Gezi Hareketi Notları (1) Gezi Hareketi ve Kürt Hareketi

 

 

Gezi hareketi başladığından beri bu sitenin “Konuk Yazılar” bölümüne Demir Küçükaydın’ın altı yazısını aldım. Gezi Hareketi üzerine en çok yazan yazarlardan biri olan Demir’in buraya aldığım yazılarının hepsi de, Kürt hareketini Gezi hareketine katılmaya ikna etmeyi amaçlayan yazılardı.

Demir Küçükaydın, 68 döneminden arkadaşım olur. O Marksisttir, ben ise, eski Marksist, 1992 yılından beri de anarşistim. Aramızda birçok fikir ayrılığı vardır. Zaman zaman Özgür Üniversite’deki tartışmalarda yüz yüze de tartıştığımız oldu. “Reeldemokrasinin Üç Temeli” başlığı altında (bu sitede bulunmaktadır) yer alan tartışmalara bakabilirsiniz. Ayrıca, benim, Demir’in Tersinden Atatürkçülük kitabını eleştirdiğim “Tersinden mi, Düzünden mi” başlıklı yazımda da aramızdaki farklılıkları okumak mümkündür.

Bu fikir ayrılıklarına rağmen, Gezi hareketinin özgürlükçü ruhu ve Kürt hareketinin Gezi hareketi içinde yer almasının büyük önemi konusunda Demir’le anlaşıyoruz. Zaten bu konudaki altı yazısını siteye taşımamın sebebi de budur. Ancak bu yazıları siteye koymam, takdir edilmelidir ki, bu yazılara satırı satırına katıldığım anlamına gelmemektedir. Özellikle de, Demir’in, Öcalan konusunda devam eden iyimserliğine hiç ama hiç katılmıyorum.

Hapiste bulunan insanları eleştirmekten genelde hoşlanmadığım için, nasıl D.Perinçek hakkındaki eleştirilerimi mümkün olduğunca geri planda tutmaya çalıştıysam, A.Öcalan konusunda da aynı şeyi yapmaya çalıştım. Ne var ki, bazen insan, istemeye istemeye eleştirilerini ya da o kişi hakkındaki olumsuz kanaatlerini yazmak zorunda kalıyor. Bu yazıda da asgari düzeyde bile olsa bunu yapmak zorunda kalacağımı hissediyorum.

Demir Küçükaydın’ın, Kürt hareketini Gezi hareketine katılmaya teşvik yönündeki çabalarını tamamen desteklemekle birlikte, bu konuda iyimser olmadığımı belirtmeliyim. Kısaca ifade edecek olursam, çok önemli bir değişiklik ya da sarsıntı ve Kürt siyasal hareketinin bugünkü çizgisinde temelden bir değişiklik olmadığı sürece, Kürt siyasal hareketi, bugüne kadar olduğu gibi, Gezi hareketini dışarıdan gözlem altında tutmayı ve katılmama tutumunu sürdürecektir.

Neden?

Çünkü, birincisi, Kürt siyasal hareketinin kahramanlık ve plebyenlik dönemi sona ermiş ve hareket, AKP ile de yakın bağlara sahip olan Kürt burjuvazisinin denetimine girmiştir. Bir başka yazımda da belirttiğim gibi, hareket artık, canından başka verecek bir şeyi olmayan fakir Kürt köylü gençlerinin değil, Ensarioğulları gibi Kürt burjuvalarının etkisi altındadır. Bu ana yönelimin legal plandaki temsilcileri Sırrı Sakık ve Ahmet Türk gibi politikacılardır.

İkincisi ve daha önemlisi, gerçekten de bir reelpolitika ustası olan Abdullah Öcalan, Demir Küçükaydın hâlâ görmek istemiyor ama, hareketi artık Kürt burjuvalarının denetiminde (elbette kendi liderliği altında) sürdürmeye karar vermiştir. Abdullah Öcalan’ın MİT başkanıyla yaptığı görüşmelerin anlamı da budur. Kürt burjuvazisiyle AKP burjuvazisi, Kürtleri eh işte, biraz olsun yatıştıracak göstermelik haklar ve Kürt burjuva politikacılarına parlamentoda biraz daha yer açacak ödünler karşılığında Kürt hareketini toplumsal devrimden kopartıp neoliberal sistemin yedeğine takmak konusunda anlaşmışlardır. Bu anlaşmanın baş mimarı, yukarıda adını verdiğim Kürt politikacılardan da önce, Abdullah Öcalan’dır. Öcalan’ın “Gezi hareketini selamla”yıp, AKP iktidarı aleyhinde tek olumsuz laf etmemesinin sebebi de budur.

BDP, zaten Kürt burjuva politikacılarının etkisi altına çoktan girmişti. Abdullah Öcalan’ın sözünü ettiğimiz yönelimi bunu iyice pekiştirmiş bulunuyor. BDP’den bundan sonra devrimci çıkışlar beklemek ham hayaldir. BDP, bundan sonra, kendi içindeki, Sırrı Süreyya Önder gibi devrimci unsurları kenara itekleme pahasına AKP ile ittifak ve Gezi hareketine sırt çevirme çizgisini sürdürecektir.

PKK’nın, plebyen çizginin terk edilmesinden en çok rahatsız olan kesim olduğu düşünülebilir. Ne var ki, bu örgüt de Öcalan’ın monolitik yönetimi altında ve lider kültüne bağlı olduğundan, ufak tefek rahatsızlık ifadelerinin ötesinde, bugün belirlenmiş olan, sistemle işbirliği çizgisine başkaldıracak durumda değildir.

Dolayısıyla, açıkça görelim ki, Kürt siyasal hareketi limandan demir almıştır ve gittikçe uzaklaşmaktadır. Bir süre sonra görüş ufkumuzdan çıkacağı bile düşünülebilir. Galiba mendillerimizi çıkarıp bu eski dosta sallamaktan başka bir şey gelmeyecek elimizden.

Evet ama bu, Gezi hareketinin, Türk ulusalcılarına mahkûm olması ve Kürt halkıyla arasının açılması anlamına mı gelir? Kürt siyasal hareketi veya BDP, Gezi hareketine katılsaydı çok iyi olurdu ama bu olamadı diye karalar bağlamaya gerek yok. Başka olanaklar da var.

Bir kere, Gezi hareketinin içinde, Kürt düşmanı ulusalcılara karşı önemli ağırlıklar var. Bu ağırlıkların en başında, Gezi hareketinin özgürlükçü ruhu geliyor. Bu özgürlükçü ruh başından itibaren Kürt düşmanlığını mahkûm etmiş, Kürtlere yönelik ulusalcı tepkilerle arasına önemli bir mesafe koymuş, Lice olayında olduğu gibi, Kürtçe sloganlar eşliğinde halkların kardeşliğini ilan etmiştir. Bunun ötesinde, Gezi hareketinin içindeki Marksist solun ve anarşizmin ağırlığı da önemlidir. Marksist sol, T.C. devletine karşıtlık temelinde Kürt hareketini ve Kürtleri her zaman kollamış, ona yapılan saldırılara karşı durmuştur. Keza Gezi hareketinin ruhuna önemli katkısı olan anarşizmin eşitlikçiliği ve özgürlükçülüğü de başından itibaren Kürtlerle el ele olmuştur. Gezi hareketinin ana kitlesi ve gençler, Kürt düşmanlığına asla prim vermemektedir. Bunların hepsinden de önemlisi, Gezi hareketinin içinde çok önemli bir Kürt genç nüfusunun aktif olarak yer almasıdır.

Kürt hareketinin Gezi hareketine katılmıyor oluşu Kürtlerin de katılmadığı anlamına gelmez kesinlikle. Hayır, hiçbir şekilde gelmez. Gezi hareketi, yarattığı sarsıntıyla nasıl bütün siyasal hareketleri dikeyine ve yatayına bölmüş ve yine dikeyine ve yatayına başka bileşenler yaratmışsa, aynı şeyi Kürt mücadelesinde de gerçekleştirmiştir bir bakıma.

Kürt politikacıları ve Kürt burjuvazisi AKP saflarına!

Kürt gençleri ve emekçileri Gezi Hareketinin saflarına!

 

Gün Zileli

18 Temmuz 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI