Gezi Hareketi Notları (2) “Hükümet İstifa”Sloganının Yanlışlığı

Gezi Hareketinin temel sloganlarından biri olmasa da, hareketin daha çok ulusalcı bileşenleri tarafından zaman zaman atılan, ulusalcı olmayan arkadaşların da yer yer katıldığı ve TKP (hareket içinde daha çok “Boyun Eğme” logosuyla tanınır) tarafından imza kampanyasına da dönüştürülen “Hükümet İstifa!” sloganının hatalı bir slogan olduğunu düşünüyorum.

Bu slogan, hareketin önde gelen hedeflerinden olan AKP hükümetine dikkat çekmesi açısından işlevsel olmakla birlikte sınırlayıcıdır da aynı zamanda.

Hedefi AKP hükümetiyle sınırlayan bir slogandır. AKP hükümeti istifa edip yerine bir başka hükümet, örneğin CHP hükümeti kurulsa ne olacaktır ki. CHP hükümeti ya da bir başka hükümet işbaşına geldiği zaman aynı neoliberal politikaları yürütmeyecek midir?

Ayrıca bu slogan, hükümetten istifa etmesini istediği için düzen içi bir talep olarak reformisttir de. Eğer dikkat illa siyasal iktidara çekilmek isteniyorsa, bu, bir istifa talebi olarak ileri sürülmemeli, tersine AKP iktidarına karşı olan halkın devrimci hedefi olarak ortaya konmalıdır. Bu durumda doğru slogan, “yıkılsın AKP diktatörlüğü” olabilir.

Bunun ötesinde, bence Gezi hareketinin hedefi bir iktidar değişikliği değil, sistem değişikliği olmalıdır ki, bu da iktidar mücadelesinden geçmez. Kısaca belirtmem gerekirse, sistem bir iktidar değişimiyle ya da iktidarın alınmasıyla değişmeyecektir. İktidarın alınması yoluyla sistemin değiştirilmesi yolu geçtiğimiz iki yüz yılda defalarca denenmiş ve her seferinde başarısız olmuştur. Ya iktidar ele geçirilemeden devrimci hareket bastırılmış ya da devrimci hareket iktidarı ele geçirince sistemi değiştirmek yerine kendisi yozlaşmış ve sistemin yürütücüsü durumuna gelmiştir. Artık bu yol terk edilmelidir.

Peki nasıl olacaktır? Gezi hareketinin Gezi Parkı’nda iki hafta boyunca küçük bir pratiğini ortaya koyduğu gibi, bu, iktidarın ve sistemin gücünü kısıtlayan özgürlük alanları yaratarak olacaktır. Elbette sistem ve iktidar yerli yerinde durduğu için bu özgürlük alanları geçici ve değişkendir, durmadan yer değiştirir ama insanların özgürlük iradesi var olduğu sürece bu tür özgürlük alanları sürekli yaratılabilir. Bu özgürlük alanları, temsili demokrasinin değil, doğrudan demokrasinin alanlarıdır. Bu özgürlük alanlarında sistemin ve iktidarın yasaları işlemez, para da geçerli değildir. Bambaşka insan ilişkileri ve bambaşka bir kültür geçerlidir. Bu, aynı zamanda temsili sisteme karşı bir ikili iktidar durumudur. Sistemin iktidarı temsili politik iktidardır, özgürlüğün iktidarı, özgürlük isteyen insanların kendi iradeleriyle yarattığı özgürlük alanlarıdır. Özgürlük alanları ne kadar yaygınlaşırsa iki iktidar türü birbiriyle bir denge durumuna girer ve uzun vadede, toplumsal devrimin kendi özgürlük alanlarını yaygınlaştırılmasıyla temsili iktidar zayıflar ve sonunda toplum çapında iktidarsız bir iktidara dönüşerek yok oluşa doğru gider. Bugünkü toplumsal devrimin yolu budur.

Bu, aynı zamanda toplumsal devrimin ve özgürlük alanlarının temsili demokrasi oyununu toptan reddetmesi anlamına da gelir. Bu bakımdan, bugün Gezi hareketi içinde tartışılan, AKP iktidarını yenilgiye uğratmak için hangi partiye oy verilmesi gerektiği ya da yeni bir seçim alternatifi yaratılması türü görüşler de yanlıştır. Toplumsal devrim, seçim oyununa katıldığı an kendisini iptal etmiş ve yeniden temsili iktidar alanına dâhil edilmiş ya da soğurulmuş demektir.

Bu böyle olmakla birlikte, temsili demokrasinin dışında olmayı mutlaklaştırmak da bir başka yanlış olacaktır. Örneğin önümüzdeki Mart ayında mahalli seçimler var. Mahalli seçimler de temsili seçimler alanına dâhil olmakla birlikte, özgürlük hareketi mahalli düzeydeki belediyeleri belirleyen bu seçimlere bütünüyle bigâne kalamaz ve kalmamalıdır. Örneğin, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi seçimleri AKP diktatörlüğüne bir darbe indirmek açısından önemli bir fırsat olabilir. Eğer AKP’nin Büyük Şehir Belediye adayının karşısına CHP ve BDP’nin ittifak halinde anlaşacağı Sırrı Süreyya Önder gibi bir aday çıkartılabilirse, AKP’nin Büyük Şehir Belediye adayını yenilgiye uğratmak için en azından bir şans doğmuş olacaktır. Böyle bir adaya hep birlikte destek verilirse AKP adayı seçimi kaybedebilir ve bu, AKP diktatörlüğünün temsili alanda da yıkılmasının yolunu açabilir. AKP diktatörlüğü yıkıldığında yerine elbette bir başka düzen partisi, örneğin CHP gelecektir ama bu, aynı zamanda toplumsal devrimin de önemli bir zaferi anlamına gelecek ve CHP iktidarı AKP’nin ve devletin diktatörlük fonksiyonlarını üstlenip yerine getirinceye kadar toplumsal devrim özgürlük alanlarını yaygınlaştırmak ve pekiştirmek için zaman ve olanak kazanmış olacaktır. Belki o zaman ikili iktidar daha eşit güçlerin dengesine kavuşacaktır. Bundan sonra toplumsal devrim ve özgürlük alanları, muhtemelen devletin yeni yürütücüsü yeni iktidarla çatışacaktır ama bu çatışma daha ileri bir mevziden sürdürülecektir.

 

Gün Zileli

22 Temmuz 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI