Ulusalcılığın Tuhaf Halleri…

 

Özellikle şu günlerde ulusalcı olmak istemezdim ya da en azından ulusalcılığın içinde bulunduğu tuhaf çelişkiler çözülünceye kadar ulusalcılıktan istifa ederdim. Neden mi? Ulusalcıların AKP aleyhtarlığıyla AKP’nin izlediği ulusalcı çizgi iyiden iyice çelişmeye başladı da ondan.

Suriye meselesini ele alalım. Açık yüreklilikle belirteyim ki, Suriye’deki ayaklanmadan bir devrim beklentisine giren ben ve benim gibi düşünen arkadaşlar yanıldık. Bu noktada başından beri – diktatör Esad’ı anti-emperyalist görme yanılgısı içinde olsalar da – bu ayaklanmanın emperyalist güçlere hizmet edeceğini söyleyen ulusalcılar haklı çıktı. Haklı çıktı ama onulmaz çelişkileri de tam bu noktada başladı.

Bu çelişkiler günlük basınlarında açıkça yansıyor. En düşük seviyeli ulusalcı organ Sözcü’ye bakalım. Hem Suriye’ye emperyalist müdahaleye karşı çıkar gibi görünüyor, hem de AKP’yi Suriye’ye karşı gerektiği kadar dirençli, hatta saldırgan olmamakla eleştiriyor. Ah AKP şu subaylarımızı içeri atmasaymış da ordu”muz” zaafa uğramasaymış, o zaman Türk ordusu neler neler yapmazmış Suriye’nin saldırganlığı karşısında. AKP iktidarı güçlü bir Türkiye konusunda blöf yapmaktaymış. Yani Türkiye blöf yapmayıp emperyalistlerin teşvikiyle Suriye’nin üzerine yürüse memnun olacaklar. Nerede kaldı “anti-emperyalist” Suriye’nin savunulması? “Büyük” ve “güçlü” Türkiye vizyonuyla anti-emperyalizmin çeliştiğini görmüyorlar, görmek istemiyorlar. AKP’nin tutumunda bir çelişki yok. O, bölgesel hegemonyacılığa dayanan bir ulusalcı siyaset izlemekte, bunun gereklerini yapmaya çalışmakta. Bu bölgesel hegemonyacı saldırgan siyaseti yeterince saldırgan bulmayıp eleştirebilirsiniz ama o zaman da anti-emperyalist olduğunu iddia eden bir siyasetten vazgeçmelisiniz. Bizim ulusalcılarımız ise ne yardan ne de serden geçiyorlar.

Aydınlık gazetesi Sözcü’ye göre biraz daha tutarlı gibi. Bu gazete her şeyi AKP’nin NATO yanlılığına yıkarak AKP karşıtlığı ile anti-emperyalist bir ulusalcı çizgide diretmeye çalışıyor. Evet ama, Aydınlık da içinden çıkılmaz bazı çelişkilerle malûl. Hem NATO’nun ordusunu destekleyip hem de anti-emperyalist olmak mümkün değil. “Biz Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını, dolayısıyla ordunun NATO ordusu olmasına son vermek istiyoruz” diyebilirler. Bu kadarını deseler tutarlı olurlardı. Ama ABD’nin NATO üyesi Türkiye’yi parçalamak ve Ortadoğu’daki en güçlü NATO ordusunu zayıflatmak ve dağıtmak istediğini ileri sürmeleri hiç inandırıcı değil. Oysa gördüğümüz gibi, ABD ve NATO, Türkiye’yi ve ordusunu sürekli olarak desteklemekte, onu Ortadoğu’da güçlü bir kale haline getirmek istemektedir. Bugün AKP’nin yaptığı da zaten bunu yerine getirmekten ibarettir: Bölgesel hegemonyacı bir Türkiye devleti yaratmak. Sonuç olarak, gerçek bir emperyalizm karşıtlığı ile gerçek bir Türkiye ulusalcılığının birbiriyle bağdaşmaz şeyler olduğunu, bu noktada en tutarlı ulusalcının  Tayyip Erdoğan olduğunu söyleyebiliriz.

 

Kürt meselesine gelelim. Kürt hareketinin emperyalizmin yedeğinde olduğunu ileri süren ulusalcılar, bugün AKP iktidarının Kürtlere karşı yürüttüğü saldırgan siyaseti nasıl izah edeceklerini bilemiyorlar, hatta bu konuda nasıl bir tutum takınacakları konusunda da şaşkınlık içindeler. Bir yandan AKP’yi baskı siyasetlerinden dolayı eleştirmek gereğini duyuyorlar doğal olarak, ama bir yandan da bugün almış başını gitmekte ve artık kitle örgütlerini de içine almakta  olan kitlesel KCK tutuklamaları karşısında ne diyeceklerini bilemiyorlar. Eğer Kürt hareketi emperyalizmin maşasıysa, ulusalcılığın gereği olarak – demokrasinin ulusal çıkarların yanında sözü bile edilmez – AKP iktidarının KCK saldırılarını desteklemeleri gerekir. Ama böyle yaparlarsa bu sefer de AKP’nin anti-demokratik tutumunu onaylamış ve hatta genel olarak AKP’nin yanında yer almış olacaklardır. Ama desteklemezlerse de bu sefer Kürtlere karşı ulusalcı girişimleri baltalar bir pozisyona düşeceklerdir.

Ulusalcıların iddialarından biri de ABD emperyalistlerinin, Ortadoğu’da İsrail gibi yeni bir üs devlet yaratmak amacıyla “Büyük Kürdistan” projesini geliştirdikleridir. Ulusal sorunlarla benden daha yakından ilgilendikleri için ukalalık etmek istemem ama biraz mantık yürütecek olursak, böyle bir projenin ABD için bugün pek o kadar da elverişli bir şey olmadığını düşünebiliriz. Çünkü ABD, halihazırda Ortadoğu’da,  Türkiye gibi, müttefiklikte İsrail’in hemen arkasından gelen zaten güçlü bir müttefike sahiptir. Neden hiçbir istikrar vaat etmeyen, ne olacağı belirsiz “Büyük Kürdistan” gibi bir projeye girişsin ki. Şu başka bir şey elbette. Emperyalistlerin her zaman A, B, C planları vardır. Örneğin Mısır’da nasıl Mübarek yıkılınca, ordu artı Müslüman Kardeşler planını devreye sokmuşlarsa, diyelim ki günün birinde sadık müttefiki Türkiye devletinin fazlasıyla zaafa uğradığı koşullarda devreye sokacağı böyle bir “Büyük Kürdistan”  projesi de olabilir. Ama böyle yedek bir proje başkadır, şimdiden, üstelik durup dururken, hele hiç de istikrar vaat etmeyen bir coğrafyada, arayışları ve delidoluluğuyla emperyalistlere hiç de güven vermeyen bir halkla böyle maceracı bir projeye girmek yine çok başkadır. Ulusalcıların en büyük hatası ya da ulusalcılıklarından kaynaklanan yanlışları, Türk devletine fıtrî bir anti- emperyalizm atfetmeleridir. Üstelik bu varlık doğduğundan bu yana emperyalizmin beşiğinde sallandığı halde.

 

Ulusalcılar bazı şeylere net bir şekilde karar vermelidirler. Gerçekten anti-emperyalist olmak istiyorlarsa, emperyalist işbirlikçisi Türk devleti ve ordusuyla olan samimiyetlerine son vermek zorundadırlar. Gerçekten AKP ile mücadele etmek istiyorlarsa, AKP iktidarının en şedit saldırıları altında bulunan Kürt hareketine karşı dostça bir tutum almak zorundadırlar. ABD emperyalizminin desteğindeki Türk devletinin ve AKP iktidarının bölgedeki provokasyonlarına karşı gerçekten direnmek istiyorlarsa, “güçlü Türkiye” yavelerinden vazgeçmeleri gerekir.

 

Aslına bakacak olursanız, bazı durumlarda amansız çelişkilerden kurtulmanın en iyi yolu kendi varlığına kendi eliyle son vermektir.

“Ulusalcı kendini neden öldürdü?”[1]

 

 

Gün Zileli

28 Haziran 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 



[1] Nazım Hikmet’in “Benerci Kendini Neden Öldürdü” şiirine atfen.

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI