelikle onu kullananı öldürür.

Ufuk Uras’ı ve Melih Altınok’u manen öldüren budur.

(“Öldüren Kavramlar” bahsine, bu tür kavramlara rastladıkça devam edeceğim.)

 

Gün Zileli

30 Ağustos 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

Ufuk Uras’tan gelen açıklamadır:

 

Slm, yazini simdi gordum. Programin tumunu twitter’a da neyseki atmistim. Programda Suriye’ye askeri mudahaleye neden karsi oldugumuzu, uluslararasi topluluk denildiginde BM’in anlasilmasi gerektigini ve BM’de muzakere edilmeden fiili durum yaratmanin neden yanlis oldugunu anlattim. O yuzden hic aklimdan gecmeyen seyleri benim dusuncem gibi aktarmana ve golge boksu yapmana dogrusu sasirdim.
> HDK’nin ve Yesiller ve Sol Gelecek Partisinin (parti yeni kuruldugu icin yillar onceki Hollanda izlenimlerini de anlayamadim) aciklamalari da zaten ortada.
> Kolayliklar diliyorum.
> Ufuk Uras

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI