Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu’nun “Barış Süreci” Üzerine Açıklaması

Barış sevincine ortak olmak, rengimiz ile katılmak isterdik 

Sayın Başbakan

Yıllardır süren Kürt ve Türk halkının kardeş kanına dur demek için ortaya güçlü bir irade koydunuz. Bu tarihi girişiminiz ile başarılı bir barış gelir mi bilemeyiz, ancak kardeş kavgasına son verme uğraşınız dahi büyük bir cesarettir. Bizler, bu cesaretinizden dolayı sizleri kutlamak istiyoruz. 
Bunun politik bir manevra olmadığını umut ediyor ve bu vesile ile Dersimliler olarak beklentilerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz.

Sayın Başbakan

Anadolu ve Mezopotamya topraklarının en yaralı yanı Alevi / Kızılbaş yanıdır. Yani bir yanıyla Dersim’dir. İsterdik ki, bu barış girişimlerinde yer alalım, çaba gösterelim. Hürriyet ve özgürlük bayrağını sizlerle beraber, özgür, eşit ve her yönüyle demokratik bir toplum yaratmanın vesilesi kılalım. Ancak ne yazık ki bu süreçde bizim adımız dahi geçmiyor. Eşit haklar, eşit vatandaşlık, demokratik hak ve özgürlük söylemleri yerine, Sunni-İslam değerleri temelinde bir barış yapacağız izlenimi bizleri endişelendiriyor.

Söylemlerinizde „İslam Bayrağı“, „Çaldıran’dan Çanakkale’ye“ ve „ortak tarihe“ vurgusu yapmaktasınız. Doğrudur ortak bir tarihiniz var ancak unutmayın ki bu ortak tarihin mağdurları da var. Sizin bu vurgulamalarınız, mağdurların yaşadıkları o acı trajedileri yeniden hatırlatmaktadır. 

İnsanın yaradılışına aykırı olarak „Tek dil, tek millet“ yaratmak isteyenler milyonlarca insanın gözyaşına ve ahına vesile oldukları gibi „tek inanç“, Sunni İslam girişim de korkarız ki büyük acılara neden olur. Çözüm tekçilikte değil, herkesi olduğu gibi kabul etmekte yatıyor. Sizin de pek çok kez vurguladığınız gibi etnik ve kültürel farklılıklar ülkemizin zenginliğidir. Bu farklılıkların resmen tanınması ve anayasal güvence altına alınması toplumsal barışa hizmet edecektir. Etnisitesi, kültürü, dini ve dili ne olursa olsun devletin tüm vatandaşlarına eşit davranması uygarlığın gereğidir. İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti yönünde atacağınız adımlar bu hassasiyetleri göz önünde bulundurursa ancak gerçek demokrasiye ve barışa hizmet edecektir. 

Sayın Öcalan

Barış`ın sağlanması için, silahların susması ve hak arama mücadelelesinin şiddetden arındırılması yönünde ortaya koydugunuz iradeyi çok anlamlı buluyor ve destekliyoruz. Bu vesile ile beklenti ve sitemimizi sizin ile de paylaşmak istiyoruz. Atalarının tarihte maruz kaldıkları mezalime isyan eden binlerce yiğit Dersim evladını Kürt hareketine katıldı. Mazlum Kürt Halkının çektiği acıları en iyi Dersim anlar. Dersim, tarihde her zaman mazlumların sığınağı olmuştur, olmaya da devam etmektedir.

Siz hem Kürt hem de Türk tarihini bilirsiniz. İdris-i Bitlisi ve Yavuz Sultan Selim arasındaki ittifakın Anadolu Alevilerine yaşattıklarını bilmeyen biri değilsiniz. Kemalist Cumhuriyetin Dersime büyük acılar ve felaketler getirdiğini çok iyi bilirsiniz. Dersim’de yaşananlardan habersiz olamazsınız. Ortak mücadele, birlikte kurtuluş“ diye yola çıktınız. Ancak gelinen süreçte tek klime ile „Dersim`den ve Alevilerden bahsetmediniz. „İslam bayrağı altındaki ortak yaşam“a ve büyük acılara vesile olmuş ortak tarihinize dair vurgular, bizlerde büyük endişelere neden olmaktadır.

Sayın Öcalan ve Kandil Yönetimi

Onbinlerce evladını toprağa vermiş, kendi kutsal topraklarından göç ettirilmiş, büyük mağduriyetler yaşamış Dersim`in Çığlığına kulaklarınızı kapatmayın. Türkiye halklarının sizden beklentisi İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim‘in Çaldıran ittifağının devamı değil, ülkenin bir bütün olarak demokratikleşmesi, her halkın ve inancın kendisi gibi yaşamasının anayasal güvence altına alınmasıdır. 
Barış sevincine ortak olmak, rengimiz ile katılmak isterdik. Üzgünüz çünkü, kendimizi dışlanmış hissediyor; hassasiyetlerimizin gözönüne alınmadığını düşünüyoruz! 

Sayın Erdoğan, Sayın Öcalan

Bilinmelidir ki biz teredütsüz barışın tarafındayız. Akan kan mutlaka durmalı, anaların gözyaşı dinmelidir. Dağlarımızın bombalanması, ormanlarımızın yakılması, topraklarımizın kan ve gözyaşı ile anılması son bulmalıdır. Munzur`da, Cudi`de, Karadeniz`de, Tur Abidin`de, Ararat`da çiçekler kan ile değil yağmur ile sulanmalıdır. 
Türkiye her ne olursa olsun çağdaş ve modern dünyanın yanında yerini alarak hukuk ve demokrasiyi hayata geçirmelidir. 
Aleviler, Dersimliler barış yönündeki tüm söylemleri dikkatle izlemektedirler.
Dışlanmamız ve yok sayılmamız tarihi bir hata olur. Tarihsel mağduriyetimizle gereken yüzleşmeleri yapmayan, tersine onu arka plana itecek bir barış girişimi yarım kalır. 
Sizden, milyonlarca Aleviyi ve özellikle de Dersimliyi rahatlatacak somut adımlar, bu sevince bizi de ortak edecek bir duruş bekliyoruz.
Biz de kendi telep ve renklerimiz ile barış sürecine dahil olmak istiyoruz „barış, haştiye, aşiti“ diyoruz.
Kasım 2009 tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Gül‘e ve Kasım 2011 tarihinde Sayın Arınç’a sunduğumuz mektupları ve 4 Mayıs Dersim Tertelesini Anma Günüdür deklerasyonunu bilginize sunuyoruz.

24 Mart 2013
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu 
Eşbaşkanlar

Leyla GÜNDÜZKANAT Metin BOZDAĞ
  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI