Thatcher’i Cehennemin Dibine Yollarken…

 

Bugün o cadının cenazesi kaldırılıyormuş. Ölünce, “Yaşasın Thatcher’in Ölümü” diye başlık atmıştım. Bazı arkadaşlarımız bunu yadırgadılar. Tüm iyi yüreklilikleriyle “ölünün ardından böyle konuşulur mu?” diye tarizde bulundular. Hem de öyle bir konuşulur ki… Ona az bile… Bazıları daha da ileri gidip ideolojik tercihlerini ortaya koydular: “Hür teşebbüs yoluyla ülkeyi çöküşten kurtardı” dediler. “Hür” sözcüğünün bu kadar kötü bir kullanımı olabilirdi. “Dizginsiz sömürü yoluyla” deselerdi daha doğru söylemiş olacaklardı. “Ülkeyi çöküşten kurtardığı” ise hem palavra hem de yanılsamadır. Yüz yıldır çöküş içinde olan Britanya imparatorluğunu kimse çöküşten kurtaramaz. İngiltere tam bir “corruption”, yani yozlaşma ve soygun ülkesidir. Muhafazakâr Tory’lerle Labour el ele gerçekleştirir bu soygunu ama Tory’ler İngiltere’nin sınıfsal kast sisteminin en üst katmanında yer alırlar. Okullarıyla, kulüpleriyle vb. gerçekten ayrıcalıklı bir kasttır bunlar. Thatcher onların dişi papasıydı. İngiltere bugün hâlâ bütünüyle çökmemişse bunun nedeni Thatcher’in soygun ve sömürü politikası değil, dünyanın dört bir yanından İngilizce öğrenmeye gelen genç insanların İngiltere’ye bıraktıkları sıcak para ve aynı zamanda bu genç kitlenin sırtından yapılan ucuz emek sömürüsüdür.

Londra’yı gözlerimin önüne getiriyorum şimdi. Haringey’in, Hackney’in, Totenham’ın, White Chapel’in, Leyton’un dışlanmış, yoksul çocuklarını düşünüyorum. O toplumda onların önünde hiçbir yaşama şansı yoktur. Kaderleri daha doğuştan çizilmiştir. İşçi olabilmek bile bir şanstır onlar için. İngiltere, Türkiye’den tahayyül edemeyeceğimiz keskin bir sınıfsal bölünme toplumudur. O yoksul semtlerde doğan çocuklar sırtlarında bu yoksulluğu ömürlerinin sonuna kadar taşımak zorundadırlar. Dilleri bile farklıdır. Özel Tory okullarında yetiştirilmiş Tory çocukları Oxford İngilizcesi konuşurlar. O yoksul çocuklar bu dilden konuşan birini gördüklerinde tüyleri diken diken olur. İngilizceyi BBC dinleyerek öğrenmiş bir arkadaşımı günün birinde Haringey Solidarity Gruptan (HSG) arkadaşlarla tanıştırdığımda, Haringey’in yoksul çocukları, arkadaşıma tuhaf tuhaf bakmış, BBC İngilizcesi konuşan arkadaşımın neyin nesi olduğunu anlamaya çalışmışlardı. Arkadaşım durumu fark edip, “kusura bakmayın, İngilizceyi BBC dinleyerek öğrendim de” diye açıklama yapmak gereğini duymuştu. Bunun üzerine rahatlamıştı Haringey’liler. Öyle umuyorum ki, bu arkadaşlar bugün Thatcher’a, “iyi bir uğurlama töreni” düzenleyeceklerdir.

Stalin, totaliter devletçiliğin ilk kurucu iradesiyse, Thatcher de otoriter devletçiliğin kurucu iradesidir. Bu ikisi fiziksel olarak artık bu dünya yüzünde olmasalar da acımasız sömürücü ve baskıcı devlet ve sistemleriyle karşımızda durmaktadırlar. Stalin politik alanda nasıl baskıcı bir sistem kurmuşsa, Thatcher da aşağı yukarı aynısını ekonomik alanda yapmıştır.

Kendisini cehennemin dibine yollarken günün birinde sisteminin de aynı akıbete uğrayacağını düşünerek gönlümüzü ferah tutalım.

 

Gün Zileli

17 Nisan 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI