İhtimaller…

 

Her katliam ya da suikasttan sonra kafamızı patlatır, bu işi kimin yapmış olabileceği konusunda spekülasyonlar üretiriz. Bu spekülasyonlar, her ne kadar iyi niyetliyse de çoğunlukla ideolojik tercihlerimizin etkisinden kurtulamazlar. Politik liderler nasıl, olayın hemen ertesinde politik tercihlerine göre açıklamalarda bulunup politik rakiplerine veryansın ederlerse, bizimki de benzer bir şeydir aslında.

Böyle bir hastalıkla malûl olsak da spekülasyon ve tahminlerde bulunmaktan alamayız kendimizi. Bu da son derece doğaldır. Ama şunu da biliriz: Spekülasyonlarımız spekülasyon olarak kalmaya mahkûmdur. Çünkü bireysel cinayetler ortaya çıkarılır ama devlet yönlendirmeli örgütlü cinayetlerin ortaya çıkarılması neredeyse imkânsızdır. Ben böyle bir örnek hatırlamıyorum. Siz hatırlıyor musunuz?

 

Şimdi gelelim Reyhanlı katliamına.

Bence Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye gitmeden önce söylediği şu kısa cümle olaya ışık tutacak nitelikte:

“Burada emniyet ile istihbarat arasında bir kopukluk olabilir.”

Ne demek bu?

Bence şu demek: Bombalama olayından MİT haberdardı. O sırada “elektrikler kesik” olmadığına göre, ya MİT, olaydan Emniyet Teşkilatını haberdar etmedi ya da haberdar etti ama Emniyet Teşkilatı gereğini yapmadı. Bu durumda devletin iki teşkilatından biri, bizzat Başbakanın beyanıyla, açıkça zan altındadır.

Bu durumda, bombayı kimin patlattığı konusu net bir şekilde ikinci plana düşmüş oluyor.

Buna rağmen, bu konuda da biraz fikir yürütebiliriz.

Birinci ihtimal, bombanın Suriye istihbaratı tarafından patlatıldığıdır. Ben şahsen bunu tamamen ihtimal dışı görmüyorum, çünkü Suriye istihbaratının, bütün istihbarat teşkilatları gibi böyle şeyler yapması muhtemeldir. Evet, şu anda Suriye hükümetinin bunu yapması görece daha az ihtimaldir. Zor durumda olan Suriye hükümeti neden böyle bir saldırıyla zaten istim üstünde olan Türkiye’yi daha fazla kışkırtsın? Evet ama savaş savaştır ve savaşan tarafların her zaman normal mantığa göre kararlar almadığı bilinmektedir. Yine de ben patlama olayını Suriye hükümetinin örgütlemiş olmasına ancak yüzde yirmi oranında ihtimal veriyorum.

İkinci ihtimal, bombayı doğrudan AKP iktidarının patlatmış olmasıdır. Bilinen bazı mantıki nedenler, böyle bir ihtimali tamamen dışlamıyor ama bana kalırsa şu somut durumda AKP iktidarının böyle büyük bir patlama olayını örgütlemiş olması, neredeyse tamamen ihtimal dışıdır. Neden mi? Çünkü bu patlama olayı herkesten fazla AKP iktidarına zarar vermiştir. AKP iktidarı, Türkiye’yi savaşa sürüklediği gibi ciddi bir suçlama altındayken, bu suçlamayı ayyuka çıkaracak böyle bir eylemi neden örgütlesin? Vatandaşlarının hayatını koruyamayan bir hükümet konumuna düşmesine yol açacak bir bombalamayı neden kendi eliyle yapsın? Bence imkânsız bir şey bu. İdeolojik önyargılardan sıyrılıp olaya biraz uzaktan ve soğukkanlı bir şekilde baktığımız zaman bunu görmemiz işten bile değil.

Üçüncü ihtimal, bombalama olayını Suriye muhaliflerinin örgütlemiş olmasıdır (aman ha, Türkiye’ye sığınmış gariban Suriyeli mültecilerden kesinlikle söz etmiyorum ve onlara yönelik düşmanca ulusalcı tepkiyi de kesinlikle onaylamıyorum). Suriyeli muhaliflerin örgütleri, Türkiye’yi savaşın içine daha fazla çekmek ve daha fazla destek sağlamak için böyle bir olayı pekâlâ örgütlemiş olabilirler. Bu örgütler şu anda bir ölüm kalım savaşı içindedirler ve lehlerine bir durum yaratmak için her şeyi göze alabilirler. Bu üçüncü ihtimal, şu anda en baskın ihtimal olarak görünüyor.

Yani kısacası, muhalifler bombayı patlattı ve AKP iktidarının istihbarat örgütleri içinde yuvalanmış bir kesim olayı istihbar ettiği halde kasıtlı olarak iktidarı uyarmadı ve bombanın patlamasını sağladı.

Eğer durum böyleyse, bunu yapan kesim bir taşla iki kuş vuracağını hesapladı:

Türkiye, hem Suriye’nin üzerine sürülecek, hem de AKP iktidarı iyice zor duruma düşürülmüş olacaktı.

Siyasi çıkarın karşısında insan hayatlarının hiçbir değeri yoktur.

 

Gün Zileli

15 Mayıs 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI