Gazeteler, Kuşaklar, Uçaklar…


Sağcı gazeteleri de magazin gazetelerini de okumam. Sağcı gazeteleri olsun, o sırada hakim blokun sözcülüğünü üstlenmiş, örneğin Hürriyet gibi gazeteleri olsun, medyanın genel aldatıcılığının da ötesinde, fazlasıyla adi ve yalancı bulurum. Geleneksel Kemalist gazete Cumhuriyet’te ve genel olarak sol gazetelerde her şeye rağmen bir kalite, görece bir sorumluluk vardır.

En çok alıp okuduğum gazete Birgün’dür; onu Radikal ve Taraf  izler; bazı günler, güncel gelişmelere göre, bakalım “ne demiş bu konuda” diyerek Aydınlık aldığım da olur. İtiraf edeyim ki, Aydınlık aldığım günlerde, çevredekiler tarafından sağcı ya da ulusalcı sanılmayayım diye bu gazeteyi ismi görülmeyecek şekilde içe katlarım. Aslında Cumhuriyet de ulusalcı olduğu halde ona bu muameleyi yapmam. Nadiren Evrensel ve Özgür Gündem aldığım da olur.

Bana öyle geliyor ki, izlediğim bu gazeteler Türkiye’nin belli kuşaklarına hitap ederler. Örneğin Cumhuriyet artık giderek bu dünyayı terk etmeye başlayan ilk Cumhuriyet kuşaklarının gazetesidir, esasen onlara hitap eder; bir ölçüde de 1968 kuşağının ulusalcılığa takılıp kalmış kesimlerine. Yazarları da adeta bu yaşlılık halini yansıtır gibidir. Herhalde köşe yazarlarının yaş ortalaması en yüksek olan gazete budur. Örneğin Oktay Akbal’ı, cilalı taş devrine ait kazıları izliyormuş gibi bir duygu içinde okuyabilirsiniz. İçlerinde Ümit Zileli gibi daha genç olanları da vardır ama gerek kendini okutmayan yazış tarzları ve gerekse düşüncelerinin eskiliğiyle seksen yaş üzerine hitap ederler. Bununla birlikte, Cumhuriyet, ilk cumhuriyet kuşağının çığırtkanlıktan uzak zerafetini bugüne kadar korumasıyla gerçekten takdir edilmelidir.

Birgün, bizim ’68 kuşağından, düşünme yeteneğini henüz kaybetmemiş olanlara da hitap etmekle birlikte esasen, yanlış olarak “78 kuşağı” diye ifade edilen, çoğunlukla 1950’li yıllarda doğmuş ve bugün, gevşek bir şekilde de olsa ÖDP’ye yakın duran kuşağa hitap eder. Zaman zaman, bu kuşağın ağır “12 Eylül mağduru” durumuna pek uyan bir “ağlama duvarı” hali sergilese de Birgün, bugün ihtiyacını duyduğumuz iyi bir muhalif sol gazetedir. En iyi tarafı, AKP’nin iğvasına uyan “sol” aydınlarımızın liberal eğilimlerine ayak direyerek kararlı bir AKP muhalifi tutum takınması, öte yandan, örneğin AKP muhalifi bir diğer gazete olan Aydınlık’tan farklı olarak Kürt hareketine ve BDP’ye dost bir tutum içinde olmasıdır. Bu gazetenin son zamanlardaki en büyük hatası, esaslı bir kitap okuyucu kitlesine sahip olduğu halde “kitap eki”ni kaldırması olmuştur. Bilmiyorum, belki mali zorluklar yol açmıştır bu karara ama kitap ekini kaldırmalarının kendilerine tiraj kaybettirdiğini sanıyorum.

Radikal’in düzenle uyum içinde olan ama aynı zamanda kalite ve seviye arayan “1980 kuşağı”na hitap ettiğini sanıyorum. Bugün otuzlu yaşlarını süren bu kuşağın mensuplarının çoğu, ağırlıklı olarak özel sektörde yönetici görevler yerine getiren dinamik gençlerdir. Anne babalarından, ağabey ve ablalarından belli bir “sol kültür” almışlardır ama “dünyanın gerçeklerine” de ister istemez ayak uydurmuşlardır. Bir yandan “iyi” bir hayat düzeyi getiren maaşlar terk edilmemelidir ama bir yandan da “menajer”lere özgü bir kalite de muhafaza edilmelidir. İşte Radikal bu eğilimin sözcüsüdür. Liberalizme destek verir ama bu konuda dengeci bir tutum içindedir; AKP’ye karşı ılımlı bir muhalefet sürdürür, ulusalcılıktan uzak durur; Fetullah cemaati ile dirsek temasını sürdürür ama angaje bir profil vermez. En çok okunan kitap ekine sahiptir. Bu kitap ekini elbette piyasa ilişkileri yönlendirir, örneğin Birgün’ün kapanan kitap ekinden farklı olarak. Arkasında sermaye olan böyle güçlü bir gazetenin güçlü yayınevleriyle el ele olmasından doğal bir şey olamaz.

1980’ler sivil toplumculuğunun mirasçısı olarak görülebilecek Taraf, “1980 kuşağı”nın en “radikal” gazetesidir. Tabii ki bu radikallik sadece AKP ve polis taraftarlığı anlamındadır. “Vesayet rejimi”ne karşı mücadele adı altında başlatılan polis operasyonlarının en hararetli savunucusu olan bu gazete, herhangi bir burjuva kliğini destekleyerek “demokrasiye doğru ilerleme” güdüsü genlerine işlemiş Türkiye aydınları nezdinde önemli bir prestij sağladıysa da, “vesayet rejimi”ni devralan AKP ve Fetullah cemaati yanlısı olduğunun ve bu kesimlerden mali yardım aldığının ortaya çıkmasıyla son iki yılda bu prestijini aynı hızla yitirmeye başladı. Biliyorsunuz, bir gemi ya da sandal batmaya başladığı zaman öncelikle en gereksiz ağırlıklar denize atılır. Mehmet Baransu, Emre Uslu gibi polis muhabirleri ve zamanın en azılı anti-komünist yazarı Hadi Uluengin ilk elde denize atılmazsa bu gazete daha da hızlı batacaktır. Benden söylemesi.

Hazır bu konuya girmişken arada bir izlediğim diğer gazeteler hakkında da birkaç şey söyleyeyim.

Her kuşaktan bayrak tutkunu orta yaşlı emeklilere hitap eden Aydınlık  kalabalık ve güçsüz bir yazar kadrosuna sahiptir. Eski ve etkili bir yazar olan Doğu Perinçek’in bile geçmişe nazaran güç ve seviye kaybettiğini söyleyebiliriz. Diğer yazarlarından da – yaşları ne olursa olsun – bir mütekait mızmızlığı havası yansımaktadır. Eski “geniş cepheci” eğilimlerini hesaba katıp, ulusalcı güdülerini biraz olsun geri plana atarak diğer muhalif kesimlerle ve Kürt hareketiyle acaba dirsek teması kurmak için bir çaba gösterir mi düşüncesiyle bu gazeteye arada bir baksam da, bu konuda hiçbir umut olmadığını anlamış bulunuyorum. Bu gazetenin “geniş cephesi”nin sadece sağa ve “iç savaş uzmanı” emekli subay eskilerine açık olduğunu anlamamak için “eşek” (çok isabetli bir şekilde kendisine sevimli bir eşek amblemi seçmiş Hayvan Partisi’ni tenzih ederek) olmak gerekir.

Evrensel ve Özgür Gündem de Birgün gibi muhalif sol kesimde ele alınabilir. Evrensel gazetesi, Stalinist  Emep partisinin taraftarı olmakla birlikte, tam da Stalinizmin taktikçiliğine uygun olarak Stalinist yönünü ön plana çıkartmamaya, hatta mümkün olduğunca gizlemeye çalışmaktadır. Bir bakıma da iyi etmektedir. Siyasi mücadeledeki saflaşmaların ideolojik nedenlerle sekteye uğraması iyi olmaz. Elbette, Stalin ve Stalinizm tartışmasını siyasi nedenlerle toprağın altına gömmemek koşuluyla. Bu, yaklaşık elli yıl önce açılmış – Türkiye’de otuz yıl – ve devrimcileri belki elli yıl daha meşgul edecek büyük bir tartışmadır.

Özgür Gündem de muhalif bir gazete olarak iyidir ama biraz kendi kendisiyle çok fazla meşgul olma ruh halinden kurtulması gerekir kanımca. Dünya Kürtlerden ve Kürt mücadelesinden ibaret değil.

 

***

 

Bütün Türkiye, hatta dünya düşürülen Türk uçağını konuşurken böyle bir yazı yazmanın zamanı ve yeri miydi? Bu konuda söyleyeceğim fazla bir şey olmadığı için benim açımdan yeriydi.

Söyleyeceğim çok fazla bir şey yok, çünkü ben, o uçakları kullanan pilotların paraşütle falan atlayarak canlarını kurtarmalarını yürekten dilemekle birlikte, bütün ulusal savaş uçaklarının düşmesinden ya da düşürülmesinden yanayım. Ne kadar çok savaş uçağı düşerse o kadar iyidir. Diyelim ki, Türkiye de yarın öbür gün bir Suriye uçağını düşürse bu da iyi olurdu. Bunun ötesindeki tartışmalar ya da “ulusal sınırlar” beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor.

 

Gün Zileli

24 Haziran 2012

www.gunzileli.com

gunzileli@hotmail.com

 

 

  • Soru sor

  • YAZI DETAYLARI