Sol’da Medyaterapi…

 

Bugün Türkiye’de solun başarıyla yapabildiği tek şey günlük gazete çıkartmaktır. “Sol” olduğu iddiasıyla çıkan Taraf  ya da Radikal gazetesinden söz etmiyorum. Doğrudan sol örgütlerle (ya da bir zaman sol olduğunu söyleyen ve kendince hâlâ bu iddiayı sürdüren örgütlerle) ya da sol çevrelerle doğrudan doğruya bağlantılı sol gazetelerdir söz konusu etmek istediğim: Evrensel, Birgün, Aydınlık ve son olarak Sol. (Bir de Kürt mücadelesinin gazetesi Özgür Gündem var ama sol bir gazete olsa da bu gazeteyi Kürt mücadelesiyle bağlantılı olarak ayrıca ele almak gerekir.)

Ne var ki, bu ilginç ve hatta bir yerden bakınca başarılı (Aydınlık’ın trajının 50 bin civarında seyrettiği söyleniyor) görülebilecek gelişmenin hiç de solun başarısını gösterdiği kanısında değilim. 1960’larda sol, Türkiye tarihindeki en başarılı ve coşkulu dönemini yaşarken tek bir günlük gazetesi yoktu ve sol o günün mütevazı basım masrafları koşullarında bile günlük bir gazete çıkartmayı hayal etmemişti, edemezdi. Bütün solu etrafında toplayan TİP, meclise 15 milletvekili sokmuş, son derece prestij sahibi bir örgüttü ama, en fazla haftalık Sosyal Adalet gibi mütevazı bir dergi çıkartabilmiştir o günlerde.

Bugün ise sol, toplumda o zaman yarattığı heyecanın ve kazandığı prestijin yüzde biri noktasındayken nasıl oluyor da 4. Gazetesini çıkartabiliyor? Hem de bir günlük gazete çıkartmanın maliyetleri ortadayken.

 

Bunun nedenleri üzerinde biraz durmakta fayda var. Sol örgütler, toplumsal düzeydeki itibarsızlıklarının yol açtığı faaliyetsizlik nedeniyle potansiyellerini boşaltabilecekleri bir alan arıyorlar ve bunu da, en iyi yapabileceklerini düşündükleri yayın ve basın alanında buluyorlar. Solun ve sol örgütlerin çevresinde çok sayıda okumuş yazmış eleman ve kadro vardır ve üstelik bu insanlar, sol adına güzel bir şeyler yapılabilsin diye ücretsiz ya da çok düşük ücretlerle çalışabilmektedirler.

Sol örgütler, geçmişten devşirdikleri kadrolarıyla birlikte adeta donmuşlardır.  Ama bu donmuş halleriyle bile çevrelerinde kaliteli bir kümeleşme vardır ve bu insanlar gerek abone olmak yoluyla, gerekse de sadık günlük gazete okuyucuları olarak örgütlerinin çıkarttığı gazeteye destek vermekte bir an bile tereddüt etmemektedirler.

Öte yandan, sol örgütlerin ya da çevrelerin, özellikle bu donmuşluk ortamında biraz heyecana ve canlılığa, görüntüsel de olsa başarıya ihtiyaçları vardır. Durgunluk ve toplum dışılık durumunun kronikleşmesi orta vadede bu örgütleri iyice katılaştırır ve taraftarlarının kendilerinden umut kesmesi sonucunda ölüme giderler. Kısacası, toplumdan tecrit durumdaki sol örgütlerin sahte ya da görüntüsel başarılara ihtiyaçları vardır ve bu başarıyı sağlayabilecekleri en iyi, en parlak alan basın, günlük basın alanıdır.

Bir de şu nokta var. Söz konusu örgütlerin temel kadroları ve taraftar kitleleri artık orta yaşı bile geçmiş, iş güç sahibi, gelir düzeylerini bir hayli yükseltmiş insanlardır. Bu insanlar gençliklerinin devrimci hatıralarından kopmamışlardır ama bugünkü yaşam tarzları ve gelir düzeyleriyle bu hatıralar ve somut devrimci pratik bir hayli çelişmektedir. Bu yüzden, bu insanların vicdanlarını rahatlatmalarının en iyi yolu, örgütlerinin çıkarttığı günlük gazetelere destek vermeleri, ona abone olmaları, satın almaları, hatta çevrelerindeki birkaç kişiye tavsiye edip satmalarıdır. Böylece hem düzenleri bozulmadan devrimcilik yaptıkları ilüzyonu içinde olacaklar, hem de örgütlerinin gazete çıkarttığını görmenin mutluluğuyla yürekleri tazelenecek, gözleri yeniden devrimci umutlarla ışıldıyormuş gibi olacaktır.

Kısaca belirtecek olursam, sol örgütlerin günlük gazete pratikleriyle toplumsal pratikleri ters orantılıdır; ya da şöyle belirtelim: Sol örgütlerin, toplumsal alandaki sıkışmışlıklarıyla günlük gazete alanındaki atılımları doğru orantılıdır. Toplumdan ne kadar tecrit olmuşlarsa, gerçek bir sınıf mücadelesinden, emekçi kitlelerden, mücadele alanlarından ne kadar uzaksalar, günlük gazetelerle çıkarttıkları gürültü o kadar artmakta, hem örgüt, hem yöneticiler, hem de taraftarlar topluca tatmin olup görevlerini yaptıkları inancıyla yataklarında rahat rahat uyuyabilmektedirler.

Bu gazetelerin tirajlarını toplasanız hiç de az değildir üstelik. Diyelim ki Evrensel örgüt desteğiyle ve abone sistemiyle 10 bin satıyor olsun; Birgün için de 10 bin gibi bir tahminde bulunabiliriz, biraz daha az olabilir belki ama ben küsurattan hiç hoşlanmadığım için 10 bin diyeyim; Aydınlık’ın 50 bin tiraja ulaştığını belirtmiştim. Sol da yine esas olarak abone sistemiyle 20 binlik bir satışa oturabilir. Toplarsak; 100 bine yaklaşan bir tiraj. Yine küsurattan kaçınmak için 100 bin diyelim. Az şey midir bu? 100 bin insan her sabah uyandığında sol olan ya da sol olduğu tasavvur edilen bir gazeteyi alıp okuyor; oradaki makaleleri hazmediyor; yönelimleri benimsiyor; emperyalizme karşı bilinçleniyor; hükümete karşı bileyleniyor vb.

Az olmasına az değildir ama bence önemli bir eksiklik var. Sol hâlâ yükselişte değil, inişte, gerçekçi olmak gerekir. Hem iniş ve sönüş var, hem eskime ve ihtiyarlama; hem coşku eksikliği ve durgunluk var hem düzen içi olma ve bütün sol söylemlere rağmen sistemin kenarlarında tutunma hali. Bir şekilde solu benimsemiş insanlar daha canlı bir ruh hali içinde olabilirler ama toplumda sola yönelik bir heyecan yok. Bu heyecanın olmaması soldaki insanların heyecanını da söndürüyor, bıkkınlığı getiriyor. Belki, dönem böyle denecektir. Dönem böyle ve bugünkü esas görev ayakta kalabilmek, sol düşünceleri yaşatmaktır, denecektir.

Evet ama ben bu gazetelerde sol düşünceleri yaşatmak adına da pek bir şey bulamıyorum, açık söyleyeyim. Evrensel’i pek seyrek alıp bakarım. Bakarım diyorum, çünkü okunacak ilgi çekici hiçbir şey bulamıyorum. Ne kültür sayfaları kültür sayfası, ne kitap sayfası. Birgün’ün muhalif konumunu beğenirim, AKP karşıtlığıyla Kürtlere dostluğu birleştiren mütena bir sol gazetedir ama onda da okunacak yazı pek az. Kitap sayfasını geçiştiriyorlar, manşetleri ilginç olmaya çalışan bir monotonlukta. Daha doğrusu, bu manşetler, erkeklerin ilgisini çekmek için frapan şeyler giyip kendini rezil eden kızların durumuna fazlaca benziyor. Her iki gazetede de iç eleştiri diye bir şey yok, tartışma yok, fikri cesareti teşvik edecek bir tutum yok. Monolitikler.

Aydınlık’ın hali malum zaten, onunla ilgili çok fazla şey söylemek istemiyorum bu yazıda.

Sol’a gelince… Valla baştan heveslerini kırıyor gibi olmayayım ama “Evrensel, Birgün varken neden böyle ayrı bir gazeteye ihtiyaç duydular” diye sormaktan kendimi alamadım. Mesela başlığın farkına varmasam özellikle iç sayfalarını pekala Birgün niyetine okuyabilirdim. Farklı bir gazete çıkıyorsa farklı bir söyleyeceği olduğu için çıkmalı, öyle değil mi? Yok, öyle değil: Farklı örgüt, farklı gazete.

Bu gazeteler solu yükseltmek ya da solun toplumsal planda etkili olması için çıkmıyor. Örgütü yaşatmak için çıkıyor. Bir tür kalp masajı aleti.

 

Gün Zileli

1 Ekim 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

Yeni Harman‘ın Ekim 2012 sayısında yayımlanmıştır.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI