Devrim Kitlelerle Yaşar… Silah Devrimi Öldürür…

 

 

Mısır Devrimi’nin bugünkü seyrine geçmeden önce, dünya devrimler tarihinin derslerine kısa bir yolculuk yapmamızda fayda var.

Fransız devrimi, Paris yoksullarının kitlesel ayağa kalkışıyla ve Paris’teki yüzlerce halk kulübünde örgütlenmesiyle başladı ve devam etti. Aynı devrim, Jakobenlerin ordu ve polis gücü örgütlemesiyle yozlaştı ve karşıdevrime dönüştü. Avrupa içlerine doğru ilerleyen Napolyon orduları Fransız devriminin değil, karşıdevriminin taşıyıcılarıydı.

1830, 1848 ve 1871 Paris Komünü devrimleri, büyük kitlesel ayaklanmalarla hayata geçti. Doğrudan silahlı güçlerle bastırıldı.

1917 Şubat-Ekim devrimi, keza büyük kitlesel ayaklanmaların ürünüydü. Bu ayaklanmaların sonucunda iktidarı ele geçiren Bolşevikler, batılı devletlerin güdümlediği karşıdevrimci Beyazlarla iç savaşa giriştikleri an devrim de kaybedilmiş oldu. Bizatihi Bolşevikler silahlı bir gücün örgütleyicisi olarak yozlaştılar ve kitleler üzerinde baskıcı bir güç haline geldiler.

İspanya 1936 devrimi, muazzam bir kitlesel devrimdi. Anarşistler bu devrimin itkisiyle ön plana çıktılar. Faşistlerin başlattığı iç savaş giderek kitleselliği geri plana itti ve silahı ön plana çıkarttı. Bunun kaçınılmaz sonucu, cumhuriyetçilerin düzenli ordu örgütlenmesine gitmesiydi. Bu göreve, cumhuriyetçi saflardaki en karşıdevrimci güç olan Stalinistler talip oldu ve salt bir özsavunma örgütlenmesi olan anarşistlerin (CNT-FAI) ve devrimci komünistlerin (POUM) milis güçlerini zorla dağıtarak devrimi sona erdirdiler. Devrim ve kitlesellik, Franko daha bütün ülkeye hâkim olmadan, Stalinist silahlı güçler tarafından yozlaştırılmış ve sona erdirilmişti.

1968 dünya devrimi, en büyük devrimci destanlarını kitlesel kalkışmalarla ve dönüşümlerle yazdı. Devrimin yenilgiye gitmesiyle birlikte ortaya çıkan dar silahlı örgütlenmeler aslında 1968 kitle devrimlerinin ölüm çanlarının çaldığının da habercisiydi.

Yaklaşık dört yıldır içinde yaşadığımız son devrimler kuşağına bakacak olursak aynı şeyi görürüz.  Mısır ve Tunus devrimleri silahlı mücadeleye dönüşmeyip kitleselliklerini korudukları ölçüde devrimci canlılıklarını, kitleselliklerini ve yeni devrimci atılımlar yapma şanslarını korudular. Buna karşılık, Libya ve Suriye’deki ayaklanmalar, dış güçlerin de müdahalesiyle kısa sürede silahlı mücadeleye dönüşünce anında yozlaştı ve bu iki ülkede devrimler kitleselliğin sona ermesiyle birlikte hızla görüş ufkundan kaybolup gitti. Devrim, iç savaşlarda akan kanda boğuldu.

 

Bundan iki yıl kadar önce “Şimdi Sıra Kadetlerin Devrilmesinde” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıda, Rusya’da, Şubat Devrimi’nden sonra Geçici Devrimci Hükümette yer alan, burjuvazinin ana gövdesinin temsilcisi Kadetlerle, Mısır’da, Mübarek’in devrilmesinden sonra iktidara gelen Müslüman Kardeşler (İhvan) arasında özdeşlik kuruyor ve İhvan’ın da yeni bir halk hareketiyle devrileceğini söylüyordum. Bu, öngördüğüm kadar kısa bir sürede değil ama iki yıl içinde gerçekleşmiş oldu.

Şimdi AKP yanlısı medya, Mısır’da ordunun “demokrasiye karşı darbesinden” söz ediyor. Oysa gerçek durum bu değil. Olay şudur: Silahlı mücadele tuzağına düşmeyen halk hareketi, Mübarek’i nasıl devirdiyse, Mısır’daki egemen düzenin temsilcisi İhvan’ı da aynı şekilde, kitle hareketiyle devirmiştir. Yani Müslüman Kardeşleri deviren, ordu değil, devrimci halk hareketidir. Ordu, halk hareketinin bütün sistemi silip süpürme ihtimalini gördüğü için, düzeni kurtarmak üzere Mürsi’yi uzaklaştırmak zorunda kalmıştır. Kısacası, bu bir askeri darbeden çok, ordunun düzeni korumak için yaptığı bir müdahaledir. Karşıdevrimin silahlı gücü olan ordunun devrimi durdurmak ve yatıştırmak için bundan başka çaresi yoktu.

Şimdi sıra, Türkiye’de görüldüğü gibi, sivil diktatörlere yol açmaktan başka bir anlamı olmayan “vesayet rejimi”nin sona erdirilmesinde değil, düzenin geri plandaki gerçek temsilcisi ordunun parçalanmasındadır. Suriye’de olduğu gibi, bizatihi devrimi yozlaştıracak silahlı mücadeleyle değil, kitle mücadelesiyle. Mısır’daki devrim bu aşamadan sonra bunu başarabilirse ilerleyecek, başaramazsa da ordu denen silahlı güç tarafından bastırılacak ve dağıtılacaktır.

İster devrimcilerin, ister karşıdevrimcilerin elinde olsun, silah, devrimin yozlaştırıcısı ya da bastırıcısıdır.

Devrimci kitlesellik, sağlıklı, gürbüz bir devrimin tek garantisidir.

 

Gün Zileli

4 Temmuz 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI