“Muhafazakâr Demokrat” Diye Bir Şey Var mı?

Birgün gazetesinin, 24 Şubat 2013 tarihli Pazar Eki’nde yayımlanmıştır. 

 

Birikim dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner, Zeynep Miraç’ın, 18 Şubat 2013 günlü Milliyet gazetesinde kendisiyle yaptığı röportajda, AKP”nin “muhafazakâr demokrat” bir parti olduğunu ileri sürmüş.

Öksürük şurubunu çocuklar için yutulur hale getirmek için içine renkli ve tatlı bir madde katılır. Bana öyle geldi ki, Ömer Laçiner de bize AKP’yi yutturmak için aynı yönteme başvurmuş. Yani “muhafazakâr”ı yutmamız için “demokrat” tatlısı katılmış içine. Gerçi bana soracak olursanız, “demokrat”ın kendisi de yutulacak bir şey değildir ama ben yine de bu “muhafazakâr demokrat” kavramının üzerinde biraz durmak istiyorum.

Hemen belirteyim ki, siyasi literatürde “muhafazakâr demokrat” diye bir kavram yoktur. “Sosyal demokrat” vardır, “liberal demokrat” vardır, “Hıristiyan Demokrat” vardır. Bu, sadece ABD’deki sağcı Cumhuriyetçilerin kendilerine yakıştırdıkları bir addır.

“Sosyal demokrat”lar, II. Enternasyonal zamanındaki Marksist hareketten gelirler. O dönemde Marksistler, kendilerini liberallerden ayırmak ve demokrasiyi bir sosyal devrim projesi olarak anladıklarını ortaya koymak için bu adı benimsemişlerdir. II. Enternasyonal’in, I. Dünya Savaşı sırasında savaş yanlısı bir tutum alması ve genelde sosyal demokrat partilerin devrimcilikten uzaklaşıp reformculuğa kaymasıyla bu hareketin içinde yer alan daha radikal kanat, kendini bu hareketten ayırmış ve 1917 Devrimi’nden sonra da, III. Enternasyonal’in kurulmasıyla “komünist” adını benimsemiştir. Bundan sonra, sosyal demokrat hareket, siyasi literatürde, sistem içi reformcu sol muhalefet anlamına gelir olmuştur.

“Liberal demokrat” kavramını kullananlar, genelde liberal akıma dâhil olanlardır. Ancak liberallerin bir kısmı, biraz da kendilerini, liberalizm adına devletlerin her türlü neoliberal zorba siyasetlerine kefil olmaktan uzak tutmak için, liberalin yanında “demokrat” kavramını da vurgulamayı gerekli görmüş, demokratlıktan ödün vermeyen liberaller olduklarını anlatmak istemişlerdir.

“Hıristiyan demokrat”, Avrupa ülkelerindeki merkez-sağ, muhafazakâr akım ve partilerin kendileri için benimsedikleri bir kavramdır. Bu akım ve partiler enikonu muhafazakâr bir çizginin temsilcileridir, ancak hem kendilerini aşırı sağdan ayırmak hem de “demokrat” kavramını sosyal demokratlara ve liberal demokratlara bırakmamak için, muhafazakârlıklarının nişanesi olarak “Hıristiyan” kavramını benimserken, parlamenter düzenden yana olduklarını göstermek için de “demokrat” kavramını kullanmışlardır.

Elbette sosyal demokratların ve liberal demokratların “demokrat”lığı da tartışılır bir şeydir ama Hıristiyan demokratların “demokratlığı” enikonu tartışılır bir durumdur. Yani kısacası, bu muhafazakâr sağ akımların ve partilerin, isimlerinin, ayrıca seçimleri ve parlamentoyu bir iktidar yolu olarak benimsemelerinin ötesinde, burjuva anlamda bile demokratlıkla ilgileri çok zayıftır. Üstelik bunlar, 1980’lerde yürürlüğe konan, kapitalizmin neoliberalizm saldırısının koçbaşı rolünü oynayan, Avrupa’da emekçi ve göçmen haklarının kısıtlanmasının mimarı, zorba düzen ve devlet partileridir. ABD’de, bu partilere tekabül eden parti, muhafazakâr Cumhuriyetçi Parti’dir.

Dolayısıyla, görüleceği gibi, dünya yüzünde “muhafazakâr demokrat” diye bir akım yoktur. Sadece, sosyal demokratlardan ve liberal demokratlardan da daha fazla sistem yanlısı ve emekçi düşmanı, sağcı muhafazakâr akımlar vardır.

Şimdi, bu demokrat laflarını falan bir kenara bırakalım. İşin özü şudur: Öyle anlaşılıyor ki, Ömer Laçiner, AKP’yi, yukarda sözünü ettiğim, Avrupa’daki “Hıristiyan Demokrat” partilere ve ABD’deki Cumhuriyetçi Parti’ye benzetiyor ve “demokrat” rozetini onlardan ödünç alıp AKP’nin göğsüne takıyor. Ondan sonra da bize şöyle diyor: “Bakın, işte demokrat bunlar, muhafazakâr falan ama demokrat.” Bir de 1970’lerde, İtalyan Komünist Partisi’nin, Hıristiyan Demokratlarla koalisyon kurabilmek için ortaya attığı ve Birikimcilerimizi fazlasıyla cezbetmiş olan “tarihi blok” denen safsata var ya, bu da AKP ile ittifak siyasetine destek verecek yedek (küflenmiş de olsa) bir silah olarak zulada tutulabilir pekâlâ.

Sonuç olarak, Ömer Laçiner, AKP’yi desteklemeyi özendirmek için, en az AKP kadar berbat bir sağcı akımı “demokrat” adıyla ortaya sürmüştür ki, bu durumda yapılacak tek şey şu eski sözü hatırlamaktır:

“Şecaat arz ederken, merd-i kıpti sirkatin söyler.”

Gün Zileli

20 Şubat 2013

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI