Joker

Abdullah Öcalan, hükümetle ve devletle ne zamandır anlaşma ve uzlaşma içinde.

Bu anlaşma ve uzlaşmanın en net sözcüsü Leyla Zana.

Başbakan Tayyip Erdoğan ise Abdullah Öcalan kartını, adeta bir joker gibi elinde tutmak ve oyunun son bitirici hamlesinde kullanmak istiyor. Hatta diyebilirim ki, bu kartı ne zamandır böyle bir bitirici hamle için hazırlamakta.

Abdullah Öcalan’la olan görüşmelerin askıya alınmasının arkasında da bu yatıyor. Elde bir joker kartı olduğunu göstermeme çabası. Koşullar iyice ayarlanana kadar bu kartın elde olduğu belli edilmeyecektir ve koşullar hazır olunca da aniden ortaya sürülecektir. Şimdi öyle bir noktaya yaklaştığımız anlaşılıyor. Açlık grevleri bu kart ileri sürülerek bitirildi. Ama esas bitirici hamleye biraz daha var.

Aslında başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kürtlere karşı sertlik politikasına adım atması, ilerde jokerin kullanılması planlarıyla bağlantılıydı. Joker gizlenecek, Oslo sürecinde işbirliğiyle hazırlanan KCK gibi legal yapılar içeri alınıp yargılanarak bastırılacak, böylece PKK’ya, gerektiği zaman en sertlik yanlısı politikaların izlenebileceği mesajı verilecek, bu tutuklamaların tutuksuzluğa döndürülmesi ilerdeki yumuşama sürecinde bir taviz gibi gösterilecektir. Yani kısacası, KCK tutukluları, ilerdeki “taviz” politikası için rehin tutulmuşlardır.

Tayyip Erdoğan’ın büyük planı, başkanlık sistemine gidip tek kişi diktatörlüğünü kurarken arkasında mümkün olduğu kadar az sorun bırakmak ve tabii, Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununu çözen adam olarak kendini tescil ettirmektir.

Abdullah Öcalan’ın sözcüsü Leyla Zana’nın, “bu meseleyi çözerse başbakan çözer” demesi boşuna değildir.

Aslında her iki taraf da Kürt sorununun halksız çözümüne taraftardır ve işlerin böyle bir çözüme doğru gittiğinin farkındadır. Bu halksız çözümde her iki tarafın da yapmak istediği, çözümün hemen öncesinde elini mümkün olduğunca güçlendirmektir. Özellikle PKK ve BDP’nin çabası budur. Tabii ki kendi adına Tayyip Erdoğan’ın da. Ayrıca PKK ve BDP, Joker’in Başbakan’ın elinde olduğunu bildiğinden çabalarını iki misline çıkartmak zorunda olduklarını bilmektedirler. Başbakan’ın bu kadar şiddetli taarruzuna uğramalarının sebebi budur.

“Halksız çözüm” derken ne demek istiyorum? Bununla, Türk ve Kürt burjuvazisinin anlaşmasını kastediyorum. Halk elbette bir baskı unsuru olarak önemli bir aktördür ama yapılacak uzlaşmada her zaman olduğu gibi halk inisiyatifi geri plana itilecektir. Bu yüzden toplumsal devrimcilerin böyle bir “barış”ın yanında olmaları ya da bunu desteklemeleri mümkün değildir.

Liderlere ve liderliklere, burjuva çözümlere bel bağlanamayacağını, gerçek barışın öznesinin bizzat, yerel komünlerde örgütlenmiş emekçiler olması gerektiğini söylemeye devam etmeliyiz.

Halk inisiyatifinin kullanılıp sonra da geri plana itildiği, hatta çöpe atıldığı ilk örnek değildir bu. Tarih, halk ayaklanmaları ve inisiyatifi mezarlarıyla doludur.

 

Gün Zileli

19 Kasım 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI