İbrahim Özkurt/İnsanlık Yönetilmeye Razı Olduğu Müddetçe Özgürleşemez

 

Yalansız Sitesinden alınmıştır.
 

“Büyük insanlık” Eşitsizliklerin hüküm sürdüğü zamanlardan bu yana durmaksızın isyan etmiş, bazen büyük devrimler bile gerçekleştirmiş olmasına karşın, henüz ÖZGÜR BİR YAŞAM inşa edememiştir.

 

Ben bu yazımla inşa edemeyişin nedenlerini tartışmaya açmak istiyorum. Zira nedenlerini açığa çıkarmadan isyan ve devrimler başarıya ulaşsa dahi, bir süre sonra iktidara gelenler yeniden egemenlik ilişkilerini yürürlüğe koyuyorlar. Özgürlük hep ikinci bir bahara kalıyor.

Marks, topluma siyasi güçlerden çok ekonomik güçlerin hükmettiğini iddia eder. Bu iddia, temsili demokrasinin içselleştiği günümüz emperyalist merkez ülkelerde geçerli olsa da, çevre ülkelerde siyasi güçlerin hükümranlığı daha ağır basar. Dünyanın tüm kapitalistleri (ister merkez, ister çevre ) kendi aralarında müthiş rekabet yaşamaktalar. Merkez ülkelerin egemenleri çevre ülkelerin insan ve her tür doğal kaynağını sömürebilmek için çevre ülkelerin siyasi iktidarlarıyla anlaşır ve rekabet halindeki sermayedarlarına karşı daha güçlü olmasını sağlar.

Dolayısıyla, çevre ülkelerin hemen tamamına yakınının yöneticileri işbirlikçidir. Bu işbirlikçi iktidarlar hem oy aldıkları halktan hem de emperyalist merkezin iktidar ve ekonomik odaklarından güç alırlar. Bu nedenle bizim gibi çevre ülkelerde siyasi güç ekonomik güce göre çok daha hükümrandır. Bu hükümranlık merkezin egemenlerinden ve kendi seçmeninden aldığı güç sayesinde kendi ülkesinin her hangi bir sanayi grubunu batırıp yok etme gücüne de sahiptir. Uzan grubunun başına gelenler, doğan grubunu hizaya getiriş TÜSİAD’ın iktidara teslimiyeti ve Gezi direnişi sırasında ve hala süren hükümetin medyaya baskısı örnek olarak verilebilir.

Türkiye’de 80 yıllık askeri vesayetin ortadan kaldırması bile, AKP iktidarının merkez ülkelerin siyasi ve ekonomik güçleri ile kendi seçmeninden ve hatta liberal soldan aldığı güç sayesinde olmuştur. Söz konusu desteklerin sayesinde AKP’nin başı, 2023 hatta 2071 diyebilmekteydi. Son zamanlarda da sermaye güçlerinin sivil bir faşist diktatörlükten yana olduklarını düşünmüyorum. Halbuki, Tayyip diktatörlüğe doğru yelkenleri çoktan açmıştı. Ne var ki, ÇAPULCULAR tekerine taş koydu.

Kısacası çevre ülkelerde Marks’ın iddiasının tersine, topluma hükmeden temel güç siyasi iktidarlardır.

İster merkez ister çevre fark etmez, ekonomik güçler (egemen burjuvazi ) hükmetmek için devlete ve çıkarlarını koruyan siyasi iktidara ihtiyaç duyar.Özgürlük içinse devlete ihtiyaç yoktur. Yönetenlere ihtiyaç yoktur. O halde özgürleşmek için devleti ve siyasi iktidarı ortadan kaldırmak aynı zamanda ekonomik gücü de (burjuvazi) alt etmek anlamına gelir.

Marksist sol, yaşanan büyük devrimler sonunda siyasi iktidarı ele geçirip, burjuvazinin hükümranlığına son vererek insanlığı özgürleştirmeyi denedi ise de başaramadı. Sovyet bloğunun çöküşü, Çin’de ise iktidarın dönüştürücü gücü Marks’ın söz konusu görüşünün yanlışlığının kanıtı diye okumak sanırım yanlış olmaz.

Hâsılı; Yaşadıklarımızdan da öğrendik ki, devlet iktidarını ele geçirerek özgürlük sağlanamıyor. Zira İktidar demek kendi gibi düşünmeyenlere karşı diktatörlük demektir. Türkiye, Mısır, Suriye, Tunus vb. özellikle tüm çevre ülkelerde halk adeta ikiye bölünmüş vaziyette. Hangi kesimin temsilcileri iktidar olursa olsun halkın diğer bölümüne karşı diktatörlüğünü işletmek zorunda. Aksi durumda muktedir olamaz. Üstelik tüm iktidarlar (özellikle de çoğunluğun desteğini alanlar) bir süre sonra tüm halka karşı diktatörlüğe dönüşür. Yani kendisini iktidar yapanlara da. Unutulmasın ki, devleti yönetenler halkın tüm kesimlerini ehlileştiremezse iktidarını yitirmekle karşı karşıya kalır.

Gezi isyancılarının hiçbir siyasi parti ya da organizasyonla bağı olmayanlarının, (sayıları %69) tüm siyasi partilere ve dünya âleme verdiği mesaj “”BİZİ YÖNETMEYE KALKMAYIN! BİZ YÖNETİLMEK İSTEMİYORUZ”” oldu diye düşünüyorum.

Yaşanan tüm pratiklerden ve GEZİ isyanından çıkarılabilecek sonuç;

İnsanlığın yönetilmeye razı olduğu müddetçe özgürleşemeyeceği gerçeğidir.

O halde büyük insanlık ne yapıp edip, yönetilmemek için devlet aygıtını parçalamak ve giderek yok etmek zorunda.

Günümüzde 220 kadar ulus devlet mevcut. Bence öylesine örgütlenmeliyiz ki,ilk amacımız 220 ulus devleti 22 000 özerk yapıya bölmek olmalı.

BU 22 000 özerk yapının içinden de, yaşam ve çalışma alanlarında olmak üzere on binlerce komünal konseyler inşa ederek ve doğrudan demokrasiyi işleterek her tür egemenlik ilişkilerini sonlandırıp özgürleşmek… (Gezi ruhunun tam da bu olduğu ayan beyan ortada değil mi?)

Bütün mesele komünler ve 22 000 özerk yapı arasında koordinasyonları kurmak. Küçücük dünyamızda birlikte düşünmeyi, birlikte üretmeyi, birlikte paylaşmayı ancak böyle başarabilir ve tüm egemenlik ilişkilerini sonlandırabiliriz.

Kürt özgürlük mücadelecileri son zamanlarda özerkliği adeta rafa kaldırmış görünüyorlar. Oysa gezi isyanı özerklik projesi ile çatışmıyor, aksine örtüşüyor. Bu konuda bir yanıt bekleme hakkımızın olduğunu düşünüyorum.

Bu parantezden sonra konuyu gerçekçi çözüm olarak gördüğüm ÖZERKLİĞE taşımak istiyorum.

Bence özerk birimler, burjuvazinin ulus devlet aracılığı ile yürüttüğü iktidarını ve her tür egemenliğini, sömürüsünü ortadan kaldırabilir. Özerk birimlerle her tür özelleştirmeyi ve yarattığı tahribata son verilebilir. Her tür yeni yatırımı engellenir. (Özellikle ve ivedilikle Maden, HES, Taş ocağı, Nükleer santral gibi) Kooperatifler aracılığı ile ortak üretim yapılır. Özerk birimler mevcut işletmeleri uhdesinde toplar. Her tür güvenlik sorununu kendi içinde çözer. Asker ve askerlik diye bir kavram ortadan kaldırılır. Üstelik her bir özerk birim, özgün kültürünü yaşar. Ne kimseye benzemek için çalışır ne de kimseyi kendisine benzetmeye… İçindeki her tür farklılıklar (dil, din, ırk, cins) giderek ortadan kalkar ve insan kimliğinin dışındaki tüm alt kimlikler zaman içinde sönümleşir.

Haydi GEZİ! Özerk ve komünal konseylerin üretimini tüm insanlığın gündemine sok! Sok ki, özgürlüğe hep birlikte yelken açılabilsin. Bunu başarabilirsin. TAKSİM, su taksiminin yapıldığı alandı. Sen özgürlük düşünün taksimini de (Özerk birimleri ve komünal konseyleri) TAKSİM den tüm dünyaya taksim edebilirsin…

Share this:

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI